- 08 Eylül 2021 Çarşamba 10:41

Gümüşhane’nin tek kalaycısı da mesleği bırakmak üzere

A
A
A
Gümüşhane’nin tek kalaycısı da mesleği bırakmak üzere

Bir zamanların gözde mesleği kalaycılığın Gümüşhane’deki son temsilcisi Yaşar Okan, tükenmek üzere olan mesleğini haftada bir gün de olsa sürdürmeye devam ediyor.

Bir zamanların gözde mesleği kalaycılığın Gümüşhane’deki son temsilcisi Yaşar Okan, tükenmek üzere olan mesleğini haftada bir gün de olsa sürdürmeye devam ediyor.


Son yıllarda çelik, alüminyum, teflon ve plastik içeren mutfak ürünlerinin tercih edilmesinin ardından yüzlerce yıldır kullanılan bakır kaplar eski değerini kaybetti. Yaz aylarında köy köy gezerek kamp kurup günlerce kalaycılık yapan ustalar da bakır kapların azalmasıyla birlikte birer birer mesleği bıraktı.


Aslen Tekirdağlı olmasına rağmen 32 yıldır Gümüşhane kent merkezindeki Karşıyaka mahallesinde kalaycılık yaparak hayatını sürdürüp 2 çocuk büyüten son kalaycı ustası 59 yaşındaki Yaşar Okan, her hafta Salı günleri evinden omuzuna vurduğu çuvalıyla kalay yaptığı bölgeye gidiyor.


Okul olmadığı günlerde oğluyla birlikte mesleğini icra eden Okan, kapalı bir mekanı olmaması nedeniyle kış mevsiminde çalışamıyor.


İşlerin eskisi gibi olmadığını, haftada en fazla 2-3 kap kalayladığını ifade eden Okan, sağlık için bakır kaptan vazgeçilmemesini istedi.


Kendisinin evinde bakır kaplar kullandığını ve bugüne kadar doktora gitmediğini kaydeden Okan, “Bugün 16-17 yaşında olan delikanlı çocuklarımız bile mide ağrısı yaşıyor, doktora gidiyor. Önceden bu şekilde kanser yoktu. Bakır kapta bunlar yoktu. Ben öyle yetiştim. 60 yaşındayım bu zamana kadar daha doktora gidip muayene olmadım. Kalaycılık çok güzel bir meslek fakat halkımız buna duyarlılık yapsın biraz bakıra sarılsın bakırı bırakmasınlar Şu an için meslek ölü. Oturuyoruz, iş yaptığımız yok. Kalaycı olarak Gümüşhane’de tek benim ama iş yok. Ocağın başında oturuyorum evden kendi kapları mı aldım 3 parça onları kalaylıyorum başka bir şey yok” dedi.


Kalaycılık mesleğine 16 yaşında başladığın ve yaklaşık 43 yıldır bu mesleğin içinde olduğunu ifade eden Okan, “Salıdan salıya tezgah açıyorum. Görüldüğü gibi iş yok. Meslek ölüyor. Mesleği halkımız öldürüyor. Sağlık bakırda. Sabahları işim olduğunda 8’de geliyorum akşam 6-7 kadar burada kap kalaylıyorum. Şu an için herhangi bir yerimiz yok. Kar yağdığı, yağmur yağdığı zaman buraya tezgah açamıyoruz. Ekmek parası mecbur çalışacağız” diye konuştu.


Son kalaycı Yaşar Okan’ın 19 yaşındaki oğlu Umut ise babasını yalnız bırakmamak için yanında bir şeyler yapmaya çalıştığını belirterek, “Beraber bu mesleği icra ediyoruz. Elimizden geldiğini yapmaya çalışıyoruz. Bende bu mesleği yapmak isterim ama şu anda ne imkan var ne de emeğin karşılığı var. İnsanların önyargısı var. Bazı insanlar kalayın ne olduğunu bilmiyor. Gönül isterdi ki bir dükkanımız olsun ama elimizdeki imkanlar bunlar. Tezgahı evden buraya taşıyoruz, iş bittiği zaman tekrar eve taşıyoruz. Tek geçim kaynağımız bu. Güneşin altında zor bir meslek, insanı yoruyor” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Uzmanlar: "Bayramda ikramları olabildiğince hafif tutun" Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü, yaptığı paylaşımda bayramda yapılan ikramlara dikkat çekerek, "Yapılan ikramlar gün içerisinde kan şekerinin yüksek seyretmesine neden olabilir" ifadesini kullandı. Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü tarafından yapılan paylaşımda, Diyetisyen Melike Karataş, bayram gelenekleri ve Erzurum’un kültüründe. misafire şeker, çikolata ile birlikte karbonhidrat, yağ ve şeker oranı yüksek su böreği, baklava gibi ikramlar sunulmasının vazgeçilmezlerden olduğunu anlatarak, "Ancak bu ikramların ziyaret edilen her evde sunulması ve tüketilmesi gün içerisinde kan şekerinin yüksek seyretmesine sebep olabilir. Gün boyu tekrar eden bu beslenme döngüsüyle özellikle çocuklar, yaşlılar ya da diyabet (şeker hastalığı), hipertansiyon (yüksek kan basıncı) gibi hastalığı bulunanlar için sağlık sorunları yaşama riski artar. Bunun önüne geçmek için ikramlıklar hazırlanırken şerbetli yerine sütlü tatlı hazırlanması; porsiyonların küçük tutulması; sebzeli veya yoğurtlu salataların (kabak tarator, yoğurtlu kereviz salatası, pancar salatası vb.) ikramlıklara eklenmesi; içecek olarak şekeri yüksek meyve suları yerine ayran ya da şekersiz açık çay, şekersiz Türk kahvesi gibi içeceklerin tercih edilmesi daha iyi olacaktır" dedi. Su içmek ihmal edilmemeli Erzurum için yine kültürel alışkanlıklar ve iklim şartları göz önünde bulundurulduğunda Ramazan ayı içerisinde iftar sonrası çayın çok önemli bir yer kapladığının görüldüğünü vurgulayan Karataş, "Hatta çoğu zaman çay içme alışkanlığı su tüketiminin önüne geçer. Bu alışkanlık Bayram’da da devam eder. Her ne kadar sağlıklı bireyler için günlük 6-8 çay bardağına kadar az demli çayın sağlık üzerine olumlu etkisi olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış olsa da içilen çayın demli olması, miktarının 6-8 çay bardağından fazla olması ya da su tüketiminin önüne geçmesi sağlık açısından riskler oluşturur. Su tüketiminin az olması, vücudun susuz kalmasına yol açabilir ya da bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına sebep olabilir. Bu sebeple su tüketimi ihmal edilmemeli, günlük olarak en az 2-2,5 litre su içilmelidir" şeklinde konuştu. Hareketin artırılması hedeflenmeli! Bayram nedeniyle değişen beslenme düzeninin yol açabileceği hazımsızlığa dikkat çeken Karataş, "Bağırsak hareketlerinin azalması ya da kan şekeri yükselmesi gibi olumsuz durumlarla mücadelede etkili yöntemlerden biri de hareketin artırılmasıdır. Bayram dolasıyla yapılacak ziyaretler aktif bir gün geçirmek için fırsat olabilir. Bunu sağlamak adına ziyaretler esnasında yürüme mesafesinde olan yerlere araç yerine yürüyerek gitmek, günlük hareketi artırmaya yardımcı olur. Hatta gün içerisinde zaman ayrılarak 30 dakikalık bir yürüyüş planlanabilir. Hayatın her alanında önemli bir yere sahip olan sağlıklı ve dengeli beslenme bir yaşam tarzı hali olmalıdır. Bununla birlikte böyle özel zamanlarda doğru beslenme sağlık için daha da önem arz edebilmektedir" diye konuştu.
Bursa Bursa’da bayram yoğunluğunu fırsat bilen 2 kadın 16 bin liralık ürün çaldı Bursa’da bir giyim mağazasında yaşanan hırsızlık olayı "bu kadarına da pes" dedirtti. Bayram alışverişi nedeniyle oluşan yoğunluğu fırsat bilen iki kadın, mağazadan yaklaşık 16 bin TL değerinde ürünü çalarak kayıplara karıştı. O anlar saniye saniye güvenlik kameralarına yansıdı. Olay Bursa’nın Yıldırım ilçesinde meydana geldi. Giyim mağazasını yeni devralan iş yeri sahibi Melih Bülbül’ün iddiasına göre, komşu esnaf daha önce kendisini bölgede yaşanan hırsızlık olaylarına karşı uyarmıştı. Ancak uyarıdan kısa süre sonra mağaza da hırsızların hedefi oldu. İddiaya göre iki kadın şüpheli, müşteri gibi mağazaya girerek bir süre içeride dolaştı. Bayram yoğunluğu nedeniyle çalışanların başka müşterilerle ilgilenmesini fırsat bilen şüpheliler, seçtikleri ürünleri fark ettirmeden mağaza dışına çıkarmaya başladı. Ürünleri dışarı taşıyan şüphelilerin daha sonra poşetlere koyarak uzaklaştıkları öğrenildi. Durum iş yerinin güvenlik kameralarını izleyen iş yeri sahibinin babası tarafından fark edildi. Hemen mağaza çalışanlarına haber verilse de yoğunluk nedeniyle geç fark edilen olayda şüpheliler çoktan kayıplara karıştı. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye alırken, şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı. Yaşanan olaya tepki gösteren iş yeri sahibi Melih Bülbül, "Burayı yeni devraldığımızda komşular hırsızlık olaylarının çok olduğunu söylemişti. Biz de dikkatli oluruz dedik ama ilk ayımızda başımıza geldi. Ramazan ayında olması bizi ayrıca üzdü. Emek veriyoruz, mücadele ediyoruz. İnşallah bir an önce yakalanırlar" dedi. İş yeri sahibi, benzer durumların yaşanmaması için şüphelilerin bir an önce yakalanmasını beklediklerini söyledi.