ÇEVRE - 26 Eylül 2025 Cuma 09:12

Gümüşhane’nin "Yeraltı Sarayı" 110 bin ziyaretçiyi ağırladı

A
A
A
Gümüşhane’nin "Yeraltı Sarayı" 110 bin ziyaretçiyi ağırladı

Gümüşhane’nin Torul ilçesindeki "yeraltı sarayı" Karaca Mağarası, yılbaşından bu yana 110 bin ziyaretçiyi ağırladı. Milyonlarca yılda oluşan sarkıt ve dikitlerle görsel bir şölen sunan mağara, aynı zamanda solunum yolu hastalıklarına iyi gelen havasıyla da dikkat çekiyor.


Torul ilçesine bağlı Cebeli köyü sınırları içerisinde yer alan, sarkıt, dikit ve damlataşı şekillerinin en yoğun, en güzel, en görkemli ve görenleri büyüleyici örneklerine sahip Karaca Mağarası, oluşumların yoğunluğu bakımından Türkiye ve dünyanın en zengin mağaralarından birisi olarak kabul ediliyor.


150 milyon yıllık doğal miras


"Gümüşhane’nin yer altı sarayı" olarak nitelendirilen ve ana kayası 150 milyon yıl yaşındaki Karaca Mağarası, tatil sezonu bitmiş olmasına rağmen yoğun şekilde ziyaretçi ağırlamaya devam ediyor.


Gümüşhane-Trabzon karayoluna 4 kilometre mesafede, denizden bin 550 metre yükseklikte, ortalama tavan yüksekliği 18 metre ve toplam iç alanı yaklaşık bin 500 metrekare olan mağaraya gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler yüksek tavanlardan aşağıya ve tem tersi istikamette milyonlarca yılda oluşan devasa sarkıt, dikit ve sütunlarla mağara çiçekleri, mağara incileri, traverten havuzları, mağara gülleri gibi oluşumları hayranlık ve şaşkınlıkla karşılıyor.


Yılbaşından bugüne 110 bin kişinin ziyaret ettiği Karaca Mağarası, uzmanlar tarafından solunum yolu hastalıklarının tedavisinde kullanılan alternatif tedavi yöntemlerinden birisi olan ve tuz terapisi olarak da adlandırılan halo terapiye Türkiye’de uygun olan az sayıdaki mağaralardan birisi olarak biliniyor.


Tekstil mühendisiyken istifa edip hayallerinin peşinden giderek motosikletiyle tek başına Türkiye’nin 81 ilini gezmeye başlayan Saliha Özkan, Karaca Mağarasını hep merak ettiğini ve görünce çok etkilendiğini söyledi.


"Astım geçmişi olan bir insan olarak da içeriye geldiğimde o farkı hissedebiliyorsun nefes aldığında"


Projesinde 59. şehir olarak Gümüşhane’ye geldiğini Karaca Mağarasını ziyaret ettiğini kaydeden Özkan "Daha önce de araştırmıştım. Fotoğraflarını gördüm fakat içerisinde olmak bambaşka bir şey. Astım geçmişi olan bir insan olarak da içeriye geldiğimde o farkı hissedebiliyorsun nefes aldığında. Oldukça rahat. Vaktim olsa da her gün gelebilsem diyorum. İnşallah tekrardan yolumuz düşer buralara" dedi.


Karaca Mağarasının yapısının daha önce gittiği mağaralara göre çok daha farklı olduğunu ifade eden Özkan, "Buranın yapısı çok farklı ve çok ütopik duruyor. Hayal ürünü gibi duruyor. O kadar güzel ki içerisinde bulunmak en başta nefesini çok iyi dengelediği için huzur verici bir etkisini hissettim ben açıkçası" diye konuştu.


"Gerçekten inanılmaz bir yer"


İstanbul’dan gelen Muhammed Can Kopuz ise "Buranın methini çok duymuştuk. Bir çobanın hikayesi olduğu söylendi. Biz de gelip görmek istedik. Gerçekten inanılmaz bir yer. Müthiş bir eser diyebiliriz. Gümüşhane’nin böyle güzelliklerinin de korunması ve sonraki nesne aktarılması çok önemli. Herkesi buraya bekliyoruz. Beni en çok etkileyen bir santimetrelik kısmın 15 yılda oluşması oldu" ifadelerini kullandı.


"İçeriye giren kronik ciğer rahatsızlığı olan misafirler çok rahatladığını söylüyorlar"


Trabzon’dan mağaraya günübirlik tur getiren grup lideri Kerem Akcelep de "Yerli ve yabancı misafirlerimizin Karaca Mağarasından çok güzel dönütleri oluyor. Çünkü bu mağaranın diğer mağaralara oranla daha farklı oluşumları mevcut. İçeride verilen bilgiler de çok ilginç olduğu için genelde güzel dönütler veriliyor. Aynı zamanda mağaranın içindeki havanın yumuşak olması da bir avantaj. Genelde içeriye giren kronik ciğer rahatsızlığı olan misafirler çok rahatladığını söylüyorlar" dedi.


Cezayir’den gelen mimar Ryan Algires de "Şu an tatildeyim. Karaca Mağarasına geldik ve çok güzel bir yer. İçeride farklı dillerde tanıtım seslendirmeleri gayet başarılı. Beni en çok mağaranın sonundaki yer etkiledi" diye konuştu.


