GÜNDEM - 16 Ekim 2024 Çarşamba 10:39

Şahin’den GGC’ye ziyaret

A
A
A
Şahin’den GGC’ye ziyaret

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve beraberindeki heyet, GGC Başkanı Meral Ay ve Yönetim Kurulunu ziyaret ederek, “Hayırlı Olsun” dileklerinde bulundu. Gaziantep’in ve yerel basının sorunlarının konuşulduğu ziyarette, ortak akıl vurgusu yapılırken, kent yararına olan her konuda, herkesin birbirine destek vermesi gerektiği dile getirildi.


Geçtiğimiz haftalarda Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı’na seçilen Meral Ay ve yönetim kurulu üyeleri, vizyon projelere imza atmak için yoğun çaba sarf ederken “Hayırlı Olsun” ziyaretleri de hız kesmeden devam ediyor. Bu anlamda Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu ve beraberindeki heyet, GGC Başkanı Meral Ay ve Yönetim Kurulunu ziyaret ederek “Hayırlı olsun” dileklerinde bulundular.


“Biz olmazsak siz, siz olmasanız biz olmayız”


Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti’ne yeni dönemde başarılar dileyen Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin “ Siz olmazsanız biz olmayız, biz olmazsak siz olmazsınız. Birlikte rahmet var, birlikten kuvvet doğar. 22 yıllık süreçte, yolculuk kadar yoldaşlıkta çok önemli. Gazeteciler Cemiyeti 1969 kurulmuş her birinizin burada çok büyük bir tecrübesi var. Hep birlikte hayat mektebinin içindeyiz. Çok zor bir coğrafyadayız ve coğrafyanın en zor şehirlerinden birinde yaşıyoruz. Bu güzel şehrimizde Gaziantep modelinin yönetmeye çalışıyoruz. Bu yönetişim modelinde liderlik çok önemli. Başarılarımızın altında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AK Parti’nin imzası var. Biz o takımın parçası olarak bu işleri başardık. Hakikaten önümüzü açan fırsat veren, bu fırsatı emeğe dönüştüren 22 yıl geçirdik. Bu süreçte hepimiz yetiştik. Hayat tecrübelerle dolu her gün bir şey öğreniyorum. Hem parlamentoda ki görevimizde hem kurucu Aile Bakanlığımız dönemimizde hep işi ehline vermeye ve adaletli davranmaya gayret gösterdik. Ben de coğrafya karakterdir diyorum. Bu coğrafyada çalışmak zorundayız ve çok güzel eserler çıkarmak zorundayız” dedi.


“Bir kuş, tek kanatla uçamaz”


Basınla ikiz kardeş konumunda olduklarını belirten Şahin, “Biz sizinle ikiz kardeşiz. 7/24 çalışan, gece rüyasında işine devam eden, zaman ve mekan tanımayan iki gurubuz. Tesisleşmeyi tamamladık ama tanıtımla ilgili sizlere çok ihtiyacımız var. Çünkü uluslararası işler çıkarıyoruz. Yerel kalkınmayı Gaziantep’in yüksek vizyonuyla birlikte yürütmemiz gerekiyor. Tek başına, tek kanatla bir kuş uçamaz. Hepimizin bu koordinasyonları sağladığı zaman ve Suriye meselesinde her şey yoluna girdiğinde Orta Doğu yönetim merkezi olmak için önümüzde büyük bir fırsat var. Bu herkesin kazandığı bir durum olacaktır. Ankara’da ne kadar güçlüyseniz Gaziantep’te de kadar güçlüsün. Bu bir takım oyunudur” ifadelerini kullandı.


“Bardağın boş tarafını birlikte dolduracağız"


2014 yılında UNESCO’ya girdiklerini belirten Başkan Şahin, “Bugün gastronomi bölümü öğrencilerinin puanı yükseldi. Bu fırsat her zaman elimize geçmez. Elimizde böyle bir takım var. Hakikaten böyle bir dönem var. Şu bardağın boş tarafı her zaman vardır bunu nasıl birlikte dolduracağız ve birlikte nasıl büyüteceğiz, bunu birlikte başarabileceğimize biz inanıyoruz. Sizinle birlikte yapacağımız çalışmalar bize de güç kuvvet verecek. Bizim de buna ihtiyacımız var. Yine yapılması gereken neyse biz birlikte başaralım. Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti’ni bütün dünyaya Türkiye’ye demiyorum Bütün dünyaya örnek bir cemiyete dönüştürelim. Biz buna hazırız ve kararlıyız birlikte başaracağı” ifadelerine yer verdi.


“Halkla bütünleşen çok çalışkan bir vekillik dönemi geçirdi”


Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Meral Ay’da kent yararına olan bütün projelere destek vereceklerini ve birlikte çalışmaya hazır olduklarını dile getirdi. Başkan Şahin’in başarılı ve örnek çalışmalara imza attığını belirten Ay, “Bakan başkanımız halkla bütünleşen çok çalışkan bir vekillik dönemi geçirdi. Ardından da bu başarının bakanlıkla taçlandırılması biz Gazianteplileri çok gururlandırmıştı. Bölgenin ilk kadın Bakanı olmuştu. O dönemde de farkındalığını hissettirdi. Gaziantep’te basın sitesinin oluşmasında Bakanımız Fatma Şahin başta olmak üzere Adalet eski Bakanımız Abdülhamit Gül ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in çok büyük katkıları var. Öncelikle ben onun için de çok çok teşekkür ediyorum. Daha sonrasında ilklerin Başkanı belediye başkanı olmaya karar verdiğinde destekledik ve görüyoruz ki şehrin birçok acil ihtiyaçlarında devletimizle güçlü ilişkileri sayesinde hizmetler akın akın kentimize yağıyor” ifadelerini kullandı.


“Bir kadın el değdi şehrimiz değişti”


Kentin bir çok sorunu bulunduğunu ve bu sorunların elbirliği ile çözüleceğini belirten Ay, ”Tabii ki şehrimizin sorunları var, tabii ki şehrimizin sıkıntıları var. Başkanımız Gaziantep’in gelişmesine her zaman katkı sağlamıştır yol gösterici olmuştur. Biz yine bakan başkanımızla yan yana Gaziantep’in sorunlarının çözümü için gayret göstereceğiz. Bir kadın el değdi şehrimiz değişti. Biz de Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti olarak özellikle altını çizmek istiyorum. Gaziantep’teki tüm gazeteler televizyonlar, radyolar, haber, ajansları, dergiler ve odaların belediyelerin basın birimi de çalışan arkadaşlarımızın oylarıyla çok demokratik bir ortamda seçim oldu. Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti Gaziantep medyasının amiralidir” diye ekledi.


“İntihar olayları domino etkisi yapabiliyor”


Son aylarda yaşanan intihar olaylarına da değinen Ay, “ Türkiye’de yaşanan intihar cinayet olayları toplumda domino etkisi yapabiliyor. Bu yüzden biz ilk icraatımız olarak yönetim kurulu kararı aldık intihar haberlerini kendi üyelerimizle birlikte hızlı bir şekilde istişarede ederek bu tür olayları artık yayınlamama kararı aldık. Kadına şiddetle ilgili de son günlerde inanılmaz şekilde haberler yayınlanıyor. Bu konuyla ilgili başsavcımızla da görüşeceğiz. Özellikle kadın cinayetlerinin sonunda alınan cezaların büyüklüğünü ve ağırlığını anlatan yoğun haberler girmek istiyoruz. Bu konuda da bir çalışma yapacağız. Gazeteci, olayın merkezine bazen suçluyu alamayabiliyor, mağduru alabiliyor ya da suçluyu. Bir sebep ortaya sunarak başkalarına da aynı sebepten dolayı ben de yapayım geçen yıl benim de işim bana bunu yapmıştı ya da işsizim ya da işte madde bağımlısı. Yani ciddi anlamda bu konuda kararlar alıyoruz. Kendi içimizde ilk yönetim kurulu toplantımıza bunu çalıştaya çevireceğiz ve bütün Gaziantep basınıyla ilgili ciddi anlamda çalışma yapacağız. Çünkü bu çok önemli suçluyu öven değil, daha çok suçluyu ve aldığı cezaları öne çıkaran kadın cinayetlerinde haberler yapmayı tercih edeceğiz” şeklinde konuştu.


