GÜNDEM
SATKOF ve USTKON heyetinden Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Alpaslan’a ziyaret 28 Şubat 2026 Cumartesi - 17:26:40 Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) ve Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (USTKON) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve beraberindeki heyet, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ı makamında ziyaret etti. SATKOF ve USTKON Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay öncülüğündeki heyetin gerçekleştirdiği ziyarette; sağlık turizmi yatırımları, kültür ve turizm entegrasyonu, termal ve gerontoloji merkezleri ile uluslararası tanıtım stratejileri başlıklarında değerlendirmelerde bulunuldu. Görüşmede, sağlık turizmi merkezlerinin kültürel destinasyonlarla entegre edilmesi, termal ve wellness yatırımlarının kültürel miras alanlarıyla birlikte planlanması ve uluslararası organizasyonların sağlık turizmiyle eş zamanlı yürütülmesi konuları üzerinde duruldu. Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı ve zengin kültürel mirasıyla önemli bir avantaja sahip olduğunu belirterek, sürdürülebilir ve akredite bir sağlık turizmi modelinin kültür diplomasisiyle desteklenmesinin ülkenin marka değerini artıracağını ifade etti. Bakan Yardımcısı Alpaslan ise kültür ve turizm vizyonunun çok boyutlu bir anlayışla sürdürüldüğünü belirterek, sağlık turizmi alanındaki kurumsal çalışmaların uluslararası tanıtıma katkı sağlayacağını kaydetti.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 17:20 İncirlik Hava Üssü’nü görüntüleyen kişiler hakkında re’sen soruşturma Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, Adana’daki İncirlik Hava Üssü’ne ilişkin görüntülerin canlı yayınlandığı tespit ettiklerini ve konuya ilişkin re’sen soruşturma başlatıldığını duyurdu. Adana’daki İncirlik Hava Üssü’ne ilişkin görüntülerin canlı yayınlandığı tespit edilmesi üzerine, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri kanunun 7. ve 25/A maddeleri kapsamında re’sen soruşturma başlatıldığı belirtildi. Ayrıca konuya dair iki şüphelinin tespit edildiği ve bu kişilerin gözaltına alındığı duyuruldu. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin şu ifadelere yer verdi: "Bazı basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında, Adana’daki İncirlik Hava Üssü’ne ilişkin görüntülerin canlı yayınlandığı tespit edilmiştir. Askeri tesis ve üslerin konum, güvenlik tertibatı ve fiziki yapısına ilişkin görüntülerin kamuya açık şekilde paylaşılması millî güvenlik açısından risk teşkil etmektedir. Bu kapsamda Adana Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri kanunun 7. ve 25/A maddeleri kapsamında re’sen soruşturma başlatılmıştır. İlgili yayına dair; biri görüntü çekimini gerçekleştiren diğeri ise çekim hususunda talimat veren olmak üzere iki şüpheli tespit edilmiş ve şüpheliler hakkında gözaltı talimatı verilmiştir. Milli güvenliği ilgilendiren askeri tesis ve güvenlik alanlarına ilişkin görüntü ve bilgilerin yetkisiz şekilde paylaşılması, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek nitelikte olup, kamu düzeni ve devlet güvenliği bakımından ciddi sonuçlar doğurabilecek mahiyettedir. Soruşturma titizlikle yürütülmektedir."
Milli İstihbarat Akademisi’nin raporu yayınlandı: "Uluslararası sistem tarihte az görülen çok katmanlı bir dönüşüm sürecinden geçiyor"
27 Şubat 2026 Cuma - 11:14 Milli İstihbarat Akademisi’nin raporu yayınlandı: "Uluslararası sistem tarihte az görülen çok katmanlı bir dönüşüm sürecinden geçiyor" Milli İstihbarat Akademisi tarafından hazırlanan "Jeopolitik Rekabetin Dönüşümü, Yeni Meydan Okumalar ve Türkiye" başlıklı raporda, uluslararası sistemin tarihte az görülen çok katmanlı bir dönüşüm sürecinden geçtiği belirtildi. Milli İstihbarat Akademisi tarafından hazırlanan "Jeopolitik Rekabetin Dönüşümü, Yeni Meydan Okumalar ve Türkiye" raporu yayınlandı. Raporda güç rekabetinden savunma ekonomilerine, yