EKONOMİ - 02 Mart 2026 Pazartesi 10:54

MUSKİ binalarına yeni GES tesisleri kuruluyor

A
A
A
MUSKİ binalarına yeni GES tesisleri kuruluyor

MUSKİ Genel Müdürlüğü, Muğla genelinde bugüne kadar kendi tesislerinde kurduğu güneş enerjisi sistemi ile 53 Milyon TL tasarruf sağlarken, güneş enerjisi santrallerine (GES) yenilerini eklemeye devam ediyor. Bu kapsamda Turgutreis Atıksu Arıtma Tesisi çatısına kurulan 200 kilovat gücündeki GES ile yılsonuna kadar yaklaşık 1 Milyon TL tasarruf sağlanması hedefleniyor.


Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın çevre dostu ve sürdürülebilir enerji vizyonu doğrultusunda, enerjinin verimli kullanılması ve tasarruf sağlanması amacıyla il genelinde güneş enerjisi yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda, 7’nci çatı tipi uygulama olarak Bodrum Turgutreis Atıksu Arıtma Tesisi’nin çatısına kurulan güneş enerjisi sistemi devreye alındı. Kurulan sistemle yıllık yaklaşık 1 milyon TL tasarruf sağlanması hedefleniyor.


Yenilenebilir enerjiyle sürdürülebilir tasarruf


MUSKİ Genel Müdürlüğü, çevreye zarar vermeyen yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak bugüne kadar yaklaşık 53 milyon TL tasarruf elde etti. Bu tasarrufla tesislerin tükettiği elektriğin büyük bir bölümü karşılanırken, temiz enerji kullanımı sayesinde hava kirliliği ve karbon salınımı da azaltılmış oldu. Planlı yatırımlar kapsamında il genelindeki atıksu arıtma tesislerine güneş enerjisi sistemleri kurulmaya devam ediyor. Bugüne kadar, Fethiye, Menteşe ve Milas’ta beş çatı tipi güneş enerjisi sistemi devreye alınırken; en büyük yatırımlardan biri olan Denizova’daki arazi tipi güneş enerjisi tesisi hizmete girdi. Son olarak Bodrum Turgutreis Atıksu Arıtma Tesisi’nin çatısına kurulan GES projesi tamamlanarak faaliyet göstermeye başladı ve tesisin enerji ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayarak yaklaşık 1 milyon TL tasarruf sağlaması hedefleniyor.


Tüm bu güneş enerjisi sistemleriyle yaklaşık 17 Milyon kilowat elektrik üretildi ve yaklaşık 53 Milyon TL tasarruf sağlandı. Bu üretim, 2025 yılı içerisinde Dalaman, Datça, Seydikemer ve Ula ilçelerimizde idaremizin faaliyet alanlarında kullandığı elektrik ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde bulunuyor. Sistemler ayrıca tesislerin enerji ihtiyacının büyük bölümünü güneşten karşılayarak hem maliyetleri düşürüyor hem de temiz enerji kullanımını destekliyor.


2026 yılında da ges yatırımları sürecek


MUSKİ Genel Müdürlüğü 2026 yılında da dört adet arıtma tesisinin çatılarına daha güneş enerjisi santrali kurulumunu gerçekleştirmeyi planlıyor. Bu projelerle hem tesislerin enerji maliyetlerinin düşürülmesi hem de çevre dostu üretim modelinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Güneş enerjisi yatırımları, sadece elektrik üretmekle kalmıyor; aynı zamanda sürdürülebilir enerji kullanımının ve çevre koruma bilincinin vatandaşlar için uygulamalı olarak önemli bir örneği oluyor. Kurulacak olan bu dört yeni santral, yenilenebilir enerji kullanımını artırarak karbon salınımını azaltacak ve hava kirliliğinin önüne geçecek. Ayrıca üretilecek enerji, tesislerin elektrik ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacak ve maliyetlerde önemli tasarruf sağlayarak ileride hayata geçirilecek projeler için kaynak oluşturulmuş olacak.



