SPOR - 20 Nisan 2026 Pazartesi 15:11

Minik halterci Taha Toprak, Türkiye 2’ncisi oldu

A
A
A
Minik halterci Taha Toprak, Türkiye 2’ncisi oldu

Minikler Türkiye Halter Şampiyonası’na Eskişehir’den katılan Taha Toprak, Türkiye 2’nciliği elde etti.


Şampiyona, 15-19 Nisan 2026 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirildi. Çok sayıda sporcunun yer aldığı spor organizasyonuna Eskişehir’den Taha Toprak katıldı. Büyük bir başarıya imza atan Toprak, Türkiye 2’ncisi olarak Eskişehir’i gururlandırdı. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yetkilileri, minik sporcuyu tebrik ederek başarılarının devamını diledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Gençler kültür sanat yarışmalarında sahnede boy gösterdi Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından organize edilen ve bu sene 11’incisi düzenlenen Gençler Arası Kültür Sanat Yarışmaları başladı. Ses, tiyatro, şiir ve bilgi yarışması kategorilerinde gerçekleştirilen ve dört gün sürecek organizasyonun açılışında gençler salonu doldurarak etkinliğe yoğun ilgi gösterdi. 11. Gençler Arası Kültür ve Sanat Yarışmalarının açılış seremonisi 20 Nisan 2026 Pazartesi günü Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Konferans Salonunda yapıldı. Denizli Gençlik Merkezleri koordinasyonunda yapılan organizasyonda saygı duruşu ve İstiklal Marşının ardından halk oyunları gösterisi yapıldı. Genç gönüllülerin sırayla sahne aldığı açılışta Salih Süngücü adlı genç ‘Zindandan Mehmed’e Mektup’ adlı Necip Fazıl’ın şiirini okudu. Programın açılışında gençlere hitap eden Denizli Gençlik ve Spor İl Müdürü Süleyman Erdoğan, gençlerin enerjisi ve üretkenliğinin bu tür etkinliklerle daha da güçlendiğini ifade ederek, gençlerin yer aldığı her organizasyonun kendileri için ayrı bir heyecan kaynağı olduğunu belirtti. Organizasyonun ilk gününde ses yarışmaları yapıldı. Tiyatro, şiir ve bilgi yarışmaları ile devam edecek haftada genç yetenekler sırayla sahneye çıkacak. Gençlerin sanatsal ve kültürel yeteneklerini sergileyeceği yarışmalarda jürinin yapacağı puanlamaya göre ilk sırayı alan gençler, Mayıs ayında Muğla’da yapılacak Bölge finallerinde Denizli’yi temsil etme hakkı kazanacak.
Bursa Nilüfer’de müzik, yemek ve göç hikayeleri harmanlandı Nilüfer Belediyesi Pancar Deposu’nun ev sahipliği yaptığı "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" etkinliğinde, yemeğin sosyolojisi ve göç hikayeleri konuşuldu. Etkinlikte, hamur işlerinin gündelik yaşamdaki ekonomik yerinden, Çerkez sürgününün mutfak kültürüne yansımalarına kadar pek çok konu ele alındı. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen, Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın kurgusu ve sunumuyla gerçekleşen "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" programının bu ayki konukları, araştırmacı Durmuş Durukan ve Zeynep Mısra Türker oldu. Bayram geleneklerinden göç hikayelerine uzanan söyleşide, yemeğin sadece doyurucu bir fiziksel ihtiyaç değil, aynı zamanda kültürel bir bellek ve toplumsal bir ifade biçimi olduğu vurgulandı. Etkinliği, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Demirhan Aslan da takip etti. Söyleşide konuşan Durmuş Durukan, yemek sosyolojisi ve hamur işlerinin toplumsal hayattaki yeri üzerine yaptığı araştırmaları aktardı. Siyaset bilimi, medya ve kültürel çalışmalar alanında eğitimini mutfak sanatlarıyla birleştiren Durukan, Anadolu’da otuza yakın ili ziyaret ederek hamur işleri üzerine saha çalışmaları yaptığını belirtti. Lezzetlere sosyolojik bakış Modern gastronomi trendleri ile geleneksel lezzetleri sosyolojik bir pencereden kıyaslayan Durukan, hamur işlerinin ekonomik kriz dönemlerindeki işlevine dikkat çekti. Durukan, "Popüler kültürde füzyon mutfağı veya şatorbiryan gibi lezzetler trend olurken, Kürt böreği gibi geleneksel hamur işleri usta-çırak ilişkisiyle ve 50 yıldır değişmeyen yapısıyla varlığını sürdürüyor. Enflasyonun arttığı dönemlerde insanların hamur işine yöneldiğini görüyoruz. Börek, kapitalizme hizmet eden modern gastronomi mekanların aksine, insanın gündelik öğünlerini daha uygun maliyetle geçiştirmesini sağlıyor ve günü kurtarıyor" ifadelerini kullandı. Çarkez kültürü ve yemekleri Çerkez kültürü ve yemekleri üzerine tez çalışmaları yapan Zeynep Mısra Türker ise, Çerkez diasporasının mutfak alışkanlıklarının ardındaki tarihi travmalara değindi. 21 Mayıs 1864 Çerkez Sürgünü’nün toplum üzerindeki derin etkilerini anlatan Türker, sürgün sırasında Karadeniz’de yaşanan büyük can kayıpları nedeniyle Çerkezlerin balık tüketmekten kaçındığını, bunun yerine et ve et ürünleri ağırlıklı bir beslenme rutini geliştirdiklerini ifade etti. Geleneksel "Haluj" yapımının sadece bir mutfak mesaisi olmadığını belirten Türker, "Kadınların bir araya gelerek haluj yapması, aslında diasporada yaşayan bir halkın anavatanla bağlarını canlı tutma çabasıdır. Bu buluşmalar, kimliğin çocuklara ve gençlere aktarıldığı, birlik ve beraberliğin pekiştirildiği çok önemli bir kültürel aktarım alanıdır" dedi. Gastronomi, tarih ve sosyolojinin iç içe geçtiği söyleşi, kültürel dokuya uygun müzik ve yöresel lezzet sunumlarıyla renklendi. Katılımcılara pelür kağıdına sarılı Kürt böreği, Paskalya çöreği ve Antakya kahkesi ikram edilirken; bu kültürel çeşitliliğe Fairouz şarkıları ve "Leylim Ley" ezgileri eşlik etti. Baharın gelişinin gelincik şerbetiyle kutlandığı gece, tomara tavası ikramı ve Çerkez Derneği’nin sunduğu coşkulu müzik ve dans performansıyla sona erdi.