KÜLTÜR SANAT - 02 Haziran 2019 Pazar 09:51

Cennetin 8 kapısının tasvir edildiği cami

A
A
A
Cennetin 8 kapısının tasvir edildiği cami

Giresun’un Yağlıdere İlçesi’ne bağlı Tekke Köyü’nde yer alan ve Trabzon’daki Gülbahar Hatun Vakfı’na bağlı olarak 1486 yılında inşa edilen Hacı Abdullah Halife Camisi mimarisi ve süslemeleri ile dikkat çekiyor.

Giresun’un Yağlıdere İlçesi’ne bağlı Tekke Köyü’nde yer alan ve Trabzon’daki Gülbahar Hatun Vakfı’na bağlı olarak 1486 yılında inşa edilen Hacı Abdullah Halife Camisi mimarisi ve süslemeleri ile dikkat çekiyor.


19. yüzyılda Darendeli eş-Şeyh tarafından kalem işçiliği ile yapılan süslemelerde cami içerisinde cennet ve cennetin sekiz kapsı ile Peygamber Efendimiz ile Hazreti Ali Efendimiz arasında geçen bir konu çizimlerle anlatılıyor.


Giresun Üniversitesi Görele Güzel Sanatlar Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gazanfer İltar, İHA muhabirine cami hakkında bilgiler verdi



Barok süslemelerin İstanbul dışında kullanıldığı ilk cami


1486 yılında inşa edilen caminin 2 yıllık bir restore çalınmasının ardından 2018 yılında yeniden hizmete açıldığını ifade eden İltar, Osmanlı döneminde İstanbul’da kullanılan barok ve rokoko üslubu süslemelerin taşrada kullanılan ilk camisi olduğunu vurguladı.


Camide kalem işi ile süsleme yapan ustanın işlemeler bittikten sonra caminin batı duvarına imzasını attığını belirten İltar, “Bu imza 1870 yıllar içerisinde camiyi kalem işi ile süsleyen ustanın imzasıdır. Osmanlıya barok ve rokoko gibi sanat akımları ilk defa girdikten sonra duvar resimleri bol miktarda natür morklar, vazoda çiçekler, meyveler, sebzeler bol miktarda kap kacak resimleri, betimlemeler ve geometrik bitkisel süslemeler söz konusu olmuştur. Bu cami barok ve rokoko üslubunun Anadolu’ya kadar yansımış bir örneğidir” dedi.



Cennetteki Tuba ağacı tasvir edilmiş


Bu tarz camiler içerisinde Hacı Abdullah Camisi’ni ayıran en büyük özelliğin ise cennetin tasvirinin yapılmış olması olduğunu kaydeden İltar, şunları söyledi:


“Bu tarz özellikler Artvin ve Trabzon camilerinde de vardır ama bu camiyi farklı kılan bir özelliği daha vardır o da bu camide cennet tasvir edilmiştir. Mihrabın hemen doğusunda kökleri havada dalları aşağıda cennete güzel bir koku vereni güzel bir serin hava veren tuba ağacı ile cennetin sembolü olan livâ-i hamd sancağı ile bir cennet tasviri yapılmışıdır ki bu Anadolu’da karşılaştığımız çok nadir bir cennet tasviridir. Bu camide ilginç işlemelerden bir tanesi de karpuz üzerine saplanmış bıçak resmidir ki bu da Peygamber Efendimiz ile Hazreti Ali Efendimiz arasında geçen ubudiyet ve ibadet ikilemi arasındaki bir tartışmanın sembolize edildiği süsleme tarzıdır. Dolayısıyla bu cami mimari bakımından özellikle iç duvar süslemeleri bakımından bölgenin tek örneğidir.”



