KÜLTÜR SANAT - 13 Ekim 2025 Pazartesi 09:24

Gümüşhane’de üretiliyor, Avrupa’da çalıyor... Eski musluklar bu ilçede zile dönüşüyor

A
A
A
Gümüşhane’de üretiliyor, Avrupa’da çalıyor... Eski musluklar bu ilçede zile dönüşüyor

Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinde hurda musluk ve bataryaları usta ellerde yeniden hayat bularak Türkiye’nin dört bir yanına ve hatta yurt dışına ulaşan eşsiz bir tınıya dönüşüyor. Asırlık el yapımı zil üretimi ilçe halkı için de önemli bir geçim kapısı oluyor.


İlçeye bağlı Cami Yanı mahallesinde yıllardır süregelen bu özel zanaat, geri dönüşümün en sanatsal örneklerinden birini teşkil ediyor. Hurdacılardan toplanan eski musluklar, bataryalar ve pirinç içeren diğer atık metaller yüksek ateşte eritilerek sıvı hale getiriliyor. Ustalar vadiye adını veren Harşit Çayı’nın yatağından topladıkları özel kumu kullanarak zillerin kalıplarını büyük bir titizlikle hazırlıyor. Eritilen sıcak metal, ustaların ayaklarıyla çiğneyerek sıkılaştırdıkları bu kum kalıplara dökülerek zilin ilk hali oluşturuluyor.


Bu zanaatı özel kılan en önemli aşama "akort" olarak da bilinen ses ayarlaması. Her bir zil, istenen net ve yankılı sesi vermesi için ustalar tarafından özel tekniklerle ayarlanıyor. Geleneksel olarak büyükbaş ve küçükbaş hayvanların boynuna takılan bu ziller, son yıllarda otantik bir dekorasyon objesi olarak da büyük ilgi görüyor.


Kürtün’de kuşaktan kuşağa aktarılan bu zanaat mahalle sakinlerinin en önemli geçim kaynaklarından biri olmayı sürdürürken üretilen ziller Türkiye’nin farklı illerine gönderilmesinin yanı sıra bazı Avrupa ülkelerinde de ilgi görüyor.


Kürtün’den dünyaya yayılan melodi


Ustaların atık malzemelerden yaptığı bu sanat eserleri hem sürdürülebilir bir üretim modeli sunuyor hem de bölgenin kültürel mirasını geleceğe taşıyor.


UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesine aday gösterilebilecek bu zanaatla Kürtün’de yapılan ziller atık bir metalin nasıl değerli bir melodiye dönüşebileceğinin en etkileyici kanıtı olarak çınlamaya devam ediyor.


Mahallede 35 yıldır geleneksel zil üretimi yapan Salim Düzgün (53), "Bu sanat baba mesleği. 35 senedir yapıyorum. Eski hurda muslukları eritip çana, zile döndürüyoruz. Ben bu sanatı babamı seyrederek öğrendim. Alıştığım için bana zor gelmiyor artık. Önce kalıp yapıyoruz, sonra metalleri eritip kalıba döküyoruz. Bu sürecin tamamı ince işçilik gerektiriyor. Bu yaptığımı zilleri Türkiye’nin her yerine gönderiyoruz. Yurt dışına da gönderiyoruz" dedi.


23 yaşındaki genç usta: Emre Düzgün


Ailesiyle birlikte zil ustalığı yapan 23 yaşındaki Emre Düzgün de lise eğitiminin ardından babası ve amcasıyla birlikte bu işi yapmaya başladığını belirterek "Burada bir iki yıl kurs gördüm. Babam ve amcamdan öğrendim. Bir iki senenin sonunda sosyal medya hesabına geçiş yaptık. Araçla gezmek zorunda kalıyorduk, satılmıyordu. Şimdi teknoloji geliştikçe, internetten satımı daha kolay oldu. Şu an müşteri durumumuz gayet iyi. Çalışıyoruz abim, ben, amcamla birlikte aynı aileden 4 kişi çalışıyoruz biz. Ben bu mesleği devam ettireceğim. Önceden beri böyle işlere, ticarete hevesim vardı" diye konuştu.


