KÜLTÜR SANAT - 11 Aralık 2024 Çarşamba 12:51

Şehrin kültürel hafızası ve tarihini çağdaş sanatla birleştiren “Miras” sergisi açıldı

A
A
A
Şehrin kültürel hafızası ve tarihini çağdaş sanatla birleştiren “Miras” sergisi açıldı

Brieflyart Galeri ve Hışvahan iş birliğinde, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle şehrin kültürel hafızasını çağdaş sanatla yeniden şekillendiren “Miras” Sergisi’nin açılışı yapıldı.


Geçmişin ve toplumların hafızasının çağdaş sanatla nasıl yeniden şekillendiğini sorgulayan Miras Sergisi, Gaziantep’in kültürel hafızasında yüzlerce yıllık geçmişiyle beraber adından söz ettiren Hışvahan’da sanatseverlerle buluştu. 28 Şubat 2025 tarihine kadar devam edecek Miras Sergisi, ziyaretçilerine, miras kavramını sabit bir zaman dilimi ya da tarihi bir anlatı olarak ele almak yerine, onu sürekli yeniden üretim ve dönüşüm süreci olarak tartışma imkanı sunuyor.



17 sanatçı 39 eseriyle sergide yer alıyor


Türk çağdaş sanat sahnesinin önde gelen 17 sanatçısının 39 eserinin yer aldığı sergi, tarihi Hışvahan içerisinde geçmişi yeniden inşa edilmesi gereken bir süreç olarak ele alıyor. Hışvahan’ın mimari dokusu ve mekânın taşıdığı kültürel kimlikle geçmişin değerlerini çağdaş sanatın kesişimleriyle yeni bir anlam dünyası oluşturan sergi, yeni bir anlam dünyası meydana getiriyor.



“Kültürel anlamda geniş bir potansiyel sahibiyiz”


Serginin açılış programında konuşan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep’in kültürel anlamda özel bir kent olduğunu aktararak, “Milattan önce 6000-7000 tarihlerine ulaşan bir şehir burası. Bu tarihlerden bugüne kadar bastığımız bu topraklarda insan ayağının hiç eksik olmadığı bir kent. Üst üste medeniyetler ve o medeniyetin damıtıla damıtıla bugün bize Antep işi, yemeni, 106 coğrafi işaretli ürün olarak, etnografik kıyafetler ve Gaziantep Mutfağı olarak bize yansımış bir kültürü yaşıyoruz. Kültür özel bir kavram, medeniyet ise evrensel bir kavramdır tüm insanlığı ilgilendirir. Kültürel anlamda her türlü sektörden olacak kültürü içinde barındıracak kadar geniş bir potansiyel sahibiyiz. Bu tip aktivitelerin varlığı ve bundan sonra devam edecek olması benim için çok önemli. Devamının olmasını da arzu ediyor, bu şehrin geçmişinde bunların olduğunu da çok net görüyorum. Bunun sürekli gelişmesi içinde elimizden geldiğince hep beraber yapmaya gayret edeceğiz” dedi.



Ev sahibi Hışvahan’ın kurucusu Şef Mine Özmen, açılışta yaptığı konuşmada emeği geçenlere teşekkür ederek, “Bu tarihi ve güzel mekanın şimdi sanatla bütünleşmiş olmasına ve sanatçılarımız ile sizleri burada misafir etmekten mutluluk ve onur duyuyorum” ifadelerini kullandı.



Brieflyart Galeri Sahibi Baran Arslan Curoğlu ise sanatçıların emeklerine değinerek, “Bu büyülü mekanda, bu büyülü mekanı sanatla buluşturma noktasında bizlerle iş birliği yapanlara sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Miras başlıklı sergimiz, mirasın sadece hatırlanılması gereken bir süreç olması ve tarihi bir anlatı olması ötesinde değişen, gelişen dinamik bir süreç olarak karşımıza sunuyor” ifadelerine yer verdi.



Hışvahan’ı Sanatla Buluşturan İpek Özmen Develi de açılışta konuşma yaparak, “Gaziantep’in kültürel mirasıyla şekillenmiş bu tarihi mekanda böylesine değerli eserleri sergilemek bizim için büyük bir onur” dedi.



Sanatçılar adına söz alan Meriç Hızal ise kültürün insan hayatında ve medeniyetteki yerine değinerek, “Bu kent Antik Roma’dan bu yana biriktirdikleriyle, bulunan, bulunamayan, bilinen hepsiyle birlikte muhteşem ve kıskanılası. Yerdeki bazalt taşlardan yukarısındaki kireç taşlarına kadar inanılmaz bir duygu veren bir yer burası. Mutfağı, mimarisi, dokuması ile çok fazla değeri var. Bütün bunlarla biz daha önce tanıştık ve bunlara dokunduk. Biz tekrar gelerek alçak gönüllülükle küçük eserlerimizle tekrar burayı hissettik. Burada kısacık süre içinde de olsa bir iz bırakmak istedik” diye konuştu.



Konuşmaların ardından serginin açılışı yapıldı. Açılış sonrası protokol ve ziyaretçiler eserleri sanatçıların bilgilendirmeleriyle beraber inceledi. Brieflyart Galeri “Miras” Sergisi ile yer alan sanatçılar Devrim Erbil, Hakan Esmer, Yalçın Gökçebağ, Mahir Güven, Bedri Baykam, Yusuf Taktak, Şenol Yorozlu, Süleyman Saim Tekcan, Meriç Hızal, Resul Aytemur, Bubi, Onay Akbaş, Nezih Çavuşoğlu, Ekrem Kahraman, Tomur Atagök, Ahmet Yeşil ve Ali Atmaca oldu.



Şehrin kültürel hafızası ve tarihini çağdaş sanatla birleştiren “Miras” sergisi açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."