YEREL HABERLER - 27 Mart 2012 Salı 13:18

GAMEK, AÇTIОI KURSLARLA İSTİHDAMA KATKI SUNUYOR

A
A
A
GAMEK, AÇTIОI KURSLARLA İSTİHDAMA KATKI SUNUYOR

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (GAMEK) istihdam artırmaya yönelik kurslarıyla sektörün yetişmiş kalifiye eleman açığını kapatıyor.
Gaziantep`te önemli iş kollarından biri olan halı sektörüne yönelik GAMEK bünyesinde açılan Halı Desinatörlüğü Kursu özellikle gençler tarafından yoğun ilgi görüyor. Gaziantep`in önemli sanayi bölümlerinden biri olan halıcılık için gerekli olan istihdamı karşılamaya yönelik olarak verilen Halı Desinatörlüğü Kursu`nda öğrenim gören kursiyerler deneyimlerini arttırmak amacıyla firmaları ve fuarları ziyaret ediyorlar. GAMEK Genel Koordinatörü Ramazan Dündar, Gaziantep`te faaliyet gösteren halı firmalarının
birçoğunun kalifiye eleman sıkıntısı yaşadığının altını çizerek, "Halı firmaları özellikle desinatörlük alanında eleman bulmakta zorluk yaşıyor. Bu açığın kapatılması ve bu sayede özellikle gençlerimizin istihdama kazandırılması için Halı Desinatörlüğü Kursu`muzda eğitim vermeye devam ediyoruz. Kursiyerlerimizin de gösterdikleri başarılarla kendilerini sektörde kanıtlama çabası bizleri daha da sevindiriyor" dedi.
GAMEK Halı Desinatörlüğü Kursu Öğretmeni Serdal Yılmaz da, halı desinatörlüğü kursiyerlerinin deneyimlerini artırmak amacıyla firmaları ve furaları kapsayan ziyaret programları düzenlediklerini belirterek, "Bu programların asıl amacı mesleğimizin şartlarından biri olan `Hayal Gücü` yeteneğini geliştirmek ve öğrencilerimize geniş hayal ufku kazandırmak. Daha bir çok projede öğrencilerimizle birlikte yer almak için çalışıyoruz. Bu ziyaretlerdeki amaçlarımızdan biri de öğrencilerimizi sektörle tanıştırmak
ve staj imkanı sağlayarak iş hayatına atılmalarının önünü açmaktır" diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Tapulu arazilerine yol yapılan vatandaşlar, yolu kapatınca bir kişi silah gösterip geçti Adana’da hissedarlar, tapulu arazilerinin kamulaştırılmadan kullanıldığını öne sürerek yolu kapattı. Eylem sırasında bir sürücünün silah gösterip yolu açması paniğe neden oldu. Merkez Sarıçam ilçesine bağlı Çarkıpare Mahallesi’nde, Çukurova Üniversitesi tarafından 413 hissedarı bulunan toplam 544 dönümlük tapulu araziyi kamulaştırılmadan kullanıldığını, arazinin bir bölümünün de Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından bulvar yapıldığını iddia eden vatandaşlar eylem yaptı. Hissedarlar, iş makinesi getirerek İlim Yolu Bulvarı’nı trafiğe kapattı. Yol ortasında duran hissedarlardan Fadime Köseler, belediyenin tapulu arazilerine yol yaptığını öne sürerek araçların geçişine izin vermedi. Bu sırada otomobiliyle gelen bir genç, yolun neden kapalı olduğunu sordu. Yolun açılmayacağı cevabını alan genç aracının arka koltuğundan çıkardığı tabancayı göstererek yolun açılmasını istedi. Bunun üzerine korkan iş makinası operatörü yolu açtı. Sürücünün geçmesinin ardından hissedarlar yolu yeniden kapattı. Yolun kapalı olması nedeniyle bölgede maddi hasarlı trafik kazaları meydana gelirken, hastası olduğunu söyleyen bazı vatandaşlar ile hissedarlar arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesini araya giren vatandaşlar önledi. Tepkilerin artması üzerine yol daha sonra yeniden trafiğe açıldı. "Üniversite arazinin metrekaresine 300 TL veriyor" Hissedarlardan Bayram Ballı, arazinin geçmişte kamulaştırıldığını ancak herhangi bir bedel ödenmediğini iddia ederek, "Zamanında burası istimlak edildiğinde bize herhangi bir ödeme yapılmadı. Şu anda mahkemelik durumdayız. Metrekare başına 300 TL teklif ediyorlar. Oysa buranın değeri 20 bin ile 30 bin TL arasında değişiyor. Bedavaya almaya çalışıyorlar" dedi. Hem arsa sahiplerinin hem de üniversitenin karşılıklı birbirinden şikayetçi olduğu ve konunun mahkeme aşamasında olduğu öğrenildi.
