ÇEVRE - 05 Şubat 2026 Perşembe 09:11

Harşit Çayı Şubat ayında son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı

A
A
A
Harşit Çayı Şubat ayında son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı

Gümüşhane’de kış boyunca etkili olan yoğun kar yağışının ardından havaların bir anda ısınması ve peş peşe gelen yağmurlar, Harşit Çayı’nın su seviyesini son 15 yılın en yüksek düzeylerine çıkardı.


Kentte, yoğun geçen kar yağışlı sezonundan arından havaların bir anda ısınması ve kış ortasında yağan yağmurlar nedeniyle kar örtüsünün hızlı erimesiyle birlikte Harşit çayındaki debi gözle görülür şekilde arttı. Normal şartlarda bu mevsimde suyun azalması beklenirken, yaşanan yükseliş vatandaşları şaşırttı.


Vatandaşlar, Harşit Çayı’nın mevsime göre alışılmışın üzerinde aktığını, benzer seviyelerin yıllardır görülmediğini ifade etti. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesinin sürmesi halinde dağlardaki karların erimeye başlaması ile birlikte ilerleyen günlerde su miktarının daha da artabileceği değerlendiriliyor.


Artan debinin yer altı su kaynaklarını beslemesi ve yaz aylarında su sıkıntısı yaşanmaması açısından olumlu bir tablo oluşturduğu belirtiliyor.



"15 yıldır bu seviyelere geldiğini görmemiştik"


Harşit Çayı’nın kış aylarında seviyesinin yükselmesinin olumlu bir gelişme olduğunu belirten Ayşegül Öznur Parlak, "Bu yıl yağan yoğun kardan dolayı ve peşinden gelen yağmur nedeniyle karlar eriyince Harşit Çayı’nın seviyesi yükseldi. Yer altı kaynaklarımızın bununla beraber daha çok zenginleşeceğini düşünüyorum. Aynı zamanda da bu baharda Harşit Çayı’nın seviyesinin daha da artacağını ve bu konuda tedbir alınması gerektiğini düşünüyorum. Bu mevsimde bu kadar arttığını görmemiştim 15 yıldır bu şekilde artış gösterdiğine şahit olmadık. Bizim için sevindirici bu yıl su sıkıntısı çekmeyeceğimizi düşünüyoruz" dedi.


Vural Öz ise "Yıllar önce bu seviyelere geldiğini görmüştük bu mevsimde. Hatta bundan 30 yıl önce köprülerin de üzerinden aşacak bir seviyeye gelmişti. Şu anda seviyesi mevsime göre çok fazla yıllardır bu seviyede görememiştik. Dağlardaki karlar da eriyince seviyenin daha da artacağını düşünüyorum. Taşkın riskine karşı önlemler önceden alınırsa iyi olur diye düşünüyorum" diye konuştu.



