- 04 Eylül 2021 Cumartesi 10:01

Her yere yavru keçileri ile gidiyor

A
A
A
Her yere yavru keçileri ile gidiyor

Gümüşhane’de yaşayan İzzettin Bilici, 15 günlükken aldığı ve “Fındık” ve “Kara Kız” adını verdiği 2 yavru keçisiyle yürüyüşe çıkıyor, markete gidiyor, dolmuşa biniyor, aile hekiminde muayene oluyor, haftada bir gün banyo ettiriyor.

Gümüşhane’de yaşayan İzzettin Bilici, 15 günlükken aldığı ve “Fındık” ve “Kara Kız” adını verdiği 2 yavru keçisiyle yürüyüşe çıkıyor, markete gidiyor, dolmuşa biniyor, aile hekiminde muayene oluyor, haftada bir gün banyo ettiriyor.


Aslen Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinden olan 63 yaşındaki İzzettin Bilici, 2002 yılında Bağlarbaşı Mahallesinde yaptırdığı bahçeli evine yaz aylarında geliyor. Başta şeker olmak üzere birçok hastalığı olması nedeniyle doktor tavsiyesi üzerine spora başlayan Bilici, 15 günlükken Zigana Dağı’nda bir çobandan aldığı yavru keçiler hayatına girdikten sonra daha fazla spor yapmaya başladı ve stresten arındı.


Evinin bahçesindeki kulübelerinde yatan “Fındık” ve “Kara Kız” adlı yavru keçilerine biberonla sütlerini içirdikten sonra sabah ilk iş olarak 5 kilometrelik yürüyüş yapan Bilici, kendisinden ayrılmayan yavru keçileriyle her yere gidip geliyor.


Mahalle halkının da alıştığı, transit yoldan geçenlerin durdurup fotoğraf çektiği yavru keçileriyle markete alışverişe, aile hekimliğine ilaç yazdırmaya giden Bilici, kent merkezine giderken hayvanlar yorulduğunda dolmuşa bile bindiriyor.



“Kendimi bunlara verdim, hiçbir hastalığım kalmadı"


Yavru keçileri kaşınmaya başladıkları an evinin banyosuna sokarak şampuanla yıkayıp saç kurutma makinesiyle kurulayan Bilici, Fındık ve Kara Kız sayesinde stresten arındığını söyledi.


Kendisini yavru keçilere adadığını ve evladı gibi baktığını dile getiren 3 çocuk babası Bilici, “Kendimi bunlara verdim, hiçbir hastalığım kalmadı. Günde 5 kilometre spor yapıyorum. Zamanımı hep hayvanlarla geçiriyorum. Öylesine bir hevesle başladım. Doktorlar dedi ki devamlı spor yap, fazla çalışma, stres yapma, yorma kendini. Bende kendime öyle bir eğlence olarak bunlarla zaman geçiriyorum” dedi.


Keçileri Zigana dağında 15 günlükken aldığını, ölen hayvanların yerine yenisini aldığını anlatan Bilici, “Haftada bir defa banyo yaptırıyorum. Dolaştırıyorum kendimle. Nereye gitsem onlar benimle. Parka, yürüyerek merkeze götürüyorum. Otogara gidiyorum. Orada yemek yerken onlarla geliyorum. Yoruldukları zaman dolmuşa binip getiriyorum” diye konuştu.


Zaman zaman yoldan geçerken araçlarını durdurup “Amca bir fotoğraf çekilelim mi?” sorularına muhatap olduğunu ifade eden Bilici, hayvan sevgisiyle stresten arındığını ve dolayısıyla hem şeker hastalığından hem de diğer birçok hastalığını atlattığını dile getirdi.


Bilici, yavru keçilerin banyo serüvenlerini ise “Yıkadığım zaman onlar da seviniyor, ferahlıyorlar. Haftada bir yıkandığı için devamlı istekliler. Kaşındığı zaman hissediyorum ki duş alması lazım. Alıyorum banyoya şampuanla güzelce yıkıyorum, saç kurutma makinesiyle ile kuruluyorum. Ondan sonra çıkarıyorum dışarı” sözleriyle anlattı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Uzmanlar: "Bayramda ikramları olabildiğince hafif tutun" Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü, yaptığı paylaşımda bayramda yapılan ikramlara dikkat çekerek, "Yapılan ikramlar gün içerisinde kan şekerinin yüksek seyretmesine neden olabilir" ifadesini kullandı. Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü tarafından yapılan paylaşımda, Diyetisyen Melike Karataş, bayram gelenekleri ve Erzurum’un kültüründe. misafire şeker, çikolata ile birlikte karbonhidrat, yağ ve şeker oranı yüksek su böreği, baklava gibi ikramlar sunulmasının vazgeçilmezlerden olduğunu anlatarak, "Ancak bu ikramların ziyaret edilen her evde sunulması ve tüketilmesi gün içerisinde kan şekerinin yüksek seyretmesine sebep olabilir. Gün boyu tekrar eden bu beslenme döngüsüyle özellikle çocuklar, yaşlılar ya da diyabet (şeker hastalığı), hipertansiyon (yüksek kan basıncı) gibi hastalığı bulunanlar için sağlık sorunları yaşama riski artar. Bunun önüne geçmek için ikramlıklar hazırlanırken şerbetli yerine sütlü tatlı hazırlanması; porsiyonların küçük tutulması; sebzeli veya yoğurtlu salataların (kabak tarator, yoğurtlu kereviz salatası, pancar salatası vb.) ikramlıklara eklenmesi; içecek olarak şekeri yüksek meyve suları yerine ayran ya da şekersiz açık çay, şekersiz Türk kahvesi gibi içeceklerin tercih edilmesi daha iyi olacaktır" dedi. Su içmek ihmal edilmemeli Erzurum için yine kültürel alışkanlıklar ve iklim şartları göz önünde bulundurulduğunda Ramazan ayı içerisinde iftar sonrası çayın çok önemli bir yer kapladığının görüldüğünü vurgulayan Karataş, "Hatta çoğu zaman çay içme alışkanlığı su tüketiminin önüne geçer. Bu alışkanlık Bayram’da da devam eder. Her ne kadar sağlıklı bireyler için günlük 6-8 çay bardağına kadar az demli çayın sağlık üzerine olumlu etkisi olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış olsa da içilen çayın demli olması, miktarının 6-8 çay bardağından fazla olması ya da su tüketiminin önüne geçmesi sağlık açısından riskler oluşturur. Su tüketiminin az olması, vücudun susuz kalmasına yol açabilir ya da bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına sebep olabilir. Bu sebeple su tüketimi ihmal edilmemeli, günlük olarak en az 2-2,5 litre su içilmelidir" şeklinde konuştu. Hareketin artırılması hedeflenmeli! Bayram nedeniyle değişen beslenme düzeninin yol açabileceği hazımsızlığa dikkat çeken Karataş, "Bağırsak hareketlerinin azalması ya da kan şekeri yükselmesi gibi olumsuz durumlarla mücadelede etkili yöntemlerden biri de hareketin artırılmasıdır. Bayram dolasıyla yapılacak ziyaretler aktif bir gün geçirmek için fırsat olabilir. Bunu sağlamak adına ziyaretler esnasında yürüme mesafesinde olan yerlere araç yerine yürüyerek gitmek, günlük hareketi artırmaya yardımcı olur. Hatta gün içerisinde zaman ayrılarak 30 dakikalık bir yürüyüş planlanabilir. Hayatın her alanında önemli bir yere sahip olan sağlıklı ve dengeli beslenme bir yaşam tarzı hali olmalıdır. Bununla birlikte böyle özel zamanlarda doğru beslenme sağlık için daha da önem arz edebilmektedir" diye konuştu.
Bursa Bursa’da bayram yoğunluğunu fırsat bilen 2 kadın 16 bin liralık ürün çaldı Bursa’da bir giyim mağazasında yaşanan hırsızlık olayı "bu kadarına da pes" dedirtti. Bayram alışverişi nedeniyle oluşan yoğunluğu fırsat bilen iki kadın, mağazadan yaklaşık 16 bin TL değerinde ürünü çalarak kayıplara karıştı. O anlar saniye saniye güvenlik kameralarına yansıdı. Olay Bursa’nın Yıldırım ilçesinde meydana geldi. Giyim mağazasını yeni devralan iş yeri sahibi Melih Bülbül’ün iddiasına göre, komşu esnaf daha önce kendisini bölgede yaşanan hırsızlık olaylarına karşı uyarmıştı. Ancak uyarıdan kısa süre sonra mağaza da hırsızların hedefi oldu. İddiaya göre iki kadın şüpheli, müşteri gibi mağazaya girerek bir süre içeride dolaştı. Bayram yoğunluğu nedeniyle çalışanların başka müşterilerle ilgilenmesini fırsat bilen şüpheliler, seçtikleri ürünleri fark ettirmeden mağaza dışına çıkarmaya başladı. Ürünleri dışarı taşıyan şüphelilerin daha sonra poşetlere koyarak uzaklaştıkları öğrenildi. Durum iş yerinin güvenlik kameralarını izleyen iş yeri sahibinin babası tarafından fark edildi. Hemen mağaza çalışanlarına haber verilse de yoğunluk nedeniyle geç fark edilen olayda şüpheliler çoktan kayıplara karıştı. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye alırken, şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı. Yaşanan olaya tepki gösteren iş yeri sahibi Melih Bülbül, "Burayı yeni devraldığımızda komşular hırsızlık olaylarının çok olduğunu söylemişti. Biz de dikkatli oluruz dedik ama ilk ayımızda başımıza geldi. Ramazan ayında olması bizi ayrıca üzdü. Emek veriyoruz, mücadele ediyoruz. İnşallah bir an önce yakalanırlar" dedi. İş yeri sahibi, benzer durumların yaşanmaması için şüphelilerin bir an önce yakalanmasını beklediklerini söyledi.