POLİTİKA - 09 Ekim 2016 Pazar 03:38

Burhan Kuzu: “Bu millete Nobel ödülünün verilmesi gerek”

A
A
A
Burhan Kuzu: “Bu millete Nobel ödülünün verilmesi gerek”

AK Parti İstanbul Milletvekili Prof.Dr. Burhan Kuzu, 15 Temmuz darbe girişiminde tanka kafa atan vatandaşları örnek göstererek, ‘Türk milleti kadar tanka gidip dirsek vuran başka bir millet bulamazsınız. Bu millete nobel ödülünün verilmesi gerek’ dedi.
Kuzu, partisi tarafından 17.si düzenlenen Siyaset Akademisi programı kapsamında Gümüşhane’de ilk dersi ‘Türkiye’de demokrasi tarihi ve güncel gelişmeler’ konusuyla gerçekleştirdi.
Belediye Başkanlığı toplantı salonunda gerçekleştirilen program saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Programda ilk konuşmayı yapan AK Parti İl Başkanı Av.Celalettin Köse, AK Parti Genel Merkez AR-GE Başkanlığı tarafından düzenlenen 17.Dönem Siyaset Akademisi Büyük Güç Türkiye eğitim programının resmi olarak başladığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla başlayan siyaset akademisinin bugün 17.dönem eğitimlerine başladığını kaydeden Köse, "AK Parti bilgiye önem vermesinin gereği olarak her alanda, her tür araştırma ve geliştirme faaliyetlerini yürütmektedir. Geniş kapsamlı faaliyetlerden birisi olan siyaset akademisi, seçmenlerin partiyle bağını kuvvetlendirmek, siyasete yönelik toplumsal ilgiyi artırmak, katılımcıların tarih, siyasal tarih, ekonomi, dış politika gibi alanlarda uzmanlarca bilgilendirildiği eğitim faaliyetidir" dedi.
Belediye Başkanı Ercan Çimen ise kendisinin de bu akademiden sertifika aldığını belirterek, katılan herkese başarılar diledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Siyasetin tek limanı ahlaktır” sözüne atıfta bulunan Başkan Çimen, “Bu davanın lideri olan Recep Tayyip Erdoğan ile siyaset yaptığımız için çok şanslıyız. Bu bir eğitim programı. Her türlü siyasi görüşten arkadaşlarımız katılabiliyor. Emeği geçen herkese teşekkürler” diye konuştu.
AK Parti Gümüşhane Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Cihan Pektaş ise AK Parti’nin bin yıllık ecdattan güç alan bir siyasi parti olduğunu, son 200 yılın en büyük sivil toplum hareketi olduğunu, “İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır” düsturuyla
1,5 milyon aktif teşkilatçısı, 10 milyonu aşkın üyesiyle, en az 2 seçmenden birisinin oyunu alan ve her seçimden zaferle çıkarak yoluna devam eden bir parti olduğunu söyledi.
Güçlü lider ve güçlü kadroya sahip teşkilatların Türkiye’ye her zaman hamle yaptırdığına vurgu yapan Pektaş, “Başka partilerde bir Burhan Kuzu, bir Veysel Eroğlu göremezsiniz. Kendi sahasında uzmanlaşmış abilerimiz, büyüklerimizdir. AK Parti içinden bugün en az 5 kabine çıkarabilirsiniz. Bu tür programlarla AK Partiye yeni vizyonlar kazandırıyoruz” dedi.
Gençlere çok önem verdiğini ve kendisinin Recep Tayyip Erdoğan ile 17 yaşında tanıştığını hatırlatan Pektaş, “O zamandan beri hep onun emrindeyim. Çok sıkıntılar da gördük. Çok çileler çekerek geldik. Bu imkanların kıymetini çok iyi bilin ve değerlendirin. Kendinizi öyle yetiştirin ki milletvekili, belediye başkanı olun. Bu ülkeye bu memlekete hizmet edin. Önümüzde dağ gibi bir liderimiz var. Bugün dünya çapında liderimiz dağ gibi kadrolarımız var” diye konuştu.
