GÜNDEM - 19 Temmuz 2025 Cumartesi 10:27

Depremde yıkılan tarihi camiler yeniden ayağa kaldırılıyor

A
A
A
Depremde yıkılan tarihi camiler yeniden ayağa kaldırılıyor

Gaziantep’te, 6 Şubat depremlerinde hasar gördüğü için ibadete kapatılan tarihi asırlık camilerde restore çalışmaları aralıksız sürdürülüyor.


Asrın felaketinde ağır yara alan Gaziantep’te binaların yanı sıra asırlık camiler, kale, hanlar ve birçok tarihi eser de ya tamamen yıkıldı ya da büyük zarar gördü. Kahramanmaraş merkezli büyük depremlerden en çok etkilenen iller arasında bulunan Gaziantep’te tamamen yıkılan ya da ağır hasar alan camilerde onarım ve yenileme çalışmaları hummalı bir şekilde devam ediyor.



İbadethanelerin ayağa kaldırılması için çalışmalar sürüyor


Depremlerin ardından ihya ve inşa çalışmaları kapsamında bir yandan konut, iş yeri, hastane ve okullar yapılırken diğer yandan da afetten etkilenen Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyeti ve korumasındaki kültürel miras eserlerinin ibadethanelerin de ayağa kaldırılması için çalışmalar sürüyor. İçinde cami, han, kastel, bedesten ve geleneksel yapıların bulunduğu vakıf eserlerinin yeniden ayağa kaldırılması için yürütülen restorasyon çalışmaları titizlikle aralıksız devam ederken birçok eserin de çalışmalarında sona gelindi. Kentte yürütülen restore çalışmaları kapsamında depremlerde yıkılan ya da ağır hasar alan 41 tarihi yapıdan 11’i yeniden yapılarak ibadete ve ziyarete açıldı.



Tarihi Şirvani Cami’nde yürütülen restore çalışmalarında sona yaklaşıldı


Depremlerde yıkılan ya da hasar alan tarihi yapıların restorasyonu Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından titizlikle sürdürülüyor. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Gaziantep’te, restorasyon çalışmaları kapsamında depremlerde büyük hasar gören tarihi Şirvani Cami’nde yürütülen restore çalışmalarında da sona yaklaşıldı. 15’inci yüzyılda tarihi Gaziantep Kalesi’nin yan tarafına inşa edilen, Şirvani Mehmet Efendi Cami veya iki şerefeli cami olarak da bilinen Şirvani Cami kentin en eski camileri arasında yer alıyor. Gaziantep’in önemli tarihi yapılarından olan Şirvani Cami, restorasyon çalışmaların ardından yeniden ibadete açılacak.



"Şirvani Camimiz yakın bir zamanda açılışa hazırlanacak"


Kentteki tarihi yapılarda devam eden restore çalışmaları ile ilgili bilgi veren Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürü Erdoğan Tunç, Kurtuluş Camii başta olmak üzere pek çok tarihi mekanın restore edilerek yeniden hizmete açıldığını belirtti. Kentte depreme ilişkin yürütülen çalışmaları yılsonuna kadar tamamlamayı hedeflediklerini söyleyen Tunç, "6 Şubat Kahramanmaraş depremleri nedeniyle Gaziantep Bölge Müdürlüğü’nün sorumluluk alanındaki birçok tarihi eserlerde maalesef hasar almıştı. Bunlardan bir tanesi de Şirvani Camimizdi. Şirvani Camimiz doğu ve beden duvarlarında yıkılma oldu, minaresi hasar almıştı. Bu Gaziantep’teki Osmanlı eserlerinden en önemli eserlerimizden bir tanesi de Şirvani Camimiz ve bu eser hızlı bir şekilde Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakfılar Genel Müdürlüğü’nün proje çalışmaları yapılarak öncelikli olarak binanın emniyet tedbirleri alındı. Restorasyon projeleri onaylandıktan sonra da çalışmaları tamamlandı. Şu anda da Şirvani Camimiz yakın bir zamanda inşallah açılışa hazırlanacak" dedi.



