ASAYİŞ - 25 Haziran 2024 Salı 12:17

49 kişinin öldüğü Emre Apartmanı’nı yapan müteahhidin kızları konuştu

A
A
A
49 kişinin öldüğü Emre Apartmanı’nı yapan müteahhidin kızları konuştu

6 Şubat depremlerinde 49 kişinin öldüğü Emre Apartmanı ile ilgili dava devam ederken ikinci müteahhit Ali Emre’nin ailesi yıkılan binaya dair açıklama yaparak adil yargılanma istedi.


Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan ve 49 kişinin ölümüne neden olan Gaziantep’teki Emre Apartmanı ile ilgili duruşma geçtiğimiz aylarda görülürken mahkeme heyeti, 2’si tutuklu 4 sanık hakkında mevcut hallerinin devamına karar vermişti. Dosya kapsamında tutuklu olan 2 müteahhitten Ali Emre’nin ailesi, binadan sorumlu gerçek fenni mesul mimar ve mühendislerin tutuklanmadığını, teknik bilgisi olmayan müteahhitlerin cezaevinde olduğunu söyledi. Aile, “Binayı taşıyan en büyük unsur temeldir. Yanlış bir temel yapıldığı için depremin 10 ila 15. saniyesinde burası yıkıldı. İkinci müteahhit zemin katından sonra, yani temel, bodrum ve dükkan katı yapıldıktan sonra burayı alıyor. İkinci Müteahhittin bu depremde, yıkılma anında hiçbir kusuru görülmediği dosyada açıkça belirtiliyor” diyerek adil yargılanma istedi.



“Asıl suçlular dışardayken bizim babamız taksirle adam öldürmeden yargılanıyor”


Babasının Emre Apartmanının ikinci müteahhidi olduğunu belirten Beşire Emre, adil yargılanma istediğini belirterek, “Bu binanın temelinde tamamen usulsüzlük var. Çünkü temel mütemadi temel olarak proje çizilmesine rağmen münferit temel olarak yapılmış. Münferit temel dediğimiz temelde sadece temel pabuçları var arada bağlantı kirişleri yok. Oldukça zayıf bir temel şeklinde yapılmış. Üstelik bu temel proje çizilmeden önce ruhsatsız bir şekilde yapılmış. Aslında ilk müteahhitler Ahmet Yıldız ve Erol Özuslu burada ruhsatsız bir şekilde binaya başlıyor ve sonradan statik projesini çizdiriyorlar. Üstelik bunlardan birisi de mimar. Dolayısıyla teknik eleman olmasına rağmen burada usulsüz bir temel yapıyor. Binayı taşıyan en büyük unsur temeldir. Yanlış bir temel yapıldığı için de depremin 10 ila 15. Saniyesinde burası yıkıldı. İkinci müteahhit zemin katından sonra, yani temel, bodrum ve dükkan katı yapıldıktan sonra burayı alıyor. İkinci müteahhidin bu depremde, yıkılma anında hiçbir kusuru görülmediği dosyada açıkça belirtiliyor. Dosyada bilirkişi raporları olmasına rağmen henüz yargılama süreci çok yavaş bir şekilde devam ediyor. Bilirkişi raporu 1 kez alınabildi ve henüz 1 kez keşif yapılabildi. Bu tarz dosyalarda 7-8 bilirkişi raporu alınırken bu dosyada 1 tane bilirkişi raporu var. Bizde bunun kasıtlı olarak yapıldığını düşünüyoruz. Beton ve demir çalan insanlar yargılanmıyor. Asıl suçlular dışardayken bizim babamız taksirle adam öldürmeden yargılanıyor ve 15 aydır içeride. Adil bir şekilde yargılanma istiyoruz. Bilinenlerin gün yüzüne çıkmasını, hakimin buna göre yargılamasını, temelin bir binada ne kadar önemli olduğunu düşünerek yargılama yapmasını istiyoruz” dedi.



“Temeli açıp görmesi gibi bir şey söz konusu değil”


Babasının Gaziantep’te birçok site yaptığını söyleyen Beşire Emre, hiçbirinde kusur ve hasar olmadığını ifade ederek, “İkinci müteahhit bu durumu bilmiyor muydu? Aldığında bundan haberi yok muydu diyorlar. Tabi ki yoktu. Çünkü temel üstü kapatılmış bir unsur. O yüzden temeli açıp görmesi gibi bir şey söz konusu değil. O yüzden biz babamın adil bir şekilde dosyadaki gerçeklere göre yargılanmasını istiyoruz. Babamın Gaziantep’te 2 site ve 15 bloğa yakın yapmış olduğu yapı var. Hiçbirinde bir kusur yok. Herhangi bir hasar yok. İnsanlar içerisinde oturmaya devam ediyor. Sadece bu binayı sonradan teslim aldığı için bu bina yıkılıyor” ifadelerini kullandı.