GGC Başkanı Ay müjdeyi verdi


GGC Başkanı Ay, seçim öncesi verdikleri vaatleri tek tek yerine getirmeye özen gösterdiklerini belirterek, “Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti olarak Başkanımız Fatma Şahin’den bir sosyal tesis istemiştik. Fatma bakanımız da ilk ziyaretimizde buna olumlu karşılık verdi. Yönetim Kurulu üyelerimizle birlikte gittik yerimize baktık. Gaziantep’e hayırlı olsun. İnşallah çok yakın sürede hem protokolünü hem de açılışını yapacağız. Gaziantep’in çok merkezi bir yerinde, özellikle sahada çalışan arkadaşlarımızın çayını kahvesini içebileceği yine emekli gazeteci arkadaşlarımızın çok rahat kullanabileceği ve tüm gazetecilere açık olan bir sosyal tesisimizi inşallah yakın zamanda Gaziantep’imizin meslektaşlarımızın hizmetine açacağız” diye konuştu.



Şahin’den GGC’ye ziyaret

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Ömrünü adadığı 3 engelli evladına gözü gibi bakıyor Hatay’da yaşayan Edibe Koçak, akraba evliliğinden dolayı engelli doğan 3 çocuğuna 52 yıldır bıkmadan ve usanmadan gözü gibi bakıyor. Evlatlarının engelli olması nedeniyle her Anneler Günü’nü buruk geçiren Koçak, engelli evlatlarının emekleyerek kendisine çiçek verip elini öpmesinden dolayı çok mutlu olduğunu belirterek son nefesine kadar evlatları için yaşayacağını söyledi. Antakya ilçesi Serinyol Mahallesi’nde yaşayan Edibe Koçak ile Kemal Koçak çiftinin çocukları; 51 yaşındaki Orhan, 48 yaşındaki Melek ve 46 yaşındaki Yusuf akraba evliliği nedeniyle zihinsel ve bedensel engelli olarak doğdu. Koçak çifti, engelli evlatlarına 52 yıldır bıkmadan usanmadan bakıyor. Evlatlarının her birini ayrı seven fedakar anne Koçak, engelli evlatlarının bütün ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Anneler Günü’nü buruk geçiren anne Edibe Koçak, engelli evlatlarının emekleyerek kendisine çiçek verip elini öpmesinden dolayı çok mutlu olduğunu belirterek tek isteğinin ise evlatlarına son nefesine kadar kol, kanat gerebilmek olduğunu söyledi. "Bazen zorlanıyorum ama yapacak bir şey yok, onlar benim canlarım seve seve bakıyorum" Evlatlarına gözü gibi baktığını ve her şeyleriyle kendisinin ilgilendiğini ifade eden Koçak, "Benim toplamda 3’ü engelli 2’si sağlıklı 5 çocuğum var. İbrahim ve Ayhan evlatlarım sağlıklı iken Orhan, Melek ve Yusuf ise engelli evlatlarımdır. Evlatlarım sabah kalktıklarında ellerini yüzlerini yıkarlar ve dişlerini fırçalarlar. Yusuf ile Melek dişlerini kendileri fırçalayabiliyor ancak Orhan’ın temizliğini ben yapıyorum ve ona ben bakıyorum. Kahvaltılarını yaptırıyorum ve ilaçlarını içirdikten sonra kendi evimin işlerini yapıyorum. Bazen zorlanıyorum ama yapacak bir şey yok, onlar benim canlarım seve seve bakıyorum" dedi. "Rabbim bu emanetlerini teslim etmeyi nasip etsin" Akraba evliliğinden dolayı 3 evladının engelli doğduğunu ifade eden fedakar anne Koçak, "Çocuklarımın engelli olmasının sebebi akraba evliliğiydi ama