EĞİTİM - 16 Ekim 2025 Perşembe 17:32

‘Uluslararası Hukuk Bağlamında Savaş ve Çatışma Konferansı’ düzenlendi

A
A
A
‘Uluslararası Hukuk Bağlamında Savaş ve Çatışma Konferansı’ düzenlendi

Eskişehir Anadolu Üniversite ev sahipliğinde, ‘Uluslararası Hukuk Bağlamında Savaş ve Çatışma Konferansı’ gerçekleştirildi.


Konferans, İstanbul 2 Numaralı Barosu ve Anayasa Hukukçular Derneği tarafından Türkiye Hukuk Platformu, Uluslararası Hukukçular Birliği (UHUB) ve Anadolu Üniversitesi iş birliğiyle düzenlendi. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen konferansta, uluslararası hukukun en güncel ve kritik konularından ‘savaş ve çatışma’ başlığı ele alındı. Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Nasrettin Hoca Salonu’nda gerçekleştirilen konferansın açılış konuşmasını Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel yaptı.



"Birey, kurum ya da devlet olarak hukuksuzluğa boyun eğmemiz kabul edilemez"


Rektör Adıgüzel, "Uluslararası hukuk, özellikle Gazze’de yaşananlar sonrasında fiilen, uluslararası hukuksuzluk noktasına gelmiştir. Burada konuştuğumuz mesele yüzeyde bir Filistin meselesi gibi görünse de aslında esas sorun İsrail’e, özelde Siyonist politikaların uygulayıcılarına ilişkindir. Bir sorun varsa, temel fail İsrail devletidir çünkü uygulanan politika, kendilerinden başkalarını insan yerine koymayan bir mantıkla hareket ettiğini göstermektedir. On binlerce insanın hayatına mal olan bu yaklaşıma karşı vicdani sorumluluk hissedilmemesi, uluslararası hukuka karşı da bir cezasızlık ortamı doğurmaktadır. Uluslararası hukuk çerçevesinde suçlar tespit edilip mahkûmiyet kararı verilse dahi, bu cezaların infazını sağlayacak evrensel bir yetki veya mekanizma mevcut değildir. Dünya kamuoyunda itibarı tartışmalı olan liderler bile meşrû bir aktör gibi sunulabilmektedir, buna rağmen hukukun ihlâllerini açıkça dile getiren sayılı liderlerden biri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Ateşkes sağlanmış olsa da bunu imzalayan taraflardan birinin hukuk tanımadığı gerçeği varlığını korumaktadır. Dolayısıyla mevcut ateşkesin devam edeceğine dair herhangi bir garanti yoktur. Bizler, Anadolu Üniversitesi’nde savaşın, çatışmanın ve barışın ahlakını ile hukukunu tartışmak için burada toplandık. Dünyada sıklıkla güçlerin hukuku hâkim olsa da bu gerçeklik hukukçuların ve hukuk öğrencilerinin sessiz kalmasını gerektirmez, birey, kurum ya da devlet olarak hukuksuzluğa boyun eğmemiz kabul edilemez. İsrail devletinin politikalarına karşı durmak, sadece sembolik bir taş atma eylemiyle devletin yıkılmasını sağlamayabilir, fakat böyle bir cesareti göstermek, tarafımızı net biçimde ortaya koymak ve adalet talebimizi yüksek sesle dile getirmek açısından hayati önem taşımaktadır. Biz bu konferansta, hukukun üstünlüğünden ve insan haklarından yana tarafımızı kararlılıkla ilan ediyoruz. Tarafımız belli olmalı ve adaletin tarafındayız" dedi.