Siyaset akademisinin ilk dersini “Türkiye’de demokrasi tarihi ve güncel gelişmeler” konusuyla veren Türkiye’nin önde gelen Anayasa profesörlerinden AK Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu, dersine kısa özgeçmişi ve hayat tecrübeleriyle ilgili ön bilgiler vererek başladı.
“AK PARTİ TÜRKİYE’Yİ UÇURUMDAN ALDI”
AK Parti’nin 2001 yılında kurulduğunda Türkiye’yi uçurumdan aldığını, hükümetin hastanelerde toplandığını hatırlatan Kuzu, “İç ve dış borçlar tamamen sardı. 70 sente muhtaçtı. AK Parti muazzam hizmetler yaptı. Her alanda. 80 yıllık cumhuriyet tarihinin bölümüyle son 14 yıllık bölümünü alın her alanda en az 5 kat fark var” dedi.
“İSLAMIN ÖZÜNDE DEMOKRASİ VARDIR”
Konuşmasında demokrasiyle ilgili teorik bilgiler veren Kuzu, demokrasinin muhteva olarak en güzel şekilde İslam topluluklarında ve ülkelerinde olduğunu belirterek, İslamın özünde demokrasi olduğunu söyledi.
Demokrasinin hedefinin insanların mutluluğu, rahatı ve huzuru olduğunun altını çizen Kuzu, “Biz bugün parlamenter modelden şikayetçiyiz. Başkanlıkta insanlar çok daha rahat eder diye savunuyoruz. İslam, adil olunuz diyor. İşin beyni bu. Adalet olmayan yerde huzur olmaz. Zulüm ile devlet yönetildiği zaman o devlet batar” diyerek Türkiye’de demokrasinin işleyiş süreçlerinden bahsetti.
ANAYOL HÜKÜMETİNİN MAHKEME KARARIYLA DÜŞMESİ
Kendi hayatından kesitler aktarmayı da ihmal etmeyen ve tecrübelerini salonda bulunanlarla paylaşan Kuzu, Anayol hükümetini Anayasa Mahkemesi kararıyla nasıl düşürdüğünü ilk kez açıkladı. Kuzu olayı şöyle anlattı: “Anayol hükümeti kurulduğu zaman yeteri kadar oy alamamıştı. Hükümet kurulma dönemi yoktu. Ecevit oy kullanmıştı. Sayım sırasında kabul saydılar. Halbuki onu hayır saymaları lazımdı. İzzet Özgenç aradı. Rakam doğru dedi. Bende birkaç sayfalık birşeyler yazdım ve Anayasa Mahkemesi iptal etti hükümeti. Ben onu yazdım ama yıllarca söyleyemedim. Başkaları sahip çıktı. Bilgiyi veren biziz.”
“367 TARTIŞMASINDA 10 BİN 500 ÖNERGE KOYDULAR ÖNÜMÜZE, SİLAH GÖSTEREN VEKİL OLDU”
Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında gündeme gelen “367 dayatması” sırasında yaşadıklarını da paylaşan Kuzu, “Cumhurbaşkanını halka seçtirmeyi gündemimize aldık. Anayasa komisyonu başkanıyım. Muhalefet bunu yaptırmamak için benim önüme 10 bin 500 önerge koydu. Fotokopi makinesi de bir yandan çalışıyor. Grup başkanı içeri girip ‘Çanakkale geçilmez’ dedi. Ya vazgeçeceksiniz ya da kavga çıkacak dedik. Halkın verdiği iradeyi korumazsak işin içinden çıkamayız. Demokraside azınlığın hakları vardır ama onun çerçevesini çok iyi çizmek gereklidir. CHP’den silah gösteren vekil oldu. Sabah ezanı okunuyordu. 17,5 saatte bitirdik” dedi.
“EĞER ABDULHAMİT HAN GİBİ DİRAYETLİ BİR YÖNETİCİ OLMASAYDI ATATÜRK’E BU ÜLKEYİ KURDURACAK TOPRAK KALMAZDI”
Devlet yönetmenin bir sanat olduğunu ifade eden ve bu bağlamda Türkiye’de yaşananların Abdulhamit Han döneminde yaşananların aynısı olduğuna dikkat çeken Kuzu, “Eğer Abdulhamit Han gibi dirayetli bir yönetici olmasaydı Atatürk’e bu ülkeyi kurduracak toprak kalmazdı. Siyaset bilimcisi olarak Türkiye’de ki insanlar kadar dünyada kendi geçmişine küfreden, hareket eden başka bir millet görmedim. Demokrasiyi yaşatmak ilkelerle olmuyor. Çok güçlü bir ekonomin olması lazım. Türkiye ve etrafımızdakiler 2.kurtuluş savaşını yaşıyoruz. Cetvelle çizilen sınırlar yeniden çizilmeye çalışılıyor. Çok dikkatli olmak gerek” diye konuştu.
“TÜRKİYE’NİN DARBELER TARİHİ KÖTÜ”
Türk demokrasinin siyasi partileriyle ilgili tarihi bilgilerini de anlatan Kuzu, darbeler tarihine değindiği bölümde ise Türkiye’nin darbeler tarihinin kötü olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’de demokrasi çok kesintiye uğradı. 1950’den bugüne kadar 12 darbe ve teşebbüs oldu. 6,5 yılda bir darbe teşebbüsü oldu. Bu demokrasiyi nasıl yaşatacaksın. Demokrasi ve darbe birbiriyle zıt” dedi.
Bütün darbelere karşı durduklarını, CHP’nin darbenin yanında durması noktasında karnesinin çok iyi olmadığını örnekleriyle aktaran Kuzu, özellikle 28 Şubat darbesinin İslami kesimin üzerinden geçen, imam hatip okullarına üzerine kezzap döken bir girişim olduğunu vurguladı.
“TÜRKİYE’DE DARBEYİ ASKER DEĞİL SİVİL GENERALLER YAPAR”
Türkiye’de darbeyi askerin değil, sivil generallerin yaptığını anlatan Kuzu, “Türkiye’de hizmet etmeye soyunan insan ölümü göze alacak” tespitinde bulunarak, Türk siyaset tarihinde darbelere karşı tek dik duran liderin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirtti.
BAŞBAPAPAZ BENZETMESİ
15 Temmuz darbe girişimini anlatırken FETÖ terör örgütü lideri Fetullah Gülen’i “Başpapaz, kardinal” olarak ima eden Kuzu, “Bunlar bukalemun gibi her kılığa girerler. Böyle yapı içerisindeki insanları bulmak çok kolay bir şey değil. Bunlarla uğraşmak kolay değil. Allah devlete güç versin” dedi.
“TÜRK MİLLETİ KADAR TANKA GİDİP DİRSEK VURAN BAŞKA BİR MİLLET BULAMAZSINIZ. BU MİLLETE NOBEL ÖDÜLÜNÜ VERMESİ GEREK”
15 Temmuz darbe girişiminin bugüne kadar Türkiye’nin başından geçen hiçbir darbeye benzemediğinin altını çizen Kuzu, “Bunun adı anahtar teslimi darbe. ABD’ye teslim, Doğu’da Kürt devleti, sömürgeye dönüşen bir ülke olacaktık. Güçlü olsalardı çok kan dökülürdü. Bilimsel olarak tecrübem ve bilgimle söylüyorum: Türk milleti kadar tanka gidip dirsek vuran başka bir millet bulamazsınız. Bu millete nobel ödülünü vermesi gerek. Avrupa’da, ABD’de bu olsun vatandaş evine gider yatar. Bunu planlayanlar 27 Mayıs darbesini taklit ettiler. Emir komuta zinciri yok. Bu darbelerin tamamını gördüm. Menderes’i astılar birşey yapamadık, Özal’ı zehirlediler ama Recep Tayyip Erdoğan’ı bu millet yedirmedi. Haydi sokağa deyince elmi yaman ve beymi yamana geldi ve darbeleri akamete uğradı” diye konuştu.