çocuklarımın hepsini çok seviyorum. Çocuklarım sağlıklı veya engelli olsun fark etmez. Çocuk, çocuktur. Her zaman çocuklarımın arkasında olacağım. Evlatlarıma tam 52 senedir bakıyorum. Biri 52, biri 48, diğeri ise 46 yaşında. Allah’tan tek isteğim, evlatlarımı Rabbime emanet edene kadar yaşamak. Rabbim bu emanetlerini teslim etmeyi nasip etsin. Hayatta kaldığım müddetçe onlara bakacağım. Canlarımı bırakmayı asla düşünmedim düşünmem de. Onlar benim hayattaki en değerli hazinem ve tatlı canlarım. Bazen kendi aralarında sürekli kavga ediyorlar ama en sonunda barışıyorlar. Bana bir çiçek getirip yanıma gelseler yeter, başka bir şey istemem yeter ki çocuklarım iyi olsun" ifadelerini kullandı.
Antalya Sosyal medyayı sallayan ikili: Anne ve 7,5 aylık kızı izleyenlerin yüzünde tebessüm bırakıyor Antalya’nın Gündoğmuş ilçesinde yaşayan Elif Özer ile 7,5 aylık kızı Gökçe’nin günlük yaşamlarından paylaşılan görüntüler, sosyal medyada milyonlarca kişi tarafından izlendi. Anne-kızın samimi anları izleyenlerin yüzünde tebessüm oluşturuyor. Gündoğmuş ilçesinde yaşayan Elif Özer Küçük (30) ile Hüseyin Küçük çiftinin 7,5 aylık kızları Gökçe’nin gezmeyi seven halleri sosyal medyada gündem oldu. Anne Özer’in, eşine kızını göstermek amacıyla çektiği görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşmasının ardından videolar kısa sürede viral oldu. Küçük Gökçe’nin sürekli dışarı çıkmak istemesiyle kızını sırtına alan anne, yeni yerler keşfetmek için sürekli geziyor. Anne-kızın doğal halleri sosyal medyada milyonlarca kişi tarafından izlenip beğeni alıyor. "Aynı pozisyonda kalmak istemeyen bir bebek" Kızının sürekli hareket halinde olmak istediğini belirten anne Elif Özer, "Aynı pozisyonda kalmak istemeyen bir bebek. Onu sürekli gezdirmek ve yeni şeyler keşfetmek zorundayız. Bu yüzden de köye geldik. Havanın güzel olduğu günlerde sabah, öğle ve akşam dışarıya çıkarıyorum. Hiçbir anı kaçırmıyoruz" dedi. "Annelik insana doğduğu andan yüklenen bir şey" Anneliğin tarif edilmesi zor bir duygu olduğunu ifade eden Özer, Annelik insana doğduğu andan yüklenen bir şey. Onun ihtiyaçlarını anlayıp karşılık vermek durumunda kalıyorsunuz. Bu durumdan çok mutluyum. Kızımla inşallah daha güzel yerlere geliriz. Onunla birlikte güzel bir hayat yaşamayı istiyorum" diye konuştu.
İstanbul Karnındaki devasa şişlik 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi İstanbul’da yaşayan 62 yaşındaki Şükran Samanlı, karnındaki şişlik ve ağrının kabızlıktan olduğunu düşünerek doktora gitmeyi ihmal etti. Adeta hamile bir kadın görüntüsüne ulaşan Samanlı’nın karnındaki şişliği 22 kiloluk tümörden kaynaklandığı tespit edildi. Ameliyatla tümörü alınan Samanlı, "Nefes alamıyordum, taş gibi bir şeydi. Neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı, o korkuyla kendimi acile attım. Kabızlık diye düşündüm çünkü sık sık oluyordum. Hatam oldu, doğumlardan sonra kadın doğum muayenesine hiç gitmedim" dedi. Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Emin Erhan Dönmez, ise "Devasa bir kitle saptadık, ameliyat 6 saat kadar sürdü. 50 cm civarında, yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz. Yumurtalık tümörleri biraz sinsi, üçüz gebelik boyutunda vardı hatta daha büyüktü diyebiliriz" şeklinde konuştu. İstanbul’da yaşayan 2 çocuk annesi 62 yaşındaki Şükran Samanlı, edinilen bilgiye göre bir süre önce karnında şişlik ve ağrı hissetmeye başlarken durumu zaman zaman yaşadığı kabızlık gibi problemlere bağladı. Samanlı, bu süreçte doktora gitmezken karnı adeta hamile bir kadın görüntüsüne ulaştı. Neredeyse nefes alamaz hale geldiğindeyse İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine başvurdu. Hastanın devasa şişkinlikteki karnını gören hekimler büyük şaşkınlık yaşadı. 13 Mart’ta yatışı yapılan hasta tetkiklerin ardından jinekolojik onkoloji bölümüne yönlendirildi. Op. Dr. Emin Erhan Dönmez ve ekibinin yaptığı incelemelerde Samanlı’da yumurtalıktaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ile oluştuğu ifade edilen yumurtalık tümörü tespit edildi. Genellikle sinsi ilerlediği belirtilen kasık ağrısı, karında şişlik gibi durumlar oluşturabildiği aktarılan hastalığa karşı Op. Dr. Dönmez ve ekibi hemen harekete geçti. Hastanın hem hareket kabiliyetini sınırlandıran hem organlarına baskı yaptığı belirlenen kitle için ameliyat kararı alındı. Yapılan tüm hazırlıkların ardından 7 Nisan’da gerçekleşen başarılı operasyonla yaklaşık 50 cm ve 22 kilo civarındaki kitleden kurtulan hasta da rahat bir nefes aldı. Samanlı, 23 Nisan’da taburcu edilirken tedavisinin devam edeceğini belirten Op. Dr. Dönmez, hastasının durumu ve tedavisine ilişkin bilgi verdi. Dönmez, kişilerin bedenlerinde herhangi bir farklılık hissettiğinde zaman kaybetmeden hekime başvurması gerekliliğine dikkat çekti. Öte yandan hastanın karnındaki devasa şişlik ameliyat öncesi hali ve tıbbi görüntülemelere yansıyan görüntüsüyle gözler önüne serildi. "Kabızlık diye düşündüm, neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı" Yaşadıklarını anlatan 62 yaşındaki Şükran Samanlı, "Korkuyla geldim, ne çıkacak ne olacak diye panik yaptım. Gücüm kalmadı, nefes alamıyordum, acile yatırıldım. Ameliyata girdim, şimdi rahatım, nefesimi çok rahat alıyorum. Çok kötü bir şeydi, karnımda ne olduğunu anlayamadım, gebelik gibi değil. Gebelikte yine bir esneklik olur, bu taş gibi bir şeydi. Midemin üstüne çıkmıştı, neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı. O korkuyla kendimi acile attım, böyle bir şeyle karşılaşacağım aklımın ucundan bile geçmedi. 