GENEL - 06 Ekim 2022 Perşembe 08:55

Gümüşhane’de ‘Torlakçılar’ ekmeklerini ateş ve külden çıkarıyor

A
A
A
Gümüşhane’de ‘Torlakçılar’ ekmeklerini ateş ve külden çıkarıyor

Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde devletten kiraladıkları arazilerde odun kömürü yapabilmek için ateş ve külün içerisinde mücadele eden ‘Torlakçılar’ tüm zorluklara rağmen mesleklerini sürdürüyor.

Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde devletten kiraladıkları arazilerde odun kömürü yapabilmek için ateş ve külün içerisinde mücadele eden ‘Torlakçılar’ tüm zorluklara rağmen mesleklerini sürdürüyor.


Kelkit ilçesine bağlı Sadak köyünde odun kömürü elde edip ailelerinin geçimini sağlamak için ateş ve külün içerisinde zorlu şartlarda mücadele eden ‘Torlakçıların’ Nisan ayında başlayıp kış aylarına kadar devam eden üretim macerası sürüyor. Devletten kiraladıkları araziler üzerinde odun kömürü üretebilmek için aileleriyle birlikte çadırlarda yaşayan üreticiler yaptıkları işin kazancının az, rezilliğinin ise daha fazla olduğunu söylüyor.


Hayatlarının büyük bir bölümünü göçebe olarak ormanlık alanlara yakın bölgelerde geçiren üreticilerin çocukları ise küllerin içerisinde yalın ayak oyunlar oynuyor.



“Ben burada ne çekiyorsam benim çoluğum çocuğum da bunu çekiyor”


Bu mesleğin kendisine dedesinden miras kaldığını söyleyen Mithat Eren, “2004 yılından bu yana Erzincan, Bayburt, Gümüşhane ve bu bölgede Orman İşletme Müdürlüğü’nden aldığımız envanteri mangal kömürüne çeviriyoruz. Bu meşe ağacından yapılıyor yani pelit. Biz Osmaniye’den Nisan, Mayıs aylarında geliyoruz. İlk olarak burada Orman İşletme Müdürlüğünden aldığımız ürünleri kömüre çevirmek için aşamalara başlıyoruz. Temmuz ayından başlıyoruz Kasım ayına kadar. Biz bu mesleği edindik bu nedenle zorlukları da göze alıyoruz. Biz burada çadırda yaşıyoruz, günü geliyor yağmur altında kaldığımız oluyor. Dağda elektriğimiz olmuyor, suyumuz olmuyor bazı zamanlar. Bu hayatı mecburiyetten seçtik. Bu ilkel bir hayat makineler yok, sadece testere var traktör var geri kalan her şey ilkel. Yapmak zorundayız ekmek davası. Bu meslek dededen geliyor. Benim babam, amcam, halamın çocukları bu işi yapıyorlar. Biz genel olarak Mardinliler bu kömür işini yapıyoruz. Bunun baya bir uzun süreci var. Bu bin elden geçip 1 liraya gidiyor. Bana bir kazancı yok rezilliği daha çok. Ben burada ne çekiyorsam benim çoluğum çocuğum da bunu çekiyor” dedi.



“Brandaların altında helal bir ekmek kazanmaya çalışıyoruz”