“B bloğun herhangi bir sarsıntıda yıkılıp yıkılmayacağı belli değil”


Gülay Emre, aynı müteahhit tarafından yapılan bir diğer blok olan B blokta oturan insanların da yanlış temel üzerinde oturduğunu ve hayatlarının risk altında olduğunu söyleyerek, onların da haklarını araması gerektiğini söyledi. Gülay Emre, “B blokta oturan insanların da hayatı söz konusu. Ufak bir sarsıntıda dahi yıkımı çok büyük bir risk. Çünkü ne kadar demir ve beton çalındığı hala bilinmemektedir. Bu bina projeye uygun yapılsaydı veya beton ve demir kullanılsaydı yıkılır mıydı? Bu büyük bir soru işareti. Maalesef ki bina mütemadi temel üzerine oturtulmuş bir bina. Bu ikisi arasında ne kadar beton ve demir çalındığı hatta kaybolduğu bile belli değil. Bu ortadaki fark çıksa adil bir yargılanma söz konusu olur. Çünkü kusur oranlarının belirtilmesi bu konu bakımından çok önemlidir. Burada bulunan apartmanların temeli ikisi birlikte atılıyor. Dükkan tablaları atıldıktan sonra satın alması gereken ikinci müteahhidi buluyorlar ve ruhsatlı ve projeli bir şekilde devrediyorlar. Bundan sonra 11 katlı bloğu ikinci müteahhit yapıyor daha sonra oturma izni, iskan izni alarak toprak sahiplerine teslim ediyor. Biz keşifteki müteahhitlere de ikinci müteahhittin açıp temeli görme imkanı var mıydı? Şeklinde sorduğumuzda bize o dönemde böyle bir imkanın mümkün olmadığını söylediler. Bu konuda insanların haklarının kaybolmamasını istiyorum. Burada büyük bir ihmal söz konusu. Projelendirme konusundan, demir ve beton konusundan gerçekten bilinçli bir şekilde haklarını arasınlar istiyorum. Hatta yıkılmayan B blokta oturan insanlar yanlış temel üstünden evler satın almışlar ve yanlış temel üstünde oturuyorlar. Herhangi bir sarsıntıda yıkılıp yıkılmayacağı belli değil. Onlar da haklarını arasınlar” diye konuştu.



