GÜNDEM - 15 Aralık 2025 Pazartesi 10:46

Baba mesleği bakırcılığı 40 yıldır aynı dükkanda sürdürüyor

A
A
A

Gaziantep’te yaşayan 50 yaşındaki Memik Bakır, babasından devraldığı bakırcılık mesleğini 40 yıldır severek devam ettiriyor.

İlkokul dönemlerinde çırak olarak bakır ustası olan babasının yanında bakırcılık mesleğini öğrenmek için çalışmaya başlayan Memik Bakır, babasından kalan baba mesleği yapmanın gururunu yaşıyor. Çocuk yaşlardan itibaren babasının atölyesinde babası ve kardeşi ile çalışmaya başlayan Bakır, gün geçtikçe işinde ustalaştı. Eskiyen bakır ürünlere yeniden hayat veren Bakır, babasının yarım asırdan fazla sürdürdüğü bakırcılık mesleğinde kendini iyice geliştirdi. Mesleğin son ustaları arasında yer alan Bakır, vefat edene kadar bakırcılık yapan babasından hatıra kalan mesleğinde 40 yılı geride bıraktı. Babasının vefatından sonra dükkanı devralan Bakır, sağlığı el verdiği sürece baba mesleğini sürdürmek istiyor. Babasından hatıra kalan dükkanında çekiç sesi eşliğinde mesleğini aşkla yapan Bakır, kaybolmaya yüz tutmuş mesleğini yaşatmaya çalışıyor. Sabahın erken saatlerinde açtığı iş yerinde ilk günkü heyecanla çalışan Bakır, unutulmaya yüz tutmuş baba yadigarı mesleğini devredecek çırak bulamamaktan yakınıyor. Çocuk yaşlarda başladığı baba mesleği olan bakırcılıkta yeni çırakların yetişmediğini ve mesleğe eskisi kadar yoğun ilgi olmadığını belirten Bakır, "50 yaşındayım. Meslek, baba mesleği, ve 10 yaşından beri bu işi yapıyorum. Farklı meslekler de icra ettiğimiz olmuştur. Fakat genelde bu mesleğin içerisindeyiz. Yıllardan beri de bu mesleği yapıyorum. Çocukluğumuzdan beri babamız bizi elimizden tutup getirdi. Allah kendisine rahmet eylesin. Babamın sayesinde bir meslek sahibi olduk. Bundan sonraki süreçte ise bizden sonra herhangi bir yetişen eleman yok. Malum her meslekte olduğu gibi arkamızdan gelen yok ve kimse yetişmiyor. Yetişen bir eleman topluluğu yoktur. Kolay kolay eleman yetiştiremiyoruz. Artık bundan sonra herhalde son nesil biziz. Ne olacağını bilmiyoruz. Elimizden geldiğince zanaatımızı icra etmeye çalışıyoruz" dedi.

Mesleğini severek yaptığını belirten Bakır, "Yeni ürünler üretmeye çalışıyoruz. Bakır işi gerçekten şu dönemde çok önem kazanmaya başladı. Bakırın önemli olduğunu kullanım yerlerinde de görüyoruz. Çaydanlık, ayran bardağı, su bardağı yapıyoruz. Bakır kullanım yerlerinde o kadar sağlıklı ki anlatmayla bitiremeyiz. Bakırın faydalı çok. Okula giderdik ve tatil dönemlerinde babamız bizi iş yerine getirirdi. Yanımızdaki kalfalarımızdan kalem tutmayı, çekiç sallamayı ve bakırı çizmeyi zamanla o dönemlerde öğrendik" şeklinde konuştu.

Babasından öğrendiği mesleğini babasından kalan dükkanda sürdürdüğünü belirten Bakır, "Baba mesleği olduğu için çalışıyoruz. Daha önce farklı mesleklerde çalıştım. Fakat bu saatten sonra en güzel işimiz bu ve baba mesleği olduğu için mesleğimizi severek yapıyorum. Çünkü farklı mesleklere yönelmek istemedik. Bakırın ne aşamalardan geçtiğini, bakırın nereden geldiğini, tornasını, tesviyesini ve kalayını, hepsini babamızdan öğrendik. Babamız bize sağ olsun mesleği öğretti" diye konuştu.

