KÜLTÜR SANAT - 03 Temmuz 2023 Pazartesi 11:20

Teknolojiye inat ata mesleği tahta kaşıkçılığı geleneksel yöntemlerle sürdürüyor

A
A
A
Teknolojiye inat ata mesleği tahta kaşıkçılığı geleneksel yöntemlerle sürdürüyor

Kaybolmaya yüz tutan meslekler arasında bulunan el yapımı tahta kaşıkçılık, Giresun’un Güce ilçesinin Boncukçukuru köyünde yaşayan 70 yaşındaki Mehmet Çukur tarafından yaşatılmaya çalışılıyor.

Kaybolmaya yüz tutan meslekler arasında bulunan el yapımı tahta kaşıkçılık, Giresun’un Güce ilçesinin Boncukçukuru köyünde yaşayan 70 yaşındaki Mehmet Çukur tarafından yaşatılmaya çalışılıyor.


İlçenin Boncukçukuru köyündeki evinin önüne kurduğu tezgahında 50 yıldır tahta kaşık üretimine devam eden Mehmet Çukur, eskisi gibi cazibesi kalmasa da dede mesleğini ömrü yettiği sürece devam ettirmek istediğini söyledi.


Teknolojiye inat, hala geleneksel yöntemlerle tahta kaşık yapımını sürdüren Mehmet Çukur, “Bu meslek bana babamdan kaldı, babam da dedemden öğrenmiş yani üç kuşaktır tahta kaşık imalatı yapıyoruz. Eskiden babamla ürettiğimiz kaşıkları, Giresun’un ilçe pazarlarını gezerek satardık. Köyden bir çıktık mı bütün pazarları dolaşıp kaşıkları bitirmeden köye dönmezdik. Şimdi eski cazibesi kalmadı. Sadece süs için sipariş edenler oluyor ama yine de ben ağaç kütüklerini el emeğiyle, keser, eğdi ve bıçak kullanarak bunlara şekil verip kaşık haline getiriyorum. Bu mesleğin yok olmasına gönlüm razı olmuyor” dedi.



“Her işin bir ustalığı, her yemeğin bir kaşığı vardır”