"Benzer programlarla faaliyetlerimizi sürdüreceğiz"


İstanbul 2 Nolu Baro Başkan Vekili Avukat Niyazi Paksoy, barolarının uluslararası alanda hak ve hukuk savunuculuğu misyonunu üstlendiğini belirterek, "Genç ve dinamik bir yapıya sahip olan baromuz, mesleki ilkeler, insan hakları ve hukukun ayakta kalması yönündeki kararlılığıyla 5’inci yılını geride bırakmıştır. Bu süreçte ahlak ve adalet değerleri ekseninde hem ülkemizde hem de yurtdışında hakkın ve hukukun savunuculuğunu sürdürdük. Türkiye Hukuku Platformu ve çeşitli üniversitelerle iş birliği içinde birçok etkinlik düzenledik. Bu yıl da 6 farklı üniversitede benzer programlarla faaliyetlerimizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.



"Nihai amacımız, kalıcı barışın tesis edilmesidir"


7 Ekim 2023’te Gazze’de başlayan soykırıma karşı sessiz kalmadıklarını vurgulayan Paksoy, sözlerine şöyle devam etti:


"İstanbul 2 No’lu Baro olarak Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne 3 bin 61 imzayla başvuruda bulunduk. Başvurumuz, Gazze’de yaşanan insan hakları ihlalleri ve soykırıma ilişkin fotoğraf, video kayıtları, tanık ve fail beyanları, belgeler ve resmi kayıtları içeren sekiz klasörden oluşmaktadır. Filistin’de ve Gazze’de yaşanan vahşetin karşısında durmak vizyonumuzun bir gereğidir. 7 Ekim 2023’ten bu yana insan hakları ihlalleri aralıksız devam etmekte, 739 gündür bölgedeki yaşam tahrip edilmektedir. Nihai amacımız, kalıcı barışın tesis edilmesidir. Ateşkesin bölgedeki barış için bir temel oluşturmasını umut ediyoruz. Yaklaşık 67 bin kişinin hayatını kaybettiği bu süreçte, ölenlerin büyük kısmının çocuk olması uluslararası toplumun sessizliğini daha da ağırlaştırmıştır. Biz insan hakları ve hukukun üstünlüğünden yana tarafız; Gazze’deki kan ve acının derhal son bulması için tüm tarafların sorumluluk alması gerekmektedir."



"Filistinli kardeşlerimizin yanındayız"


Uluslararası Hukukçular Birliği (UHUB) Başkanı Avukat Necati Ceylan ise, insan haklarının korunması ve adaletin tesis edilmesi için hukukçular olarak bir araya geldiklerini ifade etti. Filistin meselesine dikkat çekmek istediklerini ifade eden Ceylan, "Bir asrı aşkın süredir bölgede adaletsizlik, işgal, kan ve gözyaşı hüküm sürmektedir. Osmanlı’nın çözülme süreci, İngiliz mandası dönemi ve sonrasında yaşanan gelişmeler Filistin halkının hak kayıplarına yol açmıştır. 1948’de İsrail’in kurulmasıyla Filistin halkı devlet statüsüne kavuşamamış, 1967 Savaşı sonrasında bu durum daha da derinleşmiştir" şeklinde konuştu.



"Uluslararası toplumun tepkisi yetersiz kalmakta"


Özellikle son 2 yılda büyük bir insanlık dramının yaşandığını dile getiren Ceylan, "Gazze’de sivil yerleşim yerleri, hastaneler, okullar, camiler ve tarihi yapılar bombardımanlara maruz kalmıştır. Yaşlılar, kadınlar ve çocuklar hedef alınmakta, sivil kayıplar artmaktadır. Uluslararası toplumun tepkisi yetersiz kalmakta, güç ilişkileri nedeniyle hukuk ilkeleri uygulanamamaktadır. Uluslararası hukukun varlığını inkâr etmiyoruz. Ancak uygulanmasında ciddi sorunlar vardır. Birleşmiş Milletler ve ilgili kurumlar insan hakları ve savaş hukukuna ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Bizler, insanî ve hukuki sorumluluğumuz gereği Filistinli kardeşlerimizin yanındayız; onları asla sahipsiz bırakmayacağız. Katliamların durdurulması, sivillerin korunması, uluslararası hukukun üstünlüğünün sağlanması ve adaletin tesisi için her türlü girişimi sürdüreceğiz" diye belirtti.



