GÜNDEM - 27 Şubat 2026 Cuma 15:10

Şahinbey Belediyesi 75 milyon metrekarelik mera alanını gübreledi

A
A
A
Şahinbey Belediyesi 75 milyon metrekarelik mera alanını gübreledi

Şahinbey Belediyesi, hayvancılığın güçlendirilmesi amacıyla 75 milyon metrekarelik mera alanında kapsamlı bir gübreleme çalışması başlattı.


Çiftçilere ve hayvan yetiştiricilerine verdiği destekler üretimi arttıran Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, hayvan yetiştiricileri için 75 milyon m mera alanda gübreleme çalışması başlattı. Hayvancılığın gelişmesi için meralara 11 adet güneş panelli su kuyusu ile hayvan yetiştiricilerinin ve doğadaki canlıların hayatını kolaylaştıran Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu, verilen desteklerle hayvancılığı teşvik ettiklerini belirtti.


Mera alanlarında verim artışı hedefleniyor


Şahinbey Belediyesi tarafından yürütülen mera iyileştirme programı kapsamında toplam 75 milyon metrekarelik alanda gübreleme çalışması gerçekleştiriliyor. Yapılan uygulamayla ot kalitesinin yükseltilmesi, yem veriminin artırılması ve meraların daha verimli kullanılması amaçlanıyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli hayvancılıkla uğraşan üreticilerin bu çalışmadan doğrudan faydalanacak. Mera gübreleme çalışmasıyla dışa bağımlı yem ihtiyacının azaltılması hedefleniyor. Projede yalnızca gübreleme değil, hayvanların sulanması içinde önemli bir yer tutuyor. Meraların su ihtiyacını karşılamak amacıyla açılan 11 su kuyusu aktif olarak hizmet vermeye devam ediyor.


"Üreticimizin yanındayız"


Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, yürütülen çalışmalara ilişkin yaptığı değerlendirmede üreticinin her zaman yanında olduklarını belirterek, "75 milyon metrekarelik mera alanında başlattığımız gübreleme çalışmasıyla ot verimini artırmayı hedefliyoruz. Hayvancılığın temelini güçlendirmek ve besicimizin maliyet yükünü hafifletmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çiftçimizin ve üreticimizin yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.



Şahinbey Belediyesi 75 milyon metrekarelik mera alanını gübreledi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Her 10 kadından birini etkileyen sinsi hastalık: Endometriozis Halk arasında ’çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis, üreme çağındaki her 10 kadından birinde görülerek önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Uzmanlar, belirtileri pek çok hastalıkla karıştırılabildiği için tanı sürecinin gecikebildiğine dikkat çekiyor. Hastalığın teşhisinin bazı vakalarda 10 yılı bulabildiği belirtilirken, bu süreçte hastalar farklı branşlarda birçok doktora başvurarak zaman kaybedebiliyor. Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kadını etkilediği tahmin edilen endometriozis, bel ve sırt ağrısı, kronik yorgunluk, karın ağrısı, şişkinlik ve gaz gibi toplumda sık görülen şikayetlerle kendini gösterebiliyor. Ancak bu belirtiler çoğu zaman başka nedenlere bağlandığından hastalık fark edilmeden ilerleyebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Nuray Bozkurt, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, "Rahmin iç duvarını döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesi olarak tanımlanan endometriozis, bazı hastalarda hiçbir belirti vermeden ilerleyebilirken; çoğu hastada kronik karın ağrısı, özellikle adet döneminde şiddetli ağrı ve aşırı kanama gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor" dedi. Aynı zamanda Endometriozis ve Adenomyozis Derneği yönetim kurulu üyesi olan Bozkurt, hastalığın erken tanısının yaşam kalitesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Kısırlığa kadar gidebilen riskler taşıyor Endometriozisin bağırsakları etkilemesi durumunda ağrılı dışkılama; mesaneye yayılması halinde ise kanlı idrar ve yanma gibi şikayetler görülebiliyor. Üreme organlarında oluşturduğu hasar ise kısırlığa kadar varabilen ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlardan önemli uyarı Bozkurt, şiddetli adet ağrısı, geçmeyen karın ve bel ağrısı, ağrılı ilişki ve aşırı kanama gibi şikayetlerin normal kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, bu belirtileri yaşayan kadınların vakit kaybetmeden bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmalarını önerdi. Mart ayı Endometriozis Farkındalık Ayı dolayısıyla uzmanlar, erken teşhisin hem hastalığın ilerlemesini önlemede hem de kadınların yaşam kalitesini artırmada kritik rol oynadığını hatırlatarak toplumsal bilinçlendirme çalışmalarının artırılması gerektiğinin altını çiziyor.