KÜLTÜR SANAT - 10 Eylül 2025 Çarşamba 16:33

Bakan Ersoy: "Ülke sınırlarımızda ve uluslararası alanda tarihimize, medeniyetimize ait tüm eserleri bulup, yeniden ayağa kaldırmanın gayretindeyiz"

A
A
A
Bakan Ersoy: "Ülke sınırlarımızda ve uluslararası alanda tarihimize, medeniyetimize ait tüm eserleri bulup, yeniden ayağa kaldırmanın gayretindeyiz"

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gaziantep’te restorasyonu tamamlanan tarihi yapıların toplu açılış törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Ersoy, "Hem ülke sınırlarımızda hem de uluslararası alanda tarihimize, medeniyetimize ait tüm eserleri bulup, yeniden ayağa kaldırmanın gayretindeyiz" dedi.


Bir dizi açılış ve programlara katılmak için Gaziantep’te bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ilk olarak Kahramanmaraş merkezli depremlerde ağır hasar alan ve restorasyonu tamamlanan tarihi Gaziantep Kalesi, Şirvani Cami, Balıklı Mescidi-Kütüphanesi, Zincirli Bedesten’in açılış törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Mehmet Nuri Ersoy, tarihi yapılara sahip çıkmaya ve onları tekrar ayağa kaldırmak için gayret göstermeye devam edeceklerini söyledi.



"Depremde hasar alan tarihi yapıları ayağa kaldırmanın onurunu yaşıyoruz"


Açılış töreni öncesi açıklamalarda bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Bildiğiniz gibi 6 Şubat depreminin ardından Cumhurbaşkanımız liderliğinde ilk günden itibaren depremin yaşandığı şehirlerimizde çalışmalarımızı başlattık. Yaralarımızı birlikte sarmak için vatandaşlarımızın yanında olduk. Şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmak adına gece gündüz demeden çalışıp 11 şehrimizde görev yaptık. Devletimizin tüm kurumlarıyla 7/24 esasıyla çalışarak, kısa süre içinde o zor günleri geride bırakıp umutları diriltecek adımları atma gayreti içinde olduk. Bugün de şükürler olsun ki 6 Şubat depreminin ardından vatandaşlarımıza vermiş olduğumuz sözleri tutmanın gururunu yaşıyoruz. Depremden etkilenen şehirlerden biri de kültür, tarih ve medeniyet şehrimiz Gaziantep’tir. Biz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde birçok bakan arkadaşımızla Gaziantep’e yaptığımız ziyaretlerde, kısa süre içinde gereken çalışmalarımızı tamamlayacağımızın sözünü vermiştik. İşte bugün 6 Şubat depreminde hasar gören kültürel mirasımızı yeniden ayağa kaldırıp vatandaşlarımızla buluşturmamız, vermiş olduğumuz sözleri yerine getirmemiz açısından bizleri ziyadesiyle onurlandırmıştır" ifadelerini kullandı.



Bakan Ersoy, deprem sonrası yapılan restorasyon çalışmaları ile ilgili bilgi verdi


Restorasyonu tamamlanan yapılarla ilgili de bilgi veren Bakan Ersoy, "Mevcut süslemelerinden hareketle 18. yüzyıl başlarında Basmacızade Abdurrahman Efendi tarafından yapıldığı düşünülen Balıklı Mescid ve Kütüphanesi de depremde hasar gören tescilli yapılar arasındaydı. Yapılan hasar tespitinin ardından hemen çalışmaları başlatarak Mescid ve kütüphane kısmında gerçekleştirdiğimiz restorasyon çalışmasıyla bu önemli eseri yeniden Gaziantepli hemşehrilerimizle buluşturduk. Depremde hasar gören yapılardan biri de Gaziantep Şirvani Camimizdi. 16. yüzyılda Osmanlı döneminde inşa edilen, Gaziantep’in ayakta kalan en eski camilerinden biri olan Şirvani Camii’nin doğu beden duvarının bir kısmı ve minaresi 6 Şubat depreminde yıkılmıştı. Hasar tespit çalışmalarının ardından yapının rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri hazırlanarak hemen çalışmalarımızı başlattık. Ayrıca 20. yüzyılda yapılan ve depremde yıkılan minarenin yerine yapının 16. yüzyıldaki ilk haline uygun şekilde 26,50 metre yüksekliğinde çift şerefe ve basamaklı olarak yenilenmesini de gerçekleştirdik. Gaziantep şehrinin en önemli ve simge yapılarından biri de hiç kuşkusuz Gaziantep Kalesidir. 6. yüzyılda yapılan kale; Bizans, Eyyübi, Moğol, Memluk, Dulkadiroğulları ve Osmanlı dönemlerindeki birçok tarihi olaya ve Kurtuluş Savaşı’na şahitlik etmiştir. Orta Çağ savunma yapılarının önde gelen örneklerinden biri olarak da önem arz etmektedir" diye konuştu.