Cennetin 8 kapısı


Camideki süslemeler kimlerin cennete girebileceğini de anlattığını kaydeden İltar, “Cennetin 8 tane kapsı vardır bu sekiz kapıyı da burada sütunlu, kemer açıklı iki kanatlı kapı şeklinde tasvir edilmiş. Burada, Reyyan, Salat, Cihad, Sadaka, Hac, Af, Eymen ve İlim kapısı var. Bu kapılar cennetin girişi ile birlikte bu cennete kimlerin girebileceği sembolize etmesi anlamında önemli tespitlerdir” ifadesini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Sapanca Gölü’nün geleceği akademik çalıştayda masaya yatırıldı Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ve Sakarya Üniversitesi (SAÜ) iş birliğiyle düzenlenen "Sapanca Gölü Havzası’nın Sürdürülebilir Yönetimi Çalıştayı" başladı. Şehrin en stratejik su kaynağının geleceğinin akademik veriler ışığında ele alındığı çalıştayda, havzadaki kaçak yapılaşma ve iklim değişikliği tehditlerine dikkat çekildi. Sapanca Gölü’nün havza ölçeğinde sürdürülebilir yönetimi için birçok üniversiteden akademisyenler Sakarya’da bir araya geldi. Çalıştayın açılışında konuşan Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan ve SASKİ Genel Müdürü Seyit Sakallıoğlu, gölün korunması için kurumlar arası iş birliğinin önemine vurgu yaptı. "6 bin civarında kaçak yapı var" Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Sapanca Gölü’nün hem Sakarya hem de Kocaeli için hayati önem taşıdığını belirterek havzadaki yapılaşma tehlikesine dikkat çekip, "Sapanca Gölü yaklaşık 1 milyar 200 milyon ton içme suyu barındıran devasa bir havza. İki ilin toplam su kullanımı 130 milyon ton civarında ve bu rakam her geçen gün artıyor. Ancak göl etrafında çirkin bir yapılaşma görüyoruz. Tespitlerimize göre havzada 6 bin civarında bungalov olarak tabir edilen kaçak, ruhsatsız ve imarsız yapı var. Bu orantısız kullanım hem havzayı hem de göl suyunu kirletiyor. Bu ciddi tehlikeyle karşı karşıya olduğumuz bir gerçektir" dedi. "Türkiye su kaynakları bakımından riskli ülkeler arasında" SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, su yönetiminin dünyanın en büyük problemlerinden biri haline geldiğini ifade ederek, "Çalıştay başlıklarını yapay zekaya yüklediğimde; havza sisteminin bilimsel analizi, iklim değişikliği analizleri ve kuraklık senaryoları gibi zorlu başlıklar karşımıza çıktı. Yıllar önce ’su savaşları olacak’ dendiğinde fantastik geliyordu ancak bugün suyun en kıt kaynak olduğunu biliyoruz. Türkiye maalesef su kaynakları bakımından riskli ülkeler arasında yer alıyor" diye konuştu. Milyarlık altyapı yatırımı ve koruma kalkanı SASKİ Genel Müdürü Seyit Sakallıoğlu, gölü korumak adına dev bütçeli projelerin hayata geçirildiğini belirterek, "Gölümüzü korumak için yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Ballıkaya ve Çamdağı baraj süreçleri hız kazandı. Geçtiğimiz yıl 253 kilometrelik içme suyu hattını yeniledik. Şimdi ise 13 milyon euroluk proje ve ilave 1 milyar liralık yatırım ile 7 ilçemizde 300 kilometrelik hat yenilemesi daha yapacağız. Ayrıca göl çevresindeki 9 kilometrelik kolektör hattını rehabilite ederek doğal mirasımızı güvence altına alıyoruz" ifadelerini kullandı. "Su, hava gibi bir yaşam kaynağıdır" Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan ise suyun stratejik bir kaynak olarak yönetilmesi gerektiğini vurgulayarak, "İklim değişikliği nedeniyle suyun, tıpkı hava gibi vazgeçilmez bir yaşam kaynağı olduğunu unutmamalıyız. Vatandaşlarımızda bireysel farkındalık oluşturacak çalışmalar gerçekleştirmeliyiz. Bakanlık olarak arıtılmış atık suların yeniden kullanımı ve sanayide geri dönüşüm için tesislerin enerji giderlerine destek sağlıyoruz" dedi. Akademisyenler ve SASKİ arasında yürütülecek bilimsel çalışmaların, Sapanca Gölü için yeni bir koruma stratejisi oluşturması hedefleniyor.
