GÜNDEM - 25 Temmuz 2025 Cuma 16:48

Adalet Bakanı Tunç: "Türkiye yüzyılında terörsüz bir Türkiye olacak"

A
A
A
Adalet Bakanı Tunç: "Türkiye yüzyılında terörsüz bir Türkiye olacak"

Gaziantep Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı temel atma töreninde konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Yeni Türkiye Yüzyılı terörsüz bir Türkiye yüzyılı olacak" dedi. Bakan Tunç, belediyelere yönelik devam eden sürece yönelik de, "25 bin hakim ve savcıyı töhmet altında bırakarak, onları karalamaya dönük çabalara da biz hiçbir zaman fırsat vermeyiz" ifadelerini kullandı.


Bir dizi programa katılmak üzere Gaziantep’te bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ilk olarak Gaziantep Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı Temel Atma törenine katıldı. Düzenlenen törende konuşan Bakan Tunç, terörsüz Türkiye süreci, belediyelere yönelik devam eden yargı süreci, yatırımlar ve depreme davalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.


"Türkiye Yüzyılı terörsüz bir Türkiye olacak"


Terör örgütünün kendini feshetmesiyle ve silahları yakmasıyla yepyeni bir döneme girdiklerini söyleyen Bakan Tunç, "Türkiye Yüzyılı inşallah terörsüz bir Türkiye olacak. Terörün sona erdiği, artık Türkiye’de çocuklarımızın, kadınlarımızın, gençlerimizin, evlatlarımızın geleceğe güvenle baktığı bir, Türkiye olacak. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Terörsüz Türkiye. 23 yıldan bu yana bunun zemini hazırlandı. Daha 2002’de olağanüstü halin kaldırılmasıyla başlayan bölgede başlayan süreç, ayrımcılığın ortadan kaldırılmasıyla devam eden ve bölgede hiçbir ayrım yapılmadan, Hakkari’sinden Edirne’sine, Muğla’sından Ardahan’ına, her yerine üniversitesinden şehir hastanesine, barajından duble yoluna, demir yollarından havalimanlarına, tünellerine varıncaya kadar, organize sanayi bölgelerini dolduran fabrikalarına varıncaya kadar, hiçbir bölgeye ayrım yapılmadı. Temel hak ve özgürlükler güçlendirildi ve terörle de çetin bir mücadele yapıldı. Bu uğurda binlerce şehit verdik ve bu mücadelenin sonunda, geçen sene Cumhurbaşkanımızın, Ahlat’ta yapmış olduğu konuşma, birlik beraberliğimizi güçlendirelim, bin yıllık kardeşliğimize saplanan bu hançeri çıkaralım, iç cephemizi güçlendirelim vurgusundan sonra, Devlet Bahçeli’nin grupta yaptığı o tarihi çağrıyla beraber yapılan açıklamalar ve terör örgütünün kendini fes etmesi ve silahları yakmasıyla yepyeni bir döneme girdik. İnşallah bu süreç, başarıyla sonuçlanacak ve Türkiye terörden arınmış ekonomisini daha da güçlendirerek, dünyanın en güçlü ülkesi, ülkeleri olma yolunda hızla ilerleyecek. O zaman dünyada adaleti, hakkaniyeti, Filistin’in hakkını, Gazze’nin hakkını daha güçlü sanmayacağız inşallah. Bundan hiç şüpheniz olmasın" ifadelerini kullandı.


