YEREL HABERLER - 17 Haziran 2015 Çarşamba 10:09

Gümüşhane'de Kan Bağışçıları Madalyalarını Aldı

A
A
A
Gümüşhane'de Kan Bağışçıları Madalyalarını Aldı

Gümüşhane’de 14 Haziran Dünya Kan Bağışçıları Günü nedeniyle Türk Kızılayı tarafından düzenlenen törenle en fazla kan bağışında bulunan vatandaşlara madalya verildi.
Teras Kafe’de düzenlenen programa Belediye Başkanı Ercan Çimen, Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Erdem, Türk Kızılayı Gümüşhane Şube Başkanı Cevat Aygün, Kızılay Kan Merkezi Müdürü Dr. Gülseren Oğuzhan Çıtlak, kamu kurum müdürleri ve bağışçılar katıldı.
Törende konuşan Çıtlak, her yıl tüm dünyada 14 Haziran gününde gönüllü kan bağışçıları kutlama törenleri düzenlendiğini belirterek, “Bizler de bugün hiç tanımadıkları insanlara kan bağışlayarak onların hayatını kurtaran bizim kahramanlarımıza teşekkür etmek için buradayız” dedi.
Türk Kızılay’ının tarihçesi hakkında bilgi veren Çıtlak, “11 Haziran 1868 yılında savaşta yaralanan askerlere yardım amacıyla hasta yardım ve imdat cemiyeti olarak kurulmuştur. Yıllar geçtikçe Kızılay’ın faaliyetleri artmış çok farklı alanlarda yardım faaliyetlerini sürdürmeye başlamıştır. 1947 yılında da Kızılay’ımızın adı Türk Kızılay’ı Derneği olmuştur. 1957 yılında İstanbul ve Ankara’da ilk modern kan merkezleri kurulmuştur. Kurulan Kan Merkezleri sürekli kendini geliştirmiş 1974 yılından itibaren halkı bilinçlendirme eğitimi vermeye başlamıştır” diye konuştu.
“GÜMÜŞHANE KAN İHTİYACININ TAMAMINA YAKININI KARŞILAR DURUMDAYIZ”
1957 yılında kurulan Kan merkezleriyle çıkılan yolda, 2015 yılı itibariyle 17 bölge kan merkezi ve 64 kan bağış merkezine ulaşıldığını ifade eden Çıtlak, “Bizler de Gümüşhane Kan Bağış Merkezi olarak yıllık ortalama 5 bin ünite kan almaktayız ve Gümüşhane ilinin kan ihtiyacının tamamına yakınını karşılar durumdayız. Bugün aramızda bulunan madalya takdim edeceğimiz kahramanlar sayesinde artık fark ediyor olduğumuzu düşünüyorum. Biz Gümüşhane Kızılay’ı olarak hastalarımızın ihtiyacı olan kanın almaya ve ülke kanı ihtiyacının tamamını karşılamak için çalışmaya devam edeceğiz. Buraya gelen düzenli bağışçılarımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Programda söz alan Başkan Çimen ise Türk Kızılay personeline ve gönüllü kan bağışçılarına teşekkür etti.
Konuşmaların ardından gönüllü kan bağışçılarına yıl boyunca toplamda 25 kez kan bağışında bulunan 2 kişiye gümüş, 10 bağışta bulunan 34 kişiye de bronz madalyayla birlikte plaket takdim edildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.