Konuşmasının ardından Kuzu, kursiyerlerinin sorularını cevaplandırarak dersini sonlandırdı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Şüheda Park ve dönel kavşak için geri sayım başladı Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından halkçı belediyecilik anlayışıyla yapımına başlanan Şüheda Parkı’nda sona gelindi. Kuvayı Milliye Mahallesi’nde yıllardır yapılması planlanan ancak hayata geçirilmeyen çalışma, mahallenin çehresini de değiştirecek. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin yoğun çabalarıyla hayata geçirilmeye hazırlanan Şüheda Parkı ve çevre düzenlemelerinde geri sayım başladı. Yalnızca park yapımıyla değil peyzaj düzenleme projesiyle de mahalle sakinlerinin sosyal yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefleyen park çalışmasında sıcak asfalt dökümü ve kontrolsüz kavşak düzenlemesi de gerçekleştiriliyor. Kontrolsüz kavşak yerini dönel kavşağa bıraktı Yaklaşık 10 dekarlık alana inşa edilecek olan parkta; 245 m genişliğinde bir çocuk oyun alanı, 360 metre uzunluğunda bir yürüyüş parkuru, spor alanı, çok amaçlı spor sahası, Kıbrıs Barış Harekâtı Anıtı ve tören alanının yanı sıra; 4.500 m yeşil alan ile doğal peyzaj dokusu korunarak mahalleye nefes aldıran bir açık alan oluşturulması hedefleniyor. Yapılacak olan düzenlemeler dışında mahalle sakinlerinin daha rahat ve konforlu bir alana sahip olması amaçlandığından Şüheda Parkı önü bölgesinde bulunan kontrolsüz kavşakta da önemli bir düzenleme çalışması hayata geçirildi. Önceki yapısıyla sürücüler ve yayalar açısından güvenlik riski oluşturan, trafik akışını olumsuz etkileyen ve zaman zaman düzensiz geçişlere neden olan bu alan, modern şehircilik anlayışı çerçevesinde yeniden ele alınarak dönel kavşak olarak tasarlanarak kısa sürede kullanıma açıldı. Aynı zamanda kavşak çevresine sıcak asfaltlama yapılarak mahallenin ulaşım ağı güçlendirildi. Bu düzenlemeler ile Kuvayı Milliye Mahallesi’nde, sürdürülebilir kent estetiğinin zarafetini yansıtan bir yaşam mekânı hayata geçirilmiş olacak. Doğal hayatın yeşiliyle modern çizgilerin buluşacağı Şüheda Park böylece sosyal yaşamın yeni buluşma noktası haline getirilecek. ‘Bütün çalışmalarımızı Büyükşehir yapıyor’ Çalışmaları yerinde inceleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Karesi ilçemizde Şüheda Parkımızı tamamlamak üzereyiz. Hem onu görmeye geldik hem de Balıkesir Büyükşehir Belediyemizin kendi asfalt plentinden çıkan asfaltımız, kendi makinelerimiz ve kendi öz kaynaklarımızla asfaltlama işlemlerimiz tüm Balıkesir’in 20 ilçesinde başlamıştır. Burada olduğu gibi ihtiyaç bulunan her noktada vatandaşlarımızın modern şartlarda ulaşımını sağlamak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Bütün bu çalışmaları yol dairemizle birlikte yapıyoruz. Yani biz kendimiz yapıyoruz. İhaleye çıkmıyoruz. Bütün yapılan çalışmaları Büyükşehir’imizin kendi bünyesinde yapıyoruz. Bizim işimiz halka hizmet. Ve halka hizmet, Hakk’a hizmettir. O anlayışıyla Balıkesir’imin 20 ilçesinde hem yol çalışmalarımız hem altyapı çalışmalarımız hem kanalizasyon çalışmalarımız, tüm çalışmalarımızı yapıyoruz" ifadelerini kullandı.
Aydın ASTİM OSB Başkanı Maraş, isyan etti Aydın ASTİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Maraş, yaptığı basın açıklaması ile bazı kişi ve gruplar tarafından bilinçli olarak Aydın’ın adının sürekli kirletilmeye çalışıldığını iddia etti. Önceki gün Aydın Tepecik’te polisin yaptığı bir uyuşturucu operasyonunun bazı yayın organları tarafından sanki ASTİM OSB’de gerçekleştirilmiş gibi servis edilmesinin şaşkınlığını yaşadıklarını kaydeden Maraş, "Bazıları kişisel hırsları uğruna tüm Aydın’a zarar veriyor" dedi. . Sadece ASTİM OSB’de şu anda faaliyet gösteren 153 katılımcı firma ile yaklaşık 7 bin kişinin direk 25 bin kişinin de dolaylı olarak ekmek yediğini belirten Başkan Maraş, "Maalesef bazı mihraklar kasıtlı olarak bu şehrin marka değerine zarar vermeye başladı. Nasıl bir zihniyetle bunlar yapılıyor anlam veremiyorum. Halkın haber alma ve basının haber yapma özgürlüğüne sonsuz saygımız var. Ama, Tepecik’te yaşanan bir olayın sanki ASTİM’de yaşanıyormuş gibi haberleştirilmesinin şehrimiz Aydın’a ve insanlarımıza ne faydası olabilir" diyerek Aydın’da üretim yapıp katma değer üreten kişi ve kurumların bazı mihraklarca yıpratılmak istendiğini ileri sürdü. Aydın ASTİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Maraş, konuyla ilgili açıklamasının devamında, "Bazı basın yayın organları ve sosyal medya mecralarında, Aydın İl Emniyet Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen bir operasyona ilişkin haberlerde, olay yerinin gerçeğe aykırı şekilde "ASTİM OSB" olarak ifade edildiği görülmektedir. Resmi makamlarca açıkça Tepecik Mahallesi olarak belirtilen bir olayın farklı bir lokasyonla ilişkilendirilmesi; hem kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesine neden olmakta hem de yöneticisi olduğum Aydın ASTİM Organize Sanayi Bölgesi’ni haksız şekilde gündeme getirmektedir" diyerek bazılarının kasıtlı olarak Aydın’ın marka değerine zarar verdiğini ASTİM OSB olarak bu yönde hukuki olarak mücadele vereceklerini açıkladı.
Tekirdağ Musluğa takılan küçük aparat, suyu yüzde 70 kurtarıyor: Tasarruf hamlesi Tekirdağ’da artan su tüketimi ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı TESKİ tarafından başlatılan perlatör dağıtımıyla su kullanımında önemli ölçüde tasarruf sağlanması hedefleniyor. Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından yürütülen çalışma kapsamında, musluk uçlarına takılan ve suyu hava ile karıştırarak debiyi düşüren perlatörler vatandaşlara dağıtılıyor. Bu sayede bireysel kullanımda yüzde 70’e varan su tasarrufu elde edilebildiği belirtildi. TESKİ ekipleri tarafından bugüne kadar 16 bin adet perlatörün dağıtıldığı, 5 bin adet yeni perlatör için de temin sürecinin sürdüğü öğrenildi. Dağıtımların okullar, kamu kurumları ve çeşitli etkinliklerde yoğun şekilde gerçekleştirildiği kaydedildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, su kaynaklarının korunmasının önemine dikkat çekerek, "İklim değişikliğinin etkilerini her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Su kaynaklarımız üzerindeki baskı artarken, bizlere düşen en önemli görev bu kaynakları korumak ve verimli kullanmaktır. TESKİ’miz tarafından hayata geçirilen perlatör dağıtımı, küçük gibi görünen ancak etkisi oldukça büyük olan bir uygulamadır. Vatandaşlarımızın günlük yaşamlarında kolaylıkla uygulayabileceği bu yöntemle ciddi oranda su tasarrufu sağlanabiliyor. Biz de yerel yönetim olarak hem altyapı yatırımlarımızı sürdürüyor hem de bu tür bilinçlendirme çalışmalarıyla geleceğimizi güvence altına alıyoruz" dedi. TESKİ Genel Müdürü Dr. Onur Özgül ise su verimliliğinin zorunluluk haline geldiğini belirterek, "Su verimliliği artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bu kapsamda perlatör dağıtımı ile vatandaşlarımızın bireysel su tüketimini azaltmayı hedefliyoruz. Temin ettiğimiz perlatörlerle yaklaşık yüzde 70’e varan tasarruf sağlanabiliyor. Bugüne kadar 16 bin adet dağıtım gerçekleştirdik, 5 bin adet için de tedarik sürecimiz devam ediyor. Bununla birlikte okullarda ve çeşitli etkinliklerde gerçekleştirdiğimiz bilinçlendirme faaliyetleriyle su tasarrufunu bir yaşam kültürü haline getirmeyi amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı.
Kastamonu Cinayetle sonuçlanan kavganın sanıkları mahkemede aileye başsağlığı diledi Kastamonu’da 1 kişinin öldüğü, 1 kişinin yaralandığı olayla ilgili tutuklanan 4 sanığın yargılanmasına başlandı. Savunma yapan sanıklar, ölen vatandaşın ailesine başsağlığı dileyerek, yaşanan olaydan dolayı pişman olduklarını söylediler. Olay, 13 Aralık 2025 tarihinde Kuzeykent Mahallesi Kuzeykent Pazaryerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, daha önce husumetli oldukları öğrenilen iki grup arasında çıkan kavga sırasında bıçaklanan berber Cihan Çalışır ile darp edilen kardeşi Cüneyt Çalışır yaralandı. Sağlık ekiplerince Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan yaralılardan berber Cihan Çalışır hayatını kaybederken, kardeşi Cüneyt Çalışır ise tedavisinin ardından taburcu edildi. Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde kavgaya karıştıkları belirlenen M.C.B., H.E.G., V.Y.B. ve Z.C.Ç., polis ekiplerince gözaltına alınarak tutuklandı. Olayın ardından M.C.B., H.E.G., V.Y.B. ve Z.C.Ç. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "kasten öldürme" suçundan dava açıldı. Davanın görülen ilk duruşmasında sanıklar, müşteki sanık Cihan Çalışır, taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan H.C.Ç., hayatını kaybeden vatandaşın ailesine başsağlığı dileyerek, "Kapalı pazar yerine gittik. A.E.D.’nin kim olduğunu sorduk. Ben bir şey olduğunu düşünüp yanıma sopa aldım. Bu sırada tartışma çıktı. Cihan, birden V.Y.B.’nin üzerine koştu ve küfür ediyordu. ’Ağabey yapma’ dememin üzerine A.ED. arkadan bana saldırdı. Cüneyt ile birlikte beni sıkıştırdı. Ben de kendimi korumaya çalıştım. Cihan’ın bıçaklandığını görmedim. Pişmanım, adaletinize güveniyorum" dedi. "Çok pişmanım" Yaşanan olaydan ötürü çok pişman olduğunu söyleyen ve aileye başsağlığı dileye M.C.Ç. ise, "Cihan’ın bacak bölgesine bıçakla vuran benim, bıçağı baldır bölgesine vurdum. Öldürücü bir darbe vurmadım, tahliyemi istiyorum. Çok pişmanım. Bu durumda karşınıza çıkmak istemezdim. Cüneyt’ten de şikayetçiyim. Olayın buralara gelmesini istemezdim. Mekanı cennet olsun, tahliyemi istiyorum.Cihan’a zarar vermek istemedim. Cüneyt’e ise hafif şekilde tekmeyle vuruyorum" ifadelerini kullandı. "Ben, ayırmaktan başka bir şey yapmadım" Tutuklu sanık V.Y.B. de, "Öncelikle karşı tarafından ailesinden özür diler, olayın buralara gelmesini istemezdim. Olay günü H.E.G., ben ve kız arkadaşımla geziyorduk. Kimseyle husumetim yoktu. Z.C.Ç., H.E.G.’yi arayarak ’olayı tatlıya bağladık’ dedi. Biz de arabayı pazaryerine park ettik. Eren’i aradık. Maktul, ’Eren yok, ben varım’ dedi. Z.C.