EKONOMİ - 28 Eylül 2025 Pazar 09:29

Gümüşhane’nin ’dikenli gülü’ kuşburnu, zahmetli yolculukla sofraya geliyor

A
A
A
Gümüşhane’nin ’dikenli gülü’ kuşburnu, zahmetli yolculukla sofraya geliyor

Türkiye’de yetişen 27 kuşburnu türünden 17’sine ev sahipliği yapan Gümüşhane’de kırsalda doğal olarak yetişen kuşburnu meyvesi zorlu bir yolculuğun ardından sofralara şifa olarak geliyor. 1 kilogram kuşburnu marmelatı hazırlamak, Gümüşhane’nin meşakkatli dağlarından başlayarak 2 gün sürüyor.


Adına Gümüşhane’de yıllardır festivaller düzenlenen, halk arasında "dikenli gül" olarak bilinen ve 100 gramında bir kasa portakala eşdeğer C vitamini olan kuşburnu, Gümüşhane’nin dağlarında dikenli dallarından toplanarak yorucu bir çalışmanın ardından marmelat olarak kavanozlara giriyor.


Doğada organik olarak yetiştiği için en saf meyvelerden birisi sayılan kuşburnu meyvesinin gen merkezlerinden birisi olan Gümüşhane’de vatandaşlar doğadan tek tek topladıkları kuşburnuları uzun ve yorucu işlemlerin ardından marmelata dönüştürüyor. Toplanmasının ardından tek tek temizlenerek haşlanan kuşburnular daha sonra ezilerek kevgirden geçirilip ocakta veya sobanın üzerinde bir miktar şeker katılarak bir süre daha pişirildikten sonra kavanozlara dolduruluyor. Kış aylarında marmelat ve reçel olarak kahvaltı sofralarında yer almasının yanı sıra çay ve meyve suyu olarak da tüketilen kuşburnu soğuk algınlığı ve gribe karşı etkili olması nedeniyle vatandaşların yoğun ilgisini görüyor. Doğanın sunduğu bu ’dikenli gül’, zahmetli bir sürecin sonunda sofralara gelerek hem damaklara lezzet katıyor hem de sağlığa şifa oluyor.


7 yıldır doğadan kuşburnuları toplayarak marmelat yapan Güldeniz Coşkun, Eylül ayının son günlerinin Gümüşhane’de kuşburnu günleri olduğunu belirterek, "Kuşburnu Gümüşhane’nin yöresel ürünü ve adına festivaller düzenlenen bir ürün" dedi.


Kuşburnu meyvesinin dalından toplanıp sofraya gelinceye kadar çok kadar zahmetli bir ürün olduğunu fakat bunun yanında şifa kaynağı da bir ürün olduğunu ifade eden Coşkun, "Bugün yapacağım kuşburnuları Gümüşhane’nin eski yerleşim yeri olan Süleymaniye mahallesinden topladık. Kuşburnularımızın önce uç kısımlarını aldım. Ondan sonra onları haşladım. Haşladıktan sonra büyük bir kevgirden geçirdim. Kevgirden sonra da ince elekten geçirerekten pişmeye hazır bir hale getirdim. Pişme aşaması da yine bir saatten fazla sürüyor. Pişirdikten sonra da bunları kaynar kaynar kavanozlara doldurup vakumladım" ifadelerini kullandı.


Kuşburnunun faydalarına da değinen Coşkun, "Kuşburnu grip, nezle gibi kış aylarında etkili olan hastalıkların semptomlarını azaltır, eklem ağrılarını hafifletir, solunum yoluna iyi gelir ve cildimize çok faydalıdır. Kan şekerini de dengeler. Şekerli ve şekersiz olarak da üretimi yapmaktayız" diye konuştu.


Yüksek rakımlı bölgelerden topladıkları kuşburnuları marmalat haricinde kurutarak çay halinde de kış aylarında tükettiklerini aktaran Coşkun, "Bir kuşburnudan 4-5 tane ürün elde ediyoruz. En sonunda işte marmelatını sulandırarak yemeklerimizin yanında içecek olarak değerlendiriyoruz. Rabbimin bizler için bahşettiği şu güzel meyveden bizde faydalanırız, şifasını buluruz" dedi.


