SAĞLIK - 18 Eylül 2020 Cuma 09:45

Prof. Dr. Kültigin Çavuşoğlu: “Etkili ve güvenilir bir aşı geliştirildiğinde uygulanmasından kaçınmamalıyız”

A
A
A
Prof. Dr. Kültigin Çavuşoğlu: “Etkili ve güvenilir bir aşı geliştirildiğinde uygulanmasından kaçınmamalıyız”

Giresun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.

Giresun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kültigin Çavuşoğlu, Korona virüs gibi RNA virüslerinin sık mutasyona uğramasının aşı üretimini zorlaştırdığı gibi Korona virüse karşı etkili ve güvenilir bir aşı geliştirilmesi halinde insanların bu aşıyı olmaları konusunda kaçınmamalarının önemine vurgu yaptı.


Giresun Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Genetik ve Moleküler Biyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kültiğin Çavuşoğlu, aşının hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak amacıyla vücuda verilen zayıflatılmış hastalık etkeninin kendisi, parçaları veya salgınlarından oluştuğunu söyledi. Çavuşoğlu “Aşılar zayıflatılmış biyolojik moleküller oldukları için doğal enfeksiyonu taklit ederek, etkili bir bağışıklık oluşumuna neden olurlar. Aşı olunması kesinlikle hastalığa yakalanmayacağımız anlamına gelmez fakat aşı, bağışıklık oluşturması sayesinde hastalığı daha hafif şekilde atlatmamıza yardımcı olur. Ayrıca aşılar, bağışıklık sistemi yetmezliği olanlar, kanser tedavisi gören, organ nakli hastaları, yaşlılar ve hamileleri salgın hastalıklardan korumak için de önemlidir” dedi.


Aşı çalışmalarının birçok aşamadan ve onay sürecinden geçtiğini belirten Prof. Dr. Çavuşoğlu, “Günümüzün teknolojik imkanları da dikkate alındığında etkili ve güvenilir bir aşının geliştirilmesi 12-18 ay gibi uzun bir süreye ihtiyaç duymaktadır. Örnek olarak maruz kaldığımız Korona virüs aşısını ele alacak olursak, bu aşının geliştirilebilmesi için öncelikle Korona virüsün genetik ve protein yapısı hakkında detaylı bilgilerin elde edilmesi, aşı türünün belirlenmesi, insan vücudunda aşının olası etkileri hakkında fikir sahibi olunması için hayvanlarda klinik öncesi testlerin gerçekleştirilmesi, sonrasında ise sırası ile sağlıklı belli sayıda gönüllü üzerinde test yapılması, aşının birkaç yüz kişi üzerinde ne kadar etkili olduğunun denenmesi ve birkaç bin kişi üzerinde ne kadar etkili ve güvenilir olduğunun test edilmesi gerekmektedir. Bu aşamalar güvenli bir şekilde geçildikten sonra ise yasal onaylarının alınarak, üretim sürecine geçilebilmektedir” diye konuştu.


