ASAYİŞ - 12 Eylül 2025 Cuma 12:08

Kendisine iyilik yapmaya çalışan akrabasını önce vurdu, sonra da icra davası açtı

A
A
A
Kendisine iyilik yapmaya çalışan akrabasını önce vurdu, sonra da icra davası açtı

Eskişehir’de akrabası tarafından tüfekler vurulan 30 yaşındaki adam, ilk verdiği "Kendimi vurdum" ifadesini değiştirip ilgisizlikten dolayı amcasının oğlu hakkında dava açtı. Vurduğu akrabasına ihtiyaçları için yaklaşık 300 bin lira gönderen şahıs da, iddiaya göre hakkında dava açılaması üzerine karşı icra dava açtı.


Eskişehir’de yaşayan 30 yaşındaki evli ve 3 çocuk babası Harun Çınar’ın başına geçtiğimiz Ocak ayında talihsiz bir olay geldi. Çınar’ın iddiasına göre amcasının oğlu Şenol Ç.’nin sosyal medya hesabından moralinin bozuk olduğuna dair yaptığı paylaşımı gördü. Akrabasının, Tepebaşı ilçesinin kırsal Danışment Mahallesi’nde bulunan evde 2 arkadaşlarıyla birlikte alkol aldığını öğrendi. Akrabasını merak eden Çınar, onun bulunduğu yere giderek alkollü amcasının oğlunu kent merkezine götürmeyi teklif etti. Daha sonra Harun Çınar’ın aracına binen Şenol Ç., köyden çıktıktan sonra araçtan inmek istedi. Bahse konu noktanın da oldukça ıssız olduğunu hatırlatan Harun Çınar, akrabasını bırakmak istemedi. Sert bir şekilde çıkış yapan Şenol Ç., aracı durdurmazsa onu yanındaki tüfekle vuracağını söyledi. Bunu ciddiye almayan Harun Çınar, ısrar sonrası durdu. İddiasına göre tüfeğiyle araçtan inen Şenol Ç., kendisine gitmemesi yönünde ısrar eden amcasının oğluna Harun Çınar’a tüfeği ile 2 el ateş etti. Fişeklerden biri isabet almazken, diğeri Çınar’ın sol bacağını deldi. Kanaması başlayan Harun Çınar, tişörtü ile bacağını bağlayarak kanamayı azaltmaya çalıştı. O sırada yaptığından pişman olan Şenol Ç.’ye kendisini hastaneye götürmesini rica etti. Şenol Ç. tarafından Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne getirilen Harun Çınar burada tedavi altına alındı. Harun Çınar, evli ve 3 çocuk sahibi akrabasını korumak için tedavisi sürerken "Kendimi vurdum" yazılı ifadeye imza attı. Şüpheli Şenol Ç, de pişman olduğunu belirterek tedavisi için amcasının oğluna, açıklama bölümüne ’Borç’ yazarak banka havalesi ortalama 300 bin lira gönderdi.


"Amcasının oğluna icra davası açtı"


Bacağındaki sinirlere ciddi hasar alan, akabinde aylarca yatağa bağlı kalan Harun Çınar, iddiasına göre kendisini vuran amca oğlunun "Geçmiş olsun" diyerek dahi aranmadığını belirtti. Buna oldukça içerleyen ve belediyedeki işinden ayağındaki sorun nedeniyle başka bir pozisyona geçirilen, ayağında hissizlik oluşan ve yardım almadan yürüyemeyen Çınar, akrabasıyla kendisiyle ilgilenmediği için ifadesini değiştirip Şenol Ç. hakkında dava açtı. Kendisine dava açıldığını öğrenin şüpheli ise verdiği 240 bin TL’yi borç olduğunu belirten Şenol Ç., iddiaya göre vurduğu amcasının oğluna icra davası açtı.