En iyi kaşığın hangi ağaçtan yapıldığını ve kaşık çeşitleri hakkında da bilgi veren Çukur, “Metal kaşıklar kullanılsa da hala günümüzde mutfağın vazgeçilmezi olan tahta kaşıkların yerini tutmuyor. Özellikle yörede kepçe dediğimiz büyük tahta kaşığı ile yapılan yemeklerin lezzeti bile başka oluyor. Her şeyden önce araştıranlar tahta kaşığın sağlıklı olduğunu söylüyor. Tahta kaşıklar öyle her ağaçtan yapılmaz, yemeğe bile lezzet katacak ağaçlar bulunur. En iyi kaşık şimşir, orman gülü ağacı ve bizim yörede taraklık ağacı olarak bilinen beşparmak akçaağacı, kavak, dut gibi ağaçlardan yapılmaktadır. Bizde yemek kaşığı, yayılan ayrandan yağ toplama kaşığı, keşkek kepçesi, lahana, ısırgan gibi yemekleri pişirmek için büyük kepçe gibi birçok kaşık çeşit yapmaktayım. Daha ne kadar devam ettiririm bilemem ama üç kuşaktır devam ettirdiğim bu zanaatın ailedeki son temsilcisiyim. Şimdi makinelerde, fabrikasyon tahta kaşık üretimi var ama el işçiliği üretimi işte o biraz ustalık ister. Dolaysıyla her işin bir ustalığı, her yemeğin bir kaşığı vardır” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat TOGÜ öncülüğünde ata tohum takasıyla tarımsal miras yaşatılıyor Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) ev sahipliğinde düzenlenen tohum takas etkinliğinde ata tohumları üreticiler, öğrenciler ve araştırmacılar arasında takas edilerek yerel tohumların korunması ve sürdürülebilir tarıma katkı sağlanması hedeflendi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) ev sahipliğinde Ziraat Fakültesi tarafından düzenlenen "4. Tokat tohum takas etkinliği" 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi Milli İrade Salonu’nda yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Programa Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz, Rektör yardımcıları, kurum müdürleri, Orta Karadeniz Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Duran Kılıç, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Yerel tohumların korunmasının öneminden bahseden Orta Karadeniz Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Duran Kılıç; sürdürülebilir tarımın geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Bu tür etkinliklerin hem üreticiler hem de araştırmacılar için önemli bir buluşma zemini oluşturduğunu ifade eden Kılıç, ata tohumlarının gelecek nesillere aktarılması konusunda Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi ile yapılan iş birliklerinin kıymetli olduğunu dile getirdi. Rektör Yılmaz: "Tohum, kültürün ve geleceğin taşıyıcısıdır" Ata tohumu takas etkinliğini geleneksel hale getirdiklerini söyleyen TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz ise "Bugün üniversitemizde çok anlamlı bir buluşma için bir aradayız. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi olarak 4. Geleneksel Tohum Takas Şenliğimizi gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Tohum yalnızca toprağa atılan bir ürün değildir. Tohum aynı zamanda kültürün, hafızanın ve geleceğin taşıyıcısıdır. Ata tohumlarının geçmişten bugüne ulaşan en değerli miraslardan biridir. Üniversite olarak bu mirası korumayı ve gelecek nesillere aktarmayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz" dedi. Ata Tohumları Bilimsel Çalışmalarla Korunuyor Rektör Yılmaz, tohum takas etkinlikleri sayesinde üniversiteye ulaştırılan ata tohumlarının koruma altına alındığını ve bu tohumlar üzerinde bilimsel çalışmalar yürütüldüğünü belirtti. Geçtiğimiz yıl 160’ın üzerinde domates genotipine ait ata tohumu üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda yaklaşık bin numune elde edildiğini ifade eden Yılmaz, bu numunelerin düzenlenen şenlik kapsamında katılımcılarla paylaşılacağını söyledi. Böylece hem ata tohumlarının yaygınlaştırılmasının hem de yaşatılmasının hedeflendiğini dile getirdi. Tohumlar takas edildi Konuşmaların ardından protokol tarafından tohumların sergilendiği stantlar ziyaret edildi. Sergilenen tohumlar çiftçiler, öğrenciler ve ilgili paydaşlar arasında takas edildi. Tohum takas etkinliği, tarıma ve yerel tohumların geleceğine yönelik önemli katkılar sunarken üniversite ile yerel kurumlar arasındaki iş birliğini de güçlendiriyor.
Eskişehir Bakımsız kalan asırlık çeşmenin restore edilmesi isteniyor Eskişehir’de 122 yıl önce Osmanlı zamanında yapıldığı tahmin edilen ancak bakımsız kalan tarihi Lohzade Mehmed Emin Çeşmesi’nin restore edilerek yeniden aktif hale getirilmesi bekleniyor. Tarihi dokusuyla dikkat çeken Lohzade Mehmed Emin Çeşmesi, Cunudiye Mahallesi Kıyıcak Sokak’ta bulunuyor. Duyarsız vatandaşların üzerine yazılar kazıdığı, zaman içerisinde tahrip olan ve kullanılamayacak duruma gelen çeşme, bakımsızlığı göze çarpıyor. Bu sebeple bazı vatandaşlar tarafından, tarihi mirasın koruma altına alınmasına yönelik sosyal medyada paylaşımlar yapıldı. Mahalle Muhtarı Meral Karayel, konunun dijital platformlarda gündeme gelmesinin ardından ilgili kurumların harekete geçtiğini söyledi. Karayel, çeşmenin önümüzdeki günlerde restore edilerek yeniden kullanılabilir duruma getirilmesini beklediklerini ifade etti. "Mahallemizin tek tarihi çeşmesi, bunun aktif hale getirilmesini istiyoruz" Cunudiye Mahalle Muhtarı Meral Karayel, "Bu tarihi bir çeşme. Bir aza arkadaşımız, çeşmenin 1720’li yıllardan kalma olduğunu bildiğini bize iletti. Buraya gelip inceleme yapan belediye ekipleri ise, çeşmenin 1910’lu yılda yapıldığını belirttiler. Mahallemizin tek tarihi çeşmesi, bunun aktif hale getirilmesini istiyoruz. Yetkililer bu konuyla ilgileniyorlar, şu anda bazı çalışmalar var. Aslında sosyal medyadaki vatandaşlar doğru söylemişler. Yıllardır kullanılmayan bu çeşmemizin restore edilerek yeniden aktif hale getirilmesi gerekiyor" dedi.
Denizli Deve güreşleri iptal edilince develer dinlenmeye çekildi Türkiye’nin birçok bölgesinde görülen Şap hastalığı nedeniyle deve güreşleri iptal edilince, sezona hazırlanan develer damlarına çekildi. Buldan’da deve sahipleri yeni sezon için hazırlıklara başladı. Büyükbaş hayvanlarda görülen ve hızla yayılabilen Şap hastalığı nedeniyle Türkiye’nin birçok bölgesinde düzenlenen deve güreşleri iptal edildi. Alınan karar sonrası güreş sezonuna hazırlanan develer erken tatile girerken, deve sahipleri de yeni sezon için planlarını gözden geçirmeye başladı. Denizli’nin Buldan ilçesinde deve yetiştiriciliği yapan Nabi Barıtoğlu, kasım ayında 11 yaşındaki İhramcı isimli devesini dualarla havutlayarak sezona hazırladıklarını ancak hastalık nedeniyle güreşlerin iptal edildiğini söyledi. Barıtoğlu, "Yeni sezon için devemizi hazırlamıştık. Fakat hemen ardından ülkemizde meydana gelen şap hastalığı nedeniyle güreşler iptal edildi. Devemizin üzerinde fazla yük olmasın, yatıp kalkarken rahat etsin diye üzerindeki havudunu da aldık. Sezonumuz başlamadan bitmiş oldu" dedi. Güreşlerin iptal edilmesine rağmen deve bakımının devam ettiğini belirten Nabi Barıtoğlu, "Artık yeni sezona, önümüzdeki kışa hazırlık yapacağız. Devemiz üzerindeki tüyleri yavaş yavaş dökecek. Tekrar yağlama işlemleri, yeşil ot, kuru yem, arpa, yonca, fiğ ve diken gibi farklı otlarla besleyerek kilo almasını sağlayacağız. Kasım ayına kadar hem bakımıyla hem sporuyla, antrenmanıyla sezona hazırlayacağız" diye konuştu. Deveciliğin kendileri için bir tutku olduğunu dile getiren Barıtoğlu, "Biz bu işe gönül verdik. Deveciliği seviyoruz. Güreşler iptal olsa da olmasa da damımızda bir tane devemiz olmalıdır. Deve bizim evladımız gibidir" ifadelerini kullandı.