GÜNDEM - 10 Mayıs 2026 Pazar 10:46

Görme engelli oğlunun eğitimi için Braille alfabesini öğrendi

A
A
A
Görme engelli oğlunun eğitimi için Braille alfabesini öğrendi

Gaziantep’te yaşayan Leyla Durmuş, 21 yaşındaki görme engelli oğlu Mehmet Can Durmuş’un hem akademik hem de hafızlık eğitimini tamamlayıp üniversiteye yerleşmesine kadar üzerinden desteğini hiç çekmedi.


Ev hanımı Leyla Durmuş ile markette işçi olarak çalışan Bahtiyar Durmuş’un en büyük çocukları olan 21 yaşındaki Mehmet Can Durmuş, 2005 yılında görme engelli olarak doğdu.


Mehmet Can’ın 3 aylıkken rutin kontrol için götürüldüğü hastanede görme engelli olduğunu öğrenen ve büyük üzüntü yaşayan anne Leyla Durmuş, oğlunun maddi ve manevi eğitimi için büyük bir gayret gösterdi. Doğduğu günden beri oğlunun elini hiç bırakmayan ve bakımından eğitimine kadar oğlunun her şeyini üstlenen anne Durmuş, hayatını oğluna adadı.


Hayatını oğluna adadı


Oğlunun sosyal hayatı başta olmak üzere eğitim hayatında da her türlü fedakarlığı gösteren ve oğlu için hiçbir engel tanımayan anne Durmuş, ilkokul mezunu olmasına rağmen oğlunun akademi eğitimi ve hafızlık sürecindeki eğitimleri için Braille alfabesini de öğrendi.


İlkokul ve ortaokul eğitimini GAP Görme Engelliler Ortaokulu’nda, lise eğitimini Şehitkamil Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde okul birincisi olarak tamamlayan oğlunun eğitimdeki başarısının mimarlarından olan anne Durmuş, akademi eğitim ile birlikte hafızlık eğitimi alan oğlunun bir yıl gibi kısa sürede hafız olmasında da büyük emeği oldu.


"Oğlum gururumuz oldu"


Oğlunun gözlerinin hiç göremeyeceğini öğrendiğinde çok üzüldüğünü ve daha sonra yaşamını oğluna adamaya karar verdiğini belirten Durmuş, "Mehmet Can 2005’te doğdu. İkisi kız, birisi de erkek üç çocuğumuz var. İlk çocuğumuz Mehmet Can, bana ilk anneliği tattıran, hissettiren, annelik duygusuyla tanıştıran çocuğum oldu. Mehmet Can, iyi ki benim oğlum, iyi ki dünyaya gelmiş. Mehmet Can, benim ilk göz bebeğim. Mehmet Can, 3 aylıkken görme engelli olduğunun farkına vardık. O gün büyük bir burukluk geçirdik. Çok zorluklar geçirdik ama çok şükür oğlum gururumuz oldu" dedi.


"Her zaman oğlumun yanında oldum"


Oğlunun eğitim hayatını tamamlaması için büyük bir gayret gösterdiğini belirten Durmuş, "Mehmet Can, ikinci sınıftayken ezberinin kuvvetli olduğunun farkına vardık. Yedinci sınıfta Muammer hocamız vardı. Oğlumu hafızlık kursuna yönlendirdi. Hoşgör Kur’an Kursunda da Ahmet Mansur hocamız vardı. Oğlumun elinden tutup bugünlere getirdi, Allah razı olsun. Oğlum sekizinci sınıfta hafızlığına başladı. Dokuzuncu sınıfta lise birinci sınıf öğrencisiyken hafızlığını tamamladı. Her zaman oğlumun yanında oldum. Oğlum için elimden geleni yaptım. İlkokul mezunuydum ama oğlum için her şeyi öğrendim. Hayatı beraber öğrendik. Her şeyi oğlumla beraber yaptık" ifadelerini kullandı.


"Anne olmak, fedakarlık ve emek ister"


Anneliğin çok kutsal olduğunu vurgulayan Durmuş, "Anne olmak, fedakarlık ve emek ister. Anne olmak, ömrünü çocuklarına adamak demek. Ben oğluma ömrümü adadım. Kızlarım Allah’a şükürler olsun görüyor. Fakat Mehmet Can, görme engelli ve onun bana daha çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Her zaman oğlumun yanında oldum. Oğlum üniversitede hoca olarak kalmak istiyor. Biz de zaman yanındayız. Oğlumun akademisyen olacağına inanıyorum. Oğlumun akademisyen olabilmesi için elimde gelen her şeyi yapacağım" şeklinde konuştu.