"Sesinin ince ayarını müşteri isteğine göre yapıyoruz"


Eski muslukların zile dönüşme sürecini anlatan Düzgün, şunları söyledi:


"Biz bu muslukları Trabzon’dan alıyoruz. Parça halinde ısıtıp kırıyoruz. Kırdıktan sonra toprak demir potanın içine koyuyoruz. 1000 derecelik ocakta fan sistemiyle, körük sistemiyle çalışan ocakta kaynıyor bu. Önce bunu kaynatıyoruz. Sonra kumdan yaptığımız kalıplarımıza modellerimizi diziyoruz. 40 tane modelimiz var bizim. Hepsinin ayrı ayrı kalıpları, hepsinin ayrı ayrı üstleri var. Sarının ayarını yapıyoruz. Bakır gerekiyorsa bakır katıyoruz çinko gerekiyorsa çinko katıyoruz. Sonra aktarma işlemi yapıyoruz. Bu işlem yaptıktan sonra model bu şekilde dönüşüyor. Bundan sonra da tornada parlatıyoruz. Ötmesini sağlayan bir toka takıyoruz. Sesinin ince ayarını müşteri isteğine göre yapıyoruz."


"Bulgaristan’dan duyulmuş oraya da gönderiyoruz"


Ürettikleri zilleri genellikle Türkiye ve yurt dışına sattıklarını ifade eden Düzgün, "Biz genelde büyük esnaflara veriyoruz. Kimi zaman perakende veriyoruz çobanlara, hayvancılık yapanlara. Müşterinin isteğine göre ince ses isteyen olsa ince ses, kalın ses isteyen olsa kalın ses yapıyoruz. Bulgaristan ve bazı Avrupa ülkelerine gönderiyoruz. Ben ilk başta bu işi yaparken Türkiye’de satıyordum. 20-23 santimlik zil dökmeye başlayınca Bulgaristan’dan duyulmuş. Oraya gidenler 3-4 kiloluk ziller oluyor. Onları genelde deveye takıyorlar ya da dekorasyonda kullanıyorlar. Bunlar boy boydur. Hepsinin kullanım alanları farklıdır. Tamamen bir zevk meselesi. Oltada kullanılıyor. Kimisi hayvanda kullanıyor, kimisi evinde kullanıyor, kimisi kapı zili ile yapıyor. İsteyen istediği gibi kullanabiliyor" ifadelerini kullandı.