MUSKİ binalarına yeni GES tesisleri kuruluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Marmara’nın derinliklerindeki "Hayalet Ağ" tehdidine sanat dokunuşu: Çıkarılan ağlar sanat eserine dönüştü Marmara Denizi’ndeki ekosistemi ciddi şekilde tehdit eden ve "hayalet ağ" olarak bilinen terk edilmiş balıkçı ağları, düzenlenen kapsamlı bir operasyonla deniz dibinden temizlendi. Deniz kirliliğine dikkat çekmek amacıyla hayata geçirilen "Mavi İz" projesi kapsamında çıkarılan atıklar sanat eserine dönüştürülerek çevre farkındalığı sağlandı. Türkiye genelinde deniz kirliliğiyle mücadele son yıllarda ivme kazanırken, 2025 yılı verilerine göre denizlerden 11 yılda çıkarılan 2.9 milyon metrekare hayalet ağ; sorunun boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. 3 Mart Dünya Omega-3 Günü kapsamında Orzax’ın öncülüğünde Adalar Belediyesi, Deniz Temiz Derneği/TURMEPA ve Sualtı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği (SUFOD) iş birliğiyle yürütülen çalışmayla birlikte; denizlerin sürdürülebilirliği ve çevre bilincinin artırılması için dikkat çekici bir projeye imza atıldı. Deniz kirliliğine dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla üç yıl önce başlatılan sosyal sorumluluk projeleri, her yıl farklı bir tema ve sloganla aralıksız sürdürülüyor. Bu kapsamda; projenin ilk yılında "Mavi Bayrak, Mavi Kalp", ikinci yılında "Mavi Gelecek" temasıyla hayata geçirilen çalışmalar, bu yıl ise "Mavi İz" adı altında gerçekleştirildi. Marmara Denizi’ndeki su altı canlı hayatı ve ekosistem için ciddi tehlike oluşturan hayalet ağlar ve atık malzemeler; Büyükada açıklarında uzman dalgıçlar tarafından gerçekleştirilen çalışmalarla birlikte su altından temizlenerek karaya çıkarıldı. Deniz dibinden çıkarılan terk edilmiş ağlar ve plastik atıklar, heykel sanatçısı Büşra Kölmük tarafından özgün bir sanat eserine dönüştürüldü. Proje, sadece bir temizlik hareketi olmasının ötesinde, çevresel sorumluluğu görsel bir mesajla topluma ulaştırmayı amaçlıyor. Deniz ekosistemindeki tahribatı ve doğanın korunması gerektiğini simgeleyen bu eserle, su altındaki "görünmez" tehlikenin toplum tarafından fark edilmesi hedefleniyor. "Denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında kurtarılan hayatlar demek" TURMEPA Genel Müdür Yardımcısı Mine Göknar, denizlerin hayalet ağlardan temizlenmesinin ekosistemin yanı sıra insan sağlığı ve sürdürülebilir beslenme açısından da kritik olduğuna dikkat çekerek, "Yaptığımız bu önemli çalışmada, Büyükada çevresinde denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında sandığımızdan çok daha önemli bir işi başardı. Ve başarmaya da devam edeceğini umuyorum. Bu ağlar plastikten yapıldığı için zamanla parçalanarak mikroplastikleri sularımıza karışıyor maalesef. Denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında kurtarılan hayatlar demek. Küçük bir müdahale gibi görünebilir ama deniz için gerçekten oldukça büyük bir adım" dedi. "Sadece Büyükada’da değil iç denizlerimizde de aynı sorunlarla karşı karşıyayız" TV Programcısı ve doğa aktivisti Güven İslamoğlu, bu tür