Ç. ile Eren’in konuştuğunu gördüm. Maktul, bağırarak tezgahın altından bir şeyler alıyordu. Ben olayı ayırmaktan başka bir şey yapmadım. Çok pişmanım. Ben, kardeşimde bıçak olduğunu bilmiyordum. Bilseydim ayırırdım. Cihan ve Cüneyt’i hayatımda ilk defa gördüm. Ben, Cüneyt’e 4-5 kez vurdum, Cihan’a vurmadım. Benim futbol hayatım var, onun bitme ihtimali var. Ben, ayırmaktan başka bir şey yapmadım. Alkol ve madde etkisinde oldukları için olay buralara kadar geldi. Pişmanım, tahliyemi ve beraatımı istiyorum" şeklinde konuştu. "Pişmanım, ben sadece Cihan ile arbede yaşadım" Tutuklu sanık Z.C.Ç. ise, "İş merkezinde kafede oturuyorduk. Can’ın çalıştığı dükkana gittik. Diğer sanıklarla buluşacaktık. Pazaryerinde tuvalete gittik. Üzerimizi düzeltiyorduk. H.E.G., A.E.D. ve Cihan’ın tartıştığını gördük. Cihan üstünde montu çıkarıp arkalarından gitti. Cüneyt, elinde bıçakla üzerimize geldi. H.E.G. ile Eren’in arasında boğuşma gerçekleşti. Cihan küfür ederek silahı istedi. Cüneyt, ’Cihan benim kardeşim, küfür de eder, silah da çeker’ dedi. Bizden kimse küfür etmedi. Cihan arkadaşıma vurdu, ben de ona karşılık verdim. Yaralandığını ya da bıçaklandığını polis arabasına binince öğrendim. Pişmanım, ben sadece Cihan ile arbede yaşadım. Cüneyt’e dokunmadım. Cüneyt’ten şikayetçiyim. Tahliyemi ve beraatımı talep ederim" diye konuştu. "Sopayı çıkarıp araca canice saldırdılar" Müşteki sanık C. Çalışır ise kardeşiyle pazaryerine balık almak için gittiklerini belirterek, Kardeşim tuvalete gitmişti, bağrışını duydum. Arkadaş koynunda sopayla geldi, sopayı çıkarıp araca saldırdılar. Sanıklar iftira atıyorlar, yemin ediyorum, tehdit etmedim. Polis gelince kardeşimi bıraktılar. ’Üzerimde bıçak var’ dedim ve polis memuruna verdim. Balık için taşıyordum. Bıçak üzerimde olduğu halde orada çıkarmadım. Onlar kafama, sırtıma, her yerime vurdular. Hepsinden ayrı ayrı şikayetçiyim. Burada masumu oynuyorlar. Ben sadece kardeşimin ve kendi canımı kurtarmak için ne yaptıysam yaptım. Ben de kardeşim de daha önceden kullandık. Benim elimde bıçak yoktu, olsa biri yaralanırdı. Kullansam cebime koymazdım. Emniyette de vermezdim" dedi. "Önümüzü kesip Cihan abiye vurmaya çalıştılar" Tanık olarak dinlenen A.E.D. de, "Tuvalette bizim önümüzü kestiler, Cihan ağabeye sopayla ve bıçakla vurmaya çalıştılar. Ben ayırmaya çalıştım, belimde babamın ruhsatlı tabancası vardı, düştü. Babama kayıtlı olan silahtı, kendimi korumak için aldım. Silahın içi boştu. Cihan ağabey, ’silahı ver, korkutayım da herkes dağılsın’ dedi ama ben silahı vermiş gibi yaptım ama yine de vermedim. Kimse de dağılmadı. H.E.G., sopayla indi, diğerinde de bıçak gördüm. Sadece V.Y.B.’de bir şey görmedim" diye konuştu. Avukatların savunmasını da dinleyen mahkeme heyeti, duruşmayı ileri bir tarihe ertelerken, sanıkların tutukluluğunda devamına karar verdi.