"Kafasının yerleri vurmaya başladı""


Olay gününü anlatan Harun Çınar, "Amcaoğlum Şenol Ç., Danışment köyünde oturup içerlerken WhatsApp grubundan mesaj atmış, kötüyüm diye. Ben de yanına gittim sohbet etmek, muhabbet etmek için. Onlar içmiş, alkolü fazla kaçırmışlar. Ondan sonra elinde bir silah vardı, ava gidelim falan diyorlardı. Tüfek vardı. Yarım saat falan bir muhabbet oldu. Sonra vazgeçtiler, çıktık oradan. Ben sarhoş diye arabayla evine götüreyim bırakayım dedim. Danışment köyünden çıkışında tam giderken yolda ’Seni vuracağım’ diye söylemlerde bulundu. Seyir halinde iken ’İneceğim ben burada’ dedi. Ben de ’Evine götüreyim seni’ dedi. Konuşma esnasında 2-3 defa beni vuracağını söyledi, Arabayı durdurdum, arkasına geçtiğimizde tekrardan ’Abi gel evine götüreyim’ dedikçe beni vuracağını söyledi, ben de şaka yapıyor zannettim ve ’Vurursan vur’ dedim. Arkaya adıma attım arabaya doğru. İki silah sesi duydum. Ondan sonra orada yere düştüm. Kanlar fışkırmaya başladı zaten. İlk önce üstümdeki tişörtü çıkarttım, turnike yaptım bacağıma. Ondan sonra yanımda gelip ’Teslim olacağım’ diye kafasının yerleri vurmaya başladı. Kendisine ‘Abi beni hastaneye götür. İlk önce beni götür, sonra teslim olacaksan ol, ne yapacaksan yap dedim’" diye konuştu.


"Hem vurdu, vurduktan sonra icra yolladı"


Akrabasının ilgisizliğinden ve kendisini şikayet ettiği için icra davası açtığını iddia eden Çınar, "Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne götürdü beni. Orada baygın olduğum halde bir tane ifade getirdiler işte. ‘Şikayetçi olamayacak mısın?’ dediler. Ben de 3 çocuğu var diye onu korumak için ‘Olmayacağım’ dedim. Tedavim için bankadan bana 300 bin lira gönderdi ve dekonta borç yazmış. Sağlık durumun bozulunca ve benimle ilgilenmeyince ifademi değiştirip dava açtım. Kaynakçıydım mesleğimden de oldum. Sağlığım bozuldu, çocuğumu kucağına alamıyorum, götüremiyorum. Günde belki iki üç kere yere düşüyorum. Kiramı verdiği için bana icra göndermiş paraları almaya. Ben zaten en başında gördüm. Dekontlarda altına borç yazmışlar. Zaten her şeyi planlamışlar. Hem vurdu, vurduktan sonra icra yolladı" ifadelerini kullandı.


"Karşı tarafın kötü niyeti ortada"