çalışmaların büyük şirketlerin desteğiyle gerçekleştirilmesinin bütçe ve insan emeği açısından büyük önem taşıdığını dile getirerek, "Hayalet ağlar ve su uzun zamandır çalıştığım konulardan bir tanesi. Çok zor bir iş. Niye? Bu ağları çıkartmanız öyle kolay değil; enerji harcamanız lazım, bütçe ve insan emeği gerekiyor. Maalesef yer altını, özellikle de su altını es geçiyoruz. Sadece denizlerimizde, Büyükada’da değil, iç denizlerimizde de aynı sorunlarla karşı karşıyayız. Şirketlerin sosyal sorumluluk projeleri kapsamında dip temizliği yapılıyor. Bu tür şirketlere çok ihtiyacımız var. Biz de şirketlerle beraber, ortak çalışıyoruz. Bu projede bende varım ve destek veriyorum" ifadelerini kullandı. "Denizlerde hayat varsa Omega-3’ü de sürdürülebilir şekilde elde edebiliyorsunuz" Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu, denizlerin temizliğinin Omega-3 kaynaklarının sürdürülebilirliği ve kalitesi için hayati önem taşıdığını vurgulayarak, çevresel sürdürülebilirlik ile insan sağlığı arasındaki bağlantıya dikkat çekti. Alimoğlu konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Omega-3’lerin en temel kaynağının denizler olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla denizlerde hayat varsa buradaki kaynağı da sürdürülebilir bir şekilde elde edebiliyorsunuz. Omega 3, 22 yıl önceki kuruluş dönemimizde piyasaya sunduğumuz ilk ürünlerden biriydi. Bu alana duyduğumuz hassasiyet ve çevresel sorumluluk bilincimiz doğrultusunda; deniz kirliliğine ve ekosistemin korunmasına dikkat çekmek amacıyla bu projeyi hayata geçirdik. Toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla üç yıl önce başlatılan sosyal sorumluluk projemizi, her yıl farklı bir tema ve sloganla aralıksız sürdürüyoruz. Bu kapsamda; projenin ilk yılında "Mavi Bayrak, Mavi Kalp", ikinci yılında "Mavi Gelecek" temasıyla hayata geçirdiğimiz çalışmalar, bu yıl ise "Mavi İz" adı altında gerçekleştirdik. Bizim çalışmış olduğumuz pazar insanların sağlığını koruyan, sağlıklı yaşamalarını sağlayan, hastalıkları önleme amacıyla kullanılan ürünlerden oluşuyor. Yaşlanmadan önce, hastaneye gitmeden önce insanların hayatına dokunabilecek ürünler üretiyoruz. Omega-3’de bu kategorilerden birisi. İnsan sağlığı üzerine özellikle göz, beyin, sinir sistemi ve kalp damar sağlığı noktasında olumlu etkileri olan bir ürün kategorisi." "Yarın bir pişmanlık duymamak için bugünden farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz" Endüstrileşme nedeniyle çevre kirliliğinin ciddi boyutlarda arttığını ve bu noktada hızlıca önlemler alınması gerektiğini belirten Alimoğlu, "Denizler yüz binlerce canlının yuvası aslında dönüp baktığımızda. Aynı zamanda iklimin sağlıklı şekilde yürüyebilmesi için, sıcağın dengelenebilmesi için, çok önemli bir pozisyonda. Bir taraftan beslenme zinciri açısından hayatımıza değer katan besin zinciri noktasında önemli bir pozisyonda. Yüz binlerce canlıya ev sahipliği yapan, dolayısıyla ciddi bir biyokütleyi kendi yapısında barındırıyor. Denizlerin bu besleyici hayat düzeyine ulaşabilmesi belki milyarlarca yıl aldı. Fakat özellikle son