İzmir Hurda minibüste 16 yaşındaki gencin öldüğü yangın kamerada İzmir’in Çiğli ilçesinde, geceyi geçirmek için atıl durumdaki bir minibüse giren 4 arkadaştan biri, çıkan yangında feci şekilde can verdi. Yangının başlama ve büyüme anları saniye saniye güvenlik kameralarına yansırken, olayla ilgili 3 genç gözaltına alındı. Olay, sabah saat 06.00 sıralarında Küçükçiğli Mahallesi Atasanayi Sitesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yaşları 15 ile 17 arasında değişen 4 arkadaş, iddiaya göre dün akşam birlikte vakit geçirdikten sonra eve gidecek otobüsü kaçırdı. Gençler, geceyi geçirmek amacıyla sanayi sitesinde park halindeki atıl ve hurda durumdaki 35 N 2886 plakalı minibüse girdi. Henüz belirlenemeyen nedenle başlayan yangın, kısa sürede hurda minibüsü alev topuna çevirdi. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürülen yangın sonrası araçta yapılan incelemede, 16 yaşındaki Abdullah Elali’nin cansız bedenine ulaşıldı. Yangın anı güvenlik kamerasında Öte yandan o anlara ait güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde; atıl durumdaki minibüsün içinden dumanların yükseldiği, ardından alevlerin bir anda tüm aracı sardığı ve yangının hızla büyüdüğü anlar yer alıyor. 3 arkadaş gözaltına alındı Olay yerinde bulunan ve yangından kurtulan İ.K. (15), A.K. (16) ve P.Ö. (17), polis ekiplerince ifadeleri alınmak üzere gözaltına alındı. Gençlerin ilk ifadelerinde; geceyi otobüste geçirdiklerini, Abdullah Elali’nin elindeki sigarayı söndürmeden araç içine attığını, uyudukları sırada yangınla uyandıklarını ve kendilerini dışarı atarken arkadaşlarının içeride kaldığını söyledikleri öğrenildi. Abdullah Elali’nin cenazesi, olay yerindeki incelemelerin ardından otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Polis, olayla ilgili geniş çaplı soruşturmasını sürdürüyor.
Ankara Yunus Emre Enstitüsü ile Moğolistan Devlet Üniversitesi arasında mutabakat zaptı imzalandı Türk dilinin zenginliğini ve kadim Türk kültürünün derin mirasını dünyaya tanıtan Yunus Emre Enstitüsü ile Moğolistan’ın en eski ve en köklü devlet üniversitesi olan Moğolistan Devlet Üniversitesi arasında kültürel ve akademik iş birliğine yönelik mutabakat zaptı imzalandı. Moğolistan Devlet Üniversitesi ile Yunus Emre Enstitüsü arasında imzalanan anlaşma kapsamında, Moğol Devlet Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösterecek olan Ulanbatur Yunus Emre Türk Kültür Merkezi hayata geçiriliyor. Merkez aracılığıyla Türkçe öğretiminin yanı sıra ortak akademik projeler ve bilimsel araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi planlanıyor. Anlaşmanın, iki ülke arasındaki akademik ve kültürel iş birliğini kurumsal bir zemine taşıması bekleniyor. Moğol Devlet Üniversitesi bünyesinde bulunan Türkoloji Bölümü’nün, gerçekleştirilecek faaliyetler için güçlü bir akademik altyapı oluşturacağı belirtiliyor. Bölümün uzman kadrosu ve akademik birikimi sayesinde gerçekleştirilecek etkinliklerin sürdürülebilir ve nitelikli bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Özellikle Yunus Emre Enstitüsünün farklı kıtalarda uyguladığı ‘Tercihim Türkçe Projesi’nin, Türkoloji bölümünde öğrenim gören öğrenciler için yeni bir saha oluşturacağı ifade ediliyor. Proje kapsamında yürütülecek çalışmaların, öğrencilerin uluslararası düzeyde akademik deneyim kazanmalarına katkı sağlaması öngörülüyor. Öğrencilere sunulacak değişim programları ve burs imkânları ile iki ülke gençleri arasında kalıcı bağların tesis edilmesi de amaçlanıyor. Kültürel diplomasi boyutu öne çıkıyor İş birliğinin en dikkat çekici yönlerinden birini ise kültürel faaliyetler oluşturuyor. Merkez bünyesinde düzenlenecek sergiler, konserler, film gösterimleri, edebiyat buluşmaları, atölye çalışmaları ve akademik söyleşiler aracılığıyla Türkiye’nin köklü sanat ve düşünce birikimi Moğol kültürü ile bir araya getirilecek. Karşılıklı kültürel etkileşimi artırmayı hedefleyen bu etkinliklerin, toplumlar arasında kalıcı bir anlayış ve yakınlaşma zemini oluşturması bekleniyor. Kültürel programların, yalnızca akademik çevrelerle sınırlı kalmayarak daha geniş kitlelere ulaşması ve kamu diplomasisine katkı sunması hedefleniyor. Hayata geçirilecek bu çok boyutlu iş birliği modelinin, yükseköğretim alanında sürdürülebilir ortaklıkların geliştirilmesine katkı sağlaması ve iki ülke arasındaki kültürel ilişkileri uzun vadede daha da güçlendirmesi bekleniyor.