GÜNDEM - 20 Ağustos 2025 Çarşamba 09:47

Osmanlı’nın şifa kaynağı şerbetler Eskişehir’de yaşatılıyor

A
A
A
Osmanlı’nın şifa kaynağı şerbetler Eskişehir’de yaşatılıyor

Eskişehir’in Odunpazarı ilçesinde 14 yıldır faaliyet gösteren şerbetçi Ersin Kortan, Osmanlı mutfağının özgün lezzetlerinden olan şerbetleri günümüzde de yaşatıyor.


Şerbetleriyle Osmanlı kültürünü sürdüren Ersin Kortan, tamamen doğal malzemelerle hazırladığı karadut, reyhan, lavanta ve birçok şerbet çeşidiyle hem lezzet hem de şifa dağıtıyor.



"Şerbetlerimizi kendi reçetemizle hazırlıyoruz"


Kortan, Osmanlı şerbeti kültürünü mutfaklarında müşterilere sunduklarını belirterek, "Yaklaşık 7-8 çeşit şerbetimiz bulunmakta. Bunlar arasında karadut, lavanta, reyhan, hibisküs, demirhindi, kızılcık ve hurma şerbeti var. Hepsini kendi reçetemizle hazırlayıp farklı tatlar kazandırarak müşterilerimizin damak zevkine sunuyoruz" dedi.



"Karadut ağız yaralarına, reyhan mideye, lavanta şerbeti ise sakinleşmeye birebir"


Şerbetlerin sağlık açısından da pek çok faydasının olduğuna dikkat çeken Kortan, "Karadut şerbeti ağızdaki aftlara, yaralara ve diş eti çekilmelerine iyi gelirken reyhan şerbeti mide rahatsızlıklarını azaltmaya ve metabolizmayı hızlandırmaya birebir" ifadelerini kullandı.


Kortan, lavanta şerbeti için ise sakinleştirici özelliğinin yanı sıra ilaç ve kozmetik sektöründe de kullanıldığını belirtti.



"Şerbetlerimiz glikoz içermez tamamen pancar şekeriyle yapılıyor"


Ürünlerini tamamen doğal malzemelerle hazırladıklarını vurgulayan Kortan, "Şerbetlerimizi günlük olarak taze yapıyoruz, ertesi gün yeniden hazırlıyoruz. Tamamen pancar şekeriyle yapılan şerbetlerimiz kesinlikle glikoz içermemektedir. Özellikle karadut ve reyhan şerbeti küçük büyük her damak tadına hitap ettiğinden dolayı en çok tercih edilenler arasında yer alıyor" diye konuştu.


Şerbetlerin fiyatlarına da değinen Kortan, "Şerbetleri büyük bardaklarda 120 TL’ye satıyoruz. Festivallere katıldığımızda ise halkın daha uygun fiyatlara içebilmesi için bazen yarı fiyatına bazen de ücretsiz ikram ediyoruz" dedi.



"Zamanla çeşitli bitki ve aromalarla harmanlanan şerbet popülerliğini sürdürmeye devam ediyor"


Geçmişte şerbetlerin büyükler tarafından çocuklara içirildiğini hatırlatan ve günümüzde de önemini koruduğunu belirten Kortan, "Şerbetler aslında her dönemde var olan bir içecektir. Zamanla çeşitli bitki ve aromalarla harmanlandığından dolayı popülerliğini sürdürmeye devam ediyor" şeklinde konuştu.



Osmanlı’nın şifa kaynağı şerbetler Eskişehir’de yaşatılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi. "Patlamalar peş peşe oldu" Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay’ın yandığını gördüm. Hürol’un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail’i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi. "İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi" Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş’u tehlike konusunda uyardığımda bana ‘Biz önlemlerimizi aldık’ dedi" diye konuştu. "Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım" Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı. "Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı" Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi. "Bir işçi ‘İçimde kötü bir his var’ dedi" Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva’da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, ‘İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var’ dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı. "Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar" Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112’yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş’u aradım, ‘Yangın var, hemen gel’ dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken ‘Karıştırıcıda kıvılcım çıktı’ dedi. Ataşehir’deki merkez ofiste Kurtuluş’un çocukları kalıyordu. Ayten’e olay günü, ‘Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı?’ diye sorduğumda bana, ‘İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti’ dedi" ifadelerini kullandı. "Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz" Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi. Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.