"Sonucu bekleyeceksiniz ve yargının kararlarına saygı duyacaksınız"


Son zamanlarda yargıya yönelik bazı eleştirilere de sert tepki gösteren Bakan Tunç, dosyaların içeriğinden farklı noktalara getirilerek ve siyasallaştırılarak bir algı çalışması yapıldığını belirterek, "Bugün 25 bin hakim ve savcımız var. 25 bin hakim ve savcımız gece gündüz millete hizmet yolunda adaleti tecelli etmek için çalışıyorlar. Ve yargı personelimiz de onlara destek veriyor. Yargımız bağımsız ve tarafsız bir şekilde, kılı kırk yararak bu çalışmaları gerçekleştiriyorlar. Maalesef son zamanlarda yargıya yönelik bazı soruşturmaları, dosyanın içeriğinden farklı noktalara getirerek, siyasallaştırarak bir algı çalışması yapanlar var. O soruşturmaları yargı teşkilatımız bağımsız ve tarafsız bir şekilde delillere dayanarak gerçekleştiriyor. Sonucu bekleyeceksiniz ve yargının kararlarına saygı duyacaksınız. İtiraz mekanizmaları, istinaf mekanizması, temyiz mekanizması, yargının içerisinde hak arama yolları sonuna kadar açık. Ama siz dosyanın içeriğini bilmeden, daha baştan bu kişi suçludur ya da bunun suçu yoktur derseniz, o hukuki olmaz. O nedenle sabırla soruşturmaların sonucunu beklemek gerekir. O soruşturmalardan yola çıkarak, bütün 25 bin hakim ve savcıyı töhmet altında bırakarak, onları karalamaya dönük çabalara da biz hiçbir zaman fırsat vermeyiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devleti dediğimiz zaman bundan rahatsız olanlar var. Niye rahatsız oluyorsunuz? Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yargısı her zamankinden daha bağımsızdır, tarafsızdır, hukuk devletine ve milli iradeye saygılıdır. Geçmişte acı tecrübeler yaşadık. 27 Mayıs yargısını da hatırlıyoruz. Milletin seçtiklerini ilham sehpasına gönderen yargıyı da hatırlıyoruz" dedi.


Temeli atılan Adli Tıp Grup Başkanlığı binasının hizmetleri daha etkin bir şekilde gerçekleştirilmesine imkan sağlayacağını söyleyen Bakan Tunç, "Güzel şehrimize, adalet hizmetlerimizin kapasitesini artıracak önemli bir yatırımı kazandırmak üzere sizlerle birlikteyiz. Çağın gereklerine uygun, modern ve donanımlı bir Adli Tıp Binamızın temelini atmak için bir aradayız. Adaletin tecellisi için, hazırladığı raporlarla maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına önemli katkılar sunan, 200 yıllık bilgi ve tecrübe birikimine sahip Adli tıp Kurumunun yapısını her geçen güçlendiriyor, hizmet binalarımızın sayısını artırıyor, çağın gerisinde kalmış Adli Tıp binalarımızı yeniliyoruz. Bu kapsamda son 2 yılda Denizli, Bursa, İzmir ve Samsun Adli Tıp Grup Başkanlıklarımızın açılışını yaptık, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı binasının temelini attık. Dün Adana’daydık. Şehrimize Adli Tıp Grup Başkanlığını kazandırmak için ilk harcı koyduk. Bugün de şehrimizin önemli bir ihtiyacına cevap verecek, Adli Tıp hizmetlerinin daha etkin bir şekilde gerçekleştirilmesine imkan sağlayacak Gaziantep Adli Tıp Grup Başkanlığının temelini atıyoruz. Gaziantep ile birlikte Şanlıurfa, Kahramanmaraş ve Kilis’e de hizmet verecek bu önemli yatırım, şehrimize, ülkemize, şimdiden hayırlı olsun" dedi.