6 Şubat depreminde Gaziantep Kalesi’nin büyük bir kısmında ciddi yıkımlar meydana geldiğini aktaran Ersoy, şunları kaydetti:


"Kısa süre içinde burada da çalışmalarımızı başlatarak tarihi yapının aslına uygun bir şekilde ayağa kaldırılması yönünde gereken adımları attık. Kalenin zemininde, yıkılan sur duvarlarında, burçlarda, kulelerde, kemer ve yürüme yollarında restorasyon çalışmalarını hızla sürdürerek şehrin simge yapılarından olan Gaziantep Kalesi’nin çalışmalarını kısa sürede tamamladık. Depremde hasar gören kültürel mirasımızın önemli eserlerinden bir diğeri de kayıtlarda 1718‘de yaptırıldığı belirtilen Zincirli Bedesten’dir. Uzun bir süre bölgenin en önemli bedestenlerinden biri olan yapının 1934’ten sonra farklı şekillerde kullanıldığı görülmektedir. Bir dönem sebze hali, daha sonra hem sebze hali hem adliye olarak kullanılan yapı 60’ların ortalarından itibaren hem et hem de sebze hali olarak da kullanılmıştır. 2008’de Vakıflar Bölge Müdürlüğümüz tarafından yapılan restorasyon sonucunda ise bu tarihi yapı yeniden özgün fonksiyonu olan çarşı özelliğine kavuşmuştur. Ancak depremde Zincirli Bedesten’de de ciddi yapısal hasarlar meydana gelmiştir. Bakanlık olarak tarih ve kültür şehri Gaziantep’in hafızasında önemli yeri olan bu yapının da ayağa kaldırılması için hemen çalışma başlattık. Restorasyon projesi doğrultusunda zeminden çatıya, duvarlardan tüm cephelere kadar büyük bir titizlik içerisinde çalışmalar gerçekleştirip aynı zamanda tüm dükkanların asma katları, camekanları ve pencere doğramaları da yeniden yapılmıştır. Tüm bu çalışmalar neticesinde bugün içinde bulunduğumuz bu tarihi yapının güzelliği bir kez daha gün yüzüne çıkartılmıştır. Bugün burada sadece bazı yapıların açılışını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda geçmişle hem bugünü hem de geleceği buluşturan eserlerin yeniden hayat buluşuna da şahitlik ediyoruz. Biz Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak binaların yeniden onarılmasını sadece fiziki bir iyileştirme olarak değil aynı zamanda o yapıların inşa edildiği dönemin ruhunun bugüne taşınması, tarihi ve kültürel mirasın ihya edilmesi olarak da görüyoruz. Unutmayalım ki kültürel mirasa sahip çıkmak, aynı zamanda bir toplumun kendi kimliğine ve değerlerine de sahip çıkmasıdır."



"Hem ülke sınırlarımızda hem de uluslararası alanda tarihimize, medeniyetimize ait tüm eserleri bulup, yeniden ayağa kaldırmanın gayretindeyiz"


Bakanlık olarak ülke genelindeki yer altı ve yer üstü tüm tarihi eserlere sahip çıktıklarını belirten Bakan Ersoy, "Bu bakış açısıyla hem ülke sınırlarımızda hem de uluslararası alanda tarihimize, medeniyetimize ait tüm eserleri bulup, yeniden ayağa kaldırmanın gayreti içinde oluyoruz. Yerin üzerindeki eserlere ne kadar önem veriyorsak aynı zamanda yerin altında bulunan tarihi yapılara da, eserlere de o denli önem veriyoruz. Bu perspektifin bir sonucu olarak bugün dünyada en fazla kazı çalışması gerçekleştiren, arkeoloji alanının bir numarası ülke olduk. Bu çalışmalar neticesinde bugün dünyanın dört bir yanında tarihi eserlerini bulup ülke envanterine kazandıran ülke olmayı başardık. Bu vesileyle Gaziantep kent belleğinde çok önemli yeri olan bu eserlerin ayağa kaldırılmasına dönük yürütülen projelerin her aşamasında büyük bir titizlikle çalışan, sabırla ve aşkla bu esere dokunan tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum. Onların emekleri sayesinde, bu yapılar bugünkü görkemli hallerine kavuştu" ifadelerine yer verdi.


