GÜNDEM - 30 Kasım 2025 Pazar 11:34

Gazianteplilerin doğal antibiyotiği soğan kebabı

A
A
A
Gazianteplilerin doğal antibiyotiği soğan kebabı

Gaziantep’te vazgeçilmez kış lezzetlerinden olan ve doğal antibiyotik özelliği taşıyan soğan kebabı, havaların soğumasıyla ilgi görmeye başladı.


Gaziantep’in eşsiz kış lezzetlerinden biri olan soğan kebabı, lezzetinin yanı sıra kış aylarında doğal antibiyotik olduğu ve enfeksiyonlara karşı bağışıklık kazandırdığı için vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Türkiye’nin mutfak kültürüyle öne çıkan şehirlerinden Gaziantep’te özellikle sonbahar ve kış aylarında tüketilen soğan kebabı, vatandaşlar tarafından çokça tercih ediliyor.



Gribal enfeksiyonlara karşı bağışıklık kazandırdığına inanılıyor


Özellikle gribin ve nezlenin doğal ilacı olarak bilinen soğan kebabı, havaların soğumaya başlamasıyla beraber kentteki kebapçılarda pişirilmeye başlandı. İçerisinde bulundurduğu soğan, baharat, kuzu eti ve nar pekmeziyle adeta şifa deposu olan soğan kebabı, gribal enfeksiyonlara karşı bağışıklık kazandırdığı için kış aylarında Gaziantepli vatandaşların gözdesi oluyor.



"Soğan kebabı geçmişten bugüne her kış mutlaka yapılan bir yemek"


Soğan kebabının faydası ve fiyatı hakkında bilgi veren işletmeci Şükrü Savun, "Soğan kebabı geçmişten bugüne her kış mutlaka yapılan bir yemektir. Bir kilo etle yapılan bir tepsinin maliyeti ortalama bin lira civarındadır" dedi.



"Soğan kebabı Antep’e özgü bir kış yemeği olarak bilinir"


Soğan kebabının Gaziantep’e özgü olduğunu söyleyen işletme sahibi Şükrü Savun, "Soğan kebabı, Gaziantep’te sonbaharda başlayıp ilkbahara kadar devam eden, özellikle kış aylarında yapılan bir tepsi kebabıdır. Küçük soğanlarla hazırlanır ve Antep’e özgü bir kış yemeği olarak bilinir. Hatta bazı ustalar soğanın acılığını almak için ayva da ekler. Biz de bu kebap için özel bir baharat karışımı hazırlarız. Gaziantep’te kasapların kendilerine özgü sos hazırlama geleneği vardır. Kebapta hayvanın boşluk kısmından alınan et kullanılır. Soğan, et ve özel bir sosla hazırlanır. Ayva eklenmesi ise yemeğin ekşiliğini dengeler ve soğanın acısını hafifletir. Gaziantep’te ustalarımızdan gördüğümüz kadarıyla soğan kebabı geçmişten bugüne her kış mutlaka yapılan bir yemektir. Bir kilo etle yapılan bir tepsinin maliyeti ortalama bin lira civarındadır" dedi.



"Kış aylarında soğan kebabı hem lezzeti hem ’doğal antibiyotik’ etkisiyle tercih edilir"


Soğan kebabını sık tükettiğini söyleyen vatandaş Murat Doğan, "Soğan kebabı, Gaziantep’te kış aylarının vazgeçilmez yemeklerindendir. Hemen hemen her evde haftada iki kez pişirilir ve misafirlere ikram edilir. Ekşili ve meşhur bir yemektir. Gaziantep mutfağının ayırt edici tatlarından biridir. Kış aylarında soğan kebabı hem lezzeti hem ’doğal antibiyotik’ etkisiyle tercih edilir. Sıcak tutar, doyurucudur. Yazın soğan kebabı yapılmaz, soğan yazın tat vermez. Bu yüzden yaz aylarında patlıcan kebabı, kış aylarında ise soğan kebabı tercih edilir" diye konuştu.


Diğer müşteri Ahmet Doğan ise soğan kebabını sağlığa olan faydalarından dolayı sık sık tükettiğini ifade etti.