"Deprem bölgesine 2.6 trilyon lirayı aşan dev bir yatırımı gerçekleştirdik"


Deprem bölgesinde şu ana kadar 75 milyar dolar yani 2.6 trilyon lirayı aşan dev bir yatırımı gerçekleştirdiklerini anlatan Bakan Tunç, "Gaziantep’imizle birlikte 11 şehrimiz, bundan 2 yıl önce dünya tarihinin en büyük deprem afetini yaşadı. Depremin ilk anından itibaren Cumhurbaşkanımızın liderliğinde harekete geçtik, bütün imkanlarımızla depremzede kardeşlerimizin yanında olduk. Bu süreçte; deprem bölgemizdeki tüm illerimize ziyaretler gerçekleştirdik, yapılması gereken ne varsa bir an önce tamamlamanın gayretinde olduk. Şu ana kadar bölgenin yeniden ayağa kaldırılması için 75 milyar doları yani 2.6 trilyon lirayı aşan dev bir yatırımı gerçekleştirdik. 2025 yılı bütçemizde de yine 584 milyar liralık yatırımı, kaynağı deprem bölgesinin inşa ve ihyası için tahsis ettik. Bugüne kadar 250 binden fazla konut hak sahibi vatandaşlarımıza teslim edildi. 2025 yılı sonunda da 450 binden fazla konut ve iş yerinin teslimini inşallah tamamlayacağız. Hak sahibi olan bütün vatandaşlarımızın konutlarını ve iş yerlerini teslim edeceğiz. Nitekim bugüne kadar Gaziantep’te 23 binden fazla konut teslim edildi. Yılsonuna kadar toplamda 29 binden fazla konut ve iş yeri teslim edilmiş olacak" ifadelerini kullandı.


"Deprem davalarında 78 bin 174 dosyada karar verildi"


Deprem bölgesindeki yargı süreçleriyle ilgili bilgi veren Bakan Tunç, "Deprem bölgesindeki yargısal süreçlerde ciddi mesafeler kaydettik. Bugüne kadar deprem bölgesinde idari yargıda toplam 112 bin 336 dava açılmış, 78 bin 174 dosyada karar verilmiştir. Ayrıca deprem bölgesi için öncelikli ve acil durumda olan ağır hasar tespiti ve yıkımla ilgili olarak açılan 42 bin 449 davanın, 38 bin 255’inde yani yüzde 90’ında karar verildiğini görüyoruz. Bu zorlu bir süreçte mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan yargı mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca 2025 yatırım programında deprem bölgesinde, 21 adliye hizmet binası, 12 ceza infaz kurumu, 3 adli tıp hizmet binası, 29 mahalde 880 kamu personel konutu yapımı yer alıyor" şeklinde konuştu.


Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bölgede yapılan ve yapılması planlanan projeleri de açıkladı. Deprem bölgesinde planlanan yatırımlar ve projeleri de sıraladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında annenin sözleriyle salon buz kesti Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin davada müşteki beyanları, ihmaller zincirini ve ailelerin yaşadığı derin acıyı bir kez daha gözler önüne serdi. Yangından yaralı kurtulan işçiler, sigortasız ve güvencesiz çalıştırıldıklarını, iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını ve denetimlerin göstermelik yapıldığını öne sürerken, yangında kızı hayatını kaybeden bir anne, "Kızımın kefeni olmadı hakim bey" deyince salon sessizliğe gömüldü. Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’nde bulunan Raviva Kozmetik isimli parfüm dolum tesisinde meydana gelmişti. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Gikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen yangınla ilgili davada müşteki ifadelerinin alınmasına devam edildi. "Dışarı çıkıp çığlık attım" Yangında yaralı olarak kurtulan Keriman Miskin, "4 senedir Raviva Kozmetik’te çalışıyordum. Yangın günü kapı tarafındaydım. Tuncay Yıldız ve Hürol E. ürün karıştırıyordu. Sonra patlama sesi duydum, alev yayıldı, kaçtık. Tuncay Yıldız da yanıyordu, dışarı çıkıp çığlık atmaya başladım. Daha sonra da hiçbir arkadaşımı göremedim. İtfaiye de geç geldi, daha sonra hastaneye gittik. Ben öncesinde masa görevlisiydim. Sonrasında mutfakçıydım ancak mutfakçı adı altında tüm işleri yaptırıyorlardı. Her alanda çalışıyordum. İlk yerde önce kolonya, sonrasında dolum işine girildi. İlk yerde dolum da yapıyorduk. Kurtuluş Oransal bize talimat veriyordu. Yeni yere geçtiğimizde tadilat yapıldığını sanmıyorum, sadece boya yapıldı. İsmail Oransal ve Altay Ali Oransal bize talimat vermedi. İsmail Oransal’ın Sheliq ürününü yapıyorduk. Shuran’da yapılıyor muydu bilmiyorum. Ben dönemsel çalışıyordum. Ataşehir’deki ofiste kremlerin paketlenmesine de gitmişliğim var" dedi. "Zabıtalar geldiklerinde onlara hediye olarak parfüm veriliyordu" Zabıtalar tarafından denetim yapılmadığını, denetim olacağı zaman da sigortasız işçilerin iş yerinden çıkarıldığını aktaran Miskin, "Bize iş güvenliği eğitimi verilmedi. Yangından bir hafta önce zabıtalar geldi ancak denetim yapmadılar. Kurtuluş Oransal’ın yanına girdiler, sonra çıktılar. Benim hiç sigortam olmadı. Bir gün denetim olacağı söylendi, bizi fabrikadan çıkardılar, ardından aynı gün tekrar çağırdılar. Zabıtalar geldiklerinde onlara hediye olarak parfüm veriliyordu. Gökberk Güngör’ü ürün dolumu yaparken gördüm. Çocuk işçi ve göçmen işçi çalışıyordu. Sağlıksız koşullarda paketlerin üstünde yemek yiyorduk. Yangın merdiveni maliyetli olduğu için Kurtuluş Oransal yaptırmak istemedi" dedi. "Alev aldım, koşarak kaçtım" Fabrikadan yaralı olarak çıkan Ayten Aras, "Pandemi zamanında çalışmaya başladım. Rahatsızlanınca bırakmak zorunda kaldım ancak sonrasında Kurtuluş Oransal yeniden çağırdı. Olay günü paketleme yapıyordum. Patlama sesi geldiğinde ateş yayıldı, ben de alev aldım ve koşarak dışarı kaçtım. İlk yerde dolum, ikinci yerde ise hem dolum hem üretim yapılıyordu. Eski yerde de Shauran ve Sheliq üretiliyordu, yeni yerde yapılmıyordu. Kurtuluş Oransal’ın iki oğlu da geliyordu, zaman zaman yardım ediyorlardı" diye konuştu. "Kızımın kefeni olmadı hakim bey" Yangında hayatını kaybeden