Harşit Çayı Şubat ayında son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Medicana Ataşehir’e TÜSKA SAS akreditasyonu Medicana Ataşehir Hastanesi, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından yürütülen SAS Akreditasyon Programı kapsamında, ilk başvurusunda standartlara yüzde 100 uyum sağlayarak akredite edildi. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Medicana Ataşehir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Murat Kaya, TÜSKA SAS Akreditasyon Belgesi’nin yalnızca bir sertifika değil, kurumsal bir dönüşümün göstergesi olduğunu ifade etti. Dr. Murat Kaya, "Akreditasyon belgeleri, eğer duvarları süslemenin ötesinde bir anlam taşımıyorsa, bu belgeleri almanın da hiçbir önemi yoktur. Biz bu süreci, sistemin kendisini denetlediği bir yönetim modeli olarak ele aldık" dedi. Medicana Ataşehir Hastanesi’nin kalite yolculuğunun 2022 yılında başladığını hatırlatan Dr. Murat Kaya, önce uluslararası akreditasyon sistemlerinin benimsendiğini, ardından bu sistemler üzerinden üç kez Re-akreditasyon sürecinin başarıyla tamamlandığını belirtti. TÜSKA denetimiyle alınan SAS Akreditasyon Belgesi’nin ise kurum için bir dönüm noktası olduğunu belirtti. "Türkiye’de ilk, dünyada sayılı güvenli hastanelerden biriyiz" Uluslararası denetim süreçlerine de değinen Dr. Murat Kaya, uluslararası sağlık akreditasyonunun Medicana Ataşehir Hastanesi’ni Türkiye’de ilk, dünyada ise beşinci ‘Güvenilir Hastane’ konumuna taşıdığını ifade etti. Dr. Murat Kaya, "Hasta güvenliği, tesis güvenliği ve çalışan güvenliği bizim için her şeyin önünde gelir. Bu unvan, doğru yolda yürüdüğümüzün en güçlü kanıtıdır" dedi. TÜSKA denetimlerinin kuruma yalnızca belge değil, ciddi bir öğrenme ve gelişim alanı sunduğunu söyleyen Dr. Murat Kaya, "Denetimler ve belgelendirmeler, kurumlar için aynı zamanda bir eğitim fırsatıdır. Süreçlerin giderek karmaşıklaştığı bu dönemde, akredite bir sisteme sahip olmak sürdürülebilir başarının en temel anahtarıdır" diye konuştu. "Hedefimiz dünyanın en iyi 50 hastanesi arasında yer almak" Konuşmasının sonunda gelecek vizyonuna değinen Kaya, Medicana Ataşehir Hastanesi’nin hedefinin önümüzdeki yıllarda dünyanın en iyi 50 hastanesi arasında yer almak olduğunu belirterek, "Bu yolculukta emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza ve bizleri yalnız bırakmayan TÜSKA ailesine teşekkür ediyorum" diye konuştu. ‘Bu belge bir sonuç değil, sürekli gelişimin başlangıcıdır’ Medicana Ataşehir Hastanesi Kalite ve Hasta Hakları Direktörü Özlem Akbulut, SAS Akreditasyon Belgesi’nin güçlü bir vizyonun ve disiplinli bir çalışma kültürünün ürünü olduğunu ifade etti. Özlem Akbulut, "Bu belge, sunduğumuz sağlık hizmetinin güvenilirliğinin ve sürdürülebilirliğinin resmi bir teyididir" diye konuştu. Medicana Sağlık Grubu’nun TÜSKA SAS Akreditasyon Programı’na giren öncü özel sağlık gruplarından biri olduğuna dikkat çeken Akbulut, grup genelindeki hastanelerde eş zamanlı yürütülen sürecin bütüncül bir yaklaşımla yönetildiğini, 2026 yılı itibarıyla grup bünyesindeki diğer hastanelerin de akreditasyon sürecine dahil edileceğini belirtti. TÜSKA Başkanı Doç. Dr. Bayram Demir, Medicana Ataşehir Hastanesi’nin elde ettiği başarının kurumun kendi emeğinin sonucu olduğunu vurguladı. Doç Dr. Demir, "TÜSKA akreditasyonu ile ödüllendirilmiş olmak çok kıymetlidir. Ancak bu başarı bizim değil, sizin başarınızdır. Aynı zamanda birlikte üretim anlayışının da bir ürünüdür" ifadelerini kullandı ve "Akreditasyonda kategorizasyon anlayışı geliştirdik. Buna göre sağlık testlerimizi altın, gümüş ve bronz şeklinde kategorize etmeye başlıyoruz 2026 yılından sonraki denetimlerimiz bu şekilde devam edecek" diye ekledi. Doç. Dr. Demir, 2025 yılının haziran ayında yapılan başvurunun, kasım ayında tecrübeli denetçiler tarafından yerinde değerlendirildiğini ve tüm kriterlerde başarı sağlandığını belirterek, "İlk seferde alınan akreditasyon son