GENEL - 01 Kasım 2017 Çarşamba 14:36

Gölyanı ’Uzungöl’e rakip olmaya hazırlanıyor

A
A
A
Gölyanı ’Uzungöl’e rakip olmaya hazırlanıyor

Doğu Karadeniz’de turizm adına her geçen gün yeni adımlar atılıyor.

Doğu Karadeniz’de turizm adına her geçen gün yeni adımlar atılıyor. Özellikle son yıllarda Giresun Adası, Kalesi, Mavigöl, Kuzalan Şelalesi, Yedi Değirmenler, Şebinkarahisar Meryem Ana Manastırı ve daha birçok destinasyonu ile dikkat çeken Giresun’da son olarak ise Trabzon Uzungöl’e rakip olarak gösterilen Yağlıdere ilçesindeki Gölyanı Yaylası’na ismini veren Gölyanı’nı turizme kazandırmak için çalışmalar başladı.


Yağlıdere ilçesi Üçtepe Beldesi sınırlarında yer alan Gölyanı yaylasının turizme açılması için çalışmaların sürdüğünü belirten Üçtepe Belde Belediye Başkanı Harun Öztürk, “Yaylanın turizme açılması için SİT alanında çıkartmamız gerek o yönde çalışmalarımız sürüyor” dedi.


“Harikalar diyarı, saklı cennet diye adlandırılan yer burasıdır” diyen Öztürk, ”İl Özel İdaresi ile çalışmalarımız neticesinde yol genişletme çalışmalarını alt yapısı ile beraber tamamladık, asfalta hazır hale getirdik. İnşallah önümüzdeki yılın başlarında asfaltı başlatacağız. DSİ Trabzon Bölge Müdürlüğü ile yaptığımız istişareler sonucunda gölün temizlenip doğaya uygun bir hale getirip turizme açmayı planlıyoruz. Buranın en büyük sıkıntılarından birisi sit alanı olması. Bunun turizme kazandırılması için sit alanından çıkartılması yönünde çalışmalarımız devam ediyor bu yönde dosyalarımız bakanlıkta. İnşallah önümüzdeki yılda SİT alanından çıkartıp bölgemize, yöremize uygun bir şekilde konuklama tesisi, mesire alanı şeklinde bölgemize kazandırmış olacağız” ifadelerini kulandı.


1950 yılına kadar daha büyük, şeffaf ve açık bir göl olan köylülerin hayvanlarının kaybolması sonucu bilinçsizce kapatılmaya çalıştığını kaydeden Öztürk, “Burası tamamen doğal bir göl. 1950 yıllarında vatandaşlarımız buraya yerleştiği zamanda bu göl daha açık şeffafmış fakat vatandaşlar bu gölü hayvanlarının su ihtiyacını karşılamak için kullanırken birkaç tane hayvanları kaybolmuş ve o zamanda vatandaşlar bu gölü bilinçsiz olarak can ve mal kaybını önlemek için bir takım tedbirlerle gölü doldurmuşlar. Daha sonradan bunun tamamen bir doğa harikası olduğunu fark edildiğinde bu önlenmiş ama yeteri kadarda temiz tutulamamış daha sonra bizden önceki idareciler bunu korumaya almışlar ama başaramamışlar” şeklinde konuştu.


Gölyanı Yaylası’nın turizme kazandırmak için çabaladıklarını vurgulayan Öztürk şu şekilde devam etti:


“Biz burayı keşfettiğimiz esnada yine DSİ Bölge Müdürlüğü ekiplerince ve daha önceki valimiz Dursun Ali Şahin yerinde incelediler ve gölün temizlenmesi yönünde fikir alış verişinde bulunduk fakat yolun elverişli olmadığından dolayı makinaların bölgeye ulaşmayacağı kanaatine varıldı ve şimdi İl Özel İdaresi ile yaptığımız çalışmada yolu istenilen hale getirdik. DSİ ile gölü temizleyip korumaya alacağız ve buraya yakın iki tane kaynak suyumuz var o suyu da göle tahliye olarak bağladığımız zaman tamamen doğal olarak hizmete açılmış olacak.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Göynük Fen Lisesi NOVA takımı 500 proje arasından ilk 10’a girdi Göynük Fen Lisesi öğrencileri tarafından geliştirilen DETAS projesi, GençBizzTech Türkiye finallerinde büyük başarı elde etti. Antalya’yı ve Kemer ilçesini temsil eden NOVA takımı, Türkiye genelinden katılan yaklaşık 500 proje arasından ilk 10’a girerek önemli bir başarıya imza attı. NOVA takımında yer alan öğrenciler Öykü Sarlar ve Talat Kuşçu ile danışman öğretmen Vahit Hüyük tarafından geliştirilen DETAS (Deprem Erken Tespit ve Analiz Sistemi) projesi, deprem sonrası ilk saatlerde müdahale ekiplerine hızlı ve doğru saha verisi sağlamayı amaçlıyor. Otonom İHA destekli sistem; yol durumu, enkaz yoğunluğu ve kritik bölgelerin analiz edilmesini sağlayarak afet koordinasyonuna destek sunuyor. Türkiye finallerinde yoğun ilgi gören proje standı, jüri üyeleri ve ziyaretçiler tarafından dikkatle incelendi. Çalışır prototip, uçuş sistemi ve analiz paneliyle sunulan DETAS, yalnızca fikir aşamasında kalmayıp geliştirilebilir ve uygulanabilir bir afet teknolojisi çözümü olarak öne çıktı. Takım üyeleri, projeyi geliştirirken afet teknolojileri ve deprem bilimi alanındaki çalışmaları detaylı şekilde araştırdıklarını, özellikle saha koordinasyonu ve karar desteği üzerine yoğunlaştıklarını ifade etti. Projenin ilerleyen süreçte sel, yangın ve farklı afet senaryolarına da uyarlanabilmesi hedefleniyor. Göynük Fen Lisesi NOVA takımının elde ettiği bu derece, hem Antalya hem de Kemer adına gurur kaynağı olurken gençlerin teknoloji ve girişimcilik alanındaki başarısını bir kez daha ortaya koydu.
Gaziantep GSO Mayıs ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Mayıs ayı meclis toplantısı, GSO Meclis Başkan Yardımcısı İbrahim Vedat Topçuoğlu’nun başkanlığında, Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, meclis ve meslek komite üyelerinin katılımıyla yapıldı. Toplantıda, dünya ve ülke ekonomisinde yaşanan gelişmeler, sanayi sektörünün mevcut durumu, üretim maliyetleri, ihracat rakamları ve iş dünyasının beklentileri değerlendirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan GSO Meclis Başkan Yardımcısı İbrahim Vedat Topçuoğlu, küresel gelişmeler ışığında ekonomide sürdürülebilirlik için sanayinin, üretimin ve ticaretin önemine vurgu yaparak, "Bu doğrultuda şehrimiz ve ülkemiz ekonomisine katkı sağlayacak, üretim, ihracat ve istihdamı destekleyecek her adımı çok değerli buluyor, şehrimiz ve ülkemiz için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz" dedi. GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi de yaptığı konuşmasında, küresel ticaretin savaşın gölgesinde darbe almaya devam ettiğini belirterek, "Sıkışan küresel ticaretin geleceği için anlaşmaya varılması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli bir şekilde geçişe açılması büyük önem taşıyor. Pandemi, savaşın bölgemize etkileri ve küresel krizlerle birlikte deprem felaketini yaşamış ve çok yorulan bölgemiz sanayisi için özel bir teşvik programına ihtiyaç duyuyoruz’’ diye konuştu. Faiz oranlarının yüksek seyretmesi, finansmana erişim ve maliyetler konusunda beklentiler uzadıkça üreticilerin üzerindeki baskının arttığını belirten Adnan Ünverdi, "Dezenflasyon süreci devam ederken üreticinin elini güçlendirecek; üretim, ihracat ve istihdamın devamlılığını sağlayacak şekilde finansman kanalları devreye alınmalıdır. Ticari krediler zaten politika faizinin çok üstünde maliyetlenmekte olup, bankacılık sektörünün yaklaşımları nedeniyle finansmana erişimde güçlükler yaşanmaktadır. Reel sektör ve bankacılık sektörü birlikte yürüyen iki sektördür. Bu sebeple gerek kamu gerekse özel bankaların reel sektöre yapıcı bir yaklaşımda bulunmasını beklemekteyiz. Temkinli olmak adına işleyen sürece sekte vuracak yaklaşımlardan uzak durulmalıdır. Bankalar tarafından işletme sahiplerimize, mevcut kredilerini kapatmaları halinde yeniden kredi kullanabilecekleri bildirilmektedir ancak, firmalarımız krediyi kapattıktan sonra kredi verilmemektedir. Unutulmamalıdır ki Gaziantep sanayisi geçmişte olduğu gibi bugünün zorluklarını da atlatacak güç ve altyapıya sahiptir" ifadelerini kullandı. Gaziantep’in ekonomik verileri hakkında meclis üyelerine bilgi veren Ünverdi, "2026 yılı nisan ayında 967 milyon 492 bin dolar ihracat gerçekleştirdik. En çok ihracat yapılan ülkelerin başında Irak ve ABD geliyor. İhracatın sektörlere göre dağılımında ise yüzde 35,7 ile tarımsal sanayi ve hububat ürünleri ilk sırada yer alırken, yüzde 34,2 ile tekstil ürünleri ikinci, yüzde 13,4 ile kimya ve plastik ürünleri üçüncü sırada bulunuyor" diye konuştu. Meclis toplantısı, görüş alışverişinin ardından dilek ve temennilerin paylaşılmasıyla sona erdi.