Nisanur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir, "Kızım kömür oldu. Kızım ölmek istemiyordu. Kurtuluş Oransal’ın kötü davrandığını, çok çalıştırdığını ve mesai parası vermediğini bana söylüyordu. Ekipman vermiyormuş, ‘Param yok’ diyormuş. Tuğba Taşdemir ve Cansu Esatoğlu kızımın kuzenleriydi. Kızımın kefeni olmadı hakim bey" deyince salonda uzun süre sessizlik hakim oldu. Altun Taşdemir, "Çok acı çekiyoruz. Anneyim ben. Eşim kanserdi, kızım babasına bakmak için çalışmak istedi" dedi. "Kızımı kömür olarak aldım" Nisa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir ise, "Kanser tedavisi nedeniyle hastanede yattım. Kızımı toprak ve kömür olarak aldım fabrikadan. Maaşını da vermiyorlardı. Sanıkları hiçbir zaman affetmeyeceğim" dedi. "Sağ verdim, ölüsünü aldım" Tuğba Taşdemir’in annesi Saliha Taşdemir, "Tuğba’yı sağ verdim, ölüsünü aldım. Çocuklarımın hakkını yediler. Maddi imkansızlıklardan dolayı çalışmak zorunda kaldılar. Sigortalarını yapacaklarını söyleyerek sürekli oyaladılar. 18 yaşındaydı, ölümü hak etmedi. Ölüm Allah’tan gelir ancak buna onlar sebep oldu. Sonuna kadar şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Çocuğumu torbaya koyup getirdim" Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir, "İçimiz yanıyor. Çocuklarımız birbirlerine sarılarak öldüler. Çocuklarımız kömür oldular. Çocuğumu torbaya koyup getirdim. Tuğba 4 yıldır çalışıyordu. Biz paketleme işi olarak gönderdik. Kimyasal olduğunu bilmiyorduk. Şikayetçiyiz" şeklinde konuştu. "Kızımın iskeletine sarıldım" Cansu Esatoğlu’nun annesi Filiz Esatoğlu, "Kızımın iskeletine sarıldım, kızım kömür oldu. Kötü çalışma şartlarından bahsediyordu. Mesaiye kalmazsan işten çıkarırım diye tehdit ediyorlardı. Sigortası yoktu, şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Para hırsı ile çocuklarımızın hayatını aldılar" Cansu Esatoğlu’nun babası İbrahim Esatoğlu, "Para hırsı ile çocuklarımızın hayatını aldılar. İnsanların emeklerini sömürdüler. Kan emici vampirler olarak gözünüz doymadı. Çalıştıkları yer mayın tarlası gibiydi. Oturup yemek yiyecek yerleri bile yoktu. Bu kasıtlı cinayet. Sizler katilsiniz. Yangın merdiveni yok, iş güvenliği uzmanı yok. 7 can kömür oldu. Yoksul oldukları için köle gibi çalıştırdılar Suçu ölmüş babalarının üstüne atıyorlar. Babaları ile ortaktılar" dedi. "Üç çocuğum yetim kaldı" Ölen Esma’nın eşi Aytekin Gikan, "Ne yediğim yemekten ne de uyuduğum uykudan tat alıyorum. Üç çocuğum yetim kaldı. Bu şahısların daha fazla para kazanması için yetim kaldılar. Gözlerini hırs bürümüş. Eşimi işten çıkarmıştım. Sigorta yapacağız diyerek 3 ay oyaladılar. Sonra bu olay yaşandı. Zorla eşimi aldılar evden. Yaptıkları kremden eşimin elleri alerji oluyordu" şeklinde konuştu. "Denetleme Çorlu’dan geçiyor, Dilovası’nda üretim yapılıyordu" Tuncay Yıldız’ın oğlu Ali Yıldız, "Düzce’de Kurtuluş Oransal ile babam birlikte çalışıyordu. Sonra işten ayrıldı. Dilovası’nda babamı ziyaret ettiğimde Kurtuluş Oransal’ın fabrikada sigara içtiğini gördüm. Bu fabrika sadece Kurtuluş Oransal’ın değildi, çocukları ile birlikteydi. Çalışanların hiçbirinin iş tanımı yoktu. Herkesten şikayetçiyim. Denetleme Çorlu’dan geçiyor, Dilovası’nda üretim yapılıyordu. Bunu babamdan öğrendim" diye konuştu. "Zabıtalar parfümle gönderiliyordu" Tuncay Yıldız’ın kızı Nursena Yıldız, "Babamdan zabıtalar geldiğinde parfüm verilerek gönderildiklerini duydum. Tüm denetimin Ali Osman A.’nın Çorlu’daki