Kuşburnunun çok bir zahmetli bir ürün olduğunu dile getiren Coşkun, "Çalıların içinden tek tek toplanılıyor. Ve bunları haşlayıp kevgirden geçirmesi acayip bir zahmet, meşakkatli bir iş. Ve bir de makine kullanmadan sadece direkt elde geçirdiğimiz için. Çünkü doğal olması önemli. İnsanlara katkısız bir madde sunmamız açısından gerçekten çok zahmetli bir ürün bu şekilde. Toplama aşaması, pişme aşaması derken yaklaşık iki günümü alıyor benim bir kavanoz yani bir kilo ürün meydana getirmem. Gerçekten meşakkatli ama yemesi gayet güzel" ifadelerini kullandı.


Coşkun, şeker hastaları için de şekersiz olarak yaptıklarını da sözlerine ekledi.


Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in bir röportajında "Güzelliğimi kuşburnuna borçluyum" ifadelerini kullandığı kuşburnu doğada yabani olarak yetiştiği için üretiminde herhangi bir gübre, kimyasal madde kullanılmıyor. Organik bir meyve olmasının yanısıra içeriğindeki yüksek C vitamini sayesinde gribal enfeksiyonlara, öksürüğe, soğuk algınlığına iyi geldiği kanıtlanan kuşburnu meyvesinin antioksidan özelliğinden dolayı kansere de iyi geldiği, eklem kireçlenmesi ve romatizmal ağrıların gidermesinin yanında zengin demir içerdiği için kansızlığa karşı da faydalı olduğu ve cildin elastikiyetini korumasına yardımcı olarak yaşlanmayı önleyici özellik göstermesiyle biliniyor.



