- 22 Şubat 2021 Pazartesi 12:00

Ezo Gelin’in acı dolu hikayesi

A
A
A
Ezo Gelin’in acı dolu hikayesi

Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde 1909 yılında doğan ve Ezo Gelin olarak bilinen Zöhre Bozgeyik’in acı dolu hikayesi, mezarı başındaki yazıtta anlatılıyor.

Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde 1909 yılında doğan ve Ezo Gelin olarak bilinen Zöhre Bozgeyik’in acı dolu hikayesi, mezarı başındaki yazıtta anlatılıyor.


Sofraların vazgeçilmezi ‘Ezo Gelin’ çorbasının mimarı olan Zöhre Bozgeyik’in acı dolu hayat hikayesi, mezarı başındaki yazıtta ziyaretçilere aktarılıyor. Ezo Gelin, genç bir kızken köyünde ‘Güzel’ anlamına gelen ‘Ezo’ lakabıyla anılmaya başlıyor. Ezo, sonrasında komşu köyden ‘Şitto’ olarak tanınan Hanefi Açıkgöz ile yörenin töresi olan berdel yöntemi ile evlendirildi. Töreye göre, Şitto’nun Ezo ile evlenmesine karşılık halası Hazik de Ezo’nun ağabeyi Zeynel ile evlendirildi. Bu evlilikten sonra Zöhre Bozgeyik, ‘Ezo Gelin’ olarak adlandırılmaya başlandı.



"Vatan özlemini vasiyet bıraktı"


Evliliğinden bir yıl sonra eşi Hanefi Açıkgöz ile ayrılan Ezo Gelin, 6 yıl bekar olarak yaşadıktan sonra 1936’da Suriye’nin Cerablus kentinin Kozbaş köyünde oturan teyzesinin oğlu Memey ile evlendirildi. Bu evlilikten 3 çocuğu olan Ezo Gelin, vatan hasreti ile yaşadığı Kozbaş köyünde 47 yaşında hayata gözlerini yumdu. Ölmeden önce yakınlarına, ‘Ben öldüğümde yüksek bir yere gömün, oradan köyümün kokusunu alayım’ diyerek vasiyetini açıklayan Ezo Gelin’in mezarı 1999 yılında dönemin Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz ve bürokratlarının çabası sonucu doğup büyüdüğü eski ismi Uruş olan Dokuzyol kırsal Mahallesine getirildi.


Zöhre Bozgeyik’in 6 yıllık bekar hayatında yaşadığı maddi sıkıntılar ile evde bulduğu malzemelerle yaptığı çorbası ise ‘Ezo Gelin Çorbası’ olarak günümüze kadar ulaştı.


Dokuzyol Kırsal Mahallesi Muhtarı Ahmet Yılmaz, mezarın köye taşınmasının ardından Ezo Gelin’in doğup büyüdüğü evin restore edilerek ziyaretçilere açıldığını söyledi. Muhtar Yılmaz, Ezo Gelin’in vatan hasretini vasiyet olarak bıraktığını belirterek, “Yaşadığı ayrılığın ardından Suriye’ye gelin gitmiş. Orada vasiyet ederek, ‘Ben öldüğümde yüksek bir yere gömün beni vatanımın kokusunu alayım’ demiş. Dönemin siyasileri ve bürokratlarının çalışmasıyla vatanına geri getirildi” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Doç. Dr. Mustafa Otrar: "Çocuklarımız hayatın her alanında gördükleriyle yetişirler" Kastamonu’da, düzenlenen "Akran Nezaketi" panelinde konuşan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Mustafa Otrar, "Çocuklarımız sadece okulda değil, hayatın her alanında gördükleriyle yetişirler. Ailedeki davranışlarımız, öğretmenlerimizin tutumu, birbirimize olan yaklaşımımız onların karakterini şekillendirir" dedi. Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından akran zorbalığıyla mücadelede güzel ahlak ve nezaket kültürünü merkeze alan "Akran Nezaketi" paneli düzenlendi. Panel, Kastamonu Valiliği koordinesinde gerçekleştirilen panel, Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi. "Yaklaşımımız onların karakterini şekillendirir" Panelde konuşan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Mustafa Otrar, "İnsan eşref-i mahlukattır ve buna yakışır bir dil, bir hal ve bir duruş sergilemek zorundayız. Çocuklarımız sadece okulda değil, hayatın her alanında gördükleriyle yetişirler. Ailedeki davranışlarımız, öğretmenlerimizin tutumu, birbirimize olan yaklaşımımız onların karakterini şekillendirir. Biz birbirimizin haliyle halleniriz. Bu yüzden nezaket, bizim için sadece bir kavram değil, bir yaşam biçimi, bir iklimdir. Bu iklimi güçlendirmek için hep birlikte gayret etmeye devam edeceğiz" dedi. İyiliğin öneminden bahseden Otrar, "Biz, birbirimize iyi olalım, çocuklarımız birbirlerine iyi olsunlar. Zira insanlar sadece okulda değil, nerede ne yapıyorsak, nerede nasıl hal ile halleniyorsak, birbirimizden gördüklerimizden bunu yapıyoruz. Elbette okuduğumuz kitapların burada bir etkisi vardır ama annemizin babamıza hitabı, babamızın annemize nezaketi, okulda öğretmenimizin öğretmenine olan nezaketi, öğretmenimizin arkadaşlarımıza olan nezaketi, onlardan görgü üzerine edindiğimiz şeyler" diye konuştu. "Eğitim, sadece bilgi aktarımı değil" Panelde konuşan Kastamonu Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş ise, "Eğitim dediğimizde sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda bireylerin vicdanının geliştirilmesi, karakter inşa edilmesi ve değer kazandırılması da akademik bilgi kadar önemlidir. Türkiye Yüzyılı vizyonu hedeflerinde öğrencilerimizin hem akademik yönden gelişmeleri hem de değerlerine sahip olarak bu değerleri geleceğe taşımaları ve birbirleriyle olan iletişimlerini etkin şekilde kurabilmeleri adına kıymetli hocalarımızın görüşlerinden faydalanmak üzere bu paneli düzenlemiş bulunmaktayız. Bu panelle birlikte bakış açılarımızın değişeceğine, öğrencilerimizin akranlarına karşı yaklaşımlarının farklılaşacağına ve sürekli değişen dünyada yeni paradigmaların okullarımıza nasıl yansıtılacağının da farklı bir boyut kazanacağına inanıyoruz" dedi. Açılış konuşmalarının ardından İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Belma Tuğrul, Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu ve Davranış Bilimi Uzmanı Dr. İlhamı Fındıkçı tarafından akran zorbalığı ve nezaket konuları hakkında önemli bilgiler verildi. Panele, Kastamonu Valisi Meftun Dallı, akademisyenler, kamu kurumlarının temsilcileri, STK temsilcileri, okul müdürleri ve öğretmenler ile çok sayıda davetli katıldı.
Antalya Foseptik çukuruna düşen 10 yaşındaki çocuk operasyonla kurtarıldı Antalya’da oyun oynarken apartmanın açık unutulan fosseptik çukuruna düşen 10 yaşındaki oğlunun kurtarılmasını endişeli gözlerle izleyen anne görevlilere "Çıkarın artık ne olur" diyerek gözyaşı döktü. Bacağında ve vücudunda kırıklar olduğu tespit edilen küçük çocuk, AFAD ve itfaiye ekiplerince kuyudan çıkartılarak ambulansla hastaneye kaldırıldı.Olay, saat 15.00 sıralarında Kepez İlçesi Yeni Mahallesi 2440 Sokak üzerindeki bir apartmanın bahçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, okuldan dönen 10 yaşındaki Ömer Yılmaz, oturdukları apartmanın bahçesinde oynamaya başladı. Bir süre sonra çocuk bahçede üzeri açık unutulan 5 metrelik foseptik çukuruna düştü. Küçük çocuğun yardım çığlıklarını duyan annesi ve komşuları 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradı.Ekipler seferber olduİhbarla adrese Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı kurtarma ekibinin yanı sıra Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Adrese gelen ekipler ilk olarak merdiven yardımıyla küçük çocuğun yanına inerek sağlık durumunu kontrol etti. Bacağında ve vücudunda kırıklar olduğu tespit edilen küçük çocuk ip yardımıyla sedyeye sabitlendi. Bu sırada çukura düşen oğlunun kurtarılmasını endişeli gözlerle izleyen anne Şahinet Yılmaz’ı yakınları ve komşuları sakinleştirdi."Ne olur çıkarın artık"Geçen her dakikada oğlunun sağlık durumundan daha da endişelenen anne görevlilere "Kaç saat oldu, çıkarın artık yeter. Göreyim oğlumu" diyerek gözyaşı döktü. AFAD ve itfaiye ekiplerinin yaklaşık 45 dakikalık çalışmasının ardından küçük çocuk düştüğü kuyudan çıkartılarak ambulansla hastaneye kaldırıldı. Küçük çocuğun düştüğü kuyunun üzeri ise vatandaşlarca tahta ve suntalarla kapatıldı.