GÜNDEM - 20 Temmuz 2025 Pazar 10:16

Kadınlar tel kırma sanatıyla aile ekonomisine katkı sağlıyor

A
A
A
Kadınlar tel kırma sanatıyla aile ekonomisine katkı sağlıyor

Gaziantep’te kadınlar tel kırma kursunda hem sanat öğreniyor hem evlenecek kızlarının çeyizini hazırlıyor hem de ürettikleri eserlerle aile bütçelerine katkı sağlıyor.


Kadınların meslek edinmesi ve el becerilerini geliştirerek ekonomik kazanca dönüştürmeleri açısından önemli bir rol üstlenen kurslar arasında yer alan "Tel Kırma İşlemeciliği Kursu" büyük ilgi görüyor.


Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (GASMEK) bünyesinde açılan tel kırma işlemeciliği kursuna katılan kadınlar, bir yandan tel kırmanın inceliklerini öğrenirken bir yandan da yaptıkları ürünleri satarak ev ekonomisine katkıda bulunuyor.


Evlilik çağındaki genç kızların çeyizlerini süslüyor


Genç kızların çeyizlerinin önemli eşyaları arasında yer alan Bartın’a ait tel kırma sanatı Gaziantep’te büyük ilgi görüyor. Altın ve gümüş telleri kırarak tüller üzerine çeşitli motifler oluşturan, kadınların bin bir emekle hazırladıkları yatak örtüsü, gelin duvağı, kına eldiveni, masa örtüsü ve namaz dolağı gibi el işleri, evlilik çağındaki genç kızların çeyizlerini süslüyor.


Güvenevler Halil Karaduman Sanat Merkezi’nde uzman öğreticiler tarafından verilen eğitimlerde tel kırma sanatıyla tanışan kadınlar, zamanla bu alanda ustalaşarak ortaya göz alıcı eserler çıkarıyor.


Geleneksel el sanatı olan tel kırma, kumaş üzerine ince tellerin ilmek ilmek işlenmesiyle oluşturulan zarif desenlerle dikkat çekiyor. Kursiyer kadınlar tarafından titizlikle hazırlanan bu el emeği ürünler, genç kızların çeyizine renk katıyor.


Kadınlar, hobi olarak başladıkları bu sanatı zamanla meslek haline getirirken, taleplere yetişmekte zorlandıkları dönemlerde dayanışma örneği sergileyerek birbirlerine destek oluyor. Böylece sadece ekonomik kazanç değil, sosyal dayanışma da güçleniyor.


Tel kırma sanatıyla geçmişin izlerini günümüze taşıyan kadınlar, örnek alınacak bir başarı hikayesine imza atmaya devam ediyor. Kadınlar, bu imkanları sunan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyor.


Kursiyerlerin el emeği göz nuru ürünleri, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerden de büyük ilgi görüyor. Tel kırma yapımını öğrenen kadınlar, kurs sonunda kendi iş yerlerini açmayı planlıyor.


Kurstaki usta öğretici Cemile Erek, yoğun talep gören kursta kadınlara en iyi şekilde tel kırma sanatını öğrettiklerini söyledi.


"Kursiyerlerimiz hem kızlarının çeyizlerini hazırlıyor hem de meslek öğreniyor"


Kursta kadınlara tel kırma eğitimi verdiklerini belirten Erek, "Arkadaşlarımızla sıfırdan başladık. Çok güzel işler çıkarıyoruz. Burada eksiklerimizi tamamlıyoruz. Birbirimizi tamamlıyoruz. Herkes tel kırmaya farklı yönler katıyor. Güzel bir ekip oluşturduğumuzu düşünüyorum. Tek kırmayı çantalara, masa örtülerine ve kızlarımızın çeyizine kadar her şeye uygulayabiliyoruz. O bizim bakış açımıza ve tasarımımıza kalmış. Şu an tel kırma sanatı bayağı revaçta ver herkes tel kırmayı çok tuttu. Herkes çok seviyor ve öğrenmek istiyor. Öğrenenlerde çok severek yapıyorlar. Kursiyerlerimiz burada ayrıca kızlarının çeyizlerini hazırlamakla beraber meslek öğreniyorlar. Evlerine katkıda bulunuyorlar. Çok ciddi şekilde ev ekonomisine katkıda bulunuyorlar. GASMEK’ler ve bu tür kurslar biz kadınlar için çok iyi oldu. Bu merkezler bizim için büyük bir fırsat oldu. Bu merkezler evdeki kadınların pasifliğini de kaldırdı. GASMEK’e arkadaşlar geliyorlar, aktif bir şekilde meslek öğreniyorlar. Burada çok güzel zaman geçiriyorlar ve çok güzel işler öğreniyorlar. Gelmek isteyende bir daha gelmek istiyor" dedi.