dönemlerde toplumların ciddi şekilde endüstrileşmesi, plastiklerin hayatımıza girmesiyle beraber çok hızlı şekilde kirlettiğimizi görüyoruz. Dolayısıyla yarın bir pişmanlık duymamak, bugünden önlenebilecek bir pozisyonda olduğumuz için şu an sosyal sorumluluk projeleriyle bu alanda farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz" diye aktardı. "Bu ekosistemin hayatımıza çok büyük katkıları var, onu korumamız gerekiyor" Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, hayalet ağların deniz ekosistemi üzerindeki yıkıcı etkisine ve bu ağların çıkarılmasının oldukça zahmetli bir süreç olduğuna dikkat çekerek, şunları aktardı: "Yıllardır etkinlikler yapıyoruz ama bu proje geldiğinde çok heyecanlandım. Bu farkındalığı herkesin bilmesi çok kıymetli. Su üstündeki hayat gibi denizin altında da bir ekosistem var ve hayatın devamında, o sistemin de bizim hayatımıza çok büyük katkıları var ve bu ekosistemi korumamız gerekiyor. Orzax Mavi İz projesiyle geldiğinde ben de özellikle bir su altı balıkadamı olarak yıllardır verdiğim desteği verdim ve severek kabul ettim. Beraber denizin dibindeki canlılığı ve yavaş yavaş yok olmaya yüz tutmuş hayatı beraber görüntüledik, temizledik. Hem denizin altındaki ekosistemi korumak hem de suyun altındaki hayatı ve farkındalığı vurgulamak çok büyük bir olay." "Su altından çıkarmadığınızda hayalet ağlar yaklaşık 150 yıl pasif avlanmaya devam ediyor" Marmara Denizi’nin hayalet ağ konusunda riskli bir durumda olduğunun altını çizen Akpolat, "Şu gerçeği söyleyelim: Marmara Denizi bizden yardım istiyor, içerideki ekosistem bizden destek istiyor. O alttaki ağlar o kayalara, o doğal taşlara takıldıkça ve oradan çıkarılmadıkça aşağıdaki yaşayan bütün canlılara tehlike arz etmeye devam ediyor. Onları oradan çıkarmadığınızda hayalet ağlar yaklaşık 150 yıl pasif avlanmaya devam ediyor. Bu konuda dikkat edilmesi lazım, denetimlerin yapılması lazım, temizlememiz lazım. Tabii bu sadece birkaç gönüllünün yapmasıyla mümkün değil; burada devletin üstüne düşen de bizlerin üstüne düşen de çok büyük görevler var. Vatandaşlarımızın üstüne de düşen çok büyük görevler var. O yüzden hayatımın son noktasına kadar bu konuda uğraşları vereceğim" dedi. Düzenlenen etkinliğe Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu, Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, TURMEPA Genel Müdür Yardımcısı Mine Göknar, Tv Programcısı Doğa Aktivisti Güven İslamoğlu ve çok sayıda doğasever katılım sağladı.
Antalya Tazelenme Üniversitesi bahar dönemi öğrencileri Kepez Belediyesi’nde gönüllü görev alacak Akdeniz Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yürütülen 60+ Tazelenme Üniversitesi Projesi kapsamında, 2025–2026 Bahar Dönemi’nde öğrenciler Kepez Belediyesi birimlerinde gönüllü olarak görev alacak. "Yaşlı Dostu Kepez" vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen iş birliğiyle, 60 yaş ve üzeri bireylerin bilgi, deneyim ve yaşam birikimlerinin yerel yönetim hizmetlerine aktarılması hedefleniyor. Gönüllüler; ofis hizmetlerinden danışma ve sekreterliğe, park ve bahçelerden hayvan barınaklarına, kütüphane