Ankara AK Parti’li Çakır 10 ay hapis cezası aldığını iddia eden kanala dava açtı AK Parti Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, oto hırsızlık, kasten yaralama, tehdit, hakaret gibi suçlardan 10 ay hapis cezası aldığını iddia eden televizyon kuruluşuna 5 milyon TL’lik manevi tazminat davası açtı. AK Parti Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, "oto hırsızlık, kasten yaralama, tehdit, hakaret" gibi suçlardan 10 ay hapis cezası aldığı ve infaz süresinin tamamlandığı iddialarına ilişkin haberler üzerine dava açtı. Çakır’ın Avukatı Fatih Aydın’ın başvurusu üzerine söz konusu haberlere erişim engeli getirilirken, Ufuk Çakır bu iddiaları yayınlayan Halk TV’ye 5 milyon TL’lik manevi tazminat davası açtı. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın müdafii Avukat Fatih Aydın’ın talebi üzerine İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 19.02.2026 tarihinde alınan kararla hakkında asılsız iddiaları yayımlayan televizyon kanalı internet sitesi ve Çakır hakkındaki asılsız suçlamaları barındıran haber linklerine erişim engellenmiş ve içeriklerin yayından çıkarılmasına hükmedilmiştir. Hakkındaki tüm suçlamaların asılsız olduğu mahkeme kararıyla kesinleşen Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, şahsına yönelik yapılan bu ağır saldırının cezasız kalmaması adına söz konusu yalan haberleri servis eden iddialar hakkında televizyon kuruluşuna 5 milyon TL’lik manevi tazminat davası açmıştır. Çakır ve avukatları, bundan sonraki süreçte de gerçek dışı beyanlarla kişilik haklarına saldıran her türlü kişi ve kuruma karşı hukuki haklarını en sert şekilde arayacaklarını kamuoyunun bilgisine sunar" ifadelerine yer verildi. Ayrıca Çakır, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na da başvurarak, televizyon kanalı hakkında idari yaptırım uygulanmasını talep etti.
Çanakkale Çanakkale’de çenesine demir saplanan öğrencinin davasının 2’nci duruşması görüldü Çanakkale’nin Biga ilçesinde 3 Kasım 2023 tarihinde özel bir kolejde 7 yaşındaki Kuzey Yiğit Kılıç’ın okul bahçesinde oynarken dik duran çit demirlerine tırmandıktan sonra ayağının kayması sonucu demirin çenesine saplanması ve dudağından çenesine kadar olan dokunun kopması sonucu ailesi tarafından okula açılan ihmal davasının 2’nci duruşması görüldü. Duruşma 4 Mayıs’a ertelenirken, Kuzey Yiğit Kılıç’ın annesi Melek Şen ve babası Sinan Kılıç sanıkların cezalandırılmalarını talep ettiler. Olay, Biga ilçesinde 3 Kasım 2023 tarihinde Bahçeşehir Koleji’nde meydana geldi. Olay günü saat 16.30’da okul yönetimi tarafından aranan anne Melek Şen ve baba Sinan Kılıç’a çocuklarının küçük bir kaza geçirdiği ve hastaneye kaldırıldığı bilgisi verildi. Hastaneye gittiklerinde oğullarının yüzünün kısmen koptuğunu gören çift büyük bir şok yaşadı. Şu anda 10 yaşında olan Kuzey Yiğit, üç yıl içinde toplam 7 ameliyat geçirdi. Vücudunda 50, yüzünde ise 25 santimetrelik dikiş izi bulunan çocuk, konuşma, yemek yeme ve ağzını kapatma gibi temel işlevlerde zorluk yaşarken, aile tarafından okula açılan ihmal davasının 2’nci duruşması görüldü. Biga Adliyesi 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dün görülen ikinci duruşmaya Kuzey Yiğit Kılıç’ın ailesi, avukatları ile sanık bahçe nöbetçisi Atakan Değirmenci, sanık Kampüs Müdürü Musa Çetin, sanık İlkokul Müdürü Emine Girgin, sanık İSG Uzmanı Habibe Yılmaz ve müdafi avukatları katıldı. Duruşmada celse arasında dosyanın bilirkişilerden döndüğü belirtilerek, rapor okundu. Bilirkişi raporunun sonuç kısmında şu ifadelerin yer aldığı belirtildi: "Bilirkişi heyetimizce dosya üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda ’03.11.2023 tarihinde Biga Bahçeşehir Koleji bahçesinde meydana gelen olay, 7 yaşındaki Kuzey Kılıç’ın teneffüs sırasında panel tel çite tırmanıp üstteki sivri tel çıkıntılarına çen:takılması sonucu alt çene ve dudakta ağır doku kaybı ile sonuçlanan bir okul kazasıdır. Mağdur öğrenci sigortalı çalışan olmadığından olay 5510 ve 6331 anlamında teknik ’iş kazası’ değildir. Ancak çocuk yaşı, çit yapısı ve çocukların öngörülebilir oyun davranışları birlikte değerlendirildiğinde öngörülebilir ve uygun yapısal/organizasyonel tedbirlerle önlenebilir nitelikte Musa Çetin (kampüs müdürü: Okulun fiziki yapısı, bahçe ve çit düzenine ilişkin nihai sorumluluğu üstlenmesine rağmen, panel çitin üst kısmındaki sabit ve süreklilik arz eden sivri tel çıkıntılarını uzun süre gidermemesi ve çocuk kullanıcı profiliyle bağdaşmayan bu yapısal tehlikeyi ortadan kaldırmaması nedeniyle davranışı ile meydana gelen ağır yaralanma arasında doğrudan ve güçlü nedensellik bağı bulunduğu ve tutumunun ’ağır özensiz davranış’ olarak nitelendirilebileceği kanaatine varılmıştır. Emine Girgin (ilkokul müdürü): Küçük yaş grubu öğrenciler için güvenli fiziksel çevreyi sağlamakla görevli olup, panel çitin üst kısmındaki sabit tehlikeyi görüp gidermede yeterince proaktif davranmadığı, risk değerlendirmesinde bahçel/çit güvenliğini somutlaştırmadığı için bu olay bakımından nedensellik bağı bulunan özensiz davranış ânde olduğu, ancak yetki ağırlığının kampüs müdürlüğünde olması nedeniyle bu özensizliğin orta düzeyde olduğu değerlendirilmiştir. Atakan Değirmenci (bahçe nöbetçisi): Bahçenin genişliği ve öğrenci sayısı nedeniyle tüm öğrencileri anlık gözetmenin fiilen mümkün olmaması, olay sonrası hızlı müdahalesi ve kazanın esas nedeninin çitin yapısal tehlikesi olması dikkate alındığında, bu olay özelinde hafif özensiz davrandığı değerlendirilmiştir. Habibe Yılmaz (İSG uzmanı) ve Hasan Aktoprak (işyeri hekimi): Riskleri bildirme/öneride bulunma görevleri ile çitin fiilen değiştirilmesine ilişkin işveren yetkisi ayrımı gözetildiğinde, mevcut delillerle kazanın doğrudan meydana gelmesinde belirleyici bir teknik ihmal veya özen yükümlülüğüne aykırı davranışları tespit edilememiştir. Kuzey Yiğit Kılıç: Olay tarihinde yaklaşık 7 yaşında olup, ilkokul çağında, tehlikeyi öngörme ve kendini koruma kapasitesi sınırlı, korunmaya muhtaç bir yaş grubundadır. Teneffüste oyun ve merak duygusuyla çite tırmanma davranışı, bu yaş grubu çocuklarda pedagojik ve pratik olarak öngörülebilir tipik bir çocuk davranışı olup, bu olay özelinde özen yükümlülüğüne aykırı bir tutum veya kusur atfedilmesi teknik olarak uygun bulunmamıştır. Dosya kapsamındaki teknik inceleme çerçevesinde yukarıda adı geçen sanıklar ve mağdur dışında, olayın meydana gelmesinde kusur veya özensiz davranışla ilişkili başka kişi veya kurum tespit edilemedi." Duruşmada daha sonra sanık savunmalarına geçildi. İlk olarak sanık İSG Uzmanı Habibe Yılmaz dinlendi. Yılmaz savunmasında, "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben iddianameye konu suça ilişkin olarak daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Kollukta vermiş olduğum ifadem aynen geçerlidir. Ben iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olarak çalışmaktayım. Esasında birden fazla firmada görev aldığım dönemler de oluyor. Mağdur çocuğun yaralanması hepimizi üzmüştür. Benim esasında iş tanımım iş sağlığına ve güvenliğine ilişkindir ve çalışan işçilere odaklanırız. Ben görevlendirildikten sonra da Bahçeşehir Koleji’ne de gittim, etrafa baktım fakat belirttiğim üzere biz daha çok çalışanlarla ilgileniriz. Benim görev tanımımın içerisinde çalışanlar bulunmaktadır. Öğrenciler bizim görev ve mesleki tanımımız içerisinde yoktur. Firmalar da bizimle anlaşma yaparken çalışan sayısı üzerinden anlaşma yapar. Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Yaralanan çocuk mağdur okul öğrencisidir. Bu bir somut olayda meydana gelen hadise bir iş kazası değildir. İş yeri kazasıdır. Bilirkişi raporu da bu beyanlarımı doğrular niteliktedir. Bilirkişi raporunu aynen kabul ediyorum. Benim görev tanımımda okul öğrencileri yoktur. Dosyaya aldırılan bilirkişi raporunda da bana kusur izafe edilmemiştir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatımı talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, uzlaşmayı talep ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" dedi. Sanık bahçe nöbetçisi Atakan Değirmenci savunmasında, "İddianameye konu suça ilişkin daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Ben olay zamanı Bahçeşehir Koleji’nde beden eğitimi öğretmeni olarak çalışmaktaydım. Aynı zamanda bahçe nöbetçisi idim. Ben bahçede nöbetçi olduğum esnada genellikle yürürüm ve etrafa bakınırım. Bu kaza ise kör noktada olmuş. Ben, bana öğrencilerin, ’Öğretmenim bir çocuk düştü’ diye yanıma gelince kazayı öğrendim. Bana uzaktan seslendiler. Hemen oraya gittiğimde mağdur çocuğun kanlar içerisinde olduğunu gördüm. Dokunun düştüğünü de gördüm. Ben hemen etraftaki öğrencileri olay yerinden uzaklaştırdım ve mağdur çocuğa yardım ettim. Ben bu kazada kusurlu olduğumu düşünmüyorum. Bilirkişi raporunda hafif özensiz davrandığım belirtilmiş fakat ben üzerime düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiştim. Olay günü bahçede bir tane nöbetçi öğretmen vardı, o da benim. Bir okul nöbetçisi, bir de bahçe nöbetçisi olarak nöbet tutarız. Her katın da ayrı ayrı nöbetçileri vardır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatımı talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan vareste tutulma talebim vardır" diye konuştu. Sanık Kampüs Müdürü Musa Çetin, daha önceki beyanlarını tekrar ettiğini belirterek, "Olay zamanında Bahçeşehir Koleji’nde müdür olarak çalışıyordum, halen de müdür olarak çalışmaya devam ederim. Olay günü odamda olduğum esnada seslerin olması üzerine aşağıya indiğimde mağdur çocuğun yaralanmasını gördüm ve beden eğitimi öğretmeni Atakan ve okulumuzun hemşiresi Ceylen Sütçü ile beraber kendisine müdahale ettik. 7 dakika kadar bir süredede çocuğu Biga Devlet Hastanesine götürdük. İlk müdahale sonrasında mağdur çocuğumuz Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesine gönderildi. Burada da operasyonlar geçirdi, biz de operasyon anında geceye kadar ailenin yanındaydık. İlk operasyonun başarılı geçtiğini düşünmüştük. Bundan dolayı Biga’ya geri döndüğümüz esnada doku uyuşmazlığı olduğu söylendi. Biz ailenin elimizden geldiğince yanında olmaya çalıştık. Biz bu çitleri 2019 yılında okulun açıldığı esnada yaptırdık. Çit yüksekliğinin 1.6 metre olduğunu biliyorum. Biz Biga’da bir firmaya yaptırdık. İş sağlığı ve güvenliği uzmanları tarafından tarafımıza herhangi bir çitlerin zarar verebileceği yönünde bildirimde bulunulmadı. Biz okulun açıldığı 2019 yılında MEB tarafından denetlendik, bize uygunluk verildi. Çitlerle alakalı herhangi bir bildirimde bulunulmadı. Ben 26 yıllık devlet tecrübesine sahibim, eski okullarımda da çitler bu şekilde idi. Ben bilirkişi raporunu dün incelediğimde 2023 yılının Mart ve Mayıs aylarında çitlerle alakalı olarak iki adet uyarı olduğunu gördüm. Ben bu uyarıların sonradan deftere yazıldığını düşünüyorum. Çünkü böyle bir uyarı olsaydı bu tarafıma iletilirdi, ben de gerekli önlemleri alırdım. Deftere sonradan bu tip bir yazı yazıldığını düşündüğümüzden dolayı avukatım aracılığı ile gerekli başvuruları yapacağız. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatımı talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" şeklinde konuştu. Sanık İlkokul Müdürü Emine Girgin ise, daha önce verdiği beyanları tekrar ettiğini belirterek, "Ben Bahçeşehir Kolejinde olay zamanı ilkokul müdürü olarak çalışmaktaydım, halen de ilkokul müdürü olarak görev yapıyorum. Ben kazayı görmedim. Öğrenciler benim yanıma gelip bir öğrencinin düştüğünü söyledikleri zaman kazadan haberim oldu. Bahçeye indiğimde Atakan öğretmenin öğrencimizin yanında olduğunu gördüm. Yaralı öğrenciye müdahale edip, ivedi bir şekilde hastaneye intikal ettik. Biz 2019 yılında Doğa Koleji olarak faaliyete başladık, akabinde 2022 yılında ismimiz Bahçeşehir Koleji olarak değiştirildi. Biz hem Doğa Koleji tarafından hem de Bahçeşehir Okulları tarafından gerekli denetimlere tabi tutulduk. Bize herhangi bir şekilde çitlerin sivri olduğu veyahutta zarar verebileceği şeklinde bir bildirimde bulunulmadı. MEB tarafından da bu yönde bir bildirimde bulunulmadı. Ben meydana gelen kazada kusurum olduğunu düşünmüyorum. Meydana gelen kaza bakımından çok üzgünüm aileye geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Biz aile ile elimizden geldiğimizce irtibatlaşmaya çalıştık. Kendileri de bizi bilgilendirmişlerdir. Biz aileye elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık. Çitlerle alakalı olarak çitlerin boyu yüksek olduğundan dolayı öğrencilerimize zarar vereceğini düşünmüyorduk. Ben de 28 yıl boyunca devlette çalıştım, ülkedeki çoğu okulda çitlerin bu şekilde olduğunu biliyorum. Çitlerin yapısının bu şekilde olması olağandır. Bu olaydan sonra ise her ihtimale karşılık olarak çitlerin sivri ucunu düzleştirdik. Bilirkişi raporunda tarafıma kusur izafe edilmiş olsa da ben üzerime düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğimi düşünüyorum. Bundan dolayı bilirkişi raporundaki kusura yönelik bildirimleri kabul etmiyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatımı talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" dedi. Sanık Hasan Aktoprak’ın avukatı Ezgi Ayhan Bilgi, "Müvekkilimin talimatla ifadesi alınmıştı, bu ifadelerine aynen katılıyoruz. Dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda da müvekkilime kusur izafe edilmediği gibi müvekkilimin herhangi bir nedensellik bağı bulunmadığı da belirtilmiştir. Nitekim BYU ile yapılan yargılamada müvekkilimin beraatına karar verilmiştir. Bu aşamada müvekkillin öncelikle beraatını, mahkemeniz aksi kanaatte ise lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep ederiz" diye konuştu. Duruşmada Kuzey Yiğit Kılıç’ın babası Sinan Kılıç, "Bir önceki beyanlarımızı aynen tekrar ederiz. Bahçeşehir Kolejinin herhangi bir denetimi yoktur. MEB tarafından yeterli şekilde denetlenmemiştir. Bununla alakalı belgeyi celse arasında ibraz edeceğiz. Şu aşamada sanıklardan hala şikayetçiyiz. Cezalandırılmalarını talep ediyoruz" dedi. Kuzey Yiğit Kılıç’ın annesi Melek Şen ise, "Bir önceki beyanlarımızı aynen tekrar ederiz. Sanıklardan halen şikayetçiyiz. Cezalandırılmalarını talep ediyorum" diye konuştu. Sanıkların ve avukatların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti tarafından sanıkların vareste tutulma taleplerinin kabulüne, İstanbul 60 ASCM’ye müzekkere yazılarak talimat evrakının kapatılmaması ve yeni duruşma gün ve saatinin bildirilmesine, bu nedenle duruşmanın 4 Mayıs’a ertelenmesine karar verildi.
Bilecik Söğüt Altın Madeni’nde ’Toplu İş Sözleşmesi’ krizi Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkan Hakan Yeşil, Gübretaş Maden Yatırımları Söğüt Altın Madeni’nde devam eden ’Toplu İş Sözleşmesi’ görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması ve arabuluculuk sürecine girildiği söyledi. Genel Başkan Hakan Yeşil yaptığı yazılı açıklamada, üyelerinin haklı taleplerini sonuna kadar savunacaklarını belirtti. Gübretaş Maden Yatırımları Söğüt Altın Madeni işçilerimiz, daha yaşanabilir, geleceklerini garanti altına alan, daha iyi şartlarda çalışmak için sendikalarını tercih ettiklerini anlatan Genel Başkan Hakan Yeşil, sözlerine şöyle devam etti; "Ekim 2025 tarihinde alınan yetkiyle birlikte toplu iş sözleşmesi hazırlıkları ivedilikle başlamıştır. Üyelerimiz talepleri doğrultusunda hazırlanan toplu iş sözleşmesi taslağı ile şirket yetkilileriyle 19 Kasım 2025 tarihinde başlayan ’1. Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nde bugüne kadar 86’ncı madde içerisinden 67’nci maddede anlaşma sağlanmış, geriye kalan diğer maddelerin de büyük çoğunlukta prensipte anlaşılmış olup süreç ücret zammı maddesinde tıkanmıştır. Şu ana kadar ise bir anlaşma sağlanamamıştır. 60 günlük yasal görüşme süresinin tamamlanmasının ardından arabulucu süresi başlamıştır. Ancak gelinen noktada herhangi bir anlaşma sağlanamamıştır. Her zaman üyelerinin hak ve menfaatlerini ön planda tutarak toplu iş sözleşmeleri görüşmelerini sürdüren sendikamız, Gübretaş Maden Yatırımları Söğüt Altın Madeni yetkililerine ülkenin mevcut ekonomik durumu, çalışma şartlarını iyileştiren ve çalışma barışını bozmayacak bir sözleşme imzalanmasını her toplantıda dile getirmiştir. 3 Mart 2026 tarihinde son arabulucu toplantısı öncesi, üyelerimizin ve sendikamızın haklı talepleri karşılanarak bir an önce toplu iş sözleşmesinin masada imzalanması hepimizin ortak beklentisidir. Bizler, arabulucu süresinde anlaşma sağlanamaması halinde başlayacak olan 60 günlük grev kararını alma ve uygulama sürecine gireceğiz. Genel Maden İşçileri Sendikası olarak bu sürecin masada çözülerek üyelerimizin iş yerlerinde iş barışı ve iş huzuru içerisinde çalışmaya devam etmesini arzuluyoruz. Bizler işvereni olumlu yönde adım atmaya, daha duyarlı olmaya ve iş barışını bozmadan üyelerimizin hak ve menfaatlerini koruyan bir toplu iş sözleşmesini imzalamaya davet ediyoruz. Uzlaşma sağlanamadığı takdirde üyelerimiz ile beraber ilerleyen günlerde alacağımız ortak kararlar doğrultusunda yasalar çerçevesinde mücadelemize devam edeceğiz."