"İlk öğretmenim annemdir"


Eğitim hayatında annesinin yerinin ayrı olduğunu ve annesinin desteği sayesinde başarılı olduğunu söyleyen Mehmet Can Durmuş ise, "Annem ve babamın eğitimimde yadsınamaz bir katkısı var. Fakat benim ilk öğretmeniniz anneniz, daha sonra ise babanızdır. İlk okula gittiğinizde öğretmeniniz, branş öğretmenlerinizdir. Ama ilk öğretmeniniz ve ömür boyunca hayatınızda yanınızda duracak olan kişi annenizdir. Anneniz sizin her şeyinizi takip eder, her şeyinizle ilgilenir. İlkokuldayken itibaren hep beraber okula giderdik. Akşam geri gelirdim, ders yapardık. Beni hep çalıştırırdı, hep soruları beraber çözerdik. Ortaokula geçtiğimde soruları bana okumaya başladı. Annemle beraber sınava hazırlandım. Hafızlık sürecinde yine annem bana destek oldu. Yine YKS sürecinde, üniversite sürecimde annem ve babam bana çok büyük maddi-manevi destekte bulundu, Allah onlardan razı olsun. Bir annenin hakkı ödenmez. Başta annem olmak üzere tüm annelerimizin Anneler Gününü kutluyorum. Umarım annelerimize hayırlı birer evlat olabiliriz" diye konuştu.



