- 19 Şubat 2022 Cumartesi 09:41

100 yıllık konağın yarım asırlık sakinleri

A
A
A
100 yıllık konağın yarım asırlık sakinleri

Gümüşhane’de yaşayan Erdemir ve Naciye Akagün çifti, 1920’li yıllarda yapılan yaklaşık 100 yıllık Akagün Konağı’nda yarım asırdır yaşamlarını sürdürerek bir tarihi ayakta tutmaya çalışıyor.

Gümüşhane’de yaşayan Erdemir ve Naciye Akagün çifti, 1920’li yıllarda yapılan yaklaşık 100 yıllık Akagün Konağı’nda yarım asırdır yaşamlarını sürdürerek bir tarihi ayakta tutmaya çalışıyor.


Gümüşhane kent merkezinde bulunan ve 1920’li yıllarda inşa edilen Akagün Konağı, yapısal özellikleriyle tarihi Gümüşhane konaklarının karakteristik özelliklerini taşıyor.


Korunması gereken taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen 100 yıllık yapının, kentin en eski konaklarından biri olduğu biliniyor.


Geçtiğimiz yıllarda aslına uygun olarak restore edilen yapı içerisinde yarım asırdır hayatlarını sürdüren Akagün çifti, antika eşyaların da bakımını ve temizliğini yaparak bir tarihi ayakta tutmaya çalışıyor.


Yıllar önce Ankara ve Gümüşhane’den apartman daireleri satın aldığını söyleyen 76 yaşındaki Erdemir Akagün, bu dairelerde yaşayamadıklarını ve tekrar konaklarına geri döndüklerini söyledi.



“Gümüşhane’nin en eski evlerinden birisi”


Akagün Konağı’nın Gümüşhane’nin en eski konaklarından birisi olduğunu söyleyen Akagün, “Bu eve 1965 yılında geldik. Rahmetli babam bu evi satın almıştı. Sonra babam 1965 yılının eylül ayında milletvekili oldu, orada 4 sene kaldıktan sonra tekrar geri döndük. Bu ev 1920’li yıllarda yapıldı. Gümüşhane’nin en eski evlerinden birisi. Benim çocuklarım bu evde oldu, iki oğlum iki kızım. Ben Ankara’da da bir ev aldım, oturmadım 30 sene kirada durdu. Sonra onu sattım buradan bir ev aldım, onda da oturmadım. Biz buraya alıştığımız için başka dairede yapamıyoruz. Bu evdeki eşyaların bir kısmı geçmişten kalma bazısını da ben getirdim. Dışarda da 46 senelik bir arabam var. Ben o arabayı aldığımda bu memleketin içerisinde 12 tane araba vardı. Ben buradaki eşyaları hep toplarım bırakmam, atmayı düşünemem” dedi.



“Ben bu evin yaşamasını istiyorum”