Konferansta birçok konu başlığı detaylıca ele alındı


Açılış konuşmalarının ardından konferans, başkanlığını Prof. Dr. Gökhan Güneysu’nun yaptığı ‘Yerleşimci Sömürgecilik ve Filistin’ başlıklı oturum ile devam etti. Oturumda; ‘Uluslararası Adalet Divanı Danışma Görüşleri ve İşgal Hukuku Perspektifinden Filistin Meselesi’, ‘Uluslararası Hukukun İmkân ve Sınırları Çerçevesinde Ekokırım Tartışmaları: Filistin Örneği’, ‘Cenevre Konvansiyonlarının Ağır İhlal Mekanizmasının Filistin için İşletilmesi’, ‘Uluslararası Adalet Divanında İsrail’e Karşı Yürüyen Soykırım Davasına Katılım Başvuruları ve Önemi’ ve ‘Filistin Meselesinde Şirketlerin Sorumluluğu ve MÖHUK Perspektifinden Ticari İlişkilerin Değerlendirilmesi’ başlıklı konular Arş. Gör. Sümeyya Murat, Dr. Öğr. Üyesi Cansu Atılgan Pazvantoğlu, Dr. Öğr. Gör. Onur Dur, Arş. Gör. Deniz Baran ve Dr. Öğr. Üyesi Ömer Erkut Bulut tarafından katılımcılarla paylaşıldı. Konferans, İstanbul 2 Nolu Baro Başkan Vekili Niyazi Paksoy tarafından konuşmacılara teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi.


Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün ve Anadolu Üniversitesi Genel Sekreteri Ecevit Öksüz’ün de yer aldığı konferansa akademisyenler ve öğrenciler katılım gösterdi.