ve müzelerden basın birimlerine, kreşlerden sosyal hizmet ve sağlık merkezlerine kadar farklı alanlarda katkı sunacak. Her birimde 8–10 kişilik kontenjan planlaması yapılırken, sürecin sağlıklı yürütülmesi için belediye bünyesinde birim sorumluları görevlendirilecek. Çalışmalar, 9 Ekim 2005 tarihli ve 25961 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "İl Özel İdaresi ve Belediye Hizmetlerine Gönüllü Katılım Yönetmeliği" çerçevesinde yürütülecek olup uygulamaya güçlü bir hukuki zemin sağlıyor. Kepez’de başlayacak yeni dönem aktif yaşlanma yaklaşımını daha kurumsal ve sürdürülebilir bir zemine taşıyacak. "Bizim pusulamız vicdandır" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, belediyenin meclis salonundaki tanıtım programında yaptığı konuşmada, "Bugün sadece bir gönüllülük programı başlatmıyoruz; şehrin hafızasını yeniden harekete geçiriyoruz. Yaş almak geride durmak değildir, yön vermektir. Gençlerde hız vardır ama yaşlılarda istikamet vardır. Hız istikametsiz olursa savrulur. Biz savrulmayacağız. Çünkü bizim pusulamız vicdandır" şeklinde konuştu. "Bu şehrin tecrübesiyle geleceğini buluşturuyoruz" Başkan Kocagöz, belediyeciliği yalnızca fiziki hizmet üretimi olarak görmediklerini belirterek, "Bizim için belediyecilik; gönül almak, insana dokunmak ve birlikte üretmektir. Bu şehrin tecrübesiyle geleceğini buluşturuyoruz" dedi. Programın koordinasyonunda emeği geçen akademik kadroya ve özellikle Prof. Dr. İsmail Tufan’a teşekkür eden Başkan Kocagöz, gönüllülük sürecinin kuşaklararası etkileşimi güçlendireceğini ve Kepez’i sosyal belediyecilikte örnek bir modele dönüştüreceğini ifade etti.
İstanbul Çolakoğlu Metalurji, Wire & Tube Fuarı’na hazırlanıyor Çelik üreticisi Çolakoğlu Metalurji, 13-17 Nisan 2026 tarihlerinde Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenecek olan, dünyanın en prestijli demir çelik fuarlarından Wire & Tube’da yenilikçi çözümlerini sergileyecek. Türkiye’nin önde gelen çelik üreticilerinden Çolakoğlu Metalurji, 13-17 Nisan 2026 tarihlerinde Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenecek Wire & Tube Fuarı’na katılacak. Şirket, küresel demir-çelik sektörünün en prestijli organizasyonları arasında yer alan fuarda, ileri teknolojiyle üretilen katma değerli ve yüksek kaliteli ürünlerini uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturacak. 65 ülkeden yaklaşık 2 bin 700 katılımcıyı ve on binlerce ziyaretçiyi bir araya getirmesi beklenen fuar kapsamında Çolakoğlu Metalurji, 4. Salon F30 numaralı alanda yer alacak; mevcut ve potansiyel iş ortaklarını standında ağırlayacak. Şirket, fuar süresince uluslararası pazardaki güçlü konumunu pekiştirmeyi ve ihracat hacmini artırmayı hedefleyecek. Küresel pazarlarda güçlü büyüme hedefi Çolakoğlu Metalurji Satış ve Pazarlama Direktörü Gökhan Erdem, Ar-Ge ve inovasyon odaklı üretim anlayışıyla müşterilere özel çözümler geliştirmeye devam ettiklerini belirterek, Wire & Tube Fuarı’nın küresel ölçekte marka değerini güçlendirmek ve yeni iş birlikleri geliştirmek açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.