2,5-3 ay bekledim, benim de hatam oldu. Karnımı görseniz korkardınız, taşınmaz hale geldi. Yusyuvarlak, şekilsiz yamulmalar oldu, yattığım zaman alt taraflarda göçme oluyordu, sonra taşlaşıyordu. Kabızlık falandır diye düşündüm çünkü sık sık kabız oluyordum. Bende de hata oldu, doğumlardan sonra kadın doğum muayenesine hiç gitmedim" dedi. "Beni torunuma kavuşturun dedim" Samanlı, "Kişilerin şüphelendikleri zaman bir an önce hastaneye gitmelerini tavsiye ediyorum" diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Doktor bey ameliyata karar verince beni torunuma kavuşturun hocam diye gözlerinin içine baktım, o günü hiç unutmuyorum. Öksüz torunum var, ona bakıyorum sadece onu düşündüm. 78 kilo civarlarındaydım şimdi 57 küsurlardayım. Halimi görenler ‘Neyi bekliyorsun, doktora git, git’ diyorlardı, neyle karşılaşacağımdan o kadar korktum ki o yüzden bu duruma geldim. Kimse korkmasın hele ki böyle bir hoca ile karşılaştığı zaman çok teşekkür ederim" "Kitlenin bir anda kaldırılması hayati risk ortaya çıkarabilirdi" Hastasına ilişkin konuşan Op. Dr. Emin Erhan Dönmez, "İlk acil servisimize karında son 2 aydır giderek artan şişkinlik ve karın ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. İlk tetkiklerinde karnı dolduran kitle olması üzerine bize konsülte edildi, gerçekten pelvik bölgeden diyaframa kadar hatta akciğeri itecek kadar büyük, devasa bir kitle saptadık. MR ve ultrasonografik değerlendirmelerde kitlenin yumurtalık tümörü olduğunu düşündük. Her iki akciğerin alt loblarında sönme olmuştu, kanın oksijenlenmesi bozulmuştu. Bunun sebebi de kitlenin akciğere ve diyaframa yapmış olduğu baskı. Hasta o kadar büyük bir kitleyle gündelik işlerini yapmakta, yürümede, sağa sola dönmede zorluk çekiyor hatta rahat bir uyku bile uyuyamıyordu. Bizi zorlu bir süreç bekliyordu, farkındaydık. Ameliyat 6 saat kadar sürdü, tüm karnı dolduran yaklaşık 50 cm civarında bir kitle saptadık. Kitlenin bir anda damarların üzerinden kaldırılmasıyla hastanın hemodinamisi bir anda bozulabilir, dolaşımsal ve solunumsal hastanın hayati riskini ortaya çıkarabilecek komplikasyonlar olabilirdi" dedi. "Yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz" ‘Kontrollü şekilde yaklaşık 6-7 litresini ameliyat esnasında boşalttık’ diyerek ve hastanın tedavisinin sürdüğünü aktaran Op. Dr. Dönmez, "Kitleyi çevre dokulardan, yapışmış olduğu organlardan yavaş yavaş ayırarak total olarak çıkardık. Ameliyattan önce hastamızın kilosu yaklaşık 79 kilo iken ameliyattan sonra 57 kilo civarında. Kitlenin yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz. Farkındalık oluşturmak istediğimiz olay; bedenlerinde herhangi bir değişiklik saptadıklarında, bu kadar büyük bir kitleye ulaşmadan sağlık kuruluşlarına bir an önce başvurmaları. 10 cm’lik ile 50 cm’lik bir kitleyi ameliyat etmek aynı zorlukta olmayacaktır. Yumurtalık tümörleri biraz sinsi ilerliyor, 70-80 kadında bir gözükebiliyor. Meme ve rahim kanserine göre sıklık olarak daha az ama klinik belirti vermediği için genelde yüzde 70-75’ini ileri evrelerde saptıyoruz. Daha mortal gidebiliyor" şeklinde konuştu. "Üçüz gebelik boyutunda hatta daha büyüktü" Hastalığın sinsi olduğunu ifade ederken dikkat edilmesi gereken belirtilere yönelik bilgi