ASAYİŞ - 13 Haziran 2015 Cumartesi 11:02

Gümüşhane'de Trafik Kazası: 1 Ölü 2 Yaralı

A
A
A
Gümüşhane'de Trafik Kazası: 1 Ölü 2 Yaralı

Gümüşhane’de dün gece meydana gelen trafik kazasında köprü korkuluklarına çarpan otomobilden Harşit Çayı’na uçan 1 kişi öldü, 2 kişi yaralandı.
Edinilen bilgiye göre, Gümüşhane’den Torul istikametine ilerleyen Onur Ataman (28) yönetimindeki 61 VH 795 plakalı otomobil aşırı hız nedeniyle saat 00.10 sıralarında Kaledere mevkii Rehabilitasyon merkezi önünde bulunan Harşit-18 köprüsü girişindeki virajı alamayarak karşı şeride geçip köprü korkuluklarına çarptı.
Çarpmanın etkisiyle korkulukların üzerinde ters olarak asılı kalan ve neredeyse ikiye bölünen araçta bulunan sürücü Ataman ile kardeşi Ozan Ataman (19) ve Yunus Emre Gök (20) Harşit Çayı’na uçtu. Kazanın ardından sürücü Ataman ile Emre Gök kendi imkanları ile Harşit Çayı kenarına çıkarken, emniyet kemeri bağlı halde otomobilin koltuğu ile Harşit Çayı’na uçan Ozan Ataman ise olay yerinde bulunamadı.
İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ve vatandaşlar tarafından sabaha kadar sabaha kadar süren aramalar sonucunda Ozan Ataman’ın cansız bedeni saat 05.00 sıralarında olay yerinden 200 metre aşağıda emniyet kemerinin kayalık ve çalılıklara takılması sonucu dere kenarında bulundu.
Kaza yapan aracın kamuoyunda “kuş” serisi olarak bilinen otomobil olduğu, ön tarafta oturan sürücü ve kardeşinin her ikisinin de emniyet kemerinin takılı olduğu öğrenilirken, kazada boynunun kırılması sonucu hayatını kaybeden Ozan Ataman’ın koltukla birlikte dereye uçması bu araçların güvenliklerinin tartışılmasına neden oldu.
Kazanın haber alınmasının ardından Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınan yaralılar ve hayatını kaybeden gencin yakınları hastaneye akın ederken, başka bir “kuş” serisi otomobille yarış yaptıkları iddia edilen kazayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.
Kazada hayatını kaybeden 19 yaşındaki Ozan Ataman’ın olaydan 4 saat önce facebook profilinde "Geleceğim bekle dedi, gitti. Ben bekledim, o gelmedi. Ölüm gibi birşeydi, ama kimse söylemedi..." sözlerini paylaştığı anlaşıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.