GÜNDEM - 27 Ocak 2024 Cumartesi 11:22

56 yıldır 7 metrekarelik iş yerinde zurna yapıyor

A
A
A
56 yıldır 7 metrekarelik iş yerinde zurna yapıyor

Gaziantep’in son zurna ustası Mesut Uz, Türk kültürünün önemli bir parçası olan zurna yapma mesleğini yaşatmaya devam ediyor.


Gaziantep’te zurna mesleğinin son ve tek ustası olarak bilinen Mesut Uz, 7 metrekarelik iş yerinde 56 yıl önce bu mesleği yapmaya başladığını ve o zamandan beri hiçbir zaman bırakmadığını söyledi. Uz, “Zurna yapmak benim için bir tutku. Bu sanatı korumak ve gelecek nesillere aktarmak benim görevim” dedi.


“Gaziantep’te zurna yapan tek kişi benim”


Düğünlerin vazgeçilmez enstrümanı zurnayı yapan son usta olduğunu söyleyen Uz, “Bu mesleği 56 yıldır yapıyorum. Gaziantep’te zurna yapan tek kişi benim. Zurna halay zurnasıdır. Zurna enstrüman ve müzik aletidir. Atasözlerimizde de söylendiği gibi yeri gelince insanları oynatır, yeri gelince ağlatır. Zurna dünyanın en zor enstrümanlarından bir tanesidir. Yaylı sazlara veya diğer üflemeliler benzemez” dedi.


“Zurna kayısı ağacından yapılır”


Zurnanın kaliteli ve uzun ömürlü olması için ham maddesinin kayısı ağacından yapıldığını belirten Uz, “Zurna kayısı ağacı, erik ağacından yapılır. Genellikle kayısı ağacıdır. Abanoz ağacından da olur fakat o ağaç zor bulunan bir ağaçtır. Zurna yapmak bir günümüzü alır” ifadelerini kullandı.


“Halaylar bitmediği sürece zurna yapımına devam edeceğim”


Son zurna ustası Uz, teknolojiyle savaşacağını ve zurna yapmaya devam edeceğini belirterek, “Halaylar bitmediği sürece zurna yapımına devam edeceğim. Fakat teknolojinin gelişmesiyle zurna yapımı azalıyor. Eskisine nazaran talepler azaldı ama buna rağmen azda olsa talep var” ifadelerine yer verdi.


“Halay davul ister, davul zurna ister”


Davulun zurnasız, zurnanın davulsuz olmayacağını söyleyen Uz, “Hiç kimse davulsuz zurnasız düğün yapamaz. Halay davul ister, davul zurna ister. Zurna usta ister. Halay ve oyun bitmediği sürece zurnaya olan talep bitmez. Düğünlerin vazgeçilmezi olan zurna yüzyıllardır devam eden bir gelenek ve hiçbir zaman bitmeyecek” dedi.


“Tüm Türkiye’den bize gelip zurna alıyorlar”


Zurna geleneğinin tüm Türkiye’de devam ettiğini belirten Uz, “Tüm Türkiye’den bize gelip zurna alıyorlar. Az önce Kayseri’den geldiler. İstanbul’dan gelip alanlar var. İhtiyaç olduğu zaman gelip alırlar. 4 kalem zurna çeşidimiz var. İsteğe göre yaparız ve yanımızda zurnasını test edip sonra zurnasını alıp gider” ifadelerini kullandı.


“Zurna sürekli bozulan bir enstrüman değildir”


Ürettiği zurnaların uzun ömürlü olduğunu ifade eden Uz, fiyatları hakkında da, “Fiyatlarımız 3 bin TL ile 5 bin TL arasında değişir. Zaten zurna sürekli bozulan bir enstrüman değildir. Kırılmadığı sürece 20-30 yıl kullanılabilir” şeklinde konuştu.


“Mesleği öğrenmek isteyen yok”


Son zurna ustası olarak mesleğin kendisinden sonra öleceğini belirten Uz, “Mesleği öğrenmek isteyen yok. Ben son zurna ustasıyım. Benden sonra bu mesleği miras olarak bırakabileceğim kimse maalesef yok” dedi.


"Kayseri’den zurna almak için geldim"