veren Op. Dr. Dönmez, ‘Hastamızda olduğu gibi karında büyüme, mideye baskı yaptığı için yemek yiyememe, erken doyma, hazımsızlık, bağırsaklara baskı yaptığı için gaz deşarjında ve büyük tuvalet alışkanlıklarında değişkenlik’ diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Bütün kadınlarımıza yıllık jinekolojik muayeneyi öneriyoruz. Hastamız şanslıydı çünkü tümör karın içerisine dağılmamıştı. Bazı tümörler 2 santim iken tüm karına yayılabilir, bazı tümörler de 50 santime kadar herhangi bir patlama olmadan büyüyebilir. Kitle dışarıdan görünüm olarak bir üçüz gebelik boyutunda vardı hatta daha büyüktü diyebiliriz. Gebelikte süreç birazcık daha uzun, yavaş yavaş karın büyüdüğü için toleransı biraz daha fazla olabiliyor. Yumurtalık tümörleri hızlı büyüdüğü, yaklaşık 2-3 ay içerisinde bu boyuta ulaştığı için toleransı biraz daha düşük oluyor"
Erzurum Down sendromlu annesinin sosyal alan ve anlayış isteği Erzurum’da yaşayan 52 yaşındaki Nuran Sağlam, 20 yaşındaki Down sendromlu oğlu Muhammet Hanifi Sağlam ile yaşadığı zorlukları anlattı. Anne sağlam, sosyal alan konusunda destek istedi. Üç çocuk annesi Sağlam, Anneler Günü’nü buruk geçirdiğini belirtirken, özel çocuk sahibi ailelerin yaşadığı sosyal sorunlara dikkat çekti. Oğlunun koyu bir Galatasaray taraftarı olduğunu söyleyen anne Sağlam, özel çocuklar için sosyal yaşam alanları yapılmasını istedi. "Çocuklarımızın aktivite yapacağı spor salonları açılsın" Anneler Günü’nde oğlunun da kendisine hediye almasını ve duygularını anlatmasını çok istediğini söyleyen Sağlam, "Konuşamadığı için, anlatamadığı için dışarı çıkaramıyorum. Haftada iki gün okula geliyoruz. Okulda da hocalarımız çok ilgileniyor. Ama çocuklarımızı götüreceğimiz yerler olsun. Oyunlar oynasınlar, toplar, havuzlar, yüzme yerleri olsun. Biz de isteriz ki öyle yerlerde çocuklarımızı da götürelim, dolandıralım. Sürekli evde oldukları için abur cubur çok yedikleri için sürekli kilo alıyorlar. Evde de sürekli oturtamıyorum. Dışarı çıkardığımda halkımız istemiyor. Parka götürüyorum, parkta diyorlar ki ‘Getirmeyin bu çocukları, içeri götürün.’ Biz bunları ne yapmalıyız? Büyüklerimiz yardımcı olsunlar. Zorluklarım, çocuğumu dışarı çıkardığımız zaman halkımızın istememesi. Parka, bir yerlere götürdüğüm zaman ‘Bunu içeri götür, içimize getirme’ diyorlar, oynatmıyorlar. Ben de büyüklerimizden benim çocuklarım ve tüm özel çocuklarımız için bir spor salonu yapılmasını rica ediyorum. Özellikle biz de serbest çocuklarımızı götürelim, oynatalım, enerjilerini atsınlar, ondan sonra da çıkıp evimize gelelim. Yoksa ben dışarı çıkaramıyorum. Çıkardığım zaman hiç kimse istemiyor parkta çocuğumu" diye konuştu. "Osimhen ve Icardi’den forma istiyorum" Çocuğunun bir Galatasaray sevdalısı olduğunu dile getiren Sağlam, "Victor Osimhen ya da Mauro Icardi forması sürekli üzerinde, hiç çıkarmıyor. Ben de onlardan imzalı forma ya da çocuğuma ulaşmalarını istiyorum" dedi.