GÜNDEM - 25 Kasım 2025 Salı 09:46

66 yıldır teknolojiye direnerek çanta yapıyor

A
A
A
66 yıldır teknolojiye direnerek çanta yapıyor

Gaziantep’te Bakırcılar Çarşısı’ndaki 5 metrekarelik dükkanında 66 yıldır dede mesleğini sürdüren çanta ustası Tahir Demirci, tamamen el işçiliğiyle ürettiği çantalarla teknolojiye direniyor.


Oğluyla birlikte hiçbir teknolojik alet kullanmadan üretim yaptıklarını söyleyen çanta ustası Tahir Demirci, mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Küçük yaşta mesleğe başladığını anlatan Demirci, mesleğin devam etmesi için çalışmaya devam edeceğini söyledi. Oğluyla birlikte doğal deriden çantalar yaptıklarını dile getiren 76 yaşındaki Demirci, meslekte eleman yetişmediğini ifade etti. Devletin mesleğin yaşatılması için destek verdiğini söyleyen Demirci, "Sağ olsun devlet, bu mesleği koruma altına aldı, bizden vergi istemiyor. ‘Bu sanatı yaşatın, devam ettirin’ diyor" dedi. Usta Demirci, tamamen el emeğiyle yaptığı çantaları ise bin ile 3 bin TL arasında satıyor.



"Bu mesleğin nesli tükenmiş durumda"


Mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden usta Demirci, "Artık bu mesleğin nesli tükenmiş durumda. Dedemizin zamanından bu yana böyle gelmiş. Bir süre ara verdik ama ömrümüzün büyük bölümü bu işle geçti. Ben mesleğe daha 5 yaşındayken başladım. Küçük derede derileri ıslatırdık. O zamanlar kesim için makine, pres gibi şeyler yoktu. Her şey elle yapılırdı. Kullandığımız deri çok kalın olurdu, onu yumuşatmak için ‘akar’ dediğimiz suya bırakırdık. Bizim kalenin altında, Naip Hamamı’nın yanında eski tabakhaneler vardı. Oradaki derede ustam deriyi ıslatır, ben de küçücük halimle oturup öğlene kadar başında beklerdim. Sonra usta gelir, bizi alıp Millet Hanı’ndaki dükkânımıza götürürdü. Orada ip, mum ve diğer malzemelerle çalışarak başladık bu işe. Bugün bunları yapan usta neredeyse kalmadı. Az önce söylediğim gibi unutulmaya yüz tutmuş bir sanat haline geldi. Yetişen de yok. Bu ‘köşele’ dediğimiz çantalar gerçek deriden yapılır. Deriyi alır, keser, motiflerini işleriz. Oğlumla birlikte yapıyoruz. Küçük dükkanımda ben dikişini yapıyorum, evimizin altındaki küçük atölyede de oğlum boyasını ve işlemelerini hazırlıyor" dedi.



"Hepsi santimine kadar el emeğidir"


Çantaları hiçbir teknolojik alet kullanmadan yaptığını söyleyen usta Demirci, "Bu çantaların değerini ölçmek kolay değil çünkü tamamen el işidir. Fiyatlar bin ile 3 bin TL arasında değişiyor. En ucuz dediğimiz bir çanta bile sabahtan akşama kadar sürer. En uzun yaptığım çanta ise 3 gün sürdü, fiyatı 3 bin lira civarında. Hepsi santimine kadar el emeğidir, makine yok. Bu seviyede çalışan usta da maalesef yok, benden başka yapan kalmadı. Yemenici ustalar da çanta yapar ama bizimki gibi doğal, tabaktan çıktığı haliyle işlenen natürel deriden yapılanlar başka bir kategoride. Bu iş sadece bir çanta yapma işi değil; kültürümüzle ilgilidir. Eğer sıradan bir çanta gibi bakarsanız değerini göremezsiniz. Bu işi anlayan kişiler için ise hem kültürel hem de doğal yapısı nedeniyle çok kıymetlidir. Uzun yıllar dayanır, kültürümüzün bir parçasını taşır" ifadelerini kullandı.



"Sağ olsun devlet, bu mesleği koruma altına aldı"


Mesleğin ölmemesi için devletin her türlü desteği verdiğini belirten usta Demirci, "Maalesef meslek yok olmak üzere. Neredeyse bitmek üzere. Sağ olsun devlet, bu mesleği koruma altına aldı, bizden vergi istemiyor. ‘Bu sanatı yaşatın, devam ettirin’ diyor. Çünkü zaten kazancımız günlük geçimimizi ancak karşılıyor. Büyük para kazanmıyoruz. Devlet de bunu bildiği için destek veriyor. Ama öğrenmeye gelen yok. Kimse bu sanata ilgi göstermiyor. Bu durum bizi gerçekten çok üzüyor. Teknoloji ilerledikçe birçok eski meslek gibi bizimki de yok oluyor. Biz adeta teknolojiye direnmeye çalışıyoruz ama endüstrinin hızına yetişmek mümkün değil" şeklinde konuştu.



