GÜNDEM - 18 Ekim 2024 Cuma 11:16

Kız kardeşler baba mesleğini sürdürüyor

A
A
A
Kız kardeşler baba mesleğini sürdürüyor

Gaziantep’te yıllarca yanında çalıştıkları babalarından ayakkabı imalathanesini devralan kız kardeşler Nilgün Güney ve Yeliz Kocagün, azimleri ve çalışkanlıklarıyla çevresinden takdir topluyor.


Türkiye’de her üç ayakkabıdan birinin üretildiği Gaziantep’te babaları Ömer Faruk Kocagün’e ait ayakkabı imalathanesinde küçük yaşlardan itibaren babalarına yardımcı olmaya başlayan 53 yaşındaki Nilgün Güney ve 49 yaşındaki Yeliz Kocagün kardeşler, kısa sürede baba mesleği olan ayakkabıcılığı öğrendi.


Gaziantep Ayakkabıcılar Sitesi’nde yıllardır babalarına ait olan imalathanede ayakkabı üretimi yapan Nilgün Güney ve Yeliz Kocagün kardeşler, babalarından devraldıkları ve günlük 200 çift erkek ayakkabısı ürettikleri imalathanede 20 kişiyi istihdam ediyor.


Genelde erkeklerin yaptığı ayakkabıcılık mesleğini yapan kız kardeşler, baba mesleğini ellerinden geldiğince devam ettirmek istiyor. Zaman zaman babalarının tecrübelerinden yararlanan Güney ve Kocagün kardeşler, genelde erkek mesleği olarak görülen ayakkabıcılığı omuz omuza vererek büyük bir aşkla sürdürüyor. Baba mesleği olan ayakkabıcılığı yapmalarıyla dikkat çeken Güney ve Kocagün kardeşler, ayakkabı üretiminin her aşamasında büyük bir emek sarf ediyorlar ve “bu iş erkek işi” algısının kırılmasında örnek oluyorlar. Ömer Faruk Kocagün de kızlarının talebi üzerine emekli olarak iş yerini devrettikten sonra imalathaneye gelip onlara yardımcı oluyor. 2009’dan beri kız kardeşi ile birlikte baba mesleği ayakkabıcılığı sürdüren Nilgün Güney, yaptığı işten mutlu olduğunu söyledi.



“Mesleği babamızdan öğrendik”


15 yıldır babasının ayakkabı imalathanesinde çalıştığını belirten Güney, “Babam yıllardır bu mesleği yapıyor. Çocukken de babamızın ayakkabı imalathanesine gelip gidiyorduk. Büyüdüğümüzde de babamızın ayakkabı imalathanesine gidip gelmeye devam ettik. Önceki yıllarda atölyemiz vardı, imalathanemiz şirket değildi. Daha sonraki yıllarda işyerimiz büyüyünce bizler evlendik, çocuklarımız oldu. Evlendikten sonra eşlerimiz de işyerine dahil oldu. Hem babamıza destek hem de beraber çalışıp daha güçlü ve daha güzel bir işyeri olması amacıyla bir aile şirketi kurduk. Hep beraber çalışmaya başladık” dedi.



“Babam her zaman bizim için yönlendirici olmuştur”


Babasının emekli olduğunu belirten Güney, “Babam halen yanımıza gidip geliyor. Bize destek oluyor ve bizi yönlendiriyor. Kız kardeşimle birlikte çalışıyoruz. Babama destek oluyoruz. Babam her zaman bizim için yönlendirici olmuştur. Babam her zaman bizim için çalıştı ve her zaman bize yol gösterdi. Babamızın emeklerini ve bizim için yaptıklarını hiçbir zaman unutamayız. İşyerimiz de babamın sayesinde bu duruma gelmiştir. Hep beraber güzel bir şekilde çalışmaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu.



