EKONOMİ - 25 Aralık 2017 Pazartesi 09:17

Ayakkabı boyacılığından 5 yıldızlı otel sahipliğine

A
A
A
Ayakkabı boyacılığından 5 yıldızlı otel sahipliğine

Şehrin ilk ve tek 5 yıldızlı otelini 60 milyon lirayı aşan yatırımla Gümüşhane’ye kazandıran 59 yaşındaki işadamı Zekai Araz’ın hayat hikayesi romanlara konu olacak cinsten.

Şehrin ilk ve tek 5 yıldızlı otelini 60 milyon lirayı aşan yatırımla Gümüşhane’ye kazandıran 59 yaşındaki işadamı Zekai Araz’ın hayat hikayesi romanlara konu olacak cinsten. İş hayatına 52 yıl önce ayakkabı boyayarak atılan Araz, ayakkabı boyacılığı yaptığı o günleri unutmamak adına boya sandığını 52 yıldır saklıyor.


Son yıllarda turizmde hedefini yükselten Gümüşhane’ye bu amaçlı en büyük özel yatırımı gerçekleştiren Araz, uzun yıllardan beri şehirde ilkleri gerçekleştiren girişimci olarak biliniyor.


Torul’da yaşayan Remzi Araz’ın 4 çocuğundan birisi olan Zekai Araz’ın iş hayatına atılması 1965 yılında dondurma parası için yediği fırçayla başlıyor. Amcasından dondurma parası istediği için babasından azar işiten Araz, kendi dondurma parasını kazanmak için 2,5 liraya Torul’da yaptırdığı ayakkabı boyama sandığıyla iş hayatına atıldı.



Hem para kazandı hem okudu


İlkokula başlamadan boyacılığa başlayan Araz, bu işi okula başlayınca da sürdürüyor. Boyacılıkta kazandığı paraları 5 kilogramlık zeytinyağı kutusundan yaptırdığı kumbarasında biriktiren Araz, “Boyacılığa para kazanmanın zevkiyle hem okuyor hem devam ediyordum” dedi.


Hem çalışıp hem okumaya devam eden Araz, 1976 yılında Eğitim Enstitüsü’ne kayıt yaptırınca da girişimci ruhunu devreye sokuyor. Okul Gümüşhane’de olduğu için Torul’a gidip gelmesi gereken Araz, “Kumbaraları açtığımda içinden o dönemin parasıyla 560 bin lira para çıktı. Gümüşhane’de TOFAŞ bayisi Zülfikar Ataç’tan Murat 131 marka araç almak için pazarlık yaptım. 475 bin liraya o arabayı aldım. O araçla hem Torul’a günübirlik gidip geliyorum hem de Gümüşhane’den Trabzon’a hasta götürmek isteyenleri okuldan sonra götürüyor yine para kazanıyordum” diye konuştu.



“İran’a ilk damperli kamyonu ben soktum”


Eğitim Enstitüsü’nden 2 yıl sonra mezun olarak Sivas’ın bir köyünde göreve başlayan, ardından Gümüşhane’ye gelerek burada 4 yıl daha öğretmen olarak çalıştıktan sonra 1983 yılında öğretmenliğe veda ettiğini belirten Araz, “Öğretmenlikten gelen maaştan bir kuruş benim ve çocuklarımın kursağından geçmemiştir. Hep köyde yaşayan öğrencilere kitap, defter, kalem ve yiyecek parası veriyordum. O zamanın parasıyla 475 bin liraya aldığım taksimi 1983 yılında 1 milyon 150 bin liraya sattım ve kamyon aldım. O zaman o arabalar çok prim yapıyordu. Kamyonu Ankara’dan aldım. Yazın Ankara’da inşaatlarda damperli işte çalışıyorum, kışın İran’a gidiyorum. İran kapısından içeriye de ilk damperli arabayla ben girdim. Trabzon’daki rahmetli Ali Osman Ulusoy’dan istemiştim ve o da çok yardımcı olmuştu. Yılın 12 ayı çalışarak, koşa koşa, tatil bilmeden bugünlere geldik. İran seferleri devam ederken sabit ne yapabiliriz düşüncesiyle oradan malzeme, mazot getirip satıyoruz. ’Nereden para kazanılır ?’ hesabıyla koşturuyoruz. Nakliyeyi yükleyip yıkıp parasını almakla yetinmedik, nakliye parasının 3-4 mislini mazot ve yedek parçadan kazanıyordum” ifadelerini kullandı.