Erzurum İrfan Meclisinde Doğu Türkistan konuşuldu Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’nin Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle tertip ettiği ve Erzurum’un önemli kültür ve tarih buluşmalarından İrfan Meclisi’nin konuğu Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Prof. Dr. Abdulhamit Avşar’dı. Doğu Türkistan meselesini her yönüyle ele alan Avşar, mevcut politikaları, karşı karşıya bulunduğu dahili ve uluslararası riskleri analiz ederek, Çin Halk Cumhuriyeti’ni Sovyetler’in akıbetinin beklediğini ve dağılacağını ifade etti. Erzurum Büyükşehir Belediyesi Müceldili Konağında yapılan toplantı, TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş’ın açılış konuşmasıyla başladı. Ertaş, bu etkinlik döneminde üçüncü kez tertip edilen İrfan Meclisi’nde ömrünü Doğu Türkistan davasına adamış Abdülhamit Avşar hocayı ağırlamaktan dolayı mutlu olduklarını ifade ederek Avşar hocaya teşekkürlerini iletti. Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Prof. Avşar, konuşmasına Çin’in günümüzdeki görünümü ve nüfuzunu genişletmek için uyguladığı politikalara değinerek başladı. Daha sonra tarihi duruma dikkat çekerek, Doğu Türkistan’da Çin işgalinin başlangıcının 18.yüzyılın ikinci yarısında başladığı, bunun sebebinin de Doğu Türkistan’daki iç karışıklıklar olduğunu ifade etti. Çin işgali başladıktan sonra Doğu Türkistan Türklerinin istiklal mücadelesi başlattıklarını ve 25 Ekim 1949’da gerçekleşen Çin Halk Cumhuriyeti işgaline kadar üç kez bağımsız devlet kurmayı başardıklarını dile getirdi. "Kızıl Çin işgali başladığında Doğu Türkistan’da bağımsız bir devlet vardı" dedi. Kurulan bağımsız devletlerin ayakta kalamamasının bu devletlerin Türk ve Müslüman kimliklerini geri planda bırakılmasını kabul etmemelerinin o dönemlerdeki uluslararası aktörlerin çıkarları ile uyuşmaması olduğunun altını çizdi. Çin Halk Cumhuriyeti’nin Doğu Türkistan’ı ele geçirdiği ilk günden itibaren sistematik şekilde ülkenin Türk-Müslüman kimliğini asimile etmeye çalıştığını, bu çabalarını 11 Eylül 2001 sonrasında uluslararası alanda oluşan Müslüman düşmanlığı tutumdan yararlanarak daha da şiddetlendirdiğini ve en son 2016 sonu itibariyle başlattığı toplama kampı uygulamasıyla tam bir soykırıma dönüştürdüğünü belirtti. Soykırımın halen sürdürüldüğünü, ayrıca mecburi "misafirlik", dijital gözetim sistemi gibi baskı politikalarıyla en küçük dini ve milli bir tezahüre bile imkân bırakmayacak bir niteliğe dönüştürüldüğünü ifade etti. Buna rağmen Doğu Türkistan Türklerinin hür olma azimlerinin yok edilemediğini söyledi. DTV Başkanı Prof. Dr. Abdulhamit Avşar, aynı zamanda Çin’in önlenemez bir dağılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu da ileri sürdü. Çin’in ekonomi yoluyla uyguladığı yayılma politikasının ve uluslararası projelerin büyük riskler taşıdığını, bir müddet sonra Çin’i içinden çıkılamaz bir ekonomik buhrana sürükleyebileceğini, şimdiden bunun emarelerinin görülmeye başladığını belirtti. Bunun yanı sıra Çin’de Askeri Konsey üyelerinin tutuklanması sonrasında görüldüğü gibi açık bir iç gerginlik bulunduğunu, Çin tarihi incelendiğinde bu tür gerginliklerin hanedanlıkların parçalanmasıyla sonuçlandığını dile getirdi. Aynı zamanda Çin’in etnik yapısının da bilinenin çok ötesinde bir nitelik taşıdığını, birçok etnik grubun Çin Halk Cumhuriyeti’nden ayrılmak mücadelesi vermekte olduğunu söyledi. Bu ve benzeri birçok sebepten dolayı Çin’in dağılma riskiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Avşar, "Çin Halk Cumhuriyeti’ni Sovyetler Birliği’nin akıbeti beklemekte, uluslararası aktörler buna göre de gelecek stratejileri belirlemektedir" dedi. Erzurum’un önde gelen birçok yetkilisi, akademisyenler, siyasi parti ve sivil toplum temsilcileri, bilim insanları, kanaat önderleri ve üniversite öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği toplantı yaklaşık üç saat sürdü. Katılımcılardan gelen soruların cevaplandırılması ile devam eden İrfan Meclisi, Uluslararası Hak İzleme Merkezi (UHİM) Başkanı Veysel Başar ve İrfan Meclisi Başkanı Murat Ertaş’ın kapanış konuşmalarıyla sona erdi.