GÜNDEM - 11 Ekim 2025 Cumartesi 09:57

Zirai don, kuraklık ve yok yılı Antep fıstığı rekoltesini düşürdü

A
A
A

Gaziantep’te ’yeşil altın’ olarak bilinen Antep fıstığında hasat sezonu son toplanan fıstıklarla birlikte sona erdi. İlkbaharda yaşanan zirai don, büyüme döneminde kuraklık ve son olarak meyvenin gelişme sürecindeki yüksek sıcaklığın vurduğu Antep fıstığında yok yılının da etkisiyle rekolte büyük oranda düştü.

Gaziantep’te fıstık yetiştiricilerinin bin bir zahmetle yetiştirdikleri Antep fıstığı hasadı son toplanan fıstıklarla birlikte sona erdi. Antep fıstığı üretiminde önemle bir yere sahip olan Gaziantep’te fıstık bu yıl rekoltesiyle çiftçileri üzdü. Türkiye genelinde yaşanan kuraklıktan dolayı yeterli yağış düşmediği için yaşanan verim ve rekolte kaybı zirai don etkisi ile birlikte üreticileri daha çok endişelendirdi.

Yok yılını yaşayan Antep fıstığını zirai don ve aşırı sıcaklık da vurdu

Bu sene ‘yok yılı’nın yanı sıra son yıllarda yaşanan kuraklığın etkilediği Antep fıstığını zirai don ve aşırı sıcaklık da vurdu. Fıstık yetiştiricilerinin bin bir emek ve zahmetle yetiştirdikleri, kentin önemli geçim kaynaklarından olan ve "yeşil altın" olarak da adlandırılan Antep fıstığında yapılan son hasatla sezon tamamlandı.

Zirai don, kuraklık ve yok yılı Antep fıstığı rekoltesini düşürdü

Vazgeçilmez lezzetler arasında

Geçtiğimiz yıllarda yüksek getirisi nedeniyle üreticinin büyük rağbet gösterdiği başta Gaziantep, Kilis ve Şanlıurfa olmak üzere Türkiye’deki birçok ilde yetiştirilen Antep fıstığı, baklava başta olmak üzere bölgeye ait birçok yemekten tatlıya kadar hemen her alanda mutfakların değişmez lezzetleri arasında yer alıyor. Kullanım amacına göre farklı dönemlerde hasat edilen, Temmuz ayının ortalarında başlayan ve eylül ayının sonuna kadar devam eden Antep fıstığı hasadını ekim ayına bırakan çiftçiler de oldu.

Temmuz ayında başlayan hasat sezonu Ekim ayı ile sona erdi

Bu yıl "yok yılı" olduğundan dolayı geçen yıla göre rekoltede yüzde 80 civarında bir düşüşün yaşandığı tahmin edilen Antep fıstığında hasat dönemi toplanan fıstıkların ardından sona erdi. Hasada temmuz ayında baklava yapımında kullanılan "boz" fıstığın hasadı ile başlayan üreticiler, Eylül ayının başından itibaren başladıkları "kırmızı ben" fıstığı hasadını tamamlayarak sezonu tamamladı.

"Tekin Antep fıstığı" çeşidinde son hasat yapıldı

Oğuzeli ilçesinin kırsal Uğurova Mahallesi’nde "tekin Antep fıstığı" çeşidi yetiştiriciliği yapan Ali Rıza Özdemir de son hasadını yaptı. Antep fıstığı çeşitlerinden en erken olgunlaşan çeşit olan, yazı uzun ve sıcak olan bölgelerde yetişen "tekin Antep fıstığı" çeşidinin hasadı için işçiler sabah saatlerinde gruplar halinde bahçelere giderek ağaçların altlarına branda açıp, dallardan elleriyle tek tek fıstıkları salkımıyla birlikte topladı.