"Gaziantep’in çift şerefeli tek camisi"


Caminin özellikleri ile ilgili de bilgi veren Tunç, "Camimiz minaredeki çift şerefeli ve çift merdivenli olması hasebiyle de Gaziantep’teki bir ilk örnek. Ahşap olan minberimizde kızaklı olan minberlerden bir tanesi. Gaziantep’teki birçok camide olduğu gibi bu camimizde bu yönüyle de özgündür. Burada özellikle ahşap bölümlerde konservasyon uygulaması yapılarak eserin ilk dönemdeki hali ortaya çıkarılarak restorasyon çalışması tamamlandı. Bilim kurulunun önerileri doğrultusunda binanın özgünlüğü korunarak statik anlamda güçlendirmeleri yapılarak eserimiz inşallah gelecek nesillere daha güvenli, daha emniyetli bir şekilde aktarılacak" diye konuştu.



"2025’in sonunda eserlerimizin restorasyonları tamamlanmış olacak"


Depremde hasar alan vakıf camilerinin tadilatı için ekiplerin çalışmalarının sürdüğünü belirten Tunç, "Gaziantep ilimizde 41 eserimizde hasar vardı. Şu an 11 tane eserimizin restorasyon çalışması tamamlandı, hizmete açıldı. Diğerlerinde de çalışmalar şu an büyük bir hızla devam ediyor. İnşallah 2025’in sonuna doğru eserlerimizin büyük bir oranda restorasyonları tamamlanmış olacak. Planlar dahilinde restorasyon çalışmalarımız devam ediyor" şeklinde konuştu.



