EKONOMİ - 16 Aralık 2024 Pazartesi 09:36

Gaziantepli kadınlar ayakkabı sektörüyle dünyaya açıldı

A
A
A
Gaziantepli kadınlar ayakkabı sektörüyle dünyaya açıldı

Gaziantep’te kooperatifleşen kadınlar, erkeklerin yoğun olduğu ayakkabı sektörüne girerek dünyaya açıldı.


Gaziantep Valiliği, Şehitkamil Kaymakamlığı ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi’nin destekleriyle 1,5 yıl önce kurulan Şehitkamil Kadın Girişimciler Üretim ve İşletme Kooperatifi, üretimde genellikle erkek egemen olan ayakkabı sektörüne güçlü bir giriş yaptı. Kooperatif, sosyal ve ekonomik açıdan dezavantajlı kadınları desteklemek amacıyla hayata geçirilen projeyle 10 kadına ayakkabı üretim sürecine yönelik kapsamlı eğitimler sundu.


Eğitim programının ardından kurulan saya atölyesi, kadınların emekleriyle kısa sürede sektörde tanınır hale geldi. Kooperatif Başkanı Emine Duman Tekerlek, atölyeyi kadınlardan oluşan bir ekip olarak kurmanın Gaziantep’te bir ilk olduğunu vurguladı. Kuruluşunun ilk aylarında sadece 10 kadınla başlayan atölye, artan taleplerle birlikte ekip büyüttü. Siparişlerin hızla artmasıyla yeni makineler alındı ve çalışan kadın sayısı 25’e yükseldi.



“Kadınların ellerinin ayakkabıya değmesinin amacı bu sektörde olduğumuzu göstermek”


Kadınların her sektörde başarılı olacağını belirten Emine Duman Tekerlek, “Biz burada ayakkabı saya üzerine çalışmalar yapıyoruz. Kadınları bu bölüme kazandırmak istiyoruz. Dezavantajlı ve depremzede kadınlarla çalışıyoruz. Ayakkabı sektöründe kadınlar yok denilecek kadar az. Biz de bu nedenlerden dolayı kadınlara önce eğitim veriyoruz. Daha sonrasında kendi bünyemizde işe alıyoruz. Burada 25 tane kadın eğitim görüyor ve aynı zamanda üretim yapıyor. Markaların üretimini yapıyoruz. Kadınların ellerinin ayakkabıya değmesinin amacı bu sektörde olduğumuzu göstermek. Kadınlar bu konuda çok istekli. Kadınlarımızın sayısının artmasını umut ediyoruz. Kadınlar burada tam zamanlı çalışıyor. Kadınlar aile bütçesine katkıda bulunuyorlar” dedi.



“Buraya başladığımda hiçbir deneyimim yoktu”


Ayakkabı yapımını atölye sayesinde öğrendiğini söyleyen çalışan Sevda Ateş, “Buraya başladığımda hiçbir deneyimim yoktu. Her şeyi burada öğrendim. Şimdi iyi bir ayakkabı ustası olduğumu düşünüyorum. Kadınlar arasında güzel bir ortamdayız. Bu kurs bana çok şey öğretti. Mesleğimi severek yapmaya devam edeceğim. Erkek mesleğini kadının yapacağını herkese gösterdiğimizi düşünüyoruz. Tüm kadınlar yapabilir” diye konuştu.



Gaziantepli kadınlar ayakkabı sektörüyle dünyaya açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.