Gazianteplilerin doğal antibiyotiği soğan kebabı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya AK Parti Teşkilatı Sakarya’da iftar sofrasında bir araya geldi AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, Sakarya’da gerçekleştirilen 3 Kademe İl Yönetimi ve 3 Kademe İlçe Başkanları Toplantısı’nın ardından parti üyeleri ile iftar programına katıldı. Sakarya’nın Serdivan ilçesinde AK Parti Sakarya İl Teşkilatı tarafından düzenlenen iftar programına katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, programda parti üyeleri ile bir araya geldi. Programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, ilçe belediye başkanları katılırken parti üyeleri yoğun katılım gösterdi. "25 yıldır Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte zincirleri kırıyoruz" Programda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, "Siyaset, millet ve memleket için çalışmak demek. Siyaset, engelleri kaldırmak demek. CHP bu işi nasıl görüyor bilmem ama biz bu işi 25 yıldır Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte zincirleri kırıyoruz, prangaları yok edip atıyoruz. İşte siyaset budur ve bu doğrultuda siz değerli mensuplarımızı bir kez daha saygıyla selamlıyorum" dedi. "Seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan’ı bir kez daha Cumhurbaşkanı seçeceğiz" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, "Allah’a hamdediyoruz ki mücadelemizde, yol yürüyüşümüzde Sakarya hep bizimle beraber. Recep Tayyip Erdoğan ne zaman bir desteğe ihtiyaç duyduysa en güzel ve en anlamlı neticeleri hep Sakarya’dan elde etti. Geçmişten günümüze bu kutlu davaya, mücadeleye hizmet eden, sorumluluk üstlenen herkesten Allah razı olsun. Sorumluluğumuz büyük, üzerimize aldığımız vazife tarihi önemde işte bu sofralarda bir araya geldiğimiz her toplantımızda sahada her siyasi çalışmamızda o işin kendisiyle uğraşmıyoruz. Her eli sıkarken, her haneye konuk olurken her gönüle ve zihne ulaşmaya çalışırken büyük ve güçlü Türkiye istikametinde yol yürüyüşümüz için dua ediyoruz. Her bir çalışmamızda elde ettiğimiz güçlü bereketli, samimiyetten aldığımız güç ve kararlılıkla çalışmalarımızı çok daha yüksek bir irtifada ortaya koyacağız. İnşallah 2028 yılında yapılacak seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan’ı bir kez daha Cumhurbaşkanı seçeceğiz. Gayemiz, millete hizmet. Onun için durmadan, yorulmadan liderimizin her zaman söylediği gibi ‘Aşk ile koşan yorulmaz’ diyerek davamıza, mücadelemize dört elle sarılma vaktindeyiz" diye konuştu.
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "En büyük gücümüz, en büyük kuvvetimiz birliğimiz ve beraberliğimizdir" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Dünyanın çok zor zamanlarından bir tanesindeyiz. Ülkemizi kötülüklerden korumak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. En büyük gücümüz, en büyük kuvvetimiz birliğimiz ve beraberliğimizdir" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Ankara Üniversitesi Güneş Meydanı’nda düzenlenen iftar programına katılarak, üniversite öğrencileriyle beraber iftarını yaptı. Burada konuşan Çelik, Türkiye’nin dört bir yanından eğitim almak için Ankara Üniversitesine gelen öğrencilerin birlik ve beraberlik içerisinde aynı sofranın etrafında buluşmasının çok kıymetli olduğunu söyleyerek, "Dünyanın çok zor zamanlarından bir tanesindeyiz. Savaşlar, depremler, kıtlıklar, yoksulluklar dünyanın her tarafını sarmış durumda. Bunun içerisinde ülkemizin, memleketimizin geleceğine daha güzel imzalar atmak için bu birlikteliği daha güçlü bir şekilde korumamız gerekiyor. Gazze’deki soykırımdan en son İran’a saldırıya kadar bir sürü kötülük etrafımızda kol geziyor. Hem bu kötülükle mücadele ediyoruz hem de ülkemizi bu kötülüklerden korumak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. En büyük gücümüz, en büyük kuvvetimiz birliğimiz ve beraberliğimizdir" dedi. Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar ise Türkiye’nin etrafının ateş çemberi halinde olduğunu dile getirerek, "Bizi bu ateş çemberinin dışında tutan güç birlik ve beraberliğimizdir. Tıpkı bu iftar sofrasında beraber olduğumuz gibi aynı duyguları paylaşıyoruz. Bu duygularımızı geliştirmemiz lazım" diye konuştu.
