SAĞLIK - 12 Ağustos 2024 Pazartesi 16:34

Gümüşhane’de Bağımlılıkla Mücadele Toplantısında Vali Tanrısever’den önemli çağrı

A
A
A
Gümüşhane’de Bağımlılıkla Mücadele Toplantısında Vali Tanrısever’den önemli çağrı

Gümüşhane Valisi Alper Tanrısever, bağımlılıkla mücadelenin sadece kamu kurum ve kuruluşlarının değil tüm sivil toplum örgütlerinin, sendikaların ve vatandaşların milli bir vazifesi olduğunu söyledi.


Gümüşhane’de 2024 yılı Bağımlıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı Vali Alper Tanrısever başkanlığında ilgili kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.


Valilik Toplantı Salonunda gerçekleştirilen toplantıda sunum eşliğinde kamu kurum ve kuruluşlarıyla Yeşilay’ın 2018-2023 yılı Bağımlılıkla Mücadele Ulusal ve İl Eylem Planı Kapsamında yaptığı çalışmalar aktarıldı.


Toplantıda devletin bağımlılıkla mücadele konusunda uyguladığı bir eylem planı olduğunu ve bu plan çerçevesinde Gümüşhane’de yapılması gereken işler olduğunu belirten Vali Tanrısever, uyuşturucu, alkol ve sigara bağımlılığının yanında son yıllarda teknoloji bağımlığının da yer aldığını hatırlattı.



“Artık teknoloji bağımlılığı da var”


Bağımlılık deyince akla uyuşturucu, alkol, sigara bağımlılığı geldiğini fakat tüm bunların yanında artık “teknoloji bağımlılığı”nın da olduğunu ifade eden Vali Tanrısever, “Bunun için uyuşturucu bağımlılığı konusunda emniyet ve jandarmamız, kolluk güçlerimiz, diğer kurum ve kuruluşların iş birliğiyle üretimi, temini, tedariki konusunda olağanüstü tedbirler alıyorlar. Gençlerin, genç kuşakların alkol ve sigara bağımlılığı konusunda da uyguladığımız ciddi önlemler var. Şu ana kadar Gümüşhane’de 18 yaş altındaki gençlere alkol satıldığına dair bir bulguyla karşılaşmadık” dedi.



“Bu sadece bir kurumun, bir kuruluşun değil, hepimizin görevi olmalı”


Teknoloji bağımlılığıyla mücadelede her kesimin zorlandığını belirterek bu konuda sadece resmi kurumların değil ailelerin de desteğinin alınması gerektiğinin altını çizen Vali Tanrısever, “Bağımlılıkla mücadele konusunda ailelerle işbirliği içerisinde olmalıyız. Bu sadece bir kurumun, bir kuruluşun değil, hepimizin görevi olmalı. Ailelerimizle iş birliği halinde ülkemizin geleceği olan, ülkemizin istikbali olan sevgili gençlerimizi her türlü zararlı alışkanlıktan uzak tutarak, onları geleceğe sağlıklı bireyler olarak yetiştirmek hepimizin görevi olmalı” diye konuştu.



“Bağımlıkla mücadele tüm vatandaşların milli bir vazifesidir”


Bağımlıkla mücadelenin sadece bir kurumun değil, tüm kamu kurum ve kuruluşlarının, tüm sivil toplum örgütlerinin, sendikaların ve vatandaşların milli bir vazifesi olduğunu vurgulayan Vali Tanrısever, “Zira bizim anlayışımızda çocuk, bizim anlayışımızda gencin illa biyolojik olarak anne babası olmanız gerekmiyor. Çocuk çocuktur, genç gençtir. Ve o çocuklarımız, gençlerimiz bu ülkenin geleceğiz. Bağımlıkla mücadele konusunda ihmal ettiğimiz her bir genç ülkemizin geleceğinden çalınan bir taş gibidir” ifadelerini kullandı.



“Hepimizin taşın altına elimizi, icap ederse de gövdemizi sokup gençlerimizi bu illetten kurtarmamız gerekiyor”


Gümüşhane gibi milli ve manevi değerlerine düşkün, vatanını, milletini ve bayrağını çok seven bir şehrin gençlerinin, ülkenin geleceğinde önemli rol alacak, önemli görevler üstlenecek gençlerin uyuşturucu ve diğer bağımlılık türleriyle mücadelesine destek olunması gerektiğinin altını çizen Vali Tanrısever, “O yüzden bu işe sıradan bir iş veya rakamların arttırılması olarak değil de ülkenin geleceği bakımından milli bir mesele olarak bakarsanız, eminim bu konuda daha başarılı olabiliriz. Eşgüdüm, koordinasyon, işbirliği çok önemli. Tüm kurumlarımız uğraşıyor ama bir koordinasyon, bir eşgüdüm olması şart. Bu hususta tüm Gümüşhane genelinde hepinizin yardımına muhtacız. Ülkenin geleceği için buna muhtacız. Gümüşhane gibi bir yerde hiç hoş değil bu sayılar. Bir an önce bir şeylerin yapılması, hepimizin taşın altına elimizi, icap ederse de gövdemizi sokup gençlerimizi bu illetten kurtarmamız gerekiyor. Bu hususta titiz davranmanızı özellikle istirham ediyorum” dedi.