Programda konuşan Gaziantep Valisi Kemal Çeber ve Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise tarihi yapıların ayağa kaldırılmasının öneminden bahsederek emeği geçenlere teşekkür etti.


Törene, Bakan Ersoy’un yanı sıra Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Vakıflar Bölge Müdürü Erdoğan Tunç, Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, AK Parti Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik, kent protokolü, bakanlık yetkilileri ve vatandaşlar katıldı.



Bakan Ersoy: "Ülke sınırlarımızda ve uluslararası alanda tarihimize, medeniyetimize ait tüm eserleri bulup, yeniden ayağa kaldırmanın gayretindeyiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 641 kat artışla 25 bin 827 megavata erişti. Arz güvenliğinin sağlamlaştırılması adına yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam eden Türkiye, 2013 yılında sıfır olan güneş enerjisi kurulu gücünü her yıl katlayarak artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 25 bin 827 megavata ulaştı. Böylece, güneş kurulu gücü, 12 yılda 641 kat artış göstermiş oldu. Söz konusu kapasite, Türkiye’nin toplam kurulu gücü içinde güneşin payını da ciddi bir yere taşıdı. 2014 yılında güneşin toplam kurulu güç içinde binde 1 olan payı, 2026 yılının başında yüzde 20,9’a erişti. Diğer bir deyişle, toplam kurulu gücün 5’te biri güneşten oluştu. Güneş, aradan geçen sürede elektrik üretiminde de önemli bir yer tuttu. 2014’te 17 gigavatsaat olan güneşten elektrik üretimi, 2025 yılı sonunda 38 bin 69 gigavatsaate ulaştı. "Güneşimiz parlamaya devam edecek" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Çok ciddi bir güneş enerjisi potansiyeline sahibiz. YEKA yarışmalarıyla, öz tüketim için kapasite tahsisleriyle bu potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirerek önemli bir seviyeye taşıdık. 2025 yılını yenilenebilir enerjide rekorla kapattık. 2026 yılı da yenilenebilirde yeni bir rekor yılı olacak. 2035’te güneş ve rüzgarda ‘120 bin megavat kurulu güç’ hedefimize ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Güneşimiz parlamaya devam edecek" dedi. 80 milyar dolarlık yeni yatırım Yenilenebilir enerji alanında yatırımların giderek arttığına da işaret eden Bakan Bayraktar, 120 bin megavat hedefi doğrultusunda 2035’e kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık yeni yatırımın hayata geçmesinin planlandığını da kaydetti.
Konya Davulcular bahşişi süslenen eşek arabasıyla topluyor Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Yeşildağ Mahallesi’nde, Ramazan ayı boyunca vatandaşları sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, süslenen eşek arabasıyla davul çalarak mahalleyi dolaşıp bahşiş topladı. Yeşildağ’da geçmişten günümüze uzanan renkli bir gelenek yeniden hayat buldu. Mahallede Ramazan ayı boyunca sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, ayın sona ermesiyle birlikte bahşişlerini toplamak için farklı bir yöntem izliyor. Arife günü başlayan ve bayramın ilk günlerinde de devam eden gelenekte davulcular, balon ve çeşitli süslerle donatılan eşek arabasıyla mahalleyi yine davul çalarak dolaşıyor. Mahalle meydanından başlayan bahşiş toplama geleneğinde davulcular, kapı kapı gezerek hem vatandaşlarla bayramlaşıyor hem de bahşişlerini topluyor. Parası olmayan vatandaşlar ise davulculara yem veya saman vererek katkıda bulunuyor. Ortaya çıkan renkli görüntüler mahalle sakinlerinin ilgisini çekerken, geleneğin yeniden canlandırılması büyük memnuniyet oluşturdu. Organizasyonu üstlenen mahalle sakinlerinden Osman İltar, geleneğin geçmişten geldiğini belirterek, "Eskiden beri süregelen, atalarımızdan kalan bir gelenek. Arife günü başlıyor, bayramın birinci ya da ikinci gününe kadar devam ediyor. Bu şekilde süsleniyor, bahşiş toplanıyor. Parası olan para veriyor, olmayan yem ya da saman veriyor. Uzun süre unutulmuştu, son birkaç yıldır yeniden canlandırdık. İnşallah bundan sonra da yaşatmaya devam edeceğiz" dedi.