İstanbul Katar’da mahsur kalan Türk vatandaşları Türkiye’ye döndü Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası Katar’da mahsur kalan Türk vatandaşları yurda döndü. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası bölgedeki savaş durumu nedeniyle hava alanının kapanması sonucu yurt dışında mahsur kalanlar Türk vatandaşları yurda dönmeye devam ediyor. Yaklaşık 10 gün boyunca Katar’da mahsur kalan yolcular, saat 11.30 sularında Doha Hamad Uluslararası Havalimanı’ndan kalkış yapan uçakla, Suudi Arabistan hava sahası üzerinden Mısır hava sahasına geçti. Yolcular, ardından buradan saat 18.20 sularında İstanbul Havalimanı’na iniş yaptı. "Katarlılar bütün misafirperverlikleriyle ilgilendiler" Katar’da yaklaşık 10 gün boyunca mahsur kalan yolculardan Erkan Yıldırım, "28 Şubat’ta Bangkok’tan kalkan uçağımız Doha’da indikten sonra Katar Havayollarının ve devlet yetkililerinin özenleriyle kendim dahil olmak üzere 8 bin yolcuyu Doha şehrinde bulunan otellere yerleştirdiler. 10 gün boyunca ellerinden gelen bütün misafirperverlikleriyle ilgilendiler. Bütün Katarlı yetkililere buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz. Hiçbirimiz zarar görmedik, hepimiz sağ salim ülkemize bugün geldik ve bu 10 günlük süreç içerisinde de Katarlı yetkililer bizimle son derece iyi şekilde ilgilendiler" dedi. "Zorlu bir süreçti ancak can güvenliğimiz yerindeydi" Tayland’ın başkenti Bangkok’tan gelen bir transfer yolcu olarak Doha’ya indiğini ve savaş sebebiyle Katar’da mahsur kaldığını belirten Alper Aldemir, "28 Şubat Cumartesi günü transfer yolcu olarak Doha Havalimanı’na iniş yaptık. Daha sonra hava sahası kapandığı için orada bir hayli süre mahsur kaldık. Bugün 11. gün. En sonunda Doha’dan İstanbul’a kalkan ikinci uçakla vatanımıza giriş yaptık. Zorlu bir süreçti. Bizim için çok tehlikeli değildi, can güvenliğimiz yerindeydi. Katarlılar sağ olsunlar bizimle güzel ilgilendiler, güzel ağırladılar" diye konuştu. "Allah’a şükür Türkiye’ye gelebildik" Savaşın başladığı gün uçuşları olduğunu ancak hava sahasının kapanması nedeniyle mahsur kaldıklarını kaydeden yolcu Emir Kaan Demir, "28 Şubat saat 14.00’te Doha’dan Türkiye’ye uçuşumuz vardı. İran-İsrail savaşının sabah 8’de başlamasından dolayı ilk başta herkese bir uyarı geldi. Yaklaşık 2 saat sonra da bütün her şey kapandı. Bütün uçuşlar iptal edildi. Yaklaşık 1-1.5 gün havalimanında mahsur kaldık. Ondan sonra bizden sorumlu havayolu şirketi bizi aldı ve yaklaşık 7 gün boyunca bir otel ayarladı. Otelde kalma sürecimizde yukarıda patlamalar, dron saldırıları, füze saldırıları oldu ama biz güvenli yerdeydik ve bir sıkıntı yaşamadık. 8. günümüzde İstanbul uçuşu olduğunu öğrendik ve bizi otelden çıkardılar. Havalimanına gittiğimizde uçağımızın ‘overbooked’ olduğu söylendi. Bu yüzden uçağa binemedik, aynı şekilde diğer Türk yolcuları da uçaktan çıkarttılar ve bir gün sonra bizi tekrar havalimanına geri getirdiler. Allah’a şükür bugün gelebildik. Birkaç Türk arkadaşa da ‘overbooked’ olduklarını söyleyip uçağa almadılar, sonra kendileri havalimanında bekledikleri ve uçağa başka yolcu gelmediği için uçağa alındılar. Ancak tüm bunlara rağmen Allah’a şükür Türkiye’ye gelebildik" ifadelerini kullandı.