"Kuraklık verimi düşürdü"

Son Antep fıstığı hasadını yapan çiftçileri ziyaret eden Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, geçen yıla oranla Antep fıstığında bu yıl rekoltenin düşük olduğunu söyledi. Bu yılın çok kurak geçtiğini belirten Sağlam, "Gaziantep ilimizde biliyorsunuz 3 milyon 468 bin dekar bir tarımsal alanımız var. Bunun 2 milyon 200 bin dekarı meyvecilikle kaplı. Bu 2 milyon 200 bin dekar alanın 1 milyon 430 bin dekarı da Antep fıstığıyla tarım yapılmaktadır. Dolayısıyla geçtiğimiz yıl 1 milyon 430 bin dekar da yaklaşık 175 bin ton civarı bir rekoltemiz gerçekleşmişti. Oğuzeli ilçesinde ve Gaziantep genelinde 2025 yılı biraz kurak geçti ama bu hasat yaptığımız bahçe şu anda sulanabilen bir bahçe ve bundan dolayı maşallah meyvelerde de verimliyiz. Ama geçtiğimiz yıla göre bu yıl yağış rakamlarına baktığımızda bugüne kadar yağan yağış miktarımız 199 kilo ve bu çok anormal bir kuraklık. Geçtiğimiz yıl 700 mililitre bir yağış varken bir önceki yılların ortalamasına baktığımızda 400-450 kilo olan bir yağış varken 2025 yılı içerisinde şu anda 199 mililitredir" dedi.

"Kuraklıktan dolayı 50 bin ton gibi bir rekolte tahmin ediyoruz"

Fıstık hasadının tamamlandığını söyleyen Sağlam, "Antep fıstığında bu yıl kuraklıktan dolayı rekolte düşüklüğü bekliyoruz. Fiyatlarda da bir yükselme olacak. 2025 rekoltesinde 50 bin ton gibi bir rekolte tahmin ediyoruz ama hasat tamamlandığında rekolte o zaman tam net çıkacak. Antep fıstığı ilimiz için önemli bir üründür. Buğdayın konumu nasıl önemliyse Antep fıstığı da Gaziantep için o kadar önemli ve sadece üretimde değil sanayide de fabrikalarda hem işleniyor, pazarlanıyor. Şanlıurfa’da, Siirt’te de Antep fıstığı var ama Gaziantep’ten pazarlanması önemli ve kentin genel geçim kaynağı Antep fıstığı üzerinden yapılmaktadır" diye konuştu.

Zirai don, kuraklık ve yok yılı Antep fıstığı rekoltesini düşürdü

Kuraklık yetiştiriciyi sulu tarıma yönlendirdi

Fıstık yetiştiricisi Ali Rıza Özdemir ise Antep fıstığında normalde iki yılda bir ürün alındığını, yaşanan kuraklık nedeniyle yeni çeşit arayışına girdiklerini ve kuraklık nedeniyle sulu tarıma geçtiklerini ifade etti.