Gümüşhane’de Bağımlılıkla Mücadele Toplantısında Vali Tanrısever’den önemli çağrı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Türk çam balının dünya pazarındaki ekonomik payı arttırılacak Türkiye, 100 bin tona yaklaşan üretimiyle dünyanın en büyük ikinci bal üreticisi konumunda bulunurken, çam balında ise yüzde 90’lık payla dünya üretiminin büyük bölümünü karşılıyor. Çam balı üretimindeki bu güç, ihracata aynı ölçüde yansımıyor. Türkiye 33,5 milyon dolarlık tutarla bal ihracatında dünya sıralamasında 18’inci sırada yer alıyor. Türk bal sektörü, ihracatta da dünya genelinde ilk üç ülke arasında yer almak için ‘Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak’ isimli Ar-Ge projesi için kolları sıvadı. Bal ihracatında Türkiye lideri olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 24 ay süreli projeyi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle gerçekleştirmek için harekete geçti. İhracatta 250 milyon dolarlık potansiyele sahibiz Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle konuyu görüştüklerini ve destek sözü aldıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin 100 bin tona yaklaşan bal üretimiyle 33,5 milyon dolarlık ihracat rakamından çok daha fazlasını hak ettiğini vurguladı. Türkiye’nin bal ihracatında ortalama fiyatın 3,9 dolar olduğu bilgisini veren Girit, "Dünyada üretimde ikinci sıradayız, ancak ihracatta 18’inci sırada yer alıyoruz. Üretim gücü ile ihracat geliri arasındaki bu makas artık kapanmak zorunda. Çin 265 milyon dolar, Yeni Zelanda 250 milyon dolarlık bal ihraç ediyor. Biz de bal ihracatımızı 250 milyon dolarla bu ülkelerin seviyesine çıkmak istiyoruz. İhracatımız arttığında arıcılık sektörümüzde zincirin tüm halkaları bu refahtan payını alacak" şeklinde konuştu. Kalpaklıoğlu: "Çam balı bilimsel olarak yeterince tanımlanmamış" Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Kalpaklıoğlu, Türkiye’de Muğla başta olmak üzere, Aydın, Antalya, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale illerinde yıllık 25 bin ton çam balı üretildiğini çam balının uluslararası pazarda düşük fiyatla konumlanmasının temel nedeninin bilimsel altyapı eksikliği olduğunu söyledi. Kalpaklıoğlu, çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşenlerin yeterince tanımlanmadığını, uluslararası kabul görmüş standardizasyon ve sınıflandırma sisteminin bulunmadığını belirterek "Çam balında bulunan protokateşik asit, alfa-pinen ve beta-pinen gibi bileşenler yüksek biyolojik potansiyele sahip. Ancak bu potansiyel bilimsel yayınlarla ve uluslararası referanslarla desteklenmediği sürece ürün premium segmente taşınamıyor" dedi. Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek ‘Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak’ adlı Ar-Ge projesinin nihai hedefinin, Türkiye çam balını yüksek katma değerli ve rekabetçi bir ihracat ürünü haline getirmek olduğunun altını çizen Kalpaklıoğlu, "Çam balı, doğru bilimsel altyapı ve stratejik konumlandırma ile küresel pazarda hak ettiği yere ulaşabilecek potansiyele sahiptir. Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek. Manuka balıyla rekabet edecek seviyeye çıkarmak" diye konuştu. Balın kalitesini ve özgünlüğünü belirleyen temel unsurlardan birisi olan Protokateşik Asit (PCA) varlığının Türk çam balının en önemli biyoaktif marker bileşenlerinden biri olduğu bilgisini de veren Kalpaklıoğlu, projede çam balının PCA varlığının ortaya konulacağını vurguladı. Kalpaklıoğlu, "Türk çam balının kimyasal olarak standardizasyonu, otantik ürün doğrulaması, fonksiyonel gıda olarak konumlandırılması, uluslararası bilimsel ve ticari değerinin artırılması açısından kritik bir bilimsel gelişmedir. Bu bulgu, Türk Çam balının yalnızca geleneksel bir doğal ürün değil, aynı zamanda güçlü biyoaktif bileşenler içeren bilimsel temelli bir fonksiyonel gıda olduğunu göstermektedir" dedi. 24 aylık Ar-Ge yol haritası planlanan proje kapsamında; çam balına özgü biyoaktif ve marker birleşiklerin ileri analiz yöntemleriyle tanımlanması, canlı organizmada (in vivo) veya laboratuvar ortamında (in vitro) biyolojik etkinlik testlerinin yapılması, kimyasal yapı-biyolojik aktivite ilişkisinin ortaya konması, marker birleşiklere dayalı bilimsel sınıflandırma sistemi geliştirilmesi ve en az 10 SCI makale ve 15 uluslararası bilimsel sunum hedefleniyor.