‘Uluslararası Hukuk Bağlamında Savaş ve Çatışma Konferansı’ düzenlendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Yüksek ses cinayetinde sanığa ’kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi Zonguldak’ın Gökçebey ilçesinde araç park etme ve yüksek sesle müzik dinleme meselesi yüzünden çıkan kavgada 24 yaşındaki komşusu Dilara Yıldırım’ı bıçaklayarak öldüren ve Faruk B.’yi yaralayan tutuklu sanık Serdar S.’nin yargılanmasına devam edildi. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmada iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını açıklayarak, sanığın ’kadına karşı kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasını talep etti. Duruşmada tanık olarak dinlenen mahalle muhtarı Aydın K., olay gecesi sanık Serdar S.’nin kendisini aradığını belirterek, "Serdar bana gece saatlerinde telefon etti. Dilara’nın kazaen yaralandığını, üç kez aramasına rağmen ambulansın gelmediğini söyledi. Bunun üzerine ben 112’yi aradım, ambulansın çıktığını öğrendim ve konumu verdim. Ambulans ters yönde evimin önünden geçince komşuları arayıp ambulansı karşılamalarını söyledim" dedi. Sanık ile maktul arasında daha önceden bir husumet duymadığını ifade eden Aydın K., "Serdar ve ailesi tarafından Dilara’nın evine gelenlerden dolayı herhangi bir şikayet olmamıştı. Ancak sanığın evinin bir altında oturan başka bir mahalleli, ’Benim genç kızlarım var, gelenleri bir daha buraya park etmeyin diye uyardım’ şeklinde bana dert yanmıştı" ifadelerini kullandı. Tanık beyanlarına karşı bir diyeceği olmadığını belirten tutuklu sanık Serdar S., "Yaşlı annem, babam ve bakıma muhtaç çocuklarım var. Tahliyemi istiyorum" diyerek serbest bırakılmasını talep etti. Sanık avukatı ise müvekkilinin olayın başından beri samimi ikrarlarda bulunduğunu ve eylemin kazaen gerçekleştiğini öne sürerek, "Suçun vasfının değişmesi ihtimali ve tutuklulukta geçirdiği süre göz önünde bulundurularak müvekkilimin adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz. Ayrıca iddia makamının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma hazırlamak için mahkemeden süre talep ediyoruz" dedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık avukatına esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını hazırlaması için süre verilmesine ve sanık Serdar S.’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Antalya Göç İdaresi’nden basın mensuplarına dezenformasyon eğitimi İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, göç haberlerinde doğru ve güvenilir bilginin yaygınlaştırılması amacıyla basın mensuplarına yönelik "Göç Haberlerinde Yanlış Bilgi ve Dezenformasyonla Mücadele" başlıklı bir medya semineri düzenledi. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından Antalya’da düzenlenen seminerin ilk oturumu, Başkan Yardımcısı Niyazi Ulugölge ile Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Ömer Çetin’in açılış konuşmalarıyla başladı. Dijital mecralarda hızla yayılan yanlış bilgi ve manipülasyonlara değinen Ulugölge, kaynağı belirsiz içeriklerin toplumsal hassasiyetleri tetikleyebildiğini belirterek, bu süreçte basın mensuplarının kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. "Yanlış kullanılan tek bir kelime bile kamuoyunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor" Programda konuşan Göç İdaresi Başkan Yardımcısı Niyazi Ulugölge, göç alanında yürütülen çalışmalar kadar medyanın doğru bilgilendirme görevine dikkat çekerek, "Sahada verdiğimiz mücadele ne kadar hayatiyse, sizlerin kamuoyunu doğru bilgilendirme çabası da o kadar önemlidir. Yanlış kullanılan tek bir kelime bile kamuoyunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor" diye konuştu. Basın mensuplarının soruları da yanıtlandı Seminer kapsamında gerçekleştirilen sunumun ardından düzenlenen soru-cevap bölümünde, Ulugölge’nin yanı sıra Yabancılar Genel Müdürü Fatih Ayna, Sınır Yönetimi Genel Müdürü Ozan Gazel ve Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Karataş basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bu bölümde; göç olgusu özelinde ve göç haberlerinde veriye dayalı, güncel, doğru ve sorumluluk bilinciyle sürdürülmesi gereken bilgi akışının sağlanmasında medya ile kurulacak iletişimin önemine bir kez daha vurgu yapıldı.