Görme engelli oğlunun eğitimi için Braille alfabesini öğrendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de şehit annelerine özel program Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından Anneler Günü dolayısıyla şehit anneleri, şehit eşleri ve gazi yakınlarına yönelik Tarsus’ta özel program düzenlendi. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Şehit Aileleri ve Gazi Hizmetleri Şube Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen programa, Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer de katıldı. Katılımcılar ilk olarak Büyükşehir Belediyesi Tarsus Doğa Parkını ziyaret ederek çeşitli hayvanları yakından görme fırsatı buldu. Daha sonra Tarsus Gençlik Kampında tüm şehitler için Kur’an-ı Kerim okunup dualar edildi. Programda konuşan Meral Seçer, şehit anneleri ve eşlerinin büyük fedakarlıklar yaptığını belirterek, "Sizlerin emaneti hepimizin emaneti" dedi. Büyükşehir Belediyesinin şehit aileleri ve gazilere yönelik çalışmalarına önem verdiğini ifade eden Seçer, tüm şehitleri rahmetle andıklarını söyledi. Şehit Aileleri ve Gazi Hizmetleri Şube Müdürü Nilgün Buz ise şehit ve gazi ailelerinin her zaman yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, tüm annelerin ’Anneler Günü’nü kutladı. Programa katılan şehit anneleri ve şehit eşleri de etkinlikten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Şehit annesi Gülbeyaz Öztürk, düzenlenen etkinliğin kendilerine moral olduğunu ifade ederken, Ayşe Yıldırım ise böyle anlamlı bir günde hatırlanmanın kendilerini onore ettiğini söyledi. Şehit eşi Fatma Kurumuş ve şehit annesi Ümmü Kaya da etkinlik dolayısıyla Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’e teşekkür etti.
Sakarya Hayatını 3 engelli oğluna adadı: Şair, ressam ve tiyatrocu kardeşler Sakarya’nın Hendek ilçesinde annelerini bir yıl önce kaybeden doğuştan engelli 3 kardeş, fedakar babalarının desteğiyle yaşama sanatla tutunuyor. Diyaliz hastası Murat şiir yazarken, kas hastası Yusuf resim çiziyor, yatağa bağımlı Abdulmutalif ise tiyatroyla ilgileniyor. Hendek ilçesinde ikamet eden Murat, Yusuf ve Abdulmutalif Sarıoğlu kardeşler, doğuştan gelen engellerini sanatın gücüyle aşıyor. Kronik böbrek yetmezliği bulunan ve yüzde 99 engelli olan şair Murat (30), kas hastası ressam Yusuf (18) ve yatağa bağımlı yaşam sürmesine rağmen tiyatro tutkusundan kopmayan Abdulmutalif (26), fiziksel kısıtlamalarına rağmen hayallerinden vazgeçmiyor. Bir yıl önce annelerini kaybeden kardeşlerin en büyük destekçisi ise onlara hem babalık hem de arkadaşlık yapan 59 yaşındaki Bünyamin Sarıoğlu. "13 yaşından sonra yürüme yetilerini kaybettiler" Haftanın 3 günü diyaliz tedavisi gören Murat Sarıoğlu, sağlık sorunları nedeniyle örgün eğitime devam edemeyince eğitimini dışarıdan tamamladı. 2016 yılında lise birinci sınıf öğrencisiyken ilk şiir kitabını çıkaran Sarıoğlu, bugüne kadar 26 operasyon geçirdiğini ifade etti. Murat Sarıoğlu, "Türk dili ve edebiyatı son sınıf öğrencisiyim, açık öğretim fakültesinden okuyorum. Aynı zamanda yüzde 99 bedensel engelliyim, kardeşlerimde benim gibi genetik bir hastalığa sahipler. 13 yaşlarına kadar her şeyleri normaldi, o yaştan sonra yürüme yetilerini kaybettiler, bazı uzuvlarını kullanmayı bıraktılar. O yaşlardan sonra babamız bizimle ilgilenmeye başladı" dedi. "Hayata 1-0 geride başladım" İlk şiir kitabını 2016 yılında lise birinci sınıf öğrencisiyken çıkardığını belirten Sarıoğlu, edebiyat dünyasına adım atma sürecini şöyle anlattı: "Vuslat-I Dem adlı şiir kitabım var. Eserimiz, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanımızın desteğiyle bir araya topladığımız eserlerimin birleştirilmiş halidir. Şiir yazmayı ve kitap okumayı çok seven birisiyim. Tabii sosyal faaliyet olarak dışarıda insanlarla birebir vakit geçirmeyi de seviyorum. Kardeşimin de yapmış olduğu resimlerde görüldüğü gibi; kendi iç dünyasında, hayal dünyasında, kurduklarını olmasını istediği ya da arzuladığı şeyleri dışa vuruyor. Hayat serüvenim bu. İmtihanım biraz zorlu başladı. Hayata 1-0 geride başladım. Hayal kurmaktan ve mücadele etmekten hiç bir insan vazgeçmemeli. Yaşama tutunmayı bilmeli insan. Bazen tabii ki bir el arıyoruz, bu el benim için ailemin eli oldu." "Resimlerim, ben hayatta olmasam da beni hatırlatacak" Resim yapmayı çok sevdiğini dile getiren 18 yaşındaki tekerlekli sandalyeye bağlı Yusuf Sarıoğlu, "5 senedir resim yapıyorum. 13 yaşıma kadar ayakta duruyordum. Hastalık ilerledikçe böyle oldu. Günlük hayatımda ders çalışırım, dersten sonra dışarıya çıkarım. Resimlerimi sergilemek istiyorum, satmayı düşünmüyorum. Emeklerimi seviyorum. Resimlerim ben hayatta olmasam da beni herkese hatırlatacak. En çok deniz manzarası çizmeyi seviyorum. Gemi, kuş, sıra dağlar gibi şeyler çiziyorum. Bu resimleri istediler satmadım. Hepsinde bir anım var ancak sergilemek istiyorum. Herkes gibi benimde resimlerim sergilenirse çok memnun olurum. Bu resimler beni anlatıyor, ben gidersem hatıralarım kalacak" diye konuştu. "Para kazanmamız değil, onların huzurlu olmaları önemli" Çocuklarının her ihtiyacına koşarak onlara kol kanat geren baba Bünyamin Sarıoğlu ise toplumun engelli bireylere karşı daha duyarlı olması gerektiğini vurguladı. Çocuklarının tedavisi için birçok hastane gezdiğini ve hayatını onlara adadığını dile getiren fedakar baba, duygularını şöyle ifade etti: "3 çocuğum var, onlara engelli demiyorum, asıl kendimi engelli olarak görüyorum. Toplumun bazı şeyleri hor görmemesini istiyoruz. Çocuklarımı yalnız bırakamıyorum. Benim için para kazanmak hiç önemli değil, asıl olan onların huzuru. Biz burada bir lokma ekmek yer, mutlu oluruz. Bir beklentimiz yok. Sadece şu dünyada misafir olduğumuzu biliyoruz ve yaşantıya bu gözle bakıyoruz."