İbrahim Koçyiğit

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Canice öldürülen Atlas’ın yakını: "Bir kişiyi öldürmedi, bütün bir aileyi öldürdü" Güngören’de bıçaklanarak öldürülen Atlas Çağlayan’ın annesinin halası, yaşanan olay hakkında konuştu. Acılı hala, "15 yaşındaki caniler 5 yıl hapiste yatıp salınmasın, ömür boyu orada çürüsün. Benim canımı aldı, benim yavrumu yaktı, bizi yaktı. Bir kişiyi öldürmedi, bütün bir aileyi öldürdü" dedi. Güngören’de 14 Ocak günü iddiaya göre bir kafeden çıktıktan sonra ’yan bakma’ meselesi nedeniyle çıkan tartışmada Atlas Çağlayan (16), şüpheli E.Ç. (15) tarafından bıçaklanarak yaralanmıştı. Kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Çağlayan’ın ailesinin evinde hem devlet büyükleri hem de sevenleri taziye için bir araya geldi. Acılı aile Atlas Çağlayan için Kur’an okuturken, sevenleri ise ailenin yanında bulunarak destek verdi. Taziye evine İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız da geldi. Atlas’ın annesinin halası Şaziye Pamuk yaptığı konuşmada, "15 yaşındaki caniler 5 yıl hapiste yatıp salınmasın, ömür boyu orada çürüsün. Benim canımı aldı, benim yavrumu yaktı, bizi yaktı. Bir kişiyi öldürmedi, bütün bir aileyi öldürdü. Biz yemek yiyemiyoruz, biz su içemiyoruz, biz nefes alırken kendimizi suçlu hissediyoruz. Ne kadar çabuk Meclis’ten bu kararlar çıkartılırsa o kadar bizim için iyi olur. Belki bir nebze, bir nohut tanesi kadar içimize su serpilse. Biz bunu istiyoruz, biz adalet istiyoruz. Biz yüzüne bakmaya kıyamıyorduk biz onun. Nasıl kıydılar, biz ona bakmaya kıyamıyorduk. Yavrum çok sevecendi, çok düzgün bir çocuktu. Allah’ım, elleri kırılsın. Biz büyük bir aileyiz, hep beraber yaşıyoruz. Çocuklarımız hep beraber büyüyor" dedi.
İstanbul Milli bisikletçiler Portekiz’de kürsüyü paylaştı UCI 2026 faaliyet programında yer alan The Trofeu Internacional Artur De Lopez Pist Bisikleti Yarışları’nda milli takım sporcuları Ramazan Yılmaz birinci olurken, Emre Kaplan ikinciliğe yerleşti. The Trofeu Internacional Artur De Lopez Pist Bisikleti Yarışları kapsamında 16-17 Ocak tarihlerinde Portekiz’in Anadia şehrinde gerçekleştirilen U23 Elimination mücadelesinde milli takım sporcuları büyük bir başarıya imza attı. Zorlu tempoya ve yüksek rekabete sahne olan yarışta Ramazan Yılmaz birinciliğe ulaşırken, Emre Kaplan ikinci olarak kürsüyü paylaşan iki Türk sporcu oldu. Bu sonuç Türk pist bisikletinin gençler kategorisinde uluslararası arenadaki yükselişini bir kez daha gözler önüne serdi. Yüksek sürat, taktiksel zekâ ve dayanıklılığın ön planda olduğu elimination yarışında Milli sporcularımızın sergilediği performans, teknik kapasitenin yanı sıra disiplinli hazırlık sürecinin de bir yansıması olarak değerlendirildi. Alınan bu dereceler, Türk bisikletinin Avrupa pistlerinde giderek daha güçlü bir şekilde temsil edildiğinin önemli bir göstergesi oldu. Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, elde edilen başarıdan duyduğu memnuniyeti dile getirerek sporcuları ve teknik ekibi tebrik etti. Müftüoğlu, bu tür uluslararası derecelerin genç sporcular için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu vurgulayarak Türk bisikletinin geleceği adına umut verici bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti.