EKONOMİ - 10 Aralık 2024 Salı 14:19

Güneydoğu’nun 11 aylık hububat ihracatı 3,1 milyar dolar

A
A
A
Güneydoğu’nun 11 aylık hububat ihracatı 3,1 milyar dolar

Güneydoğu Anadolu Bölgesinden 2024 yılının 11 aylık sürecinde gerçekleştirilen hububat bakliyat ihracatı hakkında açıklamalar yapan Başkan Celal Kadooğlu Suriye’de meydana gelen yeni oluşumla ilgili yaptığı değerlendirmesinde “Suriye Türkiye’nin en önemli pazarları arasında yer almakta olup bu yeni süreçte ihracatımızın iki katına çıkacağını düşünüyoruz” dedi.


Güneydoğu Anadolu’da bölgenin toplam ihracatının yüzde 29,1’ini gerçekleştirerek ihracat liderliğini sürdüren hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün 11 aylık ihracat geliri 3,1 milyar dolara ulaştı. Hububat alanında Türkiye’nin en fazla ihracatını yapan bölgenin sektör geneli içindeki payı yüzde 28,6 oldu. Bu yıl buğday unu ihracatında yaşanan gerilemeye bağlı olarak, bölgede en fazla ihraç edilen ürünler olarak makarna ve ayçiçek yağı öne çıktı. Güneydoğu’dan gerçekleştirilen makarna ihracatının 1 milyon ton sınırına yaklaştığı 11 aylık dönemde, bölgedeki ihracatçılar Türkiye’nin toplam makarna ihracatının 64,7’sini gerçekleştirerek 560 milyon dolar kazanç sağladı. En büyük ihracat pazarı yüzde 33,5 pay ile Irak’ın olurken, onu sırasıyla Suriye ve ABD takip etti.



“Suriye’ye hububat ihracatımızda yüzde 100’e yakın bir artış potansiyeli var”


Bölgenin hububat ihracatında yüzde 8,1’lik payı ile ikinci sırada yer alan Suriye’de yaşanan gelişmeleri değerlendiren Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, “Bu yıl küresel ekonomideki durgunluğa bağlı olarak talep tarafında gözlenen düşüş eğilimi, geride kalan 11 aylık dönemde Suriye ile ticaretimize yansımadı. Bölgemizin bu dönemde Suriye’ye gerçekleşen hububat ihracatı yüzde 10’luk yükselişle 250 milyon doları aştı. Sektörün tüm Türkiye genelindeki 457 milyon dolarlık ihracatı içinde yüzde 54’e denk gelen bu oran, Suriye’nin bölgemiz için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Fakat ülkedeki iç karışıklığa ve uzun yıllardır devam eden savaş şartlarına bağlı olarak, mevcuttaki bu ticari hacmin iki ülke arasındaki gerçek potansiyeli yansıttığını söylemek güç. Örnek olarak, nüfus bazında Suriye’nin yaklaşık 2 katı büyüklüğe sahip olan Irak’a, Suriye’nin 4 katından fazla hububat ihraç ediyoruz. Bu da demek oluyor ki, Suriye’de yüzde 100’e yakın bir artış potansiyeli var; gıda arz güvenliği noktasında imkanlarımızı Suriye’ye daha fazla sunmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.



“Suriye halkı temel gıda ürünlerinde Türk malını tercih ediyor”


2023 verilerine göre ayçiçek yağı ve buğday unu ithalatının yüzde 70’ini Türkiye’den tedarik eden Suriye’deki ailelerin, ülkemize duydukları güven nedeniyle pek çok temel gıda ürününde Türk malını tercih ettiklerini ifade eden Kadooğlu, “Bugüne kadar milyonlarca insanın evlerini terk etmiş olmaları ülke ekonomisini olumsuz etkilemiş, Suriye’nin alım gücünü de maalesef aşağı çekmişti. Bölgedeki son gelişmelere bağlı olarak Suriye’ye dönme kararı alanlar, bizim misafirperverliğimize ve halkımızın dayanışma ruhuna duydukları dostluğu da ülkelerine taşıyorlar. Suriye’de güvenli bir ortamın yeniden sağlanması ve insanların yeniden refah içinde yaşaması, en çok bizi mutlu eder. Sağlayacağımız iş birlikleri, iki ülke ekonomisine de katkı sağlar. Coğrafi konumu itibarıyla jeostratejik anlamda büyük bir öneme sahip olan Suriye ile ticari partner olmanın, Orta Doğu’da yeni pazarlara açılma noktasında bölgemize güç katacağına inanıyoruz. Her zaman ifade ettiğimiz üzere, Güneydoğu’da faaliyetlerini sürdüren iş insanları olarak; Suriye halkı ile köklü bağlarımız ve uzun yıllara dayanan güçlü bağlantılarımızla, bu sürece elimizden gelen katkıyı sağlamaya hazırız” şeklinde konuştu.



Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin güvenliğini yakından ilgilendiren Suriye sorununda gösterdiği hassasiyet ve Suriye’de yeni bir dönemin başlamasındaki güçlü katkılarından dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve hükümete teşekkür eden Kadooğlu, “Bu yeni süreç sadece sektörümüzün için değil, özellikle Gaziantep ve Şanlıurfa’daki birçok sektörün canlanmasında önemli rol oynayacaktır” diye konuştu.



Güneydoğu’nun 11 aylık hububat ihracatı 3,1 milyar dolar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."