Burdur Burdur’da 2000 yılı öncesi yapılar ciddi risk taşıyor Doç. Dr. Hakan Ulutaş, Burdur’daki özellikle 2000 yılı öncesi yapıların ciddi risk taşıdığını vurgulayarak, güçlendirme ve kentsel yenilenmenin hayati önemine dikkat çekti. Burdur’da deprem gerçeği bir kez daha bilimsel veriler ışığında masaya yatırıldı. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bilim İletişimi Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen "Bilim Kafe" buluşmaları çerçevesinde gerçekleştirilen programda, kentin yapı stoku ve deprem güvenliği tüm yönleriyle ele alındı. 12 Mayıs 1971 Burdur Depremi’nin yıl dönümü anısına düzenlenen etkinlik, AFAD Burdur İl Müdürlüğü toplantı salonunda yapıldı. Programa konuşmacı olarak katılan Mühendislik-Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Ulutaş, Burdur şehir merkezindeki yapıların mevcut durumuna dair önemli değerlendirmelerde bulundu. 2000 yılı öncesi binalar ciddi risk barındırıyor Ulutaş, özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilen binaların ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Bu yapılarda düşük malzeme kalitesi, yetersiz denetim süreçleri ve mühendislik hatalarının öne çıktığını belirten Ulutaş, "güçlü kiriş-zayıf kolon" gibi yapısal düzensizliklerin muhtemel bir depremde hasarı artırabileceğini vurguladı. Ayrıca bitişik nizam yapılaşmada kat seviyelerinin uyumsuz olmasının çekiçleme etkisine yol açabileceğini ifade etti. Yeni yapılar da tamamen güvenli değil Yeni yapıların da tamamen güvenli olmadığına değinen Ulutaş, özellikle ağır çıkmalar ve yaygın şekilde kullanılan asmolen döşeme sistemlerinin risk oluşturabileceğini söyledi. Yapılaşma süreçlerinde mühendislik ilkelerine daha sıkı bağlı kalınması gerektiğinin altını çizdi. Etkinliğe Burdur ve çevre ilçelerde görev yapan mimar, inşaat mühendisi ve farklı meslek gruplarından çok sayıda kişi katıldı. Program, kentteki özellikle eski yapıların yenilenmesi ya da güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığı mesajıyla sona erdi.
İstanbul Flash Haber Tv’nin sahibinin de bulunduğu yasadışı bahis davasında 3 sanık tahliye edildi Pozitifbank Payfix Ödeme Kuruluşu ve Göktuğ Multimedya Yayıncılık Anonim Şirketi bünyesinde bulunan Flash Haber Tv’nin sahibi Erkan Kork’un da aralarında bulunduğu 55 sanığın yargılandığı yasadışı bahis davasının görülmesine devam edildi. Mahkeme, 3 sanığın tahliyesine hükmetti. Pozitifbank Payfix Ödeme Kuruluşu ve Göktuğ Multimedya Yayıncılık Anonim Şirketi bünyesinde yer alan Flash Haber Tv’nin sahibi Erkan Kork dahil 55 sanığın yargılandığı yasadışı bahis davasının görülmesine devam edildi. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada, aralarında Erkan Kork’un da bulunduğu bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bir kısım sanıklar ise duruşmaya, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmada savunma yapan sanıklar, mahkemeden beraatlarını ve tahliyelerini talep ettiler. 3 sanık tahliye edildi Alınan savunma ve bayanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanıklarından Hülya Turan, Arzu Tepe ile Hamza Kork’un tahliyesine hükmetti. Heyet, sanık Erkan Kork’un tutukluluk halinin devamına da hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi. İddianameden: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Erkan Kork’un yasa dışı bahis gelirlerinin aklanmasına yönelik çok katmanlı bir şirket yapılanması oluşturduğu, doğrudan veya dolaylı şekilde çok sayıda şirketin sahibi, ortağı veya yöneticisi konumunda bulunduğu aktarıldı. İddianamede, Erkan Kork’a yönelik düzenlenen MASAK raporları ve Merkez Bankası (MB) denetimlerine göre, Kork’un bu şirketler aracılığıyla örgütsel faaliyetleri yönettiği, finansal yapıyı kurduğu ve kontrol ettiği aktarıldı. 21 yıla kadar hapis cezası talebi İddianamede, Erkan Kork hakkında, ’suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ’suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’ ile 7258 sayılı ’futbol ve diğer spor müsabakalarında bahis ve şans oyunları düzenlenmesi’ suçlarından 21 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
Bursa Yıldırım’da Erguvan Bayramı coşkusu başlıyor Bursa’da Yıldırım Belediyesi; bahar aylarının müjdecisi, huzur ve kardeşliğin simgesi olarak kabul edilen 600 yıllık Erguvan Bayramı geleneğini bu yıl da yaşatmaya hazırlanıyor. Yıldırım Belediyesi, 600 yıllık Erguvan Bayramı geleneğini günümüze taşıyor. Yıldırım Belediyesi, baharın müjdecisi Erguvan Bayramı’nı bu yıl da çeşitli etkinliklerle kutlayacak. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid’in damadı ve Bursa erenlerinden Emir Sultan’ın, erguvanların açtığı dönemde Bursa’da sevenleriyle buluşmasıyla başlayan bu anlamlı gelenek, Yıldırım’da yeniden hayat buluyor. Yıldırım Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen Erguvan Bayramı, bu yıl 8-9-10 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek. Baharın bereketini ve paylaşma kültürünü yansıtan Erguvan Bayramı, Emir Sultan Meydanı’nda gerçekleştirilecek programla başlayacak. Üç gün boyunca birbirinden zengin etkinlikler Bursalılarla buluşacak. Erguvan Bayramı kapsamında sempozyumlar, söyleşiler, tasavvuf musikisi konserleri, şiir ve Mevlid programları düzenlenecek. Ayrıca geleneksel olarak hazırlanan Eşrefi çorbası da vatandaşlara ücretsiz olarak ikram edilecek. Yıldırım’ın önemli parçası Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Erguvan Bayramı’nın Bursa ve Yıldırım’ın en önemli manevi zenginliklerinden olduğunu belirtti. Başkan Yılmaz, "Erguvan birliktir, beraberliktir, kardeşliktir. Erguvan bahardır, berekettir, paylaşmaktır, hoşgörüdür. Erguvan, bu şehrin duayla, irfanla ve çiçekle inşa edildiğinin göstergesidir. Erguvan Bayramı, Yıldırım’ın kültürü ve manevi kimliğinin önemli bir parçasıdır. Emir Sultan Hazretleri ile özdeşleşen ‘Erguvan Bayramı’nı Yıldırım’da yaşatıyoruz. Yeşiliyle, tarihi ve kültürel değerleriyle şehrimizin geçmişinden güç alarak geleceğe yürüyoruz. Bursa’nın en köklü geleneklerinden olan birliği ve beraberliği pekiştiren, aynı zamanda baharı müjdeleyen Erguvan Bayramı’na tüm Bursa halkımızı bekliyoruz" dedi.
İstanbul İşadamı baba ve oğlu arasındaki "dronla taciz" olayında yeni gelişme İşadamı Yüksel Mermer ve oğlu Zafer Murat Mermer arasında devam eden arazi kavgası geçtiğimiz günlerde kamuoyunda "dronla taciz" başlığıyla gündeme gelirken oğul Mermer’in babası Yüksel Mermer’i dronla izlettiği iddia edilmişti. Konuyla ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Soruşturma sonucunda, Zafer Murat Mermer hakkında 1 Mart 2026 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Cemiyet hayatının önde gelen isimlerinden Zafer Murat Mermer işadamı babası Yüksel Mermer’le arazi kavgası nedeniyle yaşadığı anlaşmazlıklara dron tacizi iddiası eklenmişti. İşadamı Yüksel Mermer, oğlunun dronla kendisini izlediği iddialarıyla mahkemeye başvurmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerçekleştirilen soruşturma sürecinde elde edilen bulgular, söz konusu iddiaların somut delillere dayanmadığını ve kamuoyunda oluşturulan algının gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. Verilen kararla birlikte, Mermer’in olayla ilişkilendirilmesinin hukuki bir dayanağı olmadığı, bu nedenle kovuşturmaya gerek olmadığı kararı çıktı. Öte yandan, işadamı Yüksel Mermer ve oğlu Zafer Murat Mermer arasında uzun süredir devam eden ticari anlaşmazlıklar ve şirket hisselerine ilişkin ihtilafların bulunduğu; aile içerisindeki farklı bireyler ve sonraki nesiller arasında da benzer uyuşmazlıkların mahkeme safhalarının devam ettiği öğrenildi. Söz konusu ihtilaflara ilişkin olarak kamu makamları nezdinde dava açılmış, devam eden ve sonuçlanmış çok sayıda dava bulunduğu; bazı dosyaların ise istinaf incelemesi aşamasında olduğu öğrenildi. Bu davaların yalnızca tek bir tarafla sınırlı olmayıp, aile içerisindeki farklı bireyler tarafından da açılmış olması, sürecin çok yönlü bir hukuki uyuşmazlık niteliği taşıdığı iddialar arasında.