Üniversite öğrencilerinin evlerini ziyaret ederek fotoğraf çektiğini söyleyen 74 yaşındaki emekli öğretmen Naciye Akagün ise “Ben bu eve gelin olarak geldim. 1972 yılından beri bu evde yaşıyorum. İyi bir aileye gelin geldim. Aile bana çok güzel davrandı. Kısa sürede 4 çocuk sahibi oldum. Burası büyük bir ev, 3 katı da ben temizliyordum. Bahçeyle uğraşıyordum. Evimi seviyordum. Her an çocuklarımın bu evde nefes aldığını hayal ettikçe, düşündükçe mutlu oluyordum. Ben bu evin yaşamasını istiyorum. Özellikle üniversite açıldıktan sonra üniversite öğrencileri çokça evimizi ziyaret ediyor özellikle fotoğraf çekmek için. Onlara kapım her zaman açık. Biz geldiklerinde evle ilgili gerekli bilgileri veriyoruz. Evimize gelen misafirler de tabi ki değişik bir atmosfere geldikleri için, dizayn durumu farklı. Geçmişe bağlı bir insanım ben. Atalarımızdan dedelerimizden kalan hiçbir şeyi atmadım ben değerlendirdim. Bu evin kıymetleri yaşasın dedim. Ben bu evden çıkmayı düşünmem, benim emeklerim var bu evde. Korunması konusunda içerisinde biz olmasak bile yakınlarımız da ilgilidir. Biz satılsın yerine apartman yapılsın düşüncesinde değiliz biz evimizden mutluyuz” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Osmanlı kenti Safranbolu’da lokum hazırlıkları tamamlandı UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Safranbolu’da bayrama sayılı günler kala turizm ve lokum sektöründe hazırlıklar tamamlandı. "Osmanlı’nın parmak izi" olarak adlandırılan tarihi ilçede Türk kent kültürünün günümüze kadar bozulmadan gelen önemli lezzetlerinden biri olan Safranbolu lokumu, safranlı başta olmak üzere damla sakızlı, fındıklı, güllü, çifte kavrulmuş, çikolatalı, sade ve fıstıklı gibi çeşitleriyle yerli ve yabancı turistlere sunuluyor. Kilosu çeşidine göre değişkenlik gösteren Safranbolu lokumlarında en çok tercih edilenler arasında fındıklı Hindistan cevizli, çifte kavrulmuş ve safranlı lokumlar yer alıyor. Diğer lokumlara göre daha hafif, katkısız olması ve boğazı yakmaması ise Safranbolu lokumunun dikkat çeken özellikleri arasında gösteriliyor. Lokum üreticisi Erdinç Sezer, bayram tatilini fırsat bilerek yola çıkan yerli turistleri ağırlamak için hazırlıklarını tamamladıklarını belirtti. Ara tatil ile 9 güne kadar uzayan tatil süresinin kültür turizmine ilgiyi artırdığını ifade eden Sezer, kış mevsiminin henüz tam olarak bitmemesine rağmen bu tür tatil dönemlerinin bölge açısından avantaj oluşturduğunu söyledi. Bu dönemde Ege ve Akdeniz bölgelerinin çok fazla tercih edilmediğini belirten Sezer, karın azalmasıyla birlikte Uludağ ve Bolu gibi kayak merkezlerinin de geri planda kaldığını, bu nedenle insanların kültür turizmine yöneldiğini, bu durumun Safranbolu gibi popüler destinasyonların tercih edilmesini sağladığını kaydetti. Kentin önemli lezzetlerinden Safranbolu lokumunun ziyaretçilerin tercihi olduğunu anlatan Sezer, "Klasik fındıklı lokum başta olmak üzere safranlı lokum ve çifte kavrulmuş lokum bizim ana lokomotif ürünlerimiz arasında bulunuyor. Bunun dışında diğer lokum çeşitleri, helvalar ve akide şekerleri ile birlikte yaklaşık 30-35 çeşit ürünümüz var" diye konuştu. Safranbolu lokumunun fiyatlarının ise ürünün çeşidine, kullanılan malzemeye ve paketine göre değiştiği, fiyatların yaklaşık 600 lira ile 2000 lira arasında olduğu aktardı. "Sadece Safranbolu’ya gelen misafirler değil, insanlar nereye giderlerse gitsinler o yöreye özgü ve tescillenmiş bir ürünü satın alıp hediye götürmeyi tercih ediyorlar" diyen Sezer, "Safranbolu lokumu da coğrafi işaret aldı. Yaklaşık 5 ya da 6 çeşidi bulunuyor. Bu ibareyi lokum kutusunun üzerinde görenler için bu durum önemli bir tercih sebebi oluyor. Aynı zamanda şunu da ifade ediyoruz: Avrupa Birliği nezdinde de coğrafi işareti tescillenmiş bir safranımız var. Bu safranla ürettiğimiz safranlı lokumu müşterilerin beğenisine sunduğumuzda, doğal olarak tercih sebebi haline geliyor" ifadelerine yer verdi.
