POLİTİKA - 06 Eylül 2018 Perşembe 15:28

AK Partili Cemal Öztürk: “Türkiye’de kalıcı bir fındık politikası yok”

A
A
A
AK Partili Cemal Öztürk: “Türkiye’de kalıcı bir fındık politikası yok”

AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, “Türkiye’nin kalıcı bir fındık politikası geçmişte de yoktu bugün de yok” dedi.

AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, “Türkiye’nin kalıcı bir fındık politikası geçmişte de yoktu bugün de yok” dedi.


AK Parti Giresun İl Başkanlığı tarafından düzenlene basın toplantısına katılan Giresun Milletvekilleri Cemal Öztürk, Sabri Öztürk ve Kadir Aydın gündemi değerlendirerek basın mensuplarının sorularını cevapladı.


Milletvekili Cemal Öztürk, neden fındık fiyatlarının açıklanmadığı konusunda gelen bir soru üzerine, “Fındık ile ilgili kabine oluşunca Giresun Milletvekilleri olarak Tarım Bakanımıza ziyarette bulunarak hayırlı olsun diledik. Ziyarette fındık ile ilgili konuları konuştuk ve ziyaretin ertesi günü Bakan Bey, Bakanlık bürokratları ve Ordu Milletvekilimiz Şenel Bey ile beraber yaklaşık 4 saatlik bir toplantı yaparak fındığı enine boyuna konuşup bazı kararlar aldık. Bakan Bey bunu Manisa’da üzüm toplantısında açıklayacağını söyledi. Fakat günü geldiğinde bakan bey fındıkla alakalı bir şey diyemedi çünkü biz konuştuğumuzda dolar yaklaşık 4,5 liraydı ama o gün en pik noktada 7,4 liraya çıkmıştı. Şimdiler de de 6,5 lira civarlarında. Yani 4,5 liradan dolar olduğu günde bizim tespit ettiğimiz fındıkla ilgili politikayı sayın bakan açıklayacakken piyasalardaki karışıklıklar neticesinde bakan bey de bu açıklamayı yapmadı. Ardından yine Ordu Milletvekilimiz Şenel Bey ile beraber yeniden gittik sayın bakana ve dövizin artması ile bizim aldığımız kararlar yeniden gözden geçirilmeyi gerektiği için fındıkla ilgili fiyat açıklaması yapılmadı ve süreç buraya kadar geldi” dedi.



“ Rekolte düşük olduğu için fındık bu sene kendi yolunu bulur”


“Ben çocukluğumdan beri biliyorum her yıl bunu tartışıyoruz” diyen Öztürk, “Fındıkla ilgili seçim öncesi söylediğim şuydu; Bunun bir alt çizgisi olmalı birde üst çizgisi olmalı alıcıda, müstahsilde, sanayicide, ihracatçı da, tüketici de bu çizgiye göre politikasını belirlemeli. Seçim öncesinde söyledim tekrar ediyorum, alt çizgimiz 3 üst çizgimiz 4 dolardır. 3 ila 4 dolar arasında bu fındık fiyatı gidip gelmeli’ dedim hala oradayım. Diyeceksiniz dolar 6,5 lira 3 dolar bugün 20 lira olur, 20 lira mı olsun? Şimdi arkadaşlar fındıktan bahsediyoruz, karalahanadan bahsetmiyoruz. Fındık yüzde 70’ine hakim olduğumuz, adeta tekel olduğumuz bir ürün ve bunun yüzde 85, 90’ınıda ihraç ediyoruz. Ben Giresun milletvekiliyim ben arkadaşlara da, sayın bakanda söyledim. Giresun fındığı bu sene rekolte düşük olduğu için kendi yolunu bulur. Nitekim de şu anda 14 lira olduğunu görüyoruz ve bu yükselmeye devam edecek” diye konuştu.



“Türkiye’nin fındık politikası yok”


Konuşmasında maalesef Türkiye’nin onlarca yıldır kalıcı bir fındık politikası olmadığını kaydeden Öztürk şöyle devam etti;


“Bunun altını çizerek söylüyorum. Kalıcı bir fındık politikası, istikrarlı bir fındık politikası geçmişte de yoktu bugünde yok. Ben bunu plan bütçe komisyonunda bugüne kadar gelmiş olan 2 bakanla çalıştık o zaman komisyonda da söyledim. Birçok arkadaşım söylediler ki o zamanda ‘sen iktidar partisi milletvekilisin bunu nasıl söylersin’ ama söylüyorum bir akademik insan olarak, fikri namusu olan bir insan olarak, bir fındık müstahsili olarak, fındık bölgesinin çocuğu olarak ve Giresun Milletvekili olarak söylüyorum ki maalesef Türkiye’nin kalıcı istikrarlı bir fındık politikası yok.”


ÇAYKUR gibi fındığın da bir kurumu olması gerektiğini vurgulayan Cemal Öztürk, "Derdimiz Türk fındığı. Üretimden tüketime kadar politikamız olmalı. Bunun için de bir fındık kurumu kurulmalı. ÇAYKUR örneği gibi. Bu kurumun öncülüğünü de devlet yapmalı. Üretimden tüketime kadar politikayı bu kurum belirlemeli. Fındık kimsenin tekeline bırakılmayacak kadar değerli bir ürün" ifadelerin kullandı.


AK Parti Giresun Milletvekili Sabri Öztürk ve Kadir Aydın da Giresun’un genel sorunları hakkında görüşlerini bildirerek, Giresun’u ortak akılla yönettiklerini sorunları çözme noktasında gayret sarf ederek çalıştıklarını kaydettiler.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."