Harun Çınar’ın avukatı Burak Aladere ise konuyla ilgili olarak, "Müvekkilim bacağından ciddi şekilde yaralanıyor. Şu anda ayakta zayi, zorlu duruyor. Şahıs, sinir krizi geçiriyor. ’Ben ne yaptım, bundan sonra çocuklarımın yüzüne nasıl bakacağım, cezaevine düşeceğim’ gibi bir sinir krizi geçiriyor. Müvekkil de ’Abi sırası değil, hastaneye gitmem gerekiyor, çok kan kaybediyorum’ diyor. Sonrasında şahıs müvekkili burada hastaneye yetiştiriyor. Bu esnada müvekkil tabii ki çok fazla kan kaybettiği için alınan ifadesindeki beyanları okuma şansı olmaksızın beyanı imzalıyor. Daha sonrasında öğreniyor ki sanki kendi kendisine vurmuş gibi bir beyan imzalatılıyor müvekkile. Aynı zamanda da şahıslar, müvekkili vuran şahıslar uzun bir süre müvekkili şikayetçi olmaması konusunda telkinlerde bulunuyorlar. Hatta yeri geliyor evine gelerek baskı yapıyorlar, para teklif ediyorlar. Yaklaşık 300 bin lira gibi bir rakam aslında müvekkile borç açıklamasıyla ödeniyor. Sonrasında biz şikayetimizi yaptıktan sonra da karşı taraf bu borç açıklamasıyla gönderildiğini ileri sürerek müvekkilden bu ödediği paraların iadesi için bir icra takibi de başlattı. Biz bu icra takibine de itiraz ettik. Karşı tarafın kötü niyeti ortada. Umuyorum ki soruşturma içerisinde gerekli cezayı alacaktır" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Samsun’da Gülden Coni davası için ‘caydırıcı ceza’ çağrısı Edirne’de geçen yıl 15 yaşındaki Gülden Coni’nin 30 bıçak darbesiyle öldürüldüğü cinayete ilişkin Samsun’da düzenlenen basın açıklamasında. sanık ve aile üyeleri için ‘caydırıcı ceza’ çağrısı yapıldı. Edirne’de 15 yaşındaki Gülden Coni. 5 Nisan 2025 tarihinde yaşıtı olan E.A tarafından 30 bıçak darbesiyle öldürülmüştü. Samsun’da düzenlenen basın açıklamasında katile verilen 19 yıl hapis cezası ve katilin ailesinin tutuksuz yargılanması protesto edildi. ’Adalet isteyen gençler’ olarak kendilerini tanıtan grup adına basın açıklamasını okuyan Ecrin Taştekin, "Şu an burada bu açıklamayı yaptığımız Samsun’da, bu katil cezaevinde yatmaktadır. Ancak verilen 19 yıllık cezanın yatarı sadece 5 yıldırç 30 bıçak darbesinin karşılığı. bir çocuğun hayatının bedeli Samsun’un bu havasını sadece 5 yıl solumak mı olmalı? Daha da acısı kanlı kıyafetleri yıkayan anne ve teyze ile bıçağı saklayan baba, bir yıldır elini kolunu sallayarak dışarıda gezmektedir. Katil Samsun’da cezaevinde misafir edilirken, suç ortakları dışarıda nefes almaya devam etmektedir. Bu, toplumun adalet duygusuna indirilmiş en büyük darbedir. İddianamesi bir yıl sonra hazırlanan bu aile üyelerinin serbestçe gezmesine artık tahammülümüz kalmadı. 17 Haziran’daki mahkeme, adaletin ya yerini bulacağı ya da tamamen susacağı gündür. Buradan Samsun’dan ve tüm Türkiye’den haykırıyoruz: Tüm aile cezalandırılmalıdır. Katilin kanlı elbiselerini yıkayan anne ve teyze, bıçağı yok eden baba ‘suçluyu kayırma’dan değil, cinayete iştirakten yargılanmalı ve tutuklanmalıdır. 