fabrikasından geçtiğini söylemişti. Dün Ali Osman A.’nın güldüğünü gördüm. Ailesine selam veriyor. Yanan kendi ailesi olsaydı böyle davranabilir miydi? Şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Bizimle iletişime geçmeye çalıştılar" Tuncay Yıldız’ın eşi İlknur Yıldız, "Bunlara finansal desteği veren Ali Osman A.’dır. Eşim, Kurtuluş Oransal’ın ‘arabada yattığını’ söylediğini anlattı. Kurtuluş ile eşi barışmıştı. Kurtuluş başta olmak üzere herkesten şikayetçiyim. Çetin A., Düzce’deki eski ev sahibi, olay sonrasında bizimle iletişime geçmeye çalıştı ancak kabul etmedik" dedi. "Kremlerin arkasında Tekirdağ adresi vardı" Şengül Yılmaz’ın kızı Eminenur Aldeniz, "Annem akşam beni aradı ancak konuşamadı. Hastane hastane annemi aradım, kimse öldüğünü söylemedi. Allah kimseye annesini o şekilde göstermesin. Annemin yanan kemikleri sayılıyordu. Kremlerin arkasında Tekirdağ’daki adresler yer alıyordu" ifadelerini kullandı. "Raviva’deki parfüm dolum makinelerinin üstünde İsmail Oransal’ın adı yazıyordu" Ölen Şengül’ün kız kardeşi Emine Bulut ise, "Daha önce 1 ay boyunca Raviva’de çalıştım ancak sağlıksız koşullar yüzünden işi bıraktım. Raviva’deki parfüm dolum makinelerinin üstünde İsmail Oransal’ın adı yazıyordu. Kurtuluş, insanlara hakaret ederek iş yaptırıyordu" dedi.
İstanbul A Milli Futbol Takımı’nda 8 değişiklik A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, son oynadıkları İspanya karşılaşmasının 11’ine göre Romanya karşısında sahaya 8 değişiklikle çıktı. A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa elemeleri play-off turu yarı final maçında Beşiktaş Park’ta Romanya ile karşı karşıya geliyor. A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, son oynadıkları İspanya maçının 11’ine göre Romanya karşısında 8 değişiklik yaptı. Montella; Altay Bayındır, Merih Demirel, Çağlar Söyüncü, Zeki Çelik, Salih Özcan, Orkun Kökçü, İrfan Can Kahveci ve Deniz Gül’ün yerine Uğurcan Çakır, Mert Müldür, Abdülkerim Bardakcı, İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler, Kenan Yıldız ve Kerem Aktürkoğlu’na göre verdi. Millilerde Merih Demiral ile Zeki Çelik sakatlıklarından, Muhammed Şengezer, Ahmetcan Kaplan, Mustafa Eskihellaç ve Semih Kılıçsoy da teknik heyet kararıyla 23 kişilik kadroda yer almadı. Millilerin 11’i A Milli Futbol Takımı karşılaşmaya; Uğurcan Çakır, Mert Müldür, Samet Akaydin, Abdülkerim Bardakcı, Ferdi Kadıoğlu, İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Barış Alper Yılmaz, Arda Güler, Kenan Yıldız ve Kerem Aktürkoğlu 11’i ile başladı. Yedeklerde ise Mert Günok, Altay Bayındır, Atakan Karazor, Eren Elmalı, Salih Özcan, Orkun Kökçü, Deniz Gül, Ozan Kabak, İrfan Can Kahveci, Oğuz Aydın, Yunus Akgün ve Kaan Ayhan bekledi. Kapalı gişe A Milli Futbol Takımı’nın, Dünya Kupası yolunda bu önemli karşılaşmasında taraftarlar yalnız bırakmadı. Yurt dışından ve çevre şehirlerden gelen kırmızı-beyazlı taraftarlar, Beşiktaş Park’ta yapılan müsabakada tribünleri doldurdu. Taraftarlar yaptıkları tezahüratlarla futbolcuları maça hazırladı. Tribünlere Türk bayrakları bırakılırken, müsabaka öncesinde taraftarlar bayrakları sallayarak güzel bir görüntü oluşturdu. Deplasman tribününde de Romanya taraftarları yer aldı. Mehteran Takımı saha kenarında Bu karşılaşmaya özel saha kenarında Mehteran Takımı yer aldı. Müsabaka öncesinde Mehteran Takımı, Mehter Marşı çalarak futbolculara destek verirken, taraftarları da coşturdu.