49 kişinin öldüğü Emre Apartmanı’nı yapan müteahhidin kızları konuştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin: "İş sağlığı ve güvenliği bizim kırmızı çizgimizdir"" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sektörün beklentilerini karşılamak üzere Mesleki Eğitim Merkezlerini (MESEM) hayata geçirdiklerini belirterek, "Biz bir iş yeriyle protokol imzalarken ve çocuğumuzu gönderirken öncelikli şartımız şudur. İş sağlığı ve iş güvenliği açısından uluslararası standartların sağlanması, Çalışma Bakanlığımızın prensipleri ve illerde valilikler tarafından oluşturulan komisyonların kararlarıyla ’Gerekli tedbirler alınmıştır’ şartıyla çocuklarımızı işbaşı eğitimlerine staj eğitimi için gönderiyoruz. Bu, bizim kırmızı çizgimizdir" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile işadamları arasında "Mesleki Eğitimde İstihdam Odaklı İş Birliği Protokolü" imzalandı. Protokolün, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu mezunlarının istihdama geçişini hızlandırması, işgücünün niteliklerini sektör ihtiyaçlarıyla uyumlu hâle getirmesi, mezunların istihdam oranını artırması, genç nüfusun sürekliliğini ve aile hayatının önemini desteklemesi hedeflediği belirtilirken, Beşiktaş’taki İSOV-Dinçkök Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir tören düzenledi. Törende konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "2014 yılında ’proje okul’ diye bir kavram ürettik. Ve mesleki teknik eğitimde okullarımızın programlarını sektörle beraber yapabildiğimiz, okullarımızdaki eğitim öğretim kadrosunda sektörden deneyimli kişiler, eğitimleri uygun olan kişilerle desteklediğimiz bir süreci başlattık. Bu bizim açımızdan çok önemli bir adımdı. Sonra oturduk, dedik ki, ’Meslek liselerini cazip hale getireceğiz. Çocuklarımız bu anlamda üretime katkı versinler. Ama bunu verirken de iyi yetişsinler’ İyi yetişmelerinin önemli şartlarından bir tanesi ne? Sahada, iş başında eğitim alabilmeleri. Bunu da sektörle konuştuğumuzda sektörden şöyle talepler geldi. ’Bize gönderdiğiniz çocuklar, biz onlarla iş yerlerimizde onların eğitimine katkı sunabiliriz. Ama bunların ücretlerinin ödenmesi konusunda bize destek olun’ talebi geldi. Biz oturduk, asgari ücretin yüzde 30’u ve yüzde 50’si kadar iş başı eğitimleri için iş yerlerine giden çocuklarımıza, genel bütçeden ödeme ilkesi başlattık" ifadelerini kullandı. Sektörün beklentilerini karşılamak üzere Mesleki Eğitim Merkezlerini (MESEM) hayata geçirdiklerini ve bunu zorunlu eğitimin bir parçası haline dönüştürdüklerini, 12 yıllık zorunlu eğitimle birlikte öğrencilerin mesleki ve teknik eğitim alarak eski adıyla "çıraklık eğitimi" olarak tanımladıkları eğitimi almalarını sağladıklarını ifade etti. "İş sağlığı ve güvenliği bizim kırmızı çizgimizdir" Muhalefetin yaptıkları bu çalışmalara eleştiri getirdiğini ifade eden Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "İki konuda eleştiriyorlar. Biri, ’Niye sivil toplum örgütleriyle, iş dünyasıyla iş birliği yapıyorsunuz?’ Bunun zararını görmedik. Sektörle birlikte yürümek ve sorumlulukları paylaşmak, çağdaş kamu yönetiminin en temel ilkelerinden biridir. Bu yüzden bizimle yol yürümek isteyen tüm meslek örgütlerine, iş dünyasına ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ediyorum. İkinci eleştiri konusu, MESEM’lerde yaşanan kazalarla ilgilidir. Bu, bizim en hassas olduğumuz konulardan biridir. Biz bir iş yeriyle protokol imzalarken ve çocuğumuzu gönderirken öncelikli şartımız şudur. İş sağlığı ve iş güvenliği açısından uluslararası standartların sağlanması, Çalışma Bakanlığımızın prensipleri ve illerde valilikler tarafından oluşturulan komisyonların kararlarıyla ’Gerekli tedbirler alınmıştır.’ şartıyla çocuklarımızı işbaşı eğitimlerine staj eğitimi için gönderiyoruz. Bu, bizim kırmızıçizgimizdir. En küçük bir yanlış uygulama, eksiklik veya dedikodu duyduğumuz anda o iş yeriyle protokolü derhal sonlandırıyoruz ve çocuklarımızı göndermiyoruz. Bizler de bir babayız, anneyiz. Bizler de ebeveyniz ve bu çocukların bize emanet olduğunun farkındayız. Dolayısıyla bu tedbirlerin alınmadığı hiçbir iş yerine herhangi bir çocuğumuzu emanet asla etmeyiz. Bu tedbirleri de alıyoruz. Bu da yeter mi? Yetmez. Rutin aralıklarla, bir hafta, 10 günlük periyotlarla iş başı eğitimi için iş yerine giden çocuklarımıza, okullarında, kayıtlı oldukları okullardan, koordinatör öğretmen olarak kendisine tanımladığımız öğretmen arkadaşlarımızın çocukları mutlaka kontrol etmeleri talep edilir. Öğretmen arkadaşlarımız giderler, çocukları iş yerinde ziyaret ederler" şeklinde konuştu.