Odun kömürü üretiminin çok zorlu süreçler sonucunda gerçekleştiğini belirten Celal Eren, “Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde Sadak köyünde çalışıyorum. Orman dairemizin bize verdiği bölgede ormanımıza bakım yapıyoruz ve ekmek paramızı, çoluk çocuğumuzu bu dağ başında mangal kömürünü üretmeye çalışıyoruz ve yaşadığımız çadırı görüyorsunuz, banyo yapma şartlarımız zor, geçim şartlarımız çok zor, rezilliğimizi görüyorsunuz. Bütün emeğimizi buraya veriyoruz, çalışıyoruz ve çoluk çocuğumuzu geçindirmeye çalışıyoruz. Biz buraya Nisan ayında geliyoruz kar yağana kadar burada kalıyoruz. Çoluk çocuğumuzla beraber brandaların altında helal bir ekmek kazanmaya çalışıyoruz. Biz dağdan gidip kesim yapıyoruz ve şefimizin bize gösterdiği alanları temizliyoruz, bakımını yapıp odunları getiriyoruz ve ocaklara diziyoruz. Gecemiz gündüzümüz yok. Bunu gece beklememiz lazım. Sabaha kadar bunun başında bir nöbetçimiz olması lazım. Her akşam banyo yapmamız lazım, brandanın altında yaşıyoruz. Geçimimiz çok zor, bu kömür işi çok zor. Bunu kesiyoruz, buduyoruz, atıyoruz, yola indiriyoruz, yoldan traktöre yüklüyoruz, buraya getiriyoruz, burada bir daha diziyoruz, üstünü kapatıyoruz daha sonra ateş atıyoruz. 15-20 gün yanıyor biz de o sürede mecbur burada olmak zorundayız. Bunu sahipsiz bırakamazsın. Bıraktığın an emeğinden olursun. Benim 4 tane çocuğum var. Biz de böyle büyüdük, mecburen. Yapacak başka mesleğimiz yoktu. Çocuklarımız yalın ayak biz bunları tek tek çuvallayacağız. Biz bunu üretiyoruz ama kazanamıyoruz” diye konuştu.



“7 yıldır evliyim, evlendiğim günden beri bu işi yapıyorum”