Muğla MUSKİ binalarına yeni GES tesisleri kuruluyor MUSKİ Genel Müdürlüğü, Muğla genelinde bugüne kadar kendi tesislerinde kurduğu güneş enerjisi sistemi ile 53 Milyon TL tasarruf sağlarken, güneş enerjisi santrallerine (GES) yenilerini eklemeye devam ediyor. Bu kapsamda Turgutreis Atıksu Arıtma Tesisi çatısına kurulan 200 kilovat gücündeki GES ile yılsonuna kadar yaklaşık 1 Milyon TL tasarruf sağlanması hedefleniyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın çevre dostu ve sürdürülebilir enerji vizyonu doğrultusunda, enerjinin verimli kullanılması ve tasarruf sağlanması amacıyla il genelinde güneş enerjisi yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda, 7’nci çatı tipi uygulama olarak Bodrum Turgutreis Atıksu Arıtma Tesisi’nin çatısına kurulan güneş enerjisi sistemi devreye alındı. Kurulan sistemle yıllık yaklaşık 1 milyon TL tasarruf sağlanması hedefleniyor. Yenilenebilir enerjiyle sürdürülebilir tasarruf MUSKİ Genel Müdürlüğü, çevreye zarar vermeyen yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak bugüne kadar yaklaşık 53 milyon TL tasarruf elde etti. Bu tasarrufla tesislerin tükettiği elektriğin büyük bir bölümü karşılanırken, temiz enerji kullanımı sayesinde hava kirliliği ve karbon salınımı da azaltılmış oldu. Planlı yatırımlar kapsamında il genelindeki atıksu arıtma tesislerine güneş enerjisi sistemleri kurulmaya devam ediyor. Bugüne kadar, Fethiye, Menteşe ve Milas’ta beş çatı tipi güneş enerjisi sistemi devreye alınırken; en büyük yatırımlardan biri olan Denizova’daki arazi tipi güneş enerjisi tesisi hizmete girdi. Son olarak Bodrum Turgutreis Atıksu Arıtma Tesisi’nin çatısına kurulan GES projesi tamamlanarak faaliyet göstermeye başladı ve tesisin enerji ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayarak yaklaşık 1 milyon TL tasarruf sağlaması hedefleniyor. Tüm bu güneş enerjisi sistemleriyle yaklaşık 17 Milyon kilowat elektrik üretildi ve yaklaşık 53 Milyon TL tasarruf sağlandı. Bu üretim, 2025 yılı içerisinde Dalaman, Datça, Seydikemer ve Ula ilçelerimizde idaremizin faaliyet alanlarında kullandığı elektrik ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde bulunuyor. Sistemler ayrıca tesislerin enerji ihtiyacının büyük bölümünü güneşten karşılayarak hem maliyetleri düşürüyor hem de temiz enerji kullanımını destekliyor. 2026 yılında da ges yatırımları sürecek MUSKİ Genel Müdürlüğü 2026 yılında da dört adet arıtma tesisinin çatılarına daha güneş enerjisi santrali kurulumunu gerçekleştirmeyi planlıyor. Bu projelerle hem tesislerin enerji maliyetlerinin düşürülmesi hem de çevre dostu üretim modelinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Güneş enerjisi yatırımları, sadece elektrik üretmekle kalmıyor; aynı zamanda sürdürülebilir enerji kullanımının ve çevre koruma bilincinin vatandaşlar için uygulamalı olarak önemli bir örneği oluyor. Kurulacak olan bu dört yeni santral, yenilenebilir enerji kullanımını artırarak karbon salınımını azaltacak ve hava kirliliğinin önüne geçecek. Ayrıca üretilecek enerji, tesislerin elektrik ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacak ve maliyetlerde önemli tasarruf sağlayarak ileride hayata geçirilecek projeler için kaynak oluşturulmuş olacak.