15 yaşındaki bir çocuğun yaşam hakkını gasp etmenin karşılığı 5 yıl olamaz. Katilin Samsun’daki cezaevinden elini kolunu sallayarak çıkmasını ve aramızda dolaşmasını istemiyoruz. Katillerin ve onlara siper olanların dışarıda gezdiği bir düzende hiçbir çocuk güvende değildir" dedi. Gülden Coni’nin ablası Nurhan Alüzrek’in gönderdiği ses kaydı da açıklama sonrası orada bulunanlara dinletildi. Abla Alüzrek, "O gün sadece kardeşimi öldürmediler. Bizim evimizi susturdular. Annemin gülüşünü öldürdüler. Babamın içini yaktılar. Benim içimde bir ömür kapanmayacak bir yara bıraktılar bana. Ve en acısını biliyor musunuz? Biz bu kadar büyük bir acının içinde boğulurken, bazıları hala hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam ediyor. Başta planlı olduğu söylenen bir cinayet, sonra bir anda sıradanlaştırıldı. Bir çocuğun hayatı birkaç hukuki cümle ile eksiltildi. Ve şimdi biz Yargıtay’dan haber bekliyoruz. Biz adalet bekliyoruz. Biz vicdan bekliyoruz. Çünkü bize verilen bu acının karşılığı birkaç yıl olmamalı. Bugün katil Samsun cezaevinde yatıyor. Annesi babası gidip onu görebiliyor. Sesini duyabiliyor, ona sarılabiliyorlar. Peki ya biz? Biz bir mezar taşı görüyoruz sadece" ifadelerini kullandı. Yapılan açıklamanın ardından gökyüzüne balonlar bırakıldı. Basın açıklamasına CHP İl Kadın Kolları Başkanı Nilsu İrem Koçyiğit Bahadır ve CHP İlkadım İlçe Başkanı Umut Alkaç da katılarak destek verdi.
Şanlıurfa Görüntüleri izleyen Viranşehir’e akın etti: Anahtarlı tedavi iddiası sosyal medyada gündem oldu Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde konuşamayan insanların ağzına anahtar koyarak tedavi ettiğini iddia eden şahsın sosyal medyada gündem olan görüntülerinin ardından evi vatandaşların akınına uğradı. Viranşehir ilçesinde yaşayan Seyit Cuma Tufehi, konuşamayan insanlara dua edip ağzına anahtar koyarak konuşturduğunu iddia etti. Ücret almayan Tufehi’nin insanların ağzına anahtar koyarak konuşturduğunu gösteren videolar, kısa sürede sosyal medyada milyonlarca kişi tarafından izlendi. Görüntüleri izleyenler, konuşamayan yakınlarını yanlarına alarak Viranşehir’e akın etti. Türkiye’nin dört bir yanından ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden telefonla arayan aileler, randevu aldıktan sonra konuşma güçlüğü çeken çocukları için kapıda uzun kuyruklar oluşturdu. Oğlunun ilk kelimelerini kullanmaya başladığını söyleyen Vahit Ekmen, "Benim oğlumun kulağı duyuyor ama konuşamıyor. Seyit Cuma Tufehi’nin yanına getirdik. Allah’a şükür oğlum yavaş yavaş konuşmaya başladı" dedi. Adana’dan geldiğini söyleyen Salih Gülağacı, "Adana’da gece dönercisiyim. Oğlumda bir kekemelik vardı. Sosyal medyada duydum getirdim. Seyit Cuma Tufehi onu konuşturdu. Buradan çok mutlu bir şekilde gideceğiz. Hüngür hüngür ağladık" dedi. Az da olsa oğlunun konuşmaya başladığını söyleyen İsmail Çılgın, "Çocuğumuzu getirdik, ağzına anahtar kattılar. Az bir şey bile olsa dili açıldı" diye konuştu. İki defa daha geleceğini söyleyen Çılgın, inşallah dilinin daha da açılacağını belirtti. Konya’dan geldiğini söyleyen İmam Bakır Özkan, çocuğunun konuşmasının çok ağır olduğunu ve buraya geldikten sonra konuşmaya başlayacağını umut ettiklerini dile getirdi. Buraya gelerek şifa bulduklarını söyleyen Mehmet Aydın, "Hiç konuşamayan insanlar buraya geldi ve iyileşti. Şifa buluyoruz. İnşallah devam edecektir" dedi. İnsanların Allah sayesinde konuştuğunu söyleyen Seyit Cuma Tufehi ise, dünyanın birçok ülkesinden insanların geldiğini belirtti. Tufehi, "Şifa veren Allah’tır, ben vermiyorum ama Rabbimizi sonsuza kadar severiz. Yeter ki inancı olsun. Allah’ın gözleri vardır, evliyaları vardır. Allah takva sahibinin yanındadır. Amel sahibinin yanındadır. Salih evliyalar vardır. Allah diyor ki, ’Eğer onlar isterse Allah da ister.’ Allah bize nerede meyil ederse biz de oradayız. Bir tek Allah’ı arayacaksınız. Allah’ın kanunu Kur’an-ı Kerim’dir. Hazreti Muhammed’in yolunda, ehli beytin yolunda" diye konuştu.