Prof. Dr. Çavuşoğlu, Korona virüse karşı etkili ve güvenilir bir aşı geliştirildiğinde bu aşının uygulanması konusunda imtina edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Özellikle RNA virüsleri tamir mekanizmasından yoksun olmaları nedeni ile sıklıkla mutasyona uğramakta bu da viral hastalıklara karşı aşı üretimini güçleştirmektedir. Bu nedenle de bilim insanları bu durumu bildiklerinden korona virüs aşısını bir an önce geliştirmek için yoğun çaba harcamaktadırlar. Diğer bir husus ise bazı kişilerin aşıya sıcak bakmaması yani aşı karşıtlığıdır. Aşı karşıtı söylemlerin temelini ise aşıların içeriğinde bulunan kimyasal maddelerin insan sağlığına zararlı olduğu ve doğal yollarla da hastalıklardan korunmanın mümkün olduğu ifadeleri oluşturmaktadır. Özellikle bu günlerde ithal edilen aşılara çip yerleştirilmiş olabileceği yönünde de bazı spekülatif iddialar ortaya atılmaktadır. Böyle bir şeyin olması kesinlikle mümkün değildir. Çünkü ithal edilen her aşı kullanımdan önce Sağlık Bakanlığımız tarafından titiz deneme ve prosedürlerden geçirilerek tekrar onaylanmaktadır. Ayrıca ülkemiz üretilen her aşı için Dünya Sağlık Örgütü tarafından tasdik edilmiş olma şartını da aramaktadır. Bu nedenle korona virüse karşı etkili ve güvenilir bir aşının geliştirilmesi halinde uygulanmasından imtina edilmemelidir” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Vali Çiçek: "Kahraman polislerimiz, toplumumuzun huzurunun en büyük teminatıdır" Kayseri Valisi Gökmen Çiçek; 10 Nisan Polis Haftası dolayısıyla yayımladığı kutlama mesajında; "Gece gündüz demeden görevlerini yerine getiren, gerektiğinde canlarını ortaya koymaktan çekinmeyen kahraman polislerimiz, toplumumuzun huzurunun en büyük teminatıdır" ifadelerine yer verdi. Vali Gökmen Çiçek; Polis Haftası dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. "10 Nisan Polis Haftası ve köklü geçmişiyle gurur duyduğumuz Türk Polis Teşkilatımızın 181’inci kuruluş yıl dönümünü en içten dileklerimle kutluyorum" ifadelerine yer veren Vali Çiçek mesajında; "Kurulduğu günden bu yana milletimizin huzur ve güvenliğini sağlamak, kamu düzenini korumak ve devletimizin bölünmez bütünlüğünü muhafaza etmek adına büyük bir özveriyle görev yapan polislerimiz; hukukun üstünlüğünü esas alarak, insan haklarına saygılı, fedakâr ve kararlı duruşlarıyla her zaman takdir toplamaktadır. Gece gündüz demeden görevlerini yerine getiren, gerektiğinde canlarını ortaya koymaktan çekinmeyen kahraman polislerimiz, toplumumuzun huzurunun en büyük teminatıdır. Suç ve suçlularla mücadelede gösterdikleri azim, modern gelişmelere uyum sağlayan yapıları ve yüksek görev bilinciyle Türk Polis Teşkilatı, milletimizin gurur kaynağı olmaya devam etmektedir. Bu anlamlı hafta vesilesiyle görevleri başında şehit düşen polislerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Görevi başındaki tüm emniyet mensuplarımıza sağlık, başarı ve kolaylıklar diliyor; Polis Haftası’nı ve 181’inci kuruluş yıl dönümünü bir kez daha kutluyorum. Türk Polis Teşkilatımızın 181’inci kuruluş yıl dönümü ve 10 Nisan Polis Haftası kutlu olsun" ifadelerini kullandı.