Eşiyle evlendiği günden bu yana aynı zorlukları çektiğini ifade eden Zeynep Eren, “7 yıldır evliyim, evlendiğim günden beri bu işi yapıyorum. 6 yıl Bayburt’ta kaldım, bu yıl da Kelkit’e geldim 3 çocuğum var. Burada sabahın 5’inde kalkıyorum, çocuklarım kalkmışsa onları giydiriyorum yoksa işçilere kahvaltı hazırlıyorum. İşçiler kahvaltısını yaptıktan sonra çocukları giydiriyorum. Çadırı temizliyorum, bulaşıkları yıkıyorum işçilerle birlikte çalışmaya başlıyorum. Nasıl zor olmasın ki hem çocuk hem ev hem iş hem yemek hem gelen giden. Yani zorluklar çok oluyor, 7 yıldır mecbur bu hayattayız. Biz burada çalışıyoruz bizim geleceğimiz burayla, birikimimiz burayla. Devletten ormanı alıyoruz o sayede ayakta kalıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Bakan Yumaklı: "Gübre stoklarımızda herhangi bir problem yok" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Gübre stoklarımızda herhangi bir problem yok" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir dizi ziyarette bulunmak için Gümüşhane’ye geldi. İlk olarak Gümüşhane Valiliğini ziyaret eden Bakan Yumaklı program kapsamında sırasıyla AK Parti Tekke Belde Başkanlığı, Gümüşhane Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, AK Parti İl Başkanlığı, MHP İl Başkanlığı ve Gümüşhane Belediyesi’ni ziyaret etti. Sektör Paydaşları Toplantısı’na katılan Bakan Yumaklı gündeme dair açıklamalarda bulundu. Konuşmasına İlber Ortaylı için başsağlığı dileyerek başlayan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Buraya gelirken ülkemizin yetiştirdiği çok önemli değerlerden, çok kıymetli tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefat haberini aldım. Rabbim kendisine rahmetiyle muamele eylesin. Gerçekten bazen toplumda kayıplar olur, üzüntü tarif edilir gibi değildir. Çünkü sadece bir vatandaşımızın, bir insanımızın hayatını kaybetmesi değil; bir değerin gitmesidir. Ama ben inanıyorum ki İlber Ortaylı hocamızın yetiştirmiş olduğu öğrencileri de bu ülkeye nice İlber Ortaylılar hediye etmiş olacaktır. Ben tekrar kendisine Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum. Sevenlerine, yakınlarına ve ailesine de başsağlığı diliyorum" dedi. "Risklere karşı yol haritalarımızı belirledik" İran, Amerika ve İsrail arasındaki savaş ile birlikte ortaya çıkabilecek riskler noktasında yol haritalarının belirlendiğini ifade eden Bakan Yumaklı, "Dünyada yaşanan gelişmeleri hakikaten takip etmekte hepimiz zorlanıyoruz. ‘Yeni normal’ dediğimiz unsurlar artık bizi bütün alışkanlıklarımızdan başka yerlere doğru getirmiş durumda. Elbette ki tarım ve orman sektörü, yani tarım, orman ve su olarak ifade ettiğimiz bu sektör, yeni normal dediğimiz bu unsurlardan çok yakından etkilenmeye başladı. Önce pandemi vardı. Daha sonra hâlâ 5 yıldır devam eden bir Rusya-Ukrayna savaşı var. Suriye’deki iç savaş devam ediyor. Daha sonrasında herkesin ‘Hakikaten bu kadar da olur mu?’ dediği Venezuela’daki hadiseler oldu. En son ise bugün İran, Amerika ve İsrail arasındaki savaşa şahit oluyoruz. Biz elbette devlet olarak, hükümet olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde bütün riskli alanları önceden değerlendirerek herhangi bir riskin ortaya çıkma ihtimalinde ne yapacağımızı belirlemiş durumdaydık. Her bir riskin ortaya çıkma ihtimali değerlendirildikten sonra yol haritalarımızı belirlemiş olduk" diye konuştu. "Gübre stoklarımızda herhangi bir problem yok" İran, Amerika ve İsrail arasındaki savaşla birlikte gübre ve gübre hammaddeleri tedariki ile ilgili tedbirlerin önceden alındığını ve herhangi bir olumsuzluk olmadığını belirten Yumaklı, "Özellikle İran ile Amerika ve İsrail arasındaki savaş sonrasında Türkiye’de ‘Acaba yeteri kadar gübre ya da gübre hammaddesi var mı, olacak mı? Bir sıkıntı yaşayacak mıyız?’ konusu konuşuldu. Ben şunu ifade etmek istiyorum; gübre ve gübre hammaddeleri tedarikimizi zaten yapmıştık. Bunu tekrar ifade etmek isterim. Hatta Cumhurbaşkanımız da kabine toplantısı sonrasında bunu tekrar dile getirdi. Gübre stoklarımızda herhangi bir problem yok. Bu kapsamda arzı artırma yönünde bazı tedbirler de aldık. Bunlar zaten bizim planladığımız hususlardı. Alternatif ülkelerden gübre tedarikinin gerçekleştirilmesi için Ticaret Bakanlığımızla birlikte karar alarak bazı ülkelere uyguladığımız gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz bazı gübre çeşitlerinin ihracatını durdurduk. Böylelikle bu ürünlerin yurt içerisinde daha fazla kullanılmasını sağlamış olduk. Antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden transit ticaretini ve yeniden ihracını da bu vesileyle durdurmuş olduk. Son olarak aldığımız başka bir tedbirle, 10 yıldır kullanımı yasak olan amonyum nitrat gübresinin tarımda kullanımına geçici olarak izin verdik. Bütün bu uygulamaların tamamı Çiftçi Kayıt Sistemi ve Gübre Takip Sistemi üzerinden takip edilecek. Amonyum nitratla ilgili olarak da söylüyorum; 30 Mayıs’a kadar takip edeceğiz. Ülkemizin etrafındaki bu ateş çemberinden bizler, Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde en az etkilenecek şekilde tedbirlerimizi alıyoruz. Tarımsal üretim açısından ve gıda arz güvenliği açısından hiçbir problemimiz yoktur; altını çizerek ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.