İbrahim Koçyiğit

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta yeni doğan oğlaklara özenli bakım Muş’un Karabey köyünde keçilerin doğum sezonu devam ederken, dünyaya gelen oğlaklar üreticilerin yüzünü güldürüyor. Besici Abuzer Güngör, annesinden süt ememeyen bir oğlağa ise adeta bebek gibi bakıyor. Muş’ta keçilerin doğum sezonunun başlamasıyla birlikte dünyaya gelen oğlaklar besicilerin umutlarını artırdı. Karabey köyünde yaşayan besici Abuzer Güngör, erken doğduğu için annesinden süt ememeyen oğlağa özel bakım uyguluyor. Annesinden süt ememediği için güçsüz kalan oğlağı soğuktan korumak amacıyla evine alan Güngör, sobanın arkasında sıcak bir ortam oluşturduğu oğlağı biberonla besliyor. Abuzer Güngör, "Erken doğum olduğu için bazen sakat doğan oğlaklar oluyor. Bu nedenle diğer oğlaklara göre daha zayıf ve güçsüz kalıyorlar. Biz de bu durumdaki oğlağı evin içinde besliyoruz. Biberonla ve şırıngayla süt içiriyoruz. Evde bakmamızın sebebi ise diğer oğlaklara göre zayıf olduğu için sürü içinde ezilme ihtimali olmasıdır. Birkaç gün boyunca içeride besleyerek gelişimini sağlamaya çalışıyoruz. Gelişimini tamamlayıp durumu iyi olduğunda tekrar ağıla götürüyoruz. Daha sonra annesinin yanına bırakıp diğer oğlaklarla birlikte büyümesini sağlıyoruz" dedi. Amcası ile birlikte oğlağın bakımını üstlenen 5 yaşındaki Eliz Serra Güngör, "Bu benim keçim, buna çok iyi bakıyorum. Keçim hastalandı diye evde bakıyorum. Süt veriyorum ve saçını tarıyorum" diye konuştu.
İstanbul AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "(İlber Ortaylı)Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalarda, özellikle Ermeni meselesiyle ilgili ilmiyle, irfanıyla son derece önemli bir duruş sergiledi" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, hayatını kaybeden Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın cenaze namazının ardından açıklama yaptı. Çelik, "Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalarda, özellikle Ermeni meselesiyle ilgili ilmiyle, irfanıyla son derece önemli bir duruş sergiledi" dedi. İstanbul’da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın cenazesine katılan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, cenazeden sonra açıklamalarda bulundu. Ortaylı’nın Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalara karşı çok önemli bir duruş sergilediğini belirten Çelik, "Bugün çok büyük bir alimi, ülkemizin yetiştirdiği çok büyük bir değeri toprağa veriyoruz. Bugün ona son vazifemizi yapmaya geldik. Kendisinin ilminden, büyük değerlerinden öğrenciliğimizden beri istifade ediyoruz. Öğrencilik yıllarımızdan beri kendisinin kitaplarını okuduk, konferanslarını dinledik. Daha sonra hep beraber bütün Türkiye televizyon programlarını dinledi, izledi kendisini. Ve tarihimizle barışmamızda, geçmişimizi tanımamızda, kimliğimizi tanımamızda öncülerin başındaydı. Türkiye’deki pek çok yanlışın düzeltilmesinde, milletimizin değerleriyle yeniden buluşmasında, önümüze çıkarılmış sahte tartışmaların, sahte birtakım tespitlerin bertaraf edilmesine ve yerine doğruların konulmasında çok büyük bir emeği vardır. Gerçekten taziye mesajında da söyledim; kelimenin tam anlamıyla alimdi, kelimenin tam anlamıyla üstattı ve kelimenin tam anlamıyla bir vatan evladıydı. Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalarda, özellikle Ermeni meselesiyle ilgili ilmiyle, irfanıyla son derece önemli bir duruş sergiledi. Memleketimizin değerlerinin korunmasında ilim temelinde, bilimsel temelde, evrensel düzeyde kabul görmüş çalışmalarıyla büyük değerler ortaya koydu" dedi. Bu topraklarda yetişmiş büyük bir alimi kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını kaydeden AK Partisi Sözcüsü Çelik, "Bugün gerçekten çok üzgünüz. Büyük bir âlimi, bu toprakların yetiştirdiği büyük bir değeri son yolculuğuna uğurluyoruz. Hep beraber şehadet ettik ki iyi bilirdik. Mezarına Kırım’dan gelen toprak, Gelibolu’dan gelen toprak, Çanakkale’den gelen toprak hep beraber konuldu. Bu bile onun aslında ufkuna buradan edilen bir dua, ufkuna buradan durulan bir selamdı. Sayın Cumhurbaşkanımızın kararıyla Fatih Camii’nin haziresine defnedilmesi ve burada Fatih’in tanıtılması, Fatih Sultan Mehmet Han’ın evrensel düzeyde doğru algılanması