Gaziantep GSO Kurucu Meclis Başkanı Naci Topçuoğlu’nun vefatının 18. Yılı Gaziantep Sanayi Odası’nın (GSO) Kurucu Meclis Başkanı merhum Naci Topçuoğlu, vefatının 18. yıl dönümünde rahmet ve minnetle anılıyor. GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Gaziantep sanayisinin gelişmesinde önemli katkıları bulunan GSO Kurucu Meclis Başkanı merhum Naci Topçuoğlu’nun vefatının 18. yıl dönümü dolayısıyla bir anma mesajı yayımladı. Adnan Ünverdi mesajında merhum Naci Topçuoğlu’nun Gaziantep sanayisinin bugünlere ulaşmasında büyük emeği bulunan öncü isimlerden biri olduğunu ifade ederek, ‘’Gaziantep sanayisinin gelişiminde önemli katkıları bulunan, vizyonu, çalışkanlığı ve ileri görüşlülüğüyle kentimize değer katan merhum Naci Topçuoğlu’nu aramızdan ayrılışının 18. yılında rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Kendisi yalnızca başarılı bir sanayici değil, aynı zamanda eğitime ve gençlerin geleceğine büyük önem veren örnek bir hayırseverdi" dedi. Merhum Naci Topçuoğlu’nun sanayi alanındaki yatırımlarının yanı sıra mesleki eğitime verdiği desteklerle de iz bıraktığını kaydeden Ünverdi, "Gaziantep’in üretim gücünün artmasında önemli rol oynayan merhum başkanımız, özellikle nitelikli insan kaynağının yetişmesine yönelik çalışmalarıyla hafızalarda yer edinmiştir. Bugün kendi adını taşıyan eğitim kurumları ve bıraktığı eserler, gençlerimizin geleceğine ışık tutmaya devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Gaziantep Sanayi Odası’nın kuruluş sürecinde aktif rol üstlenen ve 1989-1998 yılları arasında GSO Meclis Başkanlığı görevini yürüten Naci Topçuoğlu’nun, yenilikçi yaklaşımı ve sanayi vizyonuyla Gaziantep’e örnek olduğunu belirten GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, "Merhum Naci Topçuoğlu’nun bizlere bıraktığı çalışma azmi, üretim anlayışı ve memleket sevgisi her zaman yol göstericimiz olacaktır. Gaziantep Sanayi Odası olarak onun aziz hatırasını yaşatmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Ünverdi, merhum Naci Topçuoğlu’nun, 11 Mayıs Pazartesi günü saat 10:00’da Gaziantep Asri Mezarlıkta yer alan mezarı başında düzenlenecek anma töreni ile anılacağını belirtti.
Gaziantep Prof. Dr. Koca: "Manuel Terapi" ile ameliyatsız tedaviyi anlattı Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, uygun hastalarda uygulanan manuel terapinin ameliyatsız rehabilitasyon yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapinin bilimsel değerlendirme sonrası uygulanan özel bir rehabilitasyon yöntemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koca, "Manuel terapi; kas, eklem, bağ dokusu ve omurga üzerine uygulanan bilimsel temelli özel tekniklerden oluşan bir rehabilitasyon yöntemidir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kısıtlılığını gidermek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" dedi. "Her ağrının nedeni aynı değil" Prof. Dr. İrfan Koca, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her bel ve boyun ağrısını "fıtık" olarak değerlendirmek olduğunu ifade ederek uygulama öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Kas spazmları, postür bozuklukları, eklem problemleri, sinir basıları veya romatizmal hastalıklar benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı yaklaşım uygulanmaz. Öncelikle ağrının gerçek nedeni ortaya konulmalıdır" şeklinde konuştu. "Amaç sadece ağrıyı azaltmak değil" Prof. Dr. İrfan Koca’ya göre manuel terapinin temel hedeflerinden biri yalnızca mevcut ağrıyı baskılamak değil; hareket kabiliyetini artırmak, kas-iskelet sistemi dengesini yeniden sağlamak ve günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmek olduğunu ifade etti. Özellikle; Bel ve boyun ağrıları, Kas spazmları, Hareket kısıtlılıkları, Duruş bozuklukları, Spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon, Omuz ve sırt bölgesi problemleri gibi durumlarda manuel terapiden fayda görülebileceği belirtiliyor. "Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor" Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların daha fazla önem kazandığını ifade etti. Manuel terapinin; Nöral terapi, Proloterapi, Kinezyobant uygulamaları, Kuru iğne uygulamaları ve Medikal egzersiz programları ile birlikte planlanmasının tedavi başarısını artırdığını belirten Koca, "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında artık daha bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Manuel terapinin nöral terapi, proloterapi, kinezyobant uygulamaları ve egzersiz programlarıyla birlikte planlanması; hem ağrı kontrolü hem de hareket kapasitesi açısından daha etkili sonuçlar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Bilinçsiz uygulamalar risk oluşturabilir" Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi uygulamalarının mutlaka eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak bilinçsiz müdahalelerin bazı hastalarda mevcut problemleri artırabileceğini söyledi. Özellikle travma sonrası gelişen ağrı, kol veya bacakta güç kaybı, ileri derecede uyuşma ya da idrar kaçırma gibi belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade eden Koca, "Doğru hasta seçimi, doğru tanı ve kişiye özel rehabilitasyon planlaması rehabilitasyon sürecinin en önemli basamaklarıdır" diye konuştu.