Muğla Türkiye’de tek örnekti, Muğla Büyükşehir’e devredildi Milas Güllük Mahallesinde su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi ve terfi hatlarını da içeren altyapı işletme imtiyaz sözleşmesi 2005 yılında imzalanmıştı. Türkiye’de su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilen tek mahallesi suyun tonunu 100 liranın üzerinde içmeye başlayınca vatandaşların da talebi ile şirket ile Muğla Büyükşehlir Belediyesi arasında hizmetlerin devri sözleşmesi imzalandı. 35 yıllığına özel bir şirkete devredilen bu proje, Türkiye’de su hizmetlerinin özelleştirilmesi konusunda ilk ve tek örnek olarak biliniyor. 7 kişi yaşamını yitirmişti Muğla’nın Milas ilçesi Güllük mahallesinde, Haziran 2013’te özel şirket tarafından işletilen atık su terfi istasyonunda meydana gelen faciada 7 işçi, metan gazı zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetmişti. Depoya bakım için inen işçilerin yüksek miktarda metan gazına maruz kaldığı ve olayın teknik tedbirsizlikten kaynaklandığı açıklanmıştı. 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri yapıldı Yıllar içerisinde şirket tarifelerinin MUSKİ’ye kıyasla yaklaşık iki kat daha yüksek olması, su kesintileri ve altyapı sorunları vatandaşların tepkisine neden oldu. Bölge halkı, artan mağduriyet nedeniyle MUSKİ ve CİMER’e yoğun şikâyetlerde bulundu. Yaşanan sorunlar üzerine Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatıyla bir devir komisyonu kuruldu. Yapılan teknik ve mali incelemeler sonucunda işletmenin değeri belirlenirken, borç ve yükümlülükler düşüldükten sonra 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri konusunda anlaşmaya varıldı. Tüm içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri MUSKİ’ye devroldu 1 Nisan 2026 itibarıyla özel şirketin imtiyaz sözleşmesi sona erdirilirken, Güllük, Kıyıkışlacık’ın bir bölümü ve Zeytinlikuyu Mahallesi’nde su ve kanalizasyon hizmetlerinde tek yetkili kurum MUSKİ oldu. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezinde Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül ve Şirket Yetkilisi İhsan Hızarcıoğlu’nun katılımıyla düzenlenen imza töreni ile Güllük’te yıllardır devam sorun çözüme kavuştu. Böylece yıllardır tartışma konusu olan yüksek su ücretleri sorunu çözüme kavuşmuş oldu. Devir töreninde konuşan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Güllük Mahallesi, Kıyıkışlacık Mahallesi’nin bir bölümü ve Zeytinkuyu Mahallesi’nde içme ve atık su hizmetleri geçmişte yapılan bir imtiyaz sözleşmesiyle 35 yıllık bir süreyle arkadaşlar özel şirketlere devredilmişti. Türkiye’de ilk tek örnektir. O dönem aslında yaygınlaştırma amacıyla başlayan bu uygulama daha sonra durdurulmuş ve başka illere ilçelere sirayet etmemiş. Buradaki hemşehrilerimiz bizim MUSKİ’nin verdiği tabii ki hizmeti hem ücret açısından hem de hizmet açısından yaklaşık arkadaşlar maliyet açısından baktığınızda 110 bine yakın abone Muğla’daki tarifelerin yaklaşık iki katı civarında bir su ve atık su bedeli ödemek zorunda kalıyorlardı. Bugün bu sözleşmeyi imzalıyoruz. Tekrar teşekkür ediyorum. Özellikle MUSKİ Genel Müdürlüğümüz ve ekibine. Karşılıklı toplantılar yapıldı, değer tespitleri yapıldı ve Danıştay’a gönderildi. Danıştay onayladıktan sonra da evet bu devir yapılabilir dedikten sonra da biz artık bugün sizlerin karşısına gururla çıkmış olduk. MUSKİ tekrar bütün Muğla’da tarifeler neyse aynı tarifeleri orada uygulayacak. Aynı zamanda yatırım eksiklikleri varsa onları da tamamlayacak. Firmamızın çalışanlarını da mağdur etmek istemiyoruz. Çünkü oradan firma çekilince onun orada hizmet veren yıllardır emekçileri var. İşte burada arkadaşlarımız var, emekçi arkadaşlarımız. Bu zor şartlarda onların da işlerini kaybetmesine bizim gönlümüz kesinlikle razı vermiyor. 50’ye yakın çalışanımız var. Tabii biz o arkadaşlarımızı da yine aynı bölgede MUSKİ’nin çatısı altında bu sefer istihdam edeceğiz ve oradaki faaliyetleri aynı şekilde o arkadaşlarımızın emeğiyle devamını sağlayacağız. Bu sözleşmenin, bu devrin Miladımıza, Muğla’mıza, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" dedi.