ÇEVRE - 04 Ekim 2017 Çarşamba 10:33

CHP’li Bektaşoğlu’ndan yayla evlerinin yıkımına tepki

A
A
A
CHP’li Bektaşoğlu’ndan yayla evlerinin yıkımına tepki

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren yapılan yayla evlerinin yıkılacağını açıklamasının ardından değerlendirmelerde bulunan CHP Giresun Milletvekili Bülent Bektaşoğlu “Bu konuda yöre halkıyla konuşarak çözümler üretilmeli, bir uzlaşı noktası bulunmalı, gerekirse yasa ve yönetmeliklerde değişikliğe gidilmelidir” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren yapılan yayla evlerinin yıkılacağını açıklamasının ardından değerlendirmelerde bulunan CHP Giresun Milletvekili Bülent Bektaşoğlu “Bu konuda yöre halkıyla konuşarak çözümler üretilmeli, bir uzlaşı noktası bulunmalı, gerekirse yasa ve yönetmeliklerde değişikliğe gidilmelidir” dedi.


Milletvekili Bektaşoğlu, açıklamasında “İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu, Trabzon’da yaptığı açıklamada, yaylalarda kaçak olduğunu iddia ettiği bin 750 evin yıkılacağını söyledi. Bu kararın içeriğini bilmiyoruz. Bu evler neye göre tespit edildi ? yıkım kararı nasıl ve hangi gerekçelerle hangi kurumlar tarafından alındı ? karar nasıl uygulanacak ? hangi illerde kapsama giren kaç ev var ? bunlar da açıklanmalıdır. Ancak şu aşamada inisiyatif ve yetki kullanımı valilere ve kaymakamlara, yerel yöneticilere, özel idarelere bırakılırsa, suistimal olacağı, hukuk dışılıklar olacağı ve gerginlik olacağı muhakkaktır. Mesela, Bakan’ın bu açıklamasından hemen sonra alelacele Giresun-Ericek yaylasına yıkım ekipleri çıkarılması, orada güvenlik güçleriyle halkın karşı karşıya gelmesi bunun ilk örneğidir. Yasadışılığa elbette karşıyız. Yaylalarımızı çirkin yapılaşmadan tabi ki korumalıyız. Ama yaylalarda sadece bin 750 değil, on binlerce yapı var. Bunlar sadece Giresun’da değil, Karadeniz’in bütün yaylalarında var ve şimdi yapılmadı” dedi.