derece önemli bir başarıdır. Bu başarıların tüm sağlık tesislerine örnek olmasını diliyorum" dedi. "Türkiye markası olan kurumların bu süreçte rolü büyük" TÜSKA Birimler Koordinatörü Prof. Dr. Umut Beylik, Medicana Ataşehir Hastanesi’ni ve tüm çalışanlarını tebrik etti. Yapılan konuşmaların ardından düzenlenen sertifika teslim töreninde Demir, sürecin taşıdığı öneme dikkat çekerek, "Bu süreçte ‘biz denetime dahil olmak istiyoruz’ demek, güven ve cesaret işidir. Bu cesaret örneğini gösterdikleri için başta Medicana Ataşehir Hastanesi olmak üzere sürece dahil olan diğer hastaneleri de tebrik ediyorum" diye konuştu. Sertifikanın takdim edilmesinin ardından gerçekleştirilen pasta kesimi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile tören sona erdi.
İzmir İzmir’de atıl alanlar mini ormana dönüşüyor İzmir Büyükşehir Belediyesi, atıl alanları mini ormanlara dönüştürerek kentin yeşil dokusunu büyütüyor. Bu kapsamda Mavişehir ve Gaziemir’de binlerce ağaç ve çalı toprakla buluştu. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin yeşil varlığını artıracak projeleri hayata geçirmeyi sürdürüyor. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, kent merkezinde atıl durumda bulunan alanları, yerel ağaç türlerinin yoğun dikimiyle oluşturulan ve kendi kendine yetebilen mini ormanlara (mikroforest) dönüştürüyor. İzmir’in biyolojik çeşitliliğini artırmak ve iklim krizine karşı yerel çözümler üretmek amacıyla yürütülen proje kapsamında, Altan Aydın Caddesi ile Akçay Caddesi kesişiminde yer alan bin 100 metrekarelik atıl alan ağaçlandırıldı. Alan 250 adet hayıt, 180 adet ılgın, 460 adet sandal, 200 adet çitlembik ve 50 adet defne türü olmak üzere bin 140 bitki ile menengiç, Anadolu sığla, iğde, keçiboynuzu ve badem ağacı türlerinde 75 ağaç dikildi. Karşıyaka Mavişehir Atakent Lisesi önündeki 2 bin 500 metrekarelik boş alanın dönüşümü de tamamlandı. Alana, incir, kavak, sığla, meşe ve keçiboynuzu türlerinde 306 ağacın yanı sıra biberiye, hayıt, sandal, zakkum ve ılgın gibi 3 bine yakın çalı türleri dikildi. "Daha sık dikimle daha hızlı uzayan ormanlar" Proje hakkında bilgi veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Ziraat Yüksek Mühendisi Gökçe Işık, mikroforest projesinin kente yeni yeşil alanlar kazandırmayı hedeflediğini ifade etti. Işık, "Mikroforestler, sık dikim yöntemiyle oluşturulan ve bu sayede ağaçların daha kısa sürede büyümesini sağlayan küçük ölçekli ormanlardır. Kentimizin farklı noktalarında, çoğunlukla atıl durumda bulunan ya da belediyemize ait alanlarda mikroforest uygulamaları gerçekleştiriyoruz. Bu alanları yeşil alanlara dönüştürerek park olarak halkımızın kullanımına sunuyoruz" dedi. Doğaya, iklime uygun yeni yeşil alanlar "Amacımız, doğaya ve iklime uygun şekilde kente yeni yeşil alanlar kazandırmak" diyen Gökçe Işık, projenin kentlerde yerel biyolojik çeşitliliği artırmayı ve iklim krizine karşı doğa temelli çözümler üretmeyi hedeflediğini belirtti. Işık, "Minik ormanlar oluşturarak kente yeni yeşil alanlar kazandırıyoruz. Bu alanlar, bulundukları çevrenin canlı ekosistemine önemli katkılar sağlayacak. Ağaç çeşitliliği arttıkça kuş çeşitliliği de artacak, toprak altındaki canlı yaşamı da olumlu yönde değişecek. İzmir’e yeni yeşil alanlar kazandırmak için mikroforest projelerini sürdürmeye devam edeceğiz" diye konuştu. Büyükşehir’in kompost gübreleriyle büyüyecek Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, oluşturulan mini orman alanlarında verimliliği ve su tutma kapasitesini artırmak amacıyla kendi bünyesinde ürettiği kompost gübreleri kullanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait alanlardan elde edilen budama artıkları, çim kalıntıları, yeşil atıklar ve atölyelerden çıkan talaşlar; Bornova yerleşkesinde, İzmir Doğal Yaşam Parkı’ndan getirilen hayvansal gübreyle birleştiriliyor. Sıcaklık, nem ve azot dengesi sağlanarak kompost gübreye dönüştürülen bu doğal malzemeler, mini ormanların gelişiminde kullanılarak sürdürülebilir ve döngüsel bir sistem oluşturuluyor.