Genç usta Emre Düzgün, dede mesleğini sürdüreceğini belirterek, "Babamlar dedemden öğrenmiş. Ben de babamla amcamdan öğrendim. Ben bu işi sürdürmeyi planlıyorum. Devam ediyorum. Allah’a şükür işimizden memnunuz. Zor bir meslek. Herkesin yapabilecek olduğu bir meslek değil" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Yalova’daki terörist ile HTS kaydına "hurma" savunması Yalova’da 3 polisin şehit olduğu terör örgütü DEAŞ operasyonunun ardından yürütülen soruşturma kapsamında Kocaeli’de tutuklanan ve hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istenen sanık Rıza Turgay L., delil yetersizliğinden beraat etti. Seyyar satıcı olan sanık, çatışmada öldürülen teröristle olan telefon irtibatını ise "Bana hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum" sözleriyle savundu. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yargılanan tutuklu sanık Rıza Turgay L. (45) ile avukatı Gizem Dirbisoğlu katıldı. İddianameden detaylar Duruşmada, terör örgütü DEAŞ’ın hücresel yapılanmasına dikkat çekilen iddianamenin detayları okundu. İddianamede, 29 Aralık 2025’te Yalova’daki çatışmada etkisiz hale getirilen terörist Zafer Umutlu’nun kullandığı "@zafer_ebuhafsa" uzantılı Telegram hesabında ses kaydının bulunduğu, örgütsel paylaşımlar yapıldığı ve şahsın bir sosyal medya grubuna da üye olduğu belirtildi. Soruşturma dosyasında ayrıca, terörist Zafer Umutlu’nun Temmuz 2025’te Semih Can Y.’den 100 bin lira borç istediği, Semih Can Y.’nin HTS kayıtları incelendiğinde ise sanık Rıza Turgay L. ile iletişimde olduğunun tespit edildiği bilgisi yer aldı. Sanığın Kocaeli’nin Darıca ilçesindeki evinde 31 Aralık 2025’te yapılan aramalarda ise terör örgütü DEAŞ’ın flaması, amblemini içeren ve suç unsuru olduğu değerlendirilen üzerinde Arapça yazılı siyah bere ile metal anahtarlık ele geçirildiği kaydedildi. Ayrıca, iddianamedeki dijital verilerde ise L.’nin rehberinde Yalova’daki çatışmanın faillerinden Zafer Umutlu’nun "Zafer Yalova" adıyla kayıtlı olduğu ve ikili arasında 26 Şubat - 14 Aralık 2025 tarihleri arasında WhatsApp üzerinden irtibat kurulduğu ifade edildi. "Teröristin beni hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum" Kimlik tespitinde aylık 20 bin lira geliri olduğunu ve seyyar satıcılık yaptığını belirten sanık Rıza Turgay L., hakkındaki suçlamaları reddederek, terör örgütüyle hiçbir bağlantısının ve irtibatının bulunmadığını savundu. HTS kayıtlarında irtibatı tespit edilen terörist Zafer Umutlu’yu tanımadığını öne süren sanık savunmasında, "Zafer Umutlu’yu tanımıyorum. Olay sonrası araştırdığımda benden hurma fiyatını sormak için arayan şahıslardan olduğunu düşünüyorum. Semih Can Y.’yi ise tanıyıp tanımadığımı bilmiyorum ancak Semih adlı kendisine telefon parçası sattığım bir şahıs vardır, soruşturma aşamasında bundan bahsetmiştim, bu şahısla görüşmüşsem iş nedeniyledir, hiçbir yere ortak seyahatimiz olmadı. Mehmet Cami Sordabak’ı ise tanımıyorum. 4 kez irtibatımın telefon malzemesi satışından dolayı olabileceğini düşünüyorum" dedi. "Bere ve anahtarlığı Eminönü’nden aldım" Sanık, savunmasına şöyle devam etti: "Telefonumda tespit edilen videonun örgütsel bir yönü yoktur, ne şekilde telefonuma geldiğini hatırlamıyorum. İnternet sitelerinden gezindiğim linklerden yanlışlıkla basmam nedeniyle telefonuma inmiş olabilir, bilinçli şekilde kaydetmedim. İddianamede belirtilen anahtarlık ve berenin örgüt mensuplarınca kullanıldığını soruşturma aşamasında öğrendim. Ben bunları Eminönü’nden satın aldım, suç oluşturduğunu bilmiyordum. Üzerlerinde DEAŞ ile ilgili hiçbir şey yazmaz. Ben daha önce DEAŞ’a üyelik suçundan yargılandım ve hakkımda beraat kararı verildi, kesinleşti. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum." "Bere ve anahtarlık hala internet siteleri üzerinden de satılan eşyalardır, bakılabilir" Sanık avukatı Gizem Dirbisoğlu da müvekkilinin savunmasına katıldığını belirterek, "İddianamede suçlamaya dayanak yapılan bere ve anahtarlık hala internet siteleri üzerinden de satılan eşyalardır, bakılabilir. Ayrıca Mehmet Cami Sordabak ve Zafer Umutlu ile müvekkilimin birebir irtibatı yoktur, geniş kapsamlı Whatsapp grubunda yer almaları nedeniyle irtibatlı olduğu tespit edilmiştir. İddianame içeriğinde de internet tabanlı programlar üzerinden iletişimi olduğu tespiti yapılmış olup bu savunmamızı doğrulamaktadır, örgüte üye olduğuna dair somut hiçbir delil yoktur, beraatini ve tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu. Karar açıklandı Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın silahlı terör örgütü DEAŞ’ın hiyerarşik yapısı altında faaliyet yürüttüğünü ve örgüt içindeki eylemlerini örgütün amaç ile hedeflerini bilerek, isteyerek gerçekleştirdiğini belirterek, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi. Dosyayı inceleyen mahkeme heyeti ise sanığın isnat edilen suçu işlediğine dair savunmasının aksini ispatlayan, mahkumiyetine yeterli açık, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın beraatine ve tahliyesine karar verdi.
Bilecik BŞEÜ’de ‘Osmanlı’nın Son Yüzyılı’ programı düzenlendi Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nde (BŞEÜ) ‘Osmanlı’nın Son Yüzyılı’ programı düzenlendi. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi ev sahipliğinde, İlahiyat Fakültesi öğrencileri tarafından ‘Osmanlı’nın Son Yüzyılı’ konulu konferans düzenlendi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa akademisyenler ve öğrenciler yoğun katılım gösterdi. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’ın konuşmacı olarak yer aldığı programda, Osmanlı Devleti’nin son dönemine ilişkin tarihi süreçler ele alındı. Programa Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Yurdakul, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Baş, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Konferansta konuşan Prof. Dr. Kızıltoprak, "Osmanlı’nın son yüzyılı sadece bir çöküş süreci değildir. Aynı zamanda modernleşme ve dönüşümün yoğun olarak yaşandığı bir dönemdir. III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde başlayan reform hareketleri, Tanzimat ile birlikte merkezileşme çabaları ve II. Abdülhamid döneminde hız kazanan kurumsal modernleşme, devletin yeniden yapılanma arayışını göstermektedir. Balkanlar, Arap vilayetleri ve diğer bölgelerde yaşanan dönüşümler ile Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Mondros Mütarekesi sonrasında ortaya çıkan süreç, modern dünyanın şekillenmesinde önemli bir eşik olmuştur" dedi. Program, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilirken, Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı tarafından Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’a teşekkür hediyesi takdim edildi. Etkinlik, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.