Gümüşhane’nin ’dikenli gülü’ kuşburnu, zahmetli yolculukla sofraya geliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek önceliğimizdir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ATO Congresium’da gerçekleştirilen Geleneksel MÜSİAD Ankara İftarı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Ramazan ayının birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe vesile olmasını temenni etti. Dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini ve artık eski küresel ve liberal dünyanın olmadığını aktaran Yılmaz, "Uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı, ülkelerin korumacı eğilimlerinin güçlendiği, güç siyasetinin ön plana çıktığı, ‘güçlüysem istediğimi yapabilirim’ gibi bir anlayışın dünyada giderek hakim hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Bu çok iyi bir dönem değil. Bunu tasvip ettiğimiz için söylemiyorum ama bu gerçeği de görmemiz lazım. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Eski düzen, eski kurallar giderek zayıflıyor ve yeni bir düzen de ortada yok. Dolayısıyla bu tür dönemler, en tehlikeli dönemlerdir. Bunun temelinde ne var diye baktığınız zaman dünyada ekonomide yeni bir güç dağılımı var. Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’nun yükselişi, dünya ekonomik hiyerarşisinin dönüşümü siyasi gerilimleri de besliyor. Dünyanın bu yeni ekonomik gerçekliğiyle siyasal gerçekliği örtüşmüyor. Dolayısıyla bir çatışma ortamı içindeyiz. Ekonomideki bu güç dağılımı siyasette de jeopolitik gerilimleri besliyor. Bölgemizde de bunu yaşıyoruz, görüyoruz, dünyanın birçok farklı bölgesinde de bu gerilimlere şahit oluyoruz" ifadelerine yer verdi. Dünyada belirsizliklerin yükseldiği ve risklerin arttığı bir dönemde ülkelerin kendi iç cephelerini güçlendirmeleri gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, öngörülebilirliğin azaldığı bir dünyada daha öngörülebilir politikaların izlenmesi, sağlıklı, sağlam ve ihtiyatlı politikalarla hareket etmenin önemli olduğunu vurguladı. Dünyanın içinde bulunduğu bu riskli dönemde Türkiye’nin realiteleri gördüğünü ve bu doğrultuda orta ve uzun vadeli hedefleri belirlediklerini dile getiren Yılmaz, bu hedeflere dönük çabayı kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaptı. "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" Ekonomi politikalarında son dönemlerde istikrarı daha fazla ön plana çıkardıklarını belirten Yılmaz, "Malum dünya bir pandemi yaşadı. Pandemi sonrasında hala etkilerin belli oranlarda devam ettiğini söyleyebiliriz. 2020-2024 dönemine baktığımızda dünya ekonomisi kümülatif olarak 100 iken ancak 115 olabilmiş. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi 100 iken 130 olmuş. Dünyanın iki katı kadar bir büyüme kaydetmiş. Dolayısıyla reel ekonomi tarafında güçlü bir performans ortaya koyduğumuzu söyleyebilirim. Bu süreçte finansal açıdan istikrarsızlıklar yaşadık. Enflasyon oranımız yükseldi, dolayısıyla reel ekonomide elde ettiğimiz bu kazanımları olabildiğince koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir. Başta enflasyon oranını aşağı çekmek, makro finansal istikrarımızı güçlendirmek, öngörülebilirliğimizi artırmak şu andaki politikalarımızın temel önceliğini oluşturuyor. Bu konuda da belli bir mesafe almış durumdayız. 2024’ün Mayıs ayında enflasyon 75 buçuğa kadar yükseldi. O günden bu güne 45 puan civarında enflasyon oranında düşüş var" diye konuştu. Temel mallarda yüzde 17’lere kadar enflasyon oranının indiğini söyleyen Yılmaz, özellikle kira, eğitim gibi kalemlerde de giderek iyileşme gördüklerine dikkati çekti. "2026 yılı özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacak" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılının özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacağını dile getirerek, "Biz bir taraftan genel makro istikrarı sağlayarak bu olumluluğu desteklemeye çalışıyoruz. Türkiye, enflasyon ve faizlerde düşüş seyrine girmiş durumda ama bir taraftan da bu makro iyileşmeyi beklemeden selektif dediğimiz politikalarla da reel sektörümüzü destekliyoruz. Reel sektör içinde özellikle emek yoğun şirketlerimizin yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Bu sektörlerimize dönük politikalar izliyoruz" dedi. "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak" Enflasyonla beraber büyümeyi de dengeli bir şekilde sürdürdüklerine vurgu yapan Yılmaz, "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak. Kişi başına gelirimiz 18 bin dolara yakın mertebelerde gelecek diye tahmin ediyoruz. Bu değerlerle Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi, satın alma gücüne göreyse 11’inci büyük ekonomisi olacak" açıklamasında bulundu. Para politikası ve maliye politikasını eşgüdüm içerisinde uyguladıklarını kaydeden Yılmaz, Orta Vadeli Programda bütüncül bir politika setini ortaya koyduklarını ve buna göre hareket ettiklerini belirtti. Ayrıca Yılmaz, para politikası ve maliye politikası dışında yapısal dönüşümler ve arz yönlü politikalarında çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi. "Hep birlikte ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere taşıyacağımıza gönülden inanıyoruz" Sağlıklı para ve maliye politikaları başta olmak üzere arz yönlü politikalar ve yapısal dönüşümlerle yola devam edeceklerine dikkati çeken Yılmaz, "Doğru bir program izliyorsanız elinizde olmayan, kontrol edemediğiniz faktörler sizi bir miktar geciktirebilir veya olumlu bir sürprize hızlandırıcı etki yapabilir ama asıl etkili olan sizin kendi programınızdır, ortaya koyduğunuz hedeftir. Onu kararlı bir şekilde uygularsanız bir ay önce veya üç ay sonra hedeflerinize ulaşırsınız. Biz de bu anlayış içinde sabırla, kararlılıkla programımızı hayata geçiriyoruz. Burada da kamu, özel sektör, sivil toplum hep birlikte dünyanın bu zorlu döneminde ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere hep birlikte taşıyacağımıza da gönülden inanıyoruz" dedi.