“Gümüşhane’de hep ilkleri yaşatmaya çalıştık”


Bugüne kadar hep olmayanları araştırarak yaptıklarını, Gümüşhane’de ilkleri hep kendilerinin yaşatmaya çalıştığını kaydeden Araz, "Gümüşhane’de eksik neler var?" düşüncesiyle patlayıcı madde (Dinamit) işine girdiklerini söyledi. Gümüşhane’de patlayıcı madde lazım olan bir firmanın Ankara’dan gidip alıp geldiğini, 200 liralık malzemenin 2 bin liraya mal olduğundan yola çıkarak hem Torul’da paylayıcı madde deposu kurduklarını hem de tabanca mermi bayiliği aldıklarını söyledi.



“Otel ihtiyacı olduğunu farkettik”


İlklerle birlikte Gümüşhane’de bir yol çizmeye başladıklarını, yaptıkları araştırmalarda Gümüşhane’nin 5 yıldızlı otel ihtiyacının olduğunu görünce otel projesini hayata geçirdiklerini dile getiren Araz, “Toplantı salonlarımız, halka açık yemek salonlarımız var. Halkımız sabah kahvaltısını, öğlen ve akşam yemeklerini burada yiyebiliyor. Doğum günlerine, düğünlere, toplantılara mekanımız açık. Konaklama ayrı iş, diğerlerini ayrı bir iş olarak görüyoruz. Otelimizi de o şekilde dizayn ettik” şeklinde konuştu.



O boya sandığını vitrinleyip çalışma alanına koyacak


İş hayatına atıldığı boya sandığıyla ilk çalıştığı gün 16 lira kazandığını ve o zamandan bugüne boya sandığına gururla baktığını kaydeden Araz, boya sandığını vitrinleyip çalışma alanına koymak istediğini söyledi.



“Geriye bakmazsanız önünüzü göremezsiniz”