Kursiyerlerden Olcay Akgül de, "Matematik öğretmeniyim. Boş kalan zamanlarımda bu kursa geliyorum. Kendinizi bir işe entegre etmek ruh sağlığı için çok kıymetlidir. O yüzden buraya geldim ve başvurdum. Kurs benim için çok keyifli geçiyor. Bu kadar çabuk öğrenebileceğimi ve bu kadar farklı profildeki insanlarla bir araya gelip arkadaşlık kurabileceğimi bilmiyordum. Kendi hediyelerimizi üretebiliyorum. Çünkü el emeği çok kıymetlidir. Diğer arkadaşlarımızda kızları için çeyiz hazırlıyorlar. Aile bütçesine katkıda bulunan arkadaşlarımız var. Eğer birde kadın emeğini kooperatifleşebileceği bir platformda buluşabilirsek inanıyorum ki çok daha kıymetli şeyler olacak" diye konuştu.


Yaklaşık bir yıldır geldiği kursta tek kırma sanatını öğrendiğini belirten Cansu Ataş da, "İki aydır bu kursa geliyorum. Daha önce hiçbir şekilde el işi öğrenmemiştim. Fakat bu kursta yeni yeni bilgiler öğreniyoruz. Bu kursta hem meslek öğreniyoruz hem de eğleniyoruz. Yeni bilgilerle hem evimize katkıda bulunuyoruz hem de çocuklarımızın çeyizlerinde emeğimiz olsun istiyoruz. Burada arkadaşlarımızla yeni işler öğreniyoruz" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli 641 yıllık türbede Selçuklu, Osmanlı ve Bizans izleri bir arada Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yer alan 14. yüzyıl eseri Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, Selçuklu kümbet geleneği ile erken Osmanlı mimarisini bir arada barındırıyor. 1940’lı yıllarda yıkılma tehlikesi geçiren ve restorasyonlarla yeniden ayağa kaldırılan 641 yıllık türbe, yapımında kullanılan Bizans dönemine ait devşirme taşlar ve halk arasındaki "Kırgızlar Mezarlığı" isminin aslında "Kırk Kızlar" olması gibi ilginç tarihi detaylarıyla dikkati çekiyor. Gebze’de bugün "Çamlık Parkı" olarak bilinen tepe noktasında yükselen Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, yüzyıllar öncesine uzanan çok katmanlı tarihin izlerini taşıyor. 1385 yılına tarihlenen yapı, Anadolu Selçuklu kümbet mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtırken, Osmanlı’nın kuruluş dönemine ait yapı anlayışıyla da benzerlik gösteriyor. Zaman içinde büyük tahribatlar yaşayan türbe, 1940’lı yıllarda neredeyse tamamen yıkılarak yalnızca tek bir sütunun ayakta kaldığı bir harabeye dönüşse de, 1960’lı yıllarda başlatılan restorasyon süreciyle yeniden hayat buldu. "Bu yapı hem Selçuklu hem erken Osmanlı izlerini taşıyor" Türbenin mimari açıdan önemli bir yapı olduğunu belirten Tarihçi-Yazar Dr. Recep Kankal, "Bulunduğumuz türbe, Anadolu Selçuklu dönemindeki kümbetlerin benzerlerinden biri. Aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş dönemindeki yapılarla da ciddi benzerlikler gösteriyor. Bu yönüyle hem Selçuklu geleneğini hem de erken Osmanlı mimarisini bir arada barındıran nadir yapılardan biri. 1385 yılında vefat eden Malkoçoğlu Mehmet Bey’e ait olduğunu da dönemin belgeleri ve kitabeler doğruluyor" dedi. "641 yıllık geçmişi belgelerle ortaya konuluyor" Yapının tarihine ilişkin somut veriler bulunduğunu ifade eden Kankal, "Bu yapı günümüzden yaklaşık 641 yıl öncesine uzanıyor. 1912 yılında Halil Ethem Bey’in Gebze’ye gelerek yaptığı incelemeler ve sonrasında kaleme aldığı ‘787 tarihli kitabe’ çalışmasıyla türbenin kime ait olduğu ortaya konuluyor. Hicri 787 tarihi miladi olarak 1385’e denk geliyor ve burada Malkoçoğlu Mehmet Bey’in yattığı anlaşılıyor" diye konuştu. Malkoçoğulları’nın, Osmanlı’nın özellikle Balkanlar’daki fetihlerinde aktif rol oynayan Evrenosoğulları ve Mihaloğulları gibi önemli bir akıncı ailesi olduğunu kaydeden Kankal, türbede yatan Mehmet Bey’in de bu geleneğin bir parçası olduğunu ifade etti. 1940’larda tek bir sütunu kalmıştı Kankal, 1920’li yıllarda ayakta olan yapının 1940’lara gelindiğinde büyük ölçüde yıkıldığını ve fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığının görüldüğünü dile getirerek, şu bilgileri paylaştı: "O dönemlere ait fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığı görülüyor. Kubbesi dahil diğer tüm bölümler çökmüş durumda. Kitabenin de bu süreçte kaybolduğu, daha sonra bir okulun deposuna kaldırıldığı tespit ediliyor. 