Van Tedavi edilen yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazır Van’da çeşitli nedenlerle yaralanan ve bitkin düşen yaban kuşları, tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından yeniden doğal yaşam alanlarına kavuşmak için gün sayıyor. Van Gölü Havzası’nda yaralı veya bitkin halde bulunarak koruma altına alınan yaban kuşları, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki tedavilerinin ardından yeniden doğal yaşam alanlarına dönmek için gün sayıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğü ekipleri ve duyarlı vatandaşlar tarafından merkeze ulaştırılan; aralarında Kızıl Akbaba, Şahin, Puhu ve Kaya Kartalı gibi türlerin bulunduğu çok sayıda yırtıcı kuş, Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan ve ekibi tarafından titiz çalışmalarıyla sağlığına kavuşturuluyor. Kış şartları, açlık ve avcı baskısı gibi nedenlerle zarar gören farklı türlerdeki yaban kuşları, yapılan bakım ve rehabilitasyon sürecinin ardından sağlıklarına kavuştu. Tedavi sürecinde beslenmeleri düzenli olarak sağlanan ve uçma kabiliyetleri yeniden kazandırılan kuşların, kısa süre içerisinde doğaya salınacak. "Rehabilitasyon süreçleri tamamlandı" Merkez Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Merkezimiz, Van Gölü Havzası’ndaki bütün yaban hayvanların sorunlarıyla ilgilenmekte. Doğal hayat ve yaban hayvanları ile ilgili çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak bu habitatın bozulmaması için çalışmalar yürütmekte. Van Gölü Havzası’nda Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğüne bağlı Siirt, Hakkari, Bitlis, Muş ve Van ilinde yaralanan yaban hayvanları merkezimize gelmekte ve tedavileri yapılıp tekrar doğaya kazandırmaktayız. Amacımız doğada bir tane canlının eksilmemesi. Hayvanat bahçesi gibi esarette olan hayvanlar yerine tedavilerini ve rehabilitasyonlarını yapıp doğaya bırakmaktayız" dedi. "Van’da şifa bulan yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazırlanıyor" Yılın her gününde, her haftasında, her ayında, her mevsiminde merkezlerine yaban hayvanları bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Kış sezonuna girdiğimizde göçemeyen veya nakil durumunda olan hayvanlar merkezimize geritiriliyor. Tabii kış sezonunda tekrar doğaya bırakıldıklarında yaşayamayacak hayvanları kış boyunca onların habitatına uygun misafir ediyoruz. Bunlardan birisi Hakkari’den gelen Kızıl Akbaba. Kızıl Akbaba kendi toparladı. Yakında doğal alanına bırakacak" diye konuştu. Aslan, "Doğaya dönmeye hazır. Baharın ve Nevruz’un gelmesiyle yeniden hayatın canlanmasına bağlı olarak bunu da tekrar doğaya bırakacağız ve doğada yaşaması için gerekli bütün çabaları kazanımları yaptık. Şimdi de doğaya bırakmak istiyoruz. Merkezimizde şu an itibariyle Oklu Kirpi, 2 Kaya Kartalı, 1 Şahin’in tedavileri devam etmekte. Bunlardan da Oklu Kirpi’nin, 2 Kaya Karta’lının ve 2 Puhu’nun tedavisi tamamlandı. Doğa Koruma Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğüne teslim edip onların uygun gördüğü bir tarihte ve geldikleri yerde uygun yerine tekrar habitatına salacak. Ekolojik dengede yerlerini alacaklar. Yaban hayvanları hiç insanla temasa geçmemiş hayvanlardır. Ama bazen göçemeyenler olduğu zaman bize getirip tedavisini yapıp tekrar doğaya bırakmaktayız" şeklinde konuştu.