Bugüne kadar boya sandığını saklamasının sebebini de nereden buralara geldiğini görmek için olduğunu anlatan Araz, “Geriye bakmazsanız önünüzü göremezsiniz. Biz geride nereden geldiğimizi bu sandıktan görüyoruz. Kazanmanın yanında harcamayı da tavsiye ediyoruz. Çok paranız olur ama onu harcamasını, kullanmasını bileceksiniz. İhtiyacın dışında fazla kullanmaya, harcamaya gerek yok” diyerek sözlerini tamamladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin Üniversitesi’nde yüzlerce çocuk ve genç, dijital bağımlılıktan uzak sporla yetişiyor ‘Spor Dostu Kampüs’ ödülüne layık görülen Mersin Üniversitesi (MEÜ) aracılığıyla yüzlerce çocuk ve genç ekran başından uzaklaşıp futbol, voleybol, basketbol, tenis ve yüzme gibi pek çok branşta eğitim alma fırsatı bularak geleceğe hazırlanıyor. YÖK tarafından ‘Spor Dostu Kampüs’ ödülüne layık görülen MEÜ, bünyesine kattığı spor kulübü aracılığıyla ilk ve orta öğretim öğrencilerini ekran başından uzaklaştırıp yeşil sahalara ve kortlarla tanıştırıyor. Futbol, voleybol, basketbol, tenis ve yüzme gibi pek çok branşta eğitim alan çocuklar, üniversite çatısı altında hem fiziksel hem de sosyal gelişimlerini sürdürüyor. Birçok alanda kursa katılan 640 öğrenciye eğitim veren uzman kadroya ayrıca MEÜ Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri de eşlik ediyor. Erol Yaşar: "Milli takıma da öğrenci kazandırmak istiyoruz" Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, spor yatırımlarının meyvelerini topladıklarını belirterek, şu an 640 olan öğrenci sayısını kısa sürede binin üzerine çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Rektör Yaşar, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde spora yapılan yatırımların sonucunu burada da meyvesini görmekteyiz. Tabii biz de 20 üniversite arasında yer alarak YÖK tarafından spor dostu bir üniversite seçildik. Burada şu anda voleybolundan basketboluna, yüzme, masa tenisinden futboluna öğrencilerimiz bulunmaktadır. 640 tane öğrencimiz spor kulübümüze üye. Tabii bu sayı giderek her geçen gün artmaktadır" dedi. 6-12 yaş grubundaki erkek ve kız öğrencilerinin eğitim aldığını anlatan Yaşar, burada hedeflerinin yetiştirdikleri çocuklar için aldıkları spor kulübü üzerinden lisan çıkarıp amatör liglere ve milli takıma kadar seçilmesini sağlamak olduğunu kaydetti. Yaşar, "Biz bir futbol okulu da satın aldık. Lisans çıkararak yakın bir zamanda Türkiye’deki tüm amatör kulüpler olmak üzere ve milli takıma da öğrenci kazandırmak istiyoruz" diye konuştu. "Dijital bağımlılığa karşı destek vermek, üniversiteyle şehri bütünleştirmek istiyoruz" Eğitim alanların yalnızca üniversite akademisyen ve idari personelin öğrencileri olmadığına dikkat çeken Yaşar, "Mersin’deki tüm velilerimiz buraya kayıt yaptırabiliyor. Biz üniversiteyle şehri bütünleştirmek istiyoruz, kaynaştırmak istiyoruz. Bu spor da bizim üniversiteyle şehrimizi kaynaştırma açısından çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu anlamda da sevinçliyiz. Şu anda 640 öğrencimiz var. Her geçen gün istek var. Biz yakın bir zamanda ikinci bir halı sahayı, tenis kortlarımızı büyüterek, futbol sahamızı yeni futbol sahası yaparak bunu binin üzerine çıkarmak istiyoruz. Bütün branşlarda velilerimize cevap vermek istiyoruz ve tüm branşları önemsiyoruz. Çocuklarımızı önemsiyoruz. Dijital bağımlılık ve diğer kötü alışkanlıklardan çocuklarımızı uzaklaştırmak, bunlarla ilgili destek vermek istiyoruz. Küçük de olsa Mersin Üniversitesi olarak buna katkı verdiğimizi düşünüyoruz" şeklinde konuştu. Üniversite öğrencileri de çalışıyor Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteğiyle öğrenci çalıştırma projesi kapsamında kurslarda beden eğitiminde okuyan kız ve erkek öğrencilere spor kulübünde yer verdiklerini anlatan Yaşar, "Onlardan destek alıyoruz. Hem onlar kendi branşları anlamında çalışıyorlar hem de spor kulübümüze destek oluyorlar. Hem de çocuklarımızın profesyonel ve altyapı olarak da güçlü bir şekilde yetişmelerini sağlıyoruz" diyerek sözlerini tamamladı. Öğrenciler, "Telefon ve tabletten uzaklaşıp güzelce sporumuzu yapıyoruz" İlkokul öğrencilerinden Metehan Yıldırım, "Kurslara geldiğim için çok mutluyum. Arkadaşlarımın önerisiyle geldim, iyi ki buradayım" derken orta okul öğrencisi Dünya Aydemir, "7. sınıf öğrencisiyim. Burada şut ve pas antrenmanları yapıyoruz. Öğretmenlerimiz bize pes etmemeyi, azimli olmayı ve yaptığımız işi severek yapmayı öğretiyor" ifadelerini kullandı. 7. sınıf öğrencilerinden Asel Erya ise, "Burada çok eğleniyoruz ve öğretmenlerimizden çok şey öğreniyoruz. Telefon ve tabletten uzaklaşıp güzelce sporumuzu yapıyoruz. Pes etmemeyi öğrenmek bizim için çok değerli" dedi. Mersin Üniversitesi’nin, yeni halı sahalar ve tenis kortları projeleriyle "Spor Dostu Kampüs" unvanını güçlendirerek daha fazla gence ulaşmayı hedeflediği belirtildi.