Manisa Turgutlu Zabıtası ve trafik ekiplerinden ortak denetim Turgutlu Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri ile Turgutlu Trafik ekipleri tarafından galericilere yönelik işgal denetimi gerçekleştirildi. Ruhsatsız faaliyet gösteren işletmeler ile kaldırım ve yol üzerini işgal eden araçlar tek tek tespit edildi. Turgutlu Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, vatandaşların yaya güvenliğini sağlamak ve kamuya ait alanların amacı dışında kullanımının önüne geçmek amacıyla kontrol ve denetimlerini sürdürüyor. Bu kapsamda Turgutlu Trafik Şube Amirliğinde görevli ekiplerle birlikte yapılan uygulamalarda, galericiler ile yol ve kaldırım işgallerine yönelik denetimler gerçekleştirildi. Trafik akışını olumsuz etkileyen ve kaldırımları işgal eden araçlara trafik ekipleri tarafından cezai işlem uygulandı. Bununla birlikte ruhsatsız faaliyet gösterdiği belirlenen işletmeler hakkında da gerekli işlemler başlatıldı. Turgutlu Belediyesi Zabıta Müdürü Hasan Kızıl söz konusu denetimlerle ilgili yaptığı açıklamada, "Amacımız hem esnafımızın faaliyetlerini düzen içerisinde sürdürmesini sağlamak hem de vatandaşlarımızın ortak alanlardan güvenli şekilde yararlanabilmelerini sağlamaktır. Kent düzeni ve kamusal alanların korunması, aynı zamanda vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenli şartlarda günlük yaşamlarını kolaylaştırmak adına kentimizdeki kamu kurum ve kuruluşları ile iş birliği içerisinde çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Ordu Ordu’da engelli bireyler temsili asker oldu Ordu İl Jandarma Komutanlığı’nda engelli vatandaşlar için, ’Temsili Askerlik Yemin Töreni’ programı düzenlendi. Düzenlenen törende 31 engelli vatandaş tezkere aldı. Engelliler Haftası etkinlikleri çerçevesinde İl Jandarma Komutanlığı’nda düzenlenen etkinlikte 31 engelli vatandaş asker olmanın gururlu heyecanını yaşadı. Saygı duruşu sonrası İstiklal Marşı’nın okunduğu program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Programda İl Müftüsü İsmail Çiçek’in yaptığı dua sonrasında ise engelli bireyler için yemin töreni gerçekleştirildi. Törende askeri kıyafetler giyerek yemin eden engelli bireyler, bir günlük asker oldu. Temsili Askerlik Uygulaması Ant İçme Töreni’nde bir konuşma yapan Kıdemli Başçavuş Gökhan Özer, "Bugün, Jandarma Genel Komutanlığı’nın emirleri doğrultusunda engelli vatandaşlarımıza yönelik olarak icra edilen, bir günlük temsili askerlik yemin törenine katılarak bizleri onurlandırdınız. Sizleri kışlamızda görmenin mutluluğu içerisindeyiz. Bugün sizlere, kısa da olsa, askerlik görevini yapmanın gurur ve onurunu yaşatmaktan ve şanlı ordumuzun şerefli birer neferi olarak aramızda görmekten dolayı mutluluk duyuyoruz. Diğer vatan evlatları gibi, şanlı bayrağımız ve silah üstüne ellerinizi koyup ebediyete kadar sadık kalacağınız askerlik yeminini edeceksiniz. Gönülden inanıyoruz ki, size ihtiyaç duyulduğunda, bu yemini eden her vatan evladı gibi, bu vatan için canınızı esirgemeyeceksiniz. Askerlik yemininiz milletimize, ailelerinize ve sizlere hayırlı uğurlu olsun" dedi. Törende ant içen erler adına söz alan Jandarma Er Hasan Ergül, "Bizler engellerimiz nedeniyle bu kutsal görevimizi yerine getirme mutluluğunu yaşayamadık. Devre arkadaşlarımızı askere uğurlarken hep buruk bir sevinçle uğurladık. Bizler de vatanımız için bu kutsal görevimizi yapmak, bu şerefli elbiseyi giymek isterdik ama yaşayamadığımız bu mutluluk ve onuru bir günlüğüne de olsa yaşamamıza imkan sağlanması bizleri çok mutlu etmiştir" ifadelerine yer verdi. Konuşmaların ardından engelli askerlere terhis belgeleri ve hediyeleri Vali Muammer Erol ve diğer protokol üyeleri tarafından verildi. Tören geçişiyle devam eden program, daha sonra jandarma stantlarının gezilmesiyle sona erdi. Törene, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Ordu Cumhuriyet Başsavcı Vekili Kamil Buğra Akgül, Altınordu Kaymakamı İsmail Hakkı Ertaş, İl Emniyet Müdürü Ahmet Acar, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Sadi Akman jandarma personeli, vatandaşlar ve engelli yakınları katıldı.