"Bu yaşta hala mesleğini sürdürüyor"


El emeği çantaları çok beğendiğini söyleyen vatandaş Nurgül Polat, "Çok güzel el emeği, göz nuru, yani sonuçta değerli, güzel bir şey, hoş. Amcamın emeğine çok saygı duymak lazım. Bu yaşta gelmiş, burada çalışıyor, el öpülecek bir amca. Bu yaşta hala mesleğini sürdürüyor" diye konuştu.



66 yıldır teknolojiye direnerek çanta yapıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Thorsten Fink: "Kendimize güveniyoruz, çeyrek finale kalacağımıza inanıyorum" SAMSUN (İHA) – Samsunspor Teknik Direktörü Thorsten Fink, Rayo Vallecano karşısında kendilerine güvendiklerini ve çeyrek finale çıkacaklarına inandıklarını söyledi. UEFA Avrupa Ligi son 16 turunda Rayo Vallecano ile karşılaşacak Samsunspor’da Teknik Direktör Thorsten Fink ve futbolcu Joe Mendes, basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. İspanyol temsilcisi karşısında kendilerine güvendiklerini ifade eden Thorsten Fink, "Benim için evimizde veya deplasmanda olması önemli değil. İlk maçı kendi evimizde oynamak bir avantaj. Sonuçta 2 karşılaşma oynanacak. Çok önemli bir maça çıkacağız. Taraftarımızın çok iyi destekte bulunacağını düşünüyorum. Tekrardan bir tarih yazabiliriz. Rayo çok iyi bir takım. En iyi baskı yapan takımlardan birileri. Barcelona karşısında bile topa hakim olmayı başarmışlardı. Fenerbahçe maçında biz de çok iyi oynadık. Kendimize inanıyoruz. İki maçta da iyi bir sonuç almak istiyoruz. Rayo son 5 maçını kaybetmedi. Çok tehlikeli bir takım bizi bekliyor. Futbolda her şeyi gördüm. Güçlü rakiplere bile baskılı oynuyorlar. Bizim de özgüvenimiz yerinde. Geleli 3 hafta oldu ama her hafta kendimizi geliştiriyoruz. Son 16’daki tüm takımların bir kalitesi var. Kendimize güveniyor ve çeyrek finale kalacağımıza inanıyorum. Lige iyi başlamadılar ama şu anda çok iyi bir performans gösteriyorlar, biz de bunun bilincindeyiz. Kendi oyun stilimiz var. Onlarla daha önce bir maçta karşılaşmıştık. 38 yaşında genç bir hocaları var. Çok iyi bir rakibe karşı oynayacağız. Onlara zarar vermek adına iyi olduğumuz yönlerimizi sahaya yansıtmak isteyeceğiz. Oyuncularımız sakatlıktan döndü. Kanat oyuncularına ihtiyacımız var. Emre Kılınç ve Zeki Yavru sakatlığını atlattı. Opsiyon anlamında elimiz güçlenecek" dedi. Tecrübeli defans oyuncusu Joe Mendes ise, "Mental olarak maça hazırız. Takım halinde tutkuluyuz. Yarınki maça odaklanmış durumdayız. En iyi şekilde oynayıp istediğimiz sonucu almak istiyoruz. Benim futbolda hayalim her zaman elimden gelenin en iyisini yapmak. Kafamdaki tek düşünce bu" diye konuştu.
Giresun Tarihi sokakta paylaşım sofrası Giresun’un Tirebolu ilçesinde "Bir kap fazla yap" geleneği, sokakta kurulan iftar sofrası mahalle kültürünü yaşatıyor. Giresun’un Tirebolu ilçesinde tarihi evlerin bulunduğu Yeniköy Mahallesi’nde mahalle sakinleri, evlerinde hazırladıkları yemeklerle sokakta kurdukları iftar sofralarında buluşuyor. "Bir kap fazla yap" sloganıyla sürdürülen gelenek, Ramazan ayında komşuluk bağlarını güçlendiriyor. Giresun’un Tirebolu ilçesinde tarihi dokusuyla dikkat çeken Yeniköy Mahallesi’nde, mahalle kültürünü yaşatan anlamlı bir gelenek sürdürülüyor. Mahalle sakinleri, Ramazan ayında evlerinde hazırladıkları yemekleri sokağa kurulan iftar sofralarına getirerek birlikte oruç açıyor. Yeniköy Mahallesi Muhtarlığı öncülüğünde 2016 yılında başlatılan ve "Bir kap fazla yap" sloganıyla hayata geçirilen sokak iftarı geleneği, her yıl artan katılımla devam ediyor. Mahalle sakinlerinin tencere ve kaplarla getirdiği yemekler masalarda paylaşılıyor. Çorba ve tatlı ise hayırseverler tarafından ikram ediliyor. İftar sofraları yalnızca mahalle halkını değil, üniversite öğrencilerini, ihtiyaç sahiplerini ve ilçe dışından gelen misafirleri