Zurna almak için Kayseri’den Gaziantep’e geldiğini söyleyen müşteri Enver Avcı ise, "Mesut Uz ustanın yanına geldik. Burada güzel zurnalar yapıyor. Ben ve benim gibi birçok insan Kayseri ve çevre illerden buraya zurna almaya geliyor. Böyle güzel kültürümüzün parçası olan zurna ustalarının çoğalması gerekiyor" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Plevne direnişinin arkasındaki liderlik Tokat’ta ele alındı Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinde düzenlenen panelde Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’nın hayatına dair yeni keşifler ve askeri başarılarının stratejik yönleri ele alındı. Tokat’ta, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Tokat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından, Gazi Osman Paşa’nın vefatının 126. yıl dönümü dolayısıyla anma paneli düzenlendi. 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa; rektör yardımcıları Prof. Dr. Rasim Koçyiğit ve Prof. Dr. Mücahit Eğri, Genel Sekreter Prof. Dr. Muhittin Demiray, İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdi Dölek, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Programın açılışında konuşan TOGÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Rasim Koçyiğit, Gazi Osman Paşa’nın yalnızca bir asker değil, aynı zamanda azim ve kararlılığın simgesi olduğunu belirterek, Plevne’de gösterdiği direnişle tarihe adını altın harflerle yazdırdığını ifade etti. Panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Murat Hanilçe üstlenirken, Doç. Dr. İbrahim Aykun, Doç. Dr. Yunus Emre Tekinsoy ve Doç. Dr. Necati Çavdar konuşmacı olarak yer aldı. Aile geçmişine dair yeni keşifler paylaşıldı Panelde ilk olarak söz alan Doç. Dr. İbrahim Aykun, "Yeni Bilgiler Işığında Gazi Osman Paşa’nın Ailesi" başlıklı sunumunda, Paşa’nın aile yapısına ilişkin dikkat çekici veriler paylaştı. Osmanlı arşiv belgelerine dayanan araştırmalarda, bugüne kadar annesi olarak bilinen Şakire Hanım’ın aslında ablası olduğu, öz annesinin ise Vahide Hanım olduğu ortaya konuldu. Ayrıca babası Hacı Mehmed Bey’in gümrükte değil, Mekteb-i Harbiye-i Şahane’de "Ser Hademe" olarak görev yaptığı ve ailenin İstanbul Cihangir’de yaşadığı bilgisi paylaşıldı. Nüfus kayıtlarına göre Paşa’nın doğum yılının da 1832 olduğu ifade edildi. Plevne savunmasının askeri yönü ele alındı Doç. Dr. Yunus Emre Tekinsoy ise "93 Harbi’nde Plevne Savunması ve Gazi Osman Paşa" başlıklı sunumunda, dünya askeri tarihine geçen Plevne direnişinin stratejik boyutlarını anlattı. Tekinsoy, Osmanlı ordusunun savunma taktikleri ile Paşa’nın liderlik özelliklerini detaylı şekilde değerlendirdi. Saraydaki etkisi ve devlet içindeki konumu anlatıldı Panelin son konuşmacısı Doç. Dr. Necati Çavdar da "Yıldız Sarayı’nda Gazi Osman Paşa" başlıklı sunumunda, Paşa’nın savaş sonrası yaşamına ve Osmanlı bürokrasisindeki yerine değindi. Çavdar, Rus esaretinden dönen Paşa’nın II. Abdülhamid tarafından takdirle karşılandığını belirterek, 22 yıl boyunca Hassa Müşirliği ve Mabeyn Müşirliği görevlerinde bulunduğunu söyledi. Gazi Osman Paşa’nın, devlet yönetiminde etkin rol üstlendiğini ve padişaha en yakın isimlerden biri olarak görev yaptığını ifade eden Çavdar, Paşa’nın hayatı boyunca çeşitli iddialara rağmen saraydaki güvenini koruduğunu vurguladı. Panel, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Antalya Foseptik çukuruna düşen 10 yaşındaki çocuk operasyonla kurtarıldı Antalya’da oyun oynarken apartmanın açık unutulan fosseptik çukuruna düşen 10 yaşındaki oğlunun kurtarılmasını endişeli gözlerle izleyen anne görevlilere "Çıkarın artık ne olur" diyerek gözyaşı döktü. Bacağında ve vücudunda kırıklar olduğu tespit edilen küçük çocuk, AFAD ve itfaiye ekiplerince kuyudan çıkartılarak ambulansla hastaneye kaldırıldı. Olay, saat 15.00 sıralarında Kepez İlçesi Yeni Mahallesi 2440 Sokak üzerindeki bir apartmanın bahçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, okuldan dönen 10 yaşındaki Ömer Yılmaz, oturdukları apartmanın bahçesinde oynamaya başladı. Bir süre sonra çocuk bahçede üzeri açık unutulan 5 metrelik foseptik çukuruna düştü. Küçük çocuğun yardım çığlıklarını duyan annesi ve komşuları 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradı. Ekipler seferber oldu İhbarla adrese Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı kurtarma ekibinin yanı sıra Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Adrese gelen ekipler ilk olarak merdiven yardımıyla küçük çocuğun yanına inerek sağlık durumunu kontrol etti. Bacağında ve vücudunda kırıklar olduğu tespit edilen küçük çocuk ip yardımıyla sedyeye sabitlendi. Bu sırada çukura düşen oğlunun kurtarılmasını endişeli gözlerle izleyen anne Şahinet Yılmaz’ı yakınları ve komşuları sakinleştirdi. "Ne olur çıkarın artık" Geçen her dakikada oğlunun sağlık durumundan daha da endişelenen anne görevlilere "Kaç saat oldu, çıkarın artık yeter. Göreyim oğlumu" diyerek gözyaşı döktü. AFAD ve itfaiye ekiplerinin yaklaşık 45 dakikalık çalışmasının ardından küçük çocuk düştüğü kuyudan çıkartılarak ambulansla hastaneye kaldırıldı. Küçük çocuğun düştüğü kuyunun üzeri ise vatandaşlarca tahta ve suntalarla kapatıldı.