Mersin Mersin’de ‘Sinemanın İlham Veren Anıları’ sergisi açıldı Mersin’de sinema ve görsel kültürü bir araya getiren ’Sinemanın İlham Veren Anıları’ sergisi sanatseverlerle buluştu. Tekstil mühendisi ve sanatçı Seçil Coşgun’un küratörlüğünü üstlendiği sergi, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Mersin Sinema Ofisinin katkılarıyla açıldı. Mersin Arkeoloji Müzesi Sergi Salonunda ’Gelenekten Geleceğe Yün’ temasıyla kapılarını açan sergide, sinema sahneleri ile animasyon ve çizgi film karakterlerinin yün keçe üzerine işlendiği 36 eser yer aldı. Açılışa sanatseverler yoğun ilgi gösterirken, sergi alanında nostaljik anlar yaşandı. Sergi kapsamında ayrıca 49 sinema filminden kesitlerin yer aldığı interaktif bir yarışma da düzenlendi. Ziyaretçiler, eserler içerisindeki film sahnelerini tahmin ederek QR kod üzerinden yarışmaya katılabiliyor. Yarışma sonuçlarının ve ödül töreninin 10 Şubat’ta sergi salonunda yapılacağı bildirildi. Keçe üzerine doğal renkli yünlerin iğnelenmesiyle oluşturulan eserler, geleneksel malzemeyi çağdaş sinema imgeleriyle buluşturuyor. 1990’lı yılların çizgi film ve anime karakterleri ile 2000’li yılların animasyon kahramanlarından oluşan çalışmalar, izleyicilere çocukluk anılarını hatırlatıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Kent Katılımı ve Sivil Toplum ile İlişkiler Şube Müdürü Başar Akça, serginin 4-10 Şubat tarihleri arasında 08.00-17.00 saatleri arasında ziyarete açık olacağını belirterek, "Sergimiz, 1990’lı ve 2000’li yılların çizgi film ve animasyon karakterlerinin yün keçe üzerine işlenmiş eserlerinden oluşuyor. Ziyaretçilerimiz interaktif yarışmayla da geçmişe bir yolculuk yapacak. Yarışma sonunda ilk 3 kişiye ödüllü sinema bileti verilecek" dedi. Sanatçı Seçil Coşgun ise eserlerinde kadim bir malzeme olan yünü kullandığını ifade ederek, "Yün; geçmişle gelecek arasında köprü kuran bir malzeme. Çocukluk anılarımızı günümüzde de mutlu eden anılarla birleştirmek istedim. Sergi; animasyon, anime ve çizgi film karakterlerinden oluşuyor. Geleneksel olanı modern bir dille yorumluyoruz" diye konuştu. Sergiyi gezen ziyaretçiler de çalışmaları orijinal ve dikkat çekici bulduklarını ifade ederek, kente kazandırılan kültür-sanat etkinliklerinden memnuniyet duyduklarını dile getirdi.
Aydın Yağışlar sonrası Kuşadası’nda tarih gün yüzüne çıktı Aydın’ın Kuşadası ilçesinde sağanak yağış sonrası yaşanan sel sebebiyle, denize taşınan kıyı kumları tarihi gün yüzüne çıkarttı. Doğal ve tarihi güzellikleriyle dikkat çeken Aydın’ın Kuşadası ilçesinde geçtiğimiz günlerde etkili olan sağanak yağışların ardından yaşanan sel felaketi, tarihi gün yüzüne çıkarttı. Geçtiğimiz ay denizde suların çekilmesiyle birlikte, kuzey bölgesinde Anaia Kadı Kalesi’ne ait liman ve şapel yapıları meydana çıkmıştı. Şimdi de selin etkisiyle yüzeyden yaklaşık 1 metreye yakın kum tabakasının denize taşınması sonucu güney bölgesindeki yapıların tamamen ortaya çıktığı görüldü. Bir duvar kalıntısının yanında nüfuslu birine ait olduğu tahmin edilen bir mezar yapısının da meydana çıktığını ifade eden Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü; "Kuşadası ve komşu ilçelerde meydana gelen aşırı yağışlar taşkınlara ve sel felaketlerine yol açmıştır. Selin geldiği son nokta olan kıyı alanlarını incelediğimizde, kum yataklarının en fazla çekildiği ve atıkların yoğun olduğu yerler SSK sitesiyle Nazilli Sitesi önleridir. Geçtiğimiz ay denizde suların çekilmesiyle birlikte, kuzey bölgesinde Anaia Kadı Kalesi’ne ait liman ve şapel yapıları meydana çıkmıştı. Şimdi de selin etkisiyle yüzeyden yaklaşık 1 metreye yakın kum tabakasının denize taşınması sonucu güney bölgesindeki yapıların tamamen ortaya çıktığı görüldü. Bir duvar kalıntısının yanında nüfuslu birine ait olduğu tahmin edilen bir mezar yapısı da meydana çıkmış" dedi.