için ortaya koyduğu çabaya da bir hürmet, bir selam olarak bugün hep beraber burada ilim aleminden ilim adamları, tarihçiler, vatandaşlarımız, genç kardeşlerimiz, her kesimden insanın buluştuğu bir cenaze namazıyla kendisini son yolculuğuna uğurluyoruz. Allah gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Memleket büyük bir değerini, ilim alemi büyük bir alimi ve geçmişlerin ’allame-i küll’ dediği büyük bir ilim adamını kaybetti. Gerçekten ta öğrencilik yıllarımızdan beri kitaplarını okuduk, işaret ettiği yerlere baktık ve bundan da büyük bir istifade ettik. Hepimizin bakışının, tarihi anlayışının şekillenmesinde büyük bir rolü oldu. Tabii tarih sadece geçmiş değil, tarih aynı zamanda tarifimiz, aynı zamanda geleceğimiz. O sebeple onların aktüel tartışmalara aktarılmasında, siyasete yol gösterilmesinde, ülkemize dönük bazı saldırıların bertaraf edilmesinde de büyük bir çaba ortaya koydu. Gerçekten çok üzgünüm, gerçekten büyük bir alimi kaybetmenin acısını yaşıyoruz. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Biraz evvel ailesine taziyelerimizi ilettik. Sayın Cumhurbaşkanımızın, partimizin de ayrıca taziyelerini arz ettik. Tabii burada gözüküyor ki millet kendi değerine sahip çıkıyor" şeklinde konuştu.
İstanbul İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlandı İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı, Fatih Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Binlerce kişinin katıldığı cenaze töreni havadan görüntülendi. İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlandı. İlber Ortaylı için ilk tören yıllarca çalıştığı Galatasaray Üniversitesi’nde yapıldı. Törenin ardından İlber Ortayı’nın Türk bayrağına sarılı cenazesi sevenlerinin omuzunda tören için cami avlusuna getirildi. Törende İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı taziyeleri kabul etti. Törene ayrıca Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, TBMM Başkanvekili MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, fotoğraf sanatçısı Coşkun Aral, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Gazeteci Murat Bardakçı, oyuncu Zerrin Arbaş, Fener Rum Patriği Bartholomeos, sanat camiasından çok sayıda isim, öğrencileri, akademisyenler katıldı. İlber Ortaylı’nın cenaze namazını İstanbul Müftüsü Emrullah Tuncer kıldırdı. Cenaze namazının ardından helallik alındı, dualar eşliğinde son yolculuğuna uğurlandı. Fener Rum Patriği Bartholomeos’un tabutun başında dua ettiği görüldü Cenaze namazı öncesi bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ülkemizin yetiştirdiği çok müstesna bir tarihçiyi, akademisyeni ve yazarı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. İlber Hocamız biliyorsunuz toplumumuzda her kesime, geniş bir kesime tarih bilincini yerleştirmeyi başarmış, tarih konusunda bilinçlendirmeyi başarmış çok değerli bir bilim adamıydı. Kendisi 50’den fazla eser yazmış, bu eserlerle birlikte toplumun tarih konusunda bilinçli hale gelmesini sağlamıştı. Aynı zamanda hem Ankara Üniversitesi’nde hem Galatasaray Üniversitesi’nde dersler vererek birçok öğrencimizi yetiştirmiş; sadece bizim ülkemizle de sınırlı kalmamış, yurt dışında da birçok üniversitede dersler vermiş, konferanslara katılarak Türk tarihçiliğini gururla temsil etmiş ve bütün uluslararası akademisyenler, akademik çevreler tarafından da kabul görmüş bir insandı. Bu açıdan çok değerli bir insanı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Hem gelecek nesillere bilgilerini aktarmış hem de biliyorsunuz televizyon programlarıyla ve eserleriyle tarihi sevdirmiş bir hocamızdı. Bu tarz bilim insanları, bu tarz değerli insanlar çok sık gelmiyorlar. Ama bu tarz bilim insanları vefat ettikleri zaman hem eserleri hem fikirleri hem topluma kazandırdıkları bizlerde yaşamaya devam ediyor. Biz de bütün bu kazandırdıkları aslında biliyorsunuz 2006 yılında hem Lazio ödülüne, 2007 yılında Puşkin Madalyası’na, 2017 yılında da Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülerek teyit edilmişti aynı zamanda. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak da bize düşen, bundan sonra toplumumuza kazandırmış olduğu bu kültüre, sanata sahip çıkmak; hatırasına sahip çıkmak, bunu gelecek nesillere aktarmak olacaktır. Ben kendisine bu vesileyle Allah’tan rahmet diliyorum. Başta ailesi olmak üzere öğrencilerine, tüm sevenlerine, milletimize başsağlığı ve sabırlar diliyorum, mekanı cennet olsun" diye konuştu. İstanbul Valisi Davut Gül de yaptığı konuşmada, "Başta ailesi, öğrencileri, yakınları ve bütün milletimizin başı sağ olsun. İlber Hoca, Türkiye, İstanbul’umuz için çok kıymetli bir insandı. Eserleriyle, yetiştirdiği öğrencileri ile bıraktığı sözleriyle, konuşmalarıyla inanıyorum ki yıllar boyunca tarih alanında konuşulmaya devam edecek. Mekanı cennet olsun. Rabbim, ailesine, kızına, yakınlarına sabır versin. Biz de bugün, ikindi namazı sonrasında hocamızın cenaze namazına katılmak üzere Fatih Camii’ndeyiz. Sevenleri hocamızı yalnız bırakmamış. İnşallah bize yakışır şekilde hocamızın defnini gerçekleştireceğiz. Milletimize başsağlığı diliyorum. Hocamız her zaman neşeliydi. ’Hocam, İstanbul’da yapılması gereken, eksik gördüğünüz bir şey var mı’ dediğimde, ’bir çini müzesi olsa çok iyi olur’ dedi. Biz de bunu, hocamızın bir vasiyeti olarak kabul ediyoruz. İstanbul’umuza yakışır bir çini müzesini de kazandırmış olacağız" ifadelerine yer verdi. İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı ise, "Bu kalabalığı burada görmek acımızı hafifletiyor. Sevildiğini zaten biliyorduk. Bunu gözümüzle görmek onur verici bir şey. Onu en sevdiği camilerden biri olan Fatih Camii’nden uğurlamak çok kıymetli. Herkese çok teşekkür ediyorum. Dolu dolu yaşadığı hayatın ardından dolu dolu uğurlanıyor" şeklinde konuştu. Oyuncu Halil Ergün de, "Çok acı çekiyoruz. Değerli bir insanımızın daha çok işler yapacak insanımızı kaybettik. Yaptıklarıyla izler bıraktı. Benim özel bir arkadaşımdı. Fakülte yıllarında sanat da yaptık. Üzgünüz. Işıklar içinde yatsın" dedi. Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, "Çok üzgünüz. Türk milletinin en büyük değerlerinden bir tanesiydi. Yaşayan bir efsane otoriteydi. Sadece tarihçi değil aynı zamanda uluslararası ilişkilere, siyaset bilimine ve Türk kültürüne çok büyük hizmetler vermiş; en karmaşık durumlarda bile çok basit ama vurucu açıklamalarıyla bizlere rota çizmiş bir Türk bilim adamını kaybettik. Yeri nasıl doldurulur bilmiyorum. Çok üzücü bir kayıp. Allah’tan rahmet diliyorum. Ama yerini dolduracak öğrencileri gelmesini arzu ediyorum" ifadelerini kullandı.
Çanakkale Türk donanmasının gururu olan savaş gemileri ziyarete açıldı Çanakkale’de 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’nci yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı savaş gemileri halkın ziyaretine açıldı. Çanakkale’de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde görev yapan yerli gemiler ‘TCG Heybeliada’, ‘TCG Kınalıada’ ve ‘TCG Ayvalık’ mayın avlama gemisi, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’nci yıl dönümü çerçevesinde halkın ziyaretine açıldı. Vatandaşlar, GESTAŞ Feribot iskelesine demirleyen savaş gemilerini görmek için uzun kuyruklar oluşturdu. Vatandaşlar, ziyaret sırasında gemiler hakkında merak ettikleri soruları sorma fırsatı da buldu. Askeri personel sorulan soruları içtenlikle yanıtlarken, seyrüsefer cihazları hakkında da bilgiler verdi. "Bunu deneyimlemek de çok güzel bir şey" Gemileri gezen Ahmet Ermin, "Çanakkale Savaşı’nın 111’inci yılındayız. Milli Savunma Bakanlığı bize gemiyi gezme fırsatı sundu. Şanlı Türk ordumuzun bu şekilde gemilerinin olmasını, tesisatlarının olmasını görmek çok güzel bir şey. Bunu deneyimlemek de çok güzel bir şey. Allah ordumuza zeval vermesin diyoruz. Şu dönemde en büyük kurtarıcılarımız kendileri. Onlara güveniyoruz. Tabii ki de daha iyi projeleri, daha iyi gemileri de görme şansı bulmak istiyoruz" dedi. "Donanmamızda böyle güzel gemilerin olması çok gurur verici" ‘Çanakkale ruhu’nu yerinde deneyimlemek için ailesi ile İstanbul’dan Çanakkale’ye gelen Yakup Serkan Barkol, "Gerçekten donanmamızda böyle güzel gemilerin olması çok gurur verici. Öncelikle çocukları getirdik, bu ruhu hissetsinler diye. 18 Mart zaferini tabii ki savaşan Mehmetçiklerimiz, şehitlerimiz kadar hissetmeseler bile en azından bu güzel duyguyu şimdiden damarlarında hissedebilsinler diye onları bu zaferi kutlamak için yerinde görsünler diye İstanbul’dan geldik. Çok güzeldi, çok heyecanlıydı" diye konuştu.