Depremde yıkılan tarihi camiler yeniden ayağa kaldırılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli 641 yıllık türbede Selçuklu, Osmanlı ve Bizans izleri bir arada Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yer alan 14. yüzyıl eseri Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, Selçuklu kümbet geleneği ile erken Osmanlı mimarisini bir arada barındırıyor. 1940’lı yıllarda yıkılma tehlikesi geçiren ve restorasyonlarla yeniden ayağa kaldırılan 641 yıllık türbe, yapımında kullanılan Bizans dönemine ait devşirme taşlar ve halk arasındaki "Kırgızlar Mezarlığı" isminin aslında "Kırk Kızlar" olması gibi ilginç tarihi detaylarıyla dikkati çekiyor. Gebze’de bugün "Çamlık Parkı" olarak bilinen tepe noktasında yükselen Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, yüzyıllar öncesine uzanan çok katmanlı tarihin izlerini taşıyor. 1385 yılına tarihlenen yapı, Anadolu Selçuklu kümbet mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtırken, Osmanlı’nın kuruluş dönemine ait yapı anlayışıyla da benzerlik gösteriyor. Zaman içinde büyük tahribatlar yaşayan türbe, 1940’lı yıllarda neredeyse tamamen yıkılarak yalnızca tek bir sütunun ayakta kaldığı bir harabeye dönüşse de, 1960’lı yıllarda başlatılan restorasyon süreciyle yeniden hayat buldu. "Bu yapı hem Selçuklu hem erken Osmanlı izlerini taşıyor" Türbenin mimari açıdan önemli bir yapı olduğunu belirten Tarihçi-Yazar Dr. Recep Kankal, "Bulunduğumuz türbe, Anadolu Selçuklu dönemindeki kümbetlerin benzerlerinden biri. Aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş dönemindeki yapılarla da ciddi benzerlikler gösteriyor. Bu yönüyle hem Selçuklu geleneğini hem de erken Osmanlı mimarisini bir arada barındıran nadir yapılardan biri. 1385 yılında vefat eden Malkoçoğlu Mehmet Bey’e ait olduğunu da dönemin belgeleri ve kitabeler doğruluyor" dedi. "641 yıllık geçmişi belgelerle ortaya konuluyor" Yapının tarihine ilişkin somut veriler bulunduğunu ifade eden Kankal, "Bu yapı günümüzden yaklaşık 641 yıl öncesine uzanıyor. 1912 yılında Halil Ethem Bey’in Gebze’ye gelerek yaptığı incelemeler ve sonrasında kaleme aldığı ‘787 tarihli kitabe’ çalışmasıyla türbenin kime ait olduğu ortaya konuluyor. Hicri 787 tarihi miladi olarak 1385’e denk geliyor ve burada Malkoçoğlu Mehmet Bey’in yattığı anlaşılıyor" diye konuştu. Malkoçoğulları’nın, Osmanlı’nın özellikle Balkanlar’daki fetihlerinde aktif rol oynayan Evrenosoğulları ve Mihaloğulları gibi önemli bir akıncı ailesi olduğunu kaydeden Kankal, türbede yatan Mehmet Bey’in de bu geleneğin bir parçası olduğunu ifade etti. 1940’larda tek bir sütunu kalmıştı Kankal, 1920’li yıllarda ayakta olan yapının 1940’lara gelindiğinde büyük ölçüde yıkıldığını ve fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığının görüldüğünü dile getirerek, şu bilgileri paylaştı: "O dönemlere ait fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığı görülüyor. Kubbesi dahil diğer tüm bölümler çökmüş durumda. Kitabenin de bu süreçte kaybolduğu, daha sonra bir okulun deposuna kaldırıldığı tespit ediliyor. 1948’de Zeki Ergezen restitüsyon çalışmalarını yapıyor, 1960’lı yıllarda ise Cahide Tamer tarafından kapsamlı bir restorasyon gerçekleştiriliyor. 1960’lı yıllarda yapılan çalışmalarla türbe yeniden ayağa kaldırılıyor. Bu süreçte mevcut kalıntılar esas alınarak yapı yeniden şekillendiriliyor ancak tamamen özgün haliyle bitirilemiyor. 1980’lerde bazı ek onarımlar yapılıyor. Son olarak 2011 yılında gerçekleştirilen restorasyonla yapı bugünkü görünümüne kavuşuyor." "Kırgızlar değil, aslında ’Kırk Kızlar Mezarlığı’" Bölgeyle ilgili doğru bilinen yanlışlara da değinen Dr. Recep Kankal, halk arasında "Kırgızlar Mezarlığı" olarak bilinen alanın asıl adının "Kırk Kızlar Mezarlığı" olduğunu, zamanla telaffuzun değiştiğini ve bu tür örneklere Anadolu’nun farklı bölgelerinde de rastlandığını belirtti. Kankal, "Buraya halk arasında ’Kırgızlar Mezarlığı’ deniyor ama bu doğru değil. Aslında buranın adı ’Kırk Kızlar Mezarlığı’. Anadolu’nun farklı bölgelerinde de benzer isimlendirmeler var. Zamanla telaffuz değişmiş ve bu şekilde anılmaya başlanmış. Bu tür örnekleri Tokat, İznik ve Manisa gibi farklı bölgelerde de görüyoruz" dedi. "Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış" Kankal, yapının inşasında geçmiş medeniyetlerin izlerinin de bulunduğuna dikkati çekerek, "Türbenin bazı bölümlerinde Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış. Bu taşlar Bizans dönemine ait. Sütun başlıklarında haç motifleri ve farklı bezemeler görüyoruz. Ayrıca tuğla dizimlerinde de Bizans dönemine özgü almaşık teknik dikkat çekiyor. Bu da bölgedeki eski yapıların malzemelerinin burada kullanıldığını açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul İslami değerlere hakaret eden sosyal medya sayfasına suç duyurusu Arnavutköy’deki bir sosyal medya sayfasının İslam’a yönelik hakaret paylaşımları yaptığı için Gaziosmanpaşa Adliyesinde suç duyurusunda bulundu. MİL Diyanetsen Manevi İlkeli Liyakatli Sendikası Arnavutköy Temsilcisi Akın Altun, "Son günlerde inanç değerlerimize yönelik hakaret ve aşağılayıcı ifadelerde yaşanan artış, toplumsal hassasiyetleri zedelemekte; birlik, beraberlik ve kardeşlik iklimine zarar vermektedir. "Arnavutköy Duysun" isimli sosyal medya hesabında İslam dinine yönelik hakaret içeren paylaşımlar üzerine, söz konusu içeriklere tepki olarak Arnavutköy Temsilciliği tarafından ilgili kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Dinimize ve inançlarımıza yönelik her türlü hakaret, karalama ve aşağılayıcı söylemin karşısında olduğumuzu açıkça ifade ediyor, başlatılan hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz" dedi. Açıklamasına devam eden Akın Altun, "Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olması sebebiyle sadece burada değil, hukuki mecralarda da bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de milli ve manevi değerlerimizin her daim savunucusu olacağımızı; mukaddesatımıza saldıranların her daim bizi karşılarında bulacaklarını ifade etmek istiyoruz. İnançlara yönelik saygının, toplumsal huzurun en temel unsurlarından biri olduğuna inanıyor; ayrıştırıcı, nefret dili içeren ve toplumsal barışı zedeleyen her türlü söyleme karşı sağduyuyu ve sorumluluk bilincini ön planda tutmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz" diye konuştu.