de bir araya getiriyor. Tarihi sokakta kurulan uzun masalar, Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhunu yansıtıyor. Yeniköy Mahallesi Muhtarı Osman Altay, etkinliğin temel amacının komşuluk bağlarını güçlendirmek olduğunu belirterek, "Buradaki amaç beraber iftar yapıp olanın olmayana vermesi mantığıyla eski komşuluk bağlarını güçlendirmek. Bu yıl Allah izin verirse ‘Bir Kap fazla yap" iftar yemeğinin 10’uncusunu gerçekleştirdik" dedi. Altay, iftarın belirli bir konseptle hazırlandığını ifade ederek, sosyal farklılıkların oluşmaması için herkesin benzer yemekler hazırladığını söyledi. Altay, "Mahalleli genellikle fırında tavuk ve pilav yapıp getiriyor. Böylece herkes aynı sofrayı paylaşıyor, kimse kendini farklı hissetmiyor" diye konuştu. Tirebolu Kaymakamı Muhammed Lütfi Kotan da iftar programına ailesiyle birlikte katıldığını belirterek, Ramazan’ın birlik ve beraberlik için önemli bir vesile olduğunu söyledi. Kotan, "Ben de bu mahallenin bir sakiniyim. Bir kaymakamdan ziyade bir komşu olarak buradayım. Herkes kendi evinde yaptığı yemeği getirip paylaşıyor. Bu çok güzel bir gelenek" ifadelerini kullandı. Mahalle sakinleri ise sokakta kurulan iftar sofralarının özellikle çocuklar için unutulmaz hatıralar oluşturduğunu belirterek, geleneğin uzun yıllar devam etmesini istediklerini dile getirdi.
Hatay İran’da hayatını kaybeden tır şoförünün yakınları, cenazenin Türkiye’ye getirilmesini istiyor Afganistan dönüşünde İran’ın Tebriz şehrinde tırına füzenin şarapnel parçasının isabet etmesiyle hayatını kaybeden Hataylı tır şoförü Hüseyin Fırat’ın yakınları, cenazenin Türkiye’ye getirilmesi için yetkililerden destek bekliyor. Fırat’ın akrabası Cuma Karakılınç, Amerika ve İsrail’in sivillere yönelik saldırılarını kınayarak hastanenin bile saldırıya uğradığını söyledi. Reyhanlı ilçesi Bağlar Mahallesi’nde yaşayan 29 yaşındaki Hüseyin Fırat, Askerlik mesleğini bıraktıktan sonra baba mesleği olan tır şoförlüğünü sürdürerek yaşamını ekmek parasını kazanıyordu. İstanbul’dan aldığı yükle Afganistan’a doğru yola çıkan Fırat, dönüş yolunda İran’ın Tebriz şehrine geldiği esnada düşen füzenin şarapnel parçalarının tıra isabet etmesiyle ağır yaralandı. Ağır yaralanan tır şoförü Fırat, İran’ın Zincan Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Fırat, İran’da hastanede 6 gün süren yaşam mücadelesini kaybederek öldü. Fırat’ın yakınlarıysa yakınları cenazenin Türkiye’ye getirilmesi için yetkililerden destek beklediklerini söylediler. Afganistan’a yük bıraktıktan sonra aynı mesleği yaptığı babasıyla birlikte Türkiye’ye dönerken Hüseyin Fırat’ın tırına İran’da şarapnel parçası isabet ettiğini söyleyen Cuma Karakılınç, "Hüseyin kardeşimiz tır şoförü. İstanbul’dan yükünü alıp, Afganistan’a götürüyor. Afganistan’dan yükünü bıraktıktan sonra dönüş yolunda İran’da geçerken Amerika ve İsrail’in attığı füzenin şarapnel parçaları tıra isabet ediyor. Kendisi ağır yaralanıyor ve hastaneye kaldırıyorlar. Hastanede ilk müdahaleler yapılıyor ve kaldığı hastane tekrar bombalanıyor. Ameliyat oldu ve yaklaşık 1 haftadır İran’da hastanedeydi ve Türkiye’ye gelemedi. Sabaha doğru da kardeşimiz vefat etti" dedi. "Cenazenin Türkiye’ye gelmesi için yetkililerden destek bekliyoruz" Amerika ve İsrail’in sivillere saldırı gerçekleştirdiğini söyleyen Karakılınç, "Cenazesini getirmek için uğraşıyorlar, otopsi yapılması gerekiyormuş ve orada nevruz bayramı varmış. Bir an önce yeğenimizin cenazesinin Türkiye’ye getirilmesini istiyoruz. Cenazenin Türkiye’ye gelmesi için yetkililerden destek bekliyoruz. Amerika ve İsrail hastaneleri bile bombalıyor, insaf kalmamış. Nükleer tesisleri bombalayacağız diye Türk tırcıları bombalıyorlar. Kardeşimizde burada mağdur oldu ve vefat etti" dedi.