Yaylacılık geleneğini sürdürmek gerektiğini de kaydeden CHP Milletvekili Bektaşoğlu “Halkımızın atalarından dedelerinden kalan yaylacılık geleneğini sürdürmek için veya tarım ve hayvancılık amaçlı yapılmış evleri korumalıyız. Sayın Bakana çağrı yapıyorum. Vatandaşın evini başına yıkan bir devlet olmaz. Bu konuda yöre halkıyla konuşarak çözümler üretilmeli, bir uzlaşı noktası bulunmalı, gerekirse yasa ve yönetmeliklerde değişikliğe gidilmelidir. Konunun takipçisiyim. Yaylalarla ilgili yaptığım çalışmayı TBMM’ye taşıyacağım. Yaylalarımızla durumuyla ilgili bir araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin önergem var. Ama vatandaşlarımız bununla ilgili asıl muhatap olan iktidar partisi milletvekillerini de göreve davet etmelidirler. Mağduriyetlerini dile getirmelidirler” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Beyşehir Gölü’nde av yasağını ihlal edenlere göz açtırılmıyor Konya’nın Beyşehir ilçesinde, av yasağı döneminde kaçak avcılıkla mücadele kapsamında denetimler aralıksız sürüyor. Beyşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Su Ürünleri Kontrol Birimi ile Beyşehir Jandarma Asayiş Bot Komutanlığı ekipleri, 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında gölde kapsamlı kontroller gerçekleştirdi. Ekipler tarafından Beyşehir Gölü içerisine kaçak avlanmak amacıyla bırakılan ağlar toplanırken, kaçak avcılıkta kullanıldığı belirlenen filika, ağ, zıpkın ve çeşitli av malzemelerine de el konuldu. Son bir ay içerisinde gerçekleştirilen denetimlerde, "yasak dönemde balık avcılığı" ve "menşe belgesiz balık satışı" yaptığı belirlenen 10 kişiye toplam 337 bin 356 lira idari para cezası uygulandı. Denetimlerde ele geçirilen canlı balıklar yeniden göle bırakılırken, diğer balıkların ise mevzuata uygun şekilde göl feneri derneği ile kamuya ait öğrenci yurtlarına bağışlandığı belirtildi. 15 Haziran 2026 tarihinde sona erecek av yasağı süresince denetimlerin haftanın 7 günü karadan, havadan ve göl içerisinden teknelerle sürdürüleceği bildirildi. Konuya ilişkin yapılan açıklamada, sürdürülebilir balıkçılığın kurallara uyulmasıyla mümkün olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: "Göl içerisindeki balıkların sağlıklı bir üreme dönemi geçirmesi, balıkçılık sektörünün devamı için son derece önemlidir. Gölümüzü yaşatmak, ekolojik dengeyi korumak ve doğal kaynaklarımızı sürdürülebilir kılmak hepimizin ortak görevidir. Vatandaşlarımızın olumsuz bir durumla karşılaşmaları halinde 112 Çağrı Merkezi’ne bilgi vermelerini rica ederiz."
Erzincan Altıntepe Kalesi geçmişin izlerini bugüne taşıyor Altıntepe Kalesi, barındırdığı Urartu dönemi kalıntıları ve çok katmanlı tarihî yapısıyla Anadolu arkeolojisinin önemli merkezleri arasında yer almayı sürdürüyor. Üzümlü ilçesi sınırlarında bulunan ve Urartu, Bizans ile Osmanlı dönemlerinde yerleşim alanı olarak kullanılan kale, drone ile görüntülendi. Erzincan Ovası’nın kuzeydoğu kesiminde, ova seviyesinden yaklaşık 60 metre yükseklikteki volkanik bir tepe üzerine kurulu Altıntepe’nin adı ilk kez 1938 ve 1956 yıllarında gerçekleştirilen yasa dışı kazılarla duyuldu. Bölgedeki ilk bilimsel kazılar ise 1959 yılında Tahsin Özgüç başkanlığında başlatıldı. 1967 yılına kadar süren çalışmalarda Urartu dönemine ait iç kale kapısı, tapınak-saray kompleksi, surlar, apadana, depo binası ve açık hava tapınağı gün yüzüne çıkarıldı. Kalenin güney yamacında tespit edilen taş örme mezarların da dönemin gömü geleneklerine ilişkin önemli veriler sunduğu belirtildi. Kazı çalışmalarının ardından alan Kültür Bakanlığı’na devredilirken, bir bölümünün zamanla defineciler tarafından tahrip edildiği ifade edildi. Bölgede 2002 yılında ise Mehmet Karaosmanoğlu öncülüğünde yeniden kazı ve koruma çalışmaları gerçekleştirildi. Yaklaşık 200 metre genişliğe sahip tepe üzerinde Bizans dönemine ait sur kalıntılarının, bazı Urartu yapılarının üzerine inşa edildiği ve bu nedenle eski yapıların kısmen zarar gördüğü belirlendi. Erzincan Müze Müdürlüğü yetkilileri, Altıntepe’nin Urartu’nun batıdaki en önemli eyalet merkezlerinden biri olduğunu belirterek, kalede yürütülen ilk sistematik kazılarda ortaya çıkarılan saray kompleksi, tapınak, havuzlar, kanalizasyon sistemi ve çeşitli arkeolojik eserlerin, o dönemde kentte müze bulunmaması nedeniyle Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne götürüldüğünü ifade etti. Altıntepe kazılarında elde edilen seramik parçaları, at koşum takımları, metal mobilya aksamları ve ok uçları gibi eserler bugün Erzincan Müzesi’nde sergileniyor.
Erzincan Erzincan ekoturizm potansiyeliyle öne çıkıyor Erzincan, gölleri, akarsuları, kaplıca suları, dağları, yaylaları ve vadileriyle bölgenin önemli ekoturizm merkezleri arasında yer alıyor. Anadolu’nun önemli geçiş güzergâhlarından birinde bulunan Erzincan’ın, sahip olduğu jeolojik yapı ve dört mevsimin yaşanabildiği iklim özellikleri sayesinde birçok doğa ve spor turizmi faaliyetinin yapılmasına elverişli olduğu belirtildi. Ekoturizm alanlarında bulunan mağara, şelale ve doğal oluşumların yanı sıra sportif faaliyet alanlarında çevre düzenlemeleri ile altyapı çalışmalarının artırılması gerektiği kaydedildi. Ayrıca bölgede yaşayan vatandaşlara pansiyonculuk, işletme yönetimi, servis kalitesi ve hediyelik eşya üretimi gibi alanlarda eğitim verilmesinin önemine dikkat çekildi. Yeşil alan varlığı açısından yüksek potansiyele sahip Erzincan’ın, doğa sporları ve alternatif turizm açısından önemli kaynaklar barındırdığı ifade edildi. Kentte öne çıkan ekoturizm faaliyetleri arasında dağcılık, rafting, kano, yamaç paraşütü, kayak, buzul tırmanışı, kampçılık, trekking, dağ bisikleti ve offroad sporları yer alıyor. Yaklaşık 25 kilometre uzunluğa ve yer yer 1000 metreyi aşan derinliğe sahip Karanlık Kanyon, dağcılık ve kanyoning için önemli merkezler arasında gösteriliyor. Bölgede ayrıca Acemoğlu Boğazı kaya tırmanışı için tercih edilen alanlar arasında bulunuyor. Rafting faaliyetleri genellikle Karasu Nehri üzerinde gerçekleştirilirken, kentin daha önce Türkiye Rafting Şampiyonası’na ev sahipliği yaptığı belirtildi. Yamaç paraşütü açısından da önemli merkezlerden biri olan Erzincan’da, Keşiş Dağları ve Munzur Dağları ise bu spor için uygun alanlar arasında yer alıyor. Kış turizmi açısından öne çıkan Ergan Dağı Kış Sporları ve Doğa Turizmi Merkezi, çeşitli zorluk derecelerindeki pistleriyle kayak severlere hizmet veriyor. Kentte ayrıca Girlevik Şelalesi kış aylarında donan yapısıyla buzul tırmanışına olanak sağlıyor. Doğa yürüyüşü, kamp ve trekking faaliyetleri için ise Yedigöller, Aygır Gölü, Refahiye Dumanlı Ormanları ve Ergan Dağı’nın öne çıkan rotalar arasında bulunduğu bildirildi.