“23 yıldır bu mesleğin içerisindeyim”


Mesleklerini en iyi şekilde yaptıklarını ifade eden Yeliz Kocagün ise “23 yıldır bu mesleğin içerisindeyim. Kardeşimle ve babamla birlikte her beraber çalışıyoruz. Babamın ve kardeşlerimin desteğiyle çalışıyoruz. Hiçbir zaman kadın olduğumuz için zorluk çekmedik. Babamızın ve eniştelerimizin desteği olduğu için hiçbir zaman zorluk çekmedik. En büyük avantajımız da bu oldu. Babamızdan bize kalan ayakkabı imalathanesini hep birlikte elimizden geldiğince yürütmeye çalışıyoruz. Gücümüz yettiğince kız kardeşimle ve eşlerimizle birlikte babamızın mesleğini inşallah sürdüreceğiz” diye konuştu.



Kız kardeşler baba mesleğini sürdürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Prof. Dr. Koca: "Manuel Terapi" ile ameliyatsız tedaviyi anlattı Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, uygun hastalarda uygulanan manuel terapinin ameliyatsız rehabilitasyon yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapinin bilimsel değerlendirme sonrası uygulanan özel bir rehabilitasyon yöntemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koca, "Manuel terapi; kas, eklem, bağ dokusu ve omurga üzerine uygulanan bilimsel temelli özel tekniklerden oluşan bir rehabilitasyon yöntemidir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kısıtlılığını gidermek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" dedi. "Her ağrının nedeni aynı değil" Prof. Dr. İrfan Koca, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her bel ve boyun ağrısını "fıtık" olarak değerlendirmek olduğunu ifade ederek uygulama öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Kas spazmları, postür bozuklukları, eklem problemleri, sinir basıları veya romatizmal hastalıklar benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı yaklaşım uygulanmaz. Öncelikle ağrının gerçek nedeni ortaya konulmalıdır" şeklinde konuştu. "Amaç sadece ağrıyı azaltmak değil" Prof. Dr. İrfan Koca’ya göre manuel terapinin temel hedeflerinden biri yalnızca mevcut ağrıyı baskılamak değil; hareket kabiliyetini artırmak, kas-iskelet sistemi dengesini yeniden sağlamak ve günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmek olduğunu ifade etti. Özellikle; Bel ve boyun ağrıları, Kas spazmları, Hareket kısıtlılıkları, Duruş bozuklukları, Spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon, Omuz ve sırt bölgesi problemleri gibi durumlarda manuel terapiden fayda görülebileceği belirtiliyor. "Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor" Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların daha fazla önem kazandığını ifade etti. Manuel terapinin; Nöral terapi, Proloterapi, Kinezyobant uygulamaları, Kuru iğne uygulamaları ve Medikal egzersiz programları ile birlikte planlanmasının tedavi başarısını artırdığını belirten Koca, "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında artık daha bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Manuel terapinin nöral terapi, proloterapi, kinezyobant uygulamaları ve egzersiz programlarıyla birlikte planlanması; hem ağrı kontrolü hem de hareket kapasitesi açısından daha etkili sonuçlar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Bilinçsiz uygulamalar risk oluşturabilir" Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi uygulamalarının mutlaka eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak bilinçsiz müdahalelerin bazı hastalarda mevcut problemleri artırabileceğini söyledi. Özellikle travma sonrası gelişen ağrı, kol veya bacakta güç kaybı, ileri derecede uyuşma ya da idrar kaçırma gibi belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade eden Koca, "Doğru hasta seçimi, doğru tanı ve kişiye özel rehabilitasyon planlaması rehabilitasyon sürecinin en önemli basamaklarıdır" diye konuştu.
Adana Adana’da kimya ile büyük dönüşüm başlıyor Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi Yönetim A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sütcü, Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin yüksek katma değerli üretim ve entegre sanayi yatırımları açısından Adana ve Türkiye için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. Sütcü ve Başkan Yardımcısı Ömer Kaya, Ceyhan ve Yumurtalık ilçelerindeki yaklaşık 30 milyon metrekarelik alanda yer alan "Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi" yatırımlarına ilişkin bir dizi ziyaretini sürdürdü. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi Başkanı ve OSBÜK Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten Sütcü ile aynı zamanda AOSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili olan Ömer Kaya, SANKO Holding yönetimiyle bir araya geldi. Türkiye’nin yüksek katma değerli sanayi dönüşümünde kritik bir rol üstlenmeye hazırlanan bölgede titiz bir çalışma yürüten Sütcü ve Başkan Yardımcısı Kaya, Türkiye sanayisinin köklü ve güçlü kuruluşlarından SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu ve beraberindeki heyeti ziyaret ettikten sonra Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi sahasında incelemelerde bulundu. Saha gezisinde; bölgenin yatırım potansiyeli, lojistik bağlantıları, limanlara yakınlığı ve kimya sanayisi açısından sunduğu stratejik avantajlar değerlendirildi. Sütcü, Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin yüksek katma değerli üretim ve entegre sanayi yatırımları açısından Adana ve Türkiye için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. Sütcü, Adana’nın sanayi gücünü büyütecek her yatırımın bölge ekonomisi açısından büyük önem taşıdığını, Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin de yalnızca Adana için değil, Türkiye’nin kimya sanayisindeki dışa bağımlılığını azaltma hedefi açısından stratejik bir adım olduğunu belirtti. Sütcü ve Kaya, bölgedeki incelemeleri kapsamında ayrıca Yumurtalık Kaymakamı Yakup Papaker ile Yumurtalık Serbest Bölge Müdürü Fatih Altıntaş’ı makamlarında ziyaret etti. Görüşmede, bölgenin genel potansiyelinin yanı sıra Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi hakkında verimli istişarelerde bulunuldu.
Aydın Başkan Yetişkin’in sosyal medya paylaşımı duydulandırdı Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı. Anneler Günü’ne özel olarak hazırlanan ve Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi’nde yaşama yeniden ‘Merhaba’ diyen bir anne ve kızının yaşamını anlatan video annelerin fedakarlığı, çocukların yaşama güvenle tutunabilmesi ve sevginin simgesi oldu. Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi, alanında uzman eğitimcileri, çağa ve bilime uygun sınıfları ve araç gereçleri ile yüreğinde sevgi dolu personeliyle yüzlerce aileye umut olmaya devam ediyor. İncirliova ilçesinde yaşayan Melis Ören ile kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’yle tanıştıktan sonra hikayesini anlatan video, "Anne olmak herkes için farklı bir yolculuk. Bizim yolumuz biraz daha sabır ve anlayış istiyor" sözleriyle başlıyor. Anne Melis Ören, ilerleyen saniyelerde kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’nde eğitim almadan önce yaşadığı durumu şu sözlerle anlattı, "Derdini anlatamazdı. Derdini anlatamayınca ağlardı. Kendini yerlere atardı ve elimden hiçbir şey gelmiyordu. Çaresiz hissediyordum." Videonun devamında, Anne ve kızının birlikte Otizm Yaşam Merkezi’ne doğru umut yolculuğuna ait görüntüler yer alıyor. Daha sonra Otizm Yaşam Merkezi’ndeki ilk günlerini anlatan anne, heyecanının yüksek olduğunu ve her şeyi zamanla yaşayarak öğrendiklerini söyledi. Lina’nın merkezde çok güzel bir eğitim aldığını ve öğretmenlerin fedakârlıklarının sürece katkısından bahsetti. Mutluluk gözyaşlarının aktığı bir sonraki kesitte ise anne Ören, "Lina’nın annesi olmak paha biçilemez bir şey. Benim anneler günüm Otizm Yaşam Merkezi’nde başladı. Hediyem ise Lina’nın gözlerimin içine bakıp ‘anne’ demesi" sözleriyle yaşadıkları olumlu değişimi en güzel şekilde anlattı.