(RE-ÖS-Y)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek önceliğimizdir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ATO Congresium’da gerçekleştirilen Geleneksel MÜSİAD Ankara İftarı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Ramazan ayının birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe vesile olmasını temenni etti. Dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini ve artık eski küresel ve liberal dünyanın olmadığını aktaran Yılmaz, "Uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı, ülkelerin korumacı eğilimlerinin güçlendiği, güç siyasetinin ön plana çıktığı, ‘güçlüysem istediğimi yapabilirim’ gibi bir anlayışın dünyada giderek hakim hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Bu çok iyi bir dönem değil. Bunu tasvip ettiğimiz için söylemiyorum ama bu gerçeği de görmemiz lazım. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Eski düzen, eski kurallar giderek zayıflıyor ve yeni bir düzen de ortada yok. Dolayısıyla bu tür dönemler, en tehlikeli dönemlerdir. Bunun temelinde ne var diye baktığınız zaman dünyada ekonomide yeni bir güç dağılımı var. Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’nun yükselişi, dünya ekonomik hiyerarşisinin dönüşümü siyasi gerilimleri de besliyor. Dünyanın bu yeni ekonomik gerçekliğiyle siyasal gerçekliği örtüşmüyor. Dolayısıyla bir çatışma ortamı içindeyiz. Ekonomideki bu güç dağılımı siyasette de jeopolitik gerilimleri besliyor. Bölgemizde de bunu yaşıyoruz, görüyoruz, dünyanın birçok farklı bölgesinde de bu gerilimlere şahit oluyoruz" ifadelerine yer verdi. Dünyada belirsizliklerin yükseldiği ve risklerin arttığı bir dönemde ülkelerin kendi iç cephelerini güçlendirmeleri gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, öngörülebilirliğin azaldığı bir dünyada daha öngörülebilir politikaların izlenmesi, sağlıklı, sağlam ve ihtiyatlı politikalarla hareket etmenin önemli olduğunu vurguladı. Dünyanın içinde bulunduğu bu riskli dönemde Türkiye’nin realiteleri gördüğünü ve bu doğrultuda orta ve uzun vadeli hedefleri belirlediklerini dile getiren Yılmaz, bu hedeflere dönük çabayı kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaptı. "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" Ekonomi politikalarında son dönemlerde istikrarı daha fazla ön plana çıkardıklarını belirten Yılmaz, "Malum dünya bir pandemi yaşadı. Pandemi sonrasında hala etkilerin belli oranlarda devam ettiğini söyleyebiliriz. 2020-2024 dönemine baktığımızda dünya ekonomisi kümülatif olarak 100 iken ancak 115 olabilmiş. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi 100 iken 130 olmuş. Dünyanın iki katı kadar bir büyüme kaydetmiş. Dolayısıyla reel ekonomi tarafında güçlü bir performans ortaya koyduğumuzu söyleyebilirim. Bu süreçte finansal açıdan istikrarsızlıklar yaşadık. Enflasyon oranımız yükseldi, dolayısıyla reel ekonomide elde ettiğimiz bu kazanımları olabildiğince koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir. Başta enflasyon oranını aşağı çekmek, makro finansal istikrarımızı güçlendirmek, öngörülebilirliğimizi artırmak şu andaki politikalarımızın temel önceliğini oluşturuyor. Bu konuda da belli bir mesafe almış durumdayız. 2024’ün Mayıs ayında enflasyon 75 buçuğa kadar yükseldi. O günden bu güne 45 puan civarında enflasyon oranında düşüş var" diye konuştu. Temel mallarda yüzde 17’lere kadar enflasyon oranının indiğini söyleyen Yılmaz, özellikle kira, eğitim gibi kalemlerde de giderek iyileşme gördüklerine dikkati çekti. "2026 yılı özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacak" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılının özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacağını dile getirerek, "Biz bir taraftan genel makro istikrarı sağlayarak bu olumluluğu desteklemeye çalışıyoruz. Türkiye, enflasyon ve faizlerde düşüş seyrine girmiş durumda ama bir taraftan da bu makro iyileşmeyi beklemeden selektif dediğimiz politikalarla da reel sektörümüzü destekliyoruz. Reel sektör içinde özellikle emek yoğun şirketlerimizin yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Bu sektörlerimize dönük politikalar izliyoruz" dedi. "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak" Enflasyonla beraber büyümeyi de dengeli bir şekilde sürdürdüklerine vurgu yapan Yılmaz, "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak. Kişi başına gelirimiz 18 bin dolara yakın mertebelerde gelecek diye tahmin ediyoruz. Bu değerlerle Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi, satın alma gücüne göreyse 11’inci büyük ekonomisi olacak" açıklamasında bulundu. Para politikası ve maliye politikasını eşgüdüm içerisinde uyguladıklarını kaydeden Yılmaz, Orta Vadeli Programda bütüncül bir politika setini ortaya koyduklarını ve buna göre hareket ettiklerini belirtti. Ayrıca Yılmaz, para politikası ve maliye politikası dışında yapısal dönüşümler ve arz yönlü politikalarında çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi. "Hep birlikte ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere taşıyacağımıza gönülden inanıyoruz" Sağlıklı para ve maliye politikaları başta olmak üzere arz yönlü politikalar ve yapısal dönüşümlerle yola devam edeceklerine dikkati çeken Yılmaz, "Doğru bir program izliyorsanız elinizde olmayan, kontrol edemediğiniz faktörler sizi bir miktar geciktirebilir veya olumlu bir sürprize hızlandırıcı etki yapabilir ama asıl etkili olan sizin kendi programınızdır, ortaya koyduğunuz hedeftir. Onu kararlı bir şekilde uygularsanız bir ay önce veya üç ay sonra hedeflerinize ulaşırsınız. Biz de bu anlayış içinde sabırla, kararlılıkla programımızı hayata geçiriyoruz. Burada da kamu, özel sektör, sivil toplum hep birlikte dünyanın bu zorlu döneminde ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere hep birlikte taşıyacağımıza da gönülden inanıyoruz" dedi.