1948’de Zeki Ergezen restitüsyon çalışmalarını yapıyor, 1960’lı yıllarda ise Cahide Tamer tarafından kapsamlı bir restorasyon gerçekleştiriliyor. 1960’lı yıllarda yapılan çalışmalarla türbe yeniden ayağa kaldırılıyor. Bu süreçte mevcut kalıntılar esas alınarak yapı yeniden şekillendiriliyor ancak tamamen özgün haliyle bitirilemiyor. 1980’lerde bazı ek onarımlar yapılıyor. Son olarak 2011 yılında gerçekleştirilen restorasyonla yapı bugünkü görünümüne kavuşuyor." "Kırgızlar değil, aslında ’Kırk Kızlar Mezarlığı’" Bölgeyle ilgili doğru bilinen yanlışlara da değinen Dr. Recep Kankal, halk arasında "Kırgızlar Mezarlığı" olarak bilinen alanın asıl adının "Kırk Kızlar Mezarlığı" olduğunu, zamanla telaffuzun değiştiğini ve bu tür örneklere Anadolu’nun farklı bölgelerinde de rastlandığını belirtti. Kankal, "Buraya halk arasında ’Kırgızlar Mezarlığı’ deniyor ama bu doğru değil. Aslında buranın adı ’Kırk Kızlar Mezarlığı’. Anadolu’nun farklı bölgelerinde de benzer isimlendirmeler var. Zamanla telaffuz değişmiş ve bu şekilde anılmaya başlanmış. Bu tür örnekleri Tokat, İznik ve Manisa gibi farklı bölgelerde de görüyoruz" dedi. "Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış" Kankal, yapının inşasında geçmiş medeniyetlerin izlerinin de bulunduğuna dikkati çekerek, "Türbenin bazı bölümlerinde Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış. Bu taşlar Bizans dönemine ait. Sütun başlıklarında haç motifleri ve farklı bezemeler görüyoruz. Ayrıca tuğla dizimlerinde de Bizans dönemine özgü almaşık teknik dikkat çekiyor. Bu da bölgedeki eski yapıların malzemelerinin burada kullanıldığını açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul İslami değerlere hakaret eden sosyal medya sayfasına suç duyurusu Arnavutköy’deki bir sosyal medya sayfasının İslam’a yönelik hakaret paylaşımları yaptığı için Gaziosmanpaşa Adliyesinde suç duyurusunda bulundu. MİL Diyanetsen Manevi İlkeli Liyakatli Sendikası Arnavutköy Temsilcisi Akın Altun, "Son günlerde inanç değerlerimize yönelik hakaret ve aşağılayıcı ifadelerde yaşanan artış, toplumsal hassasiyetleri zedelemekte; birlik, beraberlik ve kardeşlik iklimine zarar vermektedir. "Arnavutköy Duysun" isimli sosyal medya hesabında İslam dinine yönelik hakaret içeren paylaşımlar üzerine, söz konusu içeriklere tepki olarak Arnavutköy Temsilciliği tarafından ilgili kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Dinimize ve inançlarımıza yönelik her türlü hakaret, karalama ve aşağılayıcı söylemin karşısında olduğumuzu açıkça ifade ediyor, başlatılan hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz" dedi. Açıklamasına devam eden Akın Altun, "Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olması sebebiyle sadece burada değil, hukuki mecralarda da bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de milli ve manevi değerlerimizin her daim savunucusu olacağımızı; mukaddesatımıza saldıranların her daim bizi karşılarında bulacaklarını ifade etmek istiyoruz. İnançlara yönelik saygının, toplumsal huzurun en temel unsurlarından biri olduğuna inanıyor; ayrıştırıcı, nefret dili içeren ve toplumsal barışı zedeleyen her türlü söyleme karşı sağduyuyu ve sorumluluk bilincini ön planda tutmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz" diye konuştu.