Bursa Bursalı kolej öğrencilerinden dikkat çeken projeler "TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması" ile "TÜBİTAK 2204-57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması" kapsamında Şahinkayalı öğrenciler tarafından hazırlanan projeler, öğrencilerin bilimsel üretim gücünü ve araştırma yetkinliğini bir kez daha ortaya koydu. Ortaokul öğrencilerinden Zeynep Sare Koç, hazırladığı çalışmada insan vücudunda doğal olarak bulunan melatonin hormonunun bağırsak mikrobiyomu üzerindeki etkisini araştırdı. Son yıllarda bilim dünyasında giderek daha fazla önem kazanan hormon-mikrobiyom etkileşimini deneysel verilerle ele alan proje, bilimsel içeriğiyle dikkat çekti. Araştırma kapsamında bağırsak mikrobiyomunun üyelerinden biri olan Enterobacteraerogenes bakterisi üzerinde farklı melatonin konsantrasyonlarının etkisi incelendi. Kontrollü laboratuvar ortamında gerçekleştirilen deneylerde bakteriler, farklı melatonin seviyeleri içeren besiyerlerinde 30 C’de 24 saat süreyle inkübe edildi. Bakteriyel büyüme ise koloni oluşturan birim (CFU) sayımlarıyla nicel olarak değerlendirildi. Deney sonuçları, melatonin konsantrasyonu arttıkça bakteriyel büyümenin de arttığını ortaya koydu. Elde edilen örneklerle, melatoninin yalnızca insan fizyolojisinde değil, mikrobiyal sistemler üzerinde de etkili olabileceğini gösterirken; bağırsak mikrobiyomunun düzenlenmesi ve hastalıklarla ilişkisi konusunda yeni araştırma alanlarına ışık tuttu. Lise öğrencilerinden Ada Sarı ise ileri düzey bilimsel projesiyle önemli bir başarıya imza attı. Ada Sarı’nın çalışması, organik kimya ve fizik alanlarını bir araya getirerek donör ve akseptör moleküller arasında oluşan "exciplex" adı verilen uyarılmış komplekslerin ışık yayma özelliklerini inceledi. OLED teknolojileri, düşük enerji tüketimli aydınlatma sistemleri ve floresan tabanlı biyogörüntüleme uygulamalarında kritik rol oynayan bu yapıların araştırıldığı proje, hem bilimsel hem de teknolojik açıdan yüksek değer taşıyor. Proje kapsamında trifenilamin tabanlı beş farklı donör molekülün elektronik yapıları detaylı biçimde analiz edilirken, moleküllerin exciplex oluşturma eğilimleri ile ortaya çıkan ışıma dalga boyu ve verimi arasındaki ilişki nicel olarak ortaya kondu. Organik sentez teknikleri, UV-görünür absorpsiyon ve floresans spektroskopisi, döngüsel voltametri yöntemleri ile desteklenen çalışma; Lippert-Mataga modeli ve yoğunluk fonksiyonel teorisi (DFT) simülasyonlarıyla bilimsel olarak güçlendirildi. Araştırma sonuçları, belirli moleküler yapıların daha yüksek dipol moment değişimi gösterdiğini ve belirli enerji aralıklarında kararlı ışımalar oluşturabildiğini ortaya koydu. Elde edilen örneklerin, ışık rengi ve verimi kontrol edilebilen yeni nesil optoelektronik malzemelerin geliştirilmesine katkı sunabileceği belirtiliyor. Bilimsel Üretim Kültürü Güçlenerek Devam Ediyor Öğrenciler projelere danışman öğretmenleri Hakan Özkaynak eşliğinde hazırlanırken, Şahinkaya Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Şahinkaya, öğrencilerin erken yaşlardan itibaren bilimsel araştırma süreçlerine dahil edilmesinin önemine dikkat çekerek, proje tabanlı eğitim anlayışıyla sorgulayan, araştıran ve üreten bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Oğuzhan Şahinkaya, ortaokuldan lise düzeyine kadar elde edilen bu başarıların, okulun bilimsel vizyonunun ve araştırma kültürünün güçlü bir yansıması olduğu vurguladı. Şahinkaya Eğitim Kurumları genç bilim insanlarının yetişmesine katkı sunmayı sürdürürken, TÜBİTAK gibi prestijli platformlarda elde ettiği başarılarla adından söz ettirmeye devam ediyor.