Erzurum Erzurum’da öğrenciler "Zimem Defteri" geleneğini sürdürüyor Erzurum Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri, Osmanlı Devleti’nden günümüze ulaşan anlamlı bir dayanışma geleneği olan "Zimem Defteri" uygulamasını yaşatarak örnek bir davranış sergiledi. Öğrenciler, ihtiyaç sahibi ailelerin mahalle bakkallarındaki veresiye borçlarını kapatarak hem tarihî bir mirası canlandırdı hem de toplumsal yardımlaşma bilincini güçlendirdi. Osmanlı döneminde özellikle Ramazan aylarında hayırseverler, mahalle esnafına giderek "zimem defteri" olarak bilinen veresiye kayıtlarını incelemeden rastgele bir sayfa seçer ve o sayfadaki borçları öderdi. Böylece hem borcu olan kişinin onuru korunur hem de toplumda gizli bir iyilik halkası oluşurdu. Aynı anlayışla hareket eden öğrenciler topladıkları yardımlarla bazı ailelerin borçlarını kapatarak yüzlerde tebessüm oluşturdu. Bu anlamlı davranış sayesinde öğrenciler, sadece maddi bir destek sunmakla kalmadı; paylaşmanın, empati kurmanın ve geçmişten gelen değerleri yaşatmanın önemini de yaşayarak öğrendi. Dayanışma ruhunun güçlenmesine katkı sağlayan bu çalışma, okul camiasında büyük takdir topladı. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Selçuk Göçgen, yapılan çalışma ile ilgili olarak, "Osmanlı’dan miras kalan böylesine güzel bir geleneğe öncülük etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Öğrencilerimizin hem tarih bilinci kazanması hem de yardımlaşma duygusunu ortaya koyması ev sahip çıkması bizler için çok kıymetli. Bu tür faaliyetlerle milli ve manevi değerlerimizi yaşatmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Bu anlamlı davranış, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurarken; iyiliğin, dayanışmanın ve kardeşliğin her dönemde yaşatılabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Kahramanmaraş Asırlık Maraş abaları Tarihi Taş Han Çarşısı’nda yaşatılıyor Kahramanmaraş’ta Tarihi Taş Han Çarşısı’nda esnaflık yapan Hasan Gündoğdu, geçmişi 110 yılı aşan Maraş abalarını koruyarak kentin unutulmaya yüz tutan kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmaya çalışıyor. Osmanlı döneminden günümüze ulaşan yöresel kıyafetler, bugün hem kültürel değer hem de tarihi miras olarak dikkat çekiyor. Kahramanmaraş’ta babadan oğula aktarılan esnaflık geleneğini sürdüren Hasan Gündoğdu, ailesinin 1961 yılından bu yana Tarihi Taş Han Çarşısı’nda faaliyet gösterdiğini belirterek, "1961 yılında babamız bu çarşıda esnaflığa başladı. O günden bugüne aynı mesleği sürdürüyoruz. Babamız hala zaman zaman dükkana gelerek bizlere destek oluyor. Bu çarşıda büyüdük, bu kültürün içinde yetiştik" dedi. "Abalardan birini Cumhurbaşkanımıza birini de Bakan Kurum’a takdim ettik" 2020 yılında hayatını kaybeden ağabeyinin yıllar önce Anadolu’nun farklı köylerini dolaşarak topladığı Maraş abalarının bugün büyük bir kültürel değer taşıdığını, artık nadir bulunan eserler arasında yer aldığını kaydederek, "Rahmetli ağabeyim yaklaşık 35 yıl önce köy köy gezerek sadece 5 adet aba bulabilmişti. O dönemlerde bile bu kıyafetlere ulaşmak oldukça zordu. Günümüzde ise neredeyse tamamen yok olmuş durumda. 5 abadan birini Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, birini de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum’a takdim ettik. Şu anda elimizde yalnızca 3 aba kaldı. Bunların geçmişi yaklaşık 100-110 yıl öncesine dayanıyor ancak uzmanların incelemelerine göre 150 yıllık olma ihtimali de bulunuyor" dedi. "Elimizde kalan abaları büyük bir titizlikle muhafaza ediyoruz" Akademisyenler tarafından incelenen tarihi abaların maddi değerinin belirlenemediğini ifade eden Gündoğdu, "Hocalarımız inceleme yaptı ancak bu eserler için fiyat biçilemeyeceğini söylediler. Bizler de elimizde kalan abaları büyük bir titizlikle muhafaza ediyoruz. Değerini gerçekten bilen bir alıcı çıkarsa değerlendirebiliriz ancak önceliğimiz bu kültürü yaşatmak" şeklinde konuştu. "Kültürel miras olarak yaşatılıyor" Yaklaşık 45 yıldır mesleğin içinde olduğunu ifade eden Gündoğdu, "Artık bu kıyafetler günlük kullanım için değil, kültürel miras olarak yaşatılıyor. Biz de geçmişten kalan bu değerleri koruyarak gelecek nesillere aktarmaya çalışıyoruz" diye konuştu.