Aydın Aydın’da bayram tıraşı telaşı başladı Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala Aydın il genelinde olduğu gibi Efeler ilçesinde de berberlerde yoğunluk yaşanmaya başladı. Bayram öncesi tıraş olmak isteyen vatandaşların akın ettiği berber dükkanlarında ustalar, gece geç saatlere kadar mesai yaparak müşterilerine hizmet veriyor. Aydın Berberler, Kuaförler ve Güzellik Salonları Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkan Vekili ve berber esnafı Uğur Arpağ, bayram öncesi yaşanan yoğunluğa dikkat çekerek vatandaşlara randevu almaları konusunda çağrıda bulundu. Bayramların esnaf için hem bereket hem de yoğun çalışma anlamına geldiğini belirten Arpağ, Efeler’deki berberlerin büyük bir özveriyle çalıştığını söyledi. Günün erken saatlerinden itibaren dükkanların dolduğunu ifade eden Arpağ, berber esnafının vatandaşların bayrama bakımlı ve mutlu girmesi için adeta zamanla yarıştığını dile getirdi. Bayram öncesi her yıl olduğu gibi bu yıl da ciddi bir yoğunluğun yaşandığını ifade eden Arpağ; "Vatandaşlarımız bayrama temiz ve bakımlı girmek istiyor. Bizler de esnaf olarak onların memnuniyeti için gece geç saatlere kadar çalışıyoruz" diyerek yoğunluk nedeniyle vatandaşların mağduriyet yaşamaması adına randevu sistemiyle gelmelerinin önemine dikkat çekti. Vatandaşlara çağrıda bulunan Arpağ, özellikle bayrama birkaç gün kala yoğunluğun daha da artacağını belirterek, "Esnafımız sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar büyük bir özveriyle çalışıyor. Ancak yoğunluk nedeniyle vatandaşlarımızın beklememesi için mutlaka randevu alarak gelmelerini tavsiye ediyoruz" dedi.
İzmir Kemik erimesinin tedavisinde uluslararası iş birliği İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) görevli 5 bilim insanı, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen ve genellikle 50 yaş üstü kadınlarda görülen osteoporoz hastalığının tedavisine yönelik ilaç geliştirmek amacıyla çalışmalara başladı. Kalça, omurga ve el bileği kırıklarına, şiddetli ağrılara ve boy kısalmasına neden olan osteoporoza karşı umut aşılayan, TÜBİTAK’ın 3 milyon liralık fon sağladığı proje, 24 ayda tamamlanacak. 50 bin ilaç molekülü incelenecek Uluslararası ikili iş birliği çerçevesinde Malta Üniversitesi’nden araştırmacıların da destek olacağı proje kapsamında, öncelikle osteoporoz ile ilişkili genler üzerinde araştırmalar ve biyokimyasal analizler yapılacak. Ardından da piyasada farklı hastalıklar için kullanılan ilaçlardan, osteoporozun tedavisinde de yararlanıp yararlanılamayacağını tespit etmek amacıyla 50 bin ilaç molekülü incelenecek. Bu test için yapay zeka destekli özel bir modelleme sistemi kullanılacak. Zebra balığı üzerinde denenecek Son olarak da tedaviye aday olarak geliştirilen ilaç, osteoporoz oluşturulmuş zebra balığı modeliyle denenecek. Laboratuvar ortamında balığın kemik yapısı değiştirildikten sonra uygulanacak bu ilaçla kemikte herhangi bir düzelme olup olmadığı anlaşılacak. Dünya genelinde milyonlarca hastanın yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen proje; İEÜ Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeynep Fırtına yürütücülüğünde, yine aynı bölümden Doç. Dr. Cihangir Yandım, Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Metiner Tosun ve Doç. Dr. Elif Barış ile Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kaya Oğuz tarafından tamamlanacak. 200 milyon kişiyi etkiliyor Çalışmaya ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. Fırtına, kemik erimesinin dünya genelinde yaklaşık 200 milyon kişiyi olumsuz etkilediğini söyledi. Osteoporozun tedavisi için şu anda yan etkisi olmayan etkili bir ilacın bulunmadığını belirten Prof. Dr. Fırtına, "Osteoporoz, çoğu zaman sadece kemik yoğunluğundaki azalma olarak algılanıyor; oysa hastaların günlük yaşamında çok daha derin etkiler oluşturan bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu hastalık, kişinin en basit hareketlerini bile çekinerek yapmasına neden olabiliyor. Yürümek, eğilmek, eşya taşımak ya da tek başına dışarıya çıkmak gibi sıradan görülen davranışlar, zamanla ciddi bir kaygı kaynağına dönüşebiliyor. Kırık riskiyle yaşamak, hastalarda yalnızca fiziksel değil, duygusal ve sosyal açıdan da önemli bir yük oluşturuyor" diye konuştu. Bilgi üretimi, somut faydaya dönüşecek Proje kapsamında çok geniş bir ilaç havuzunu tarayacaklarını da ifade eden Prof. Dr. Fırtına, "Çalışmamızın en önemli yönlerinden biri; farklı hastalıklar için kullanılan geleneksel ilaçların, osteoporoz tedavisinde de değerlendirilme potansiyelini araştıracak olmamız. Yapay zeka destekli modelleme sistemi sayesinde çok sayıda ilaç molekülünü inceleyerek, süreci hem hızlandırmayı hem de daha güçlü adaylara ulaşmayı amaçlıyoruz. Ardından elde edeceğimiz verileri, deneysel modellerle destekleyerek bilimsel açıdan sağlam bir sonuç ortaya koymak istiyoruz. Amacımız, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen bu hastalık karşısında, yaşam kalitesini artırabilecek yenilikçi bir yaklaşım ortaya koymak ve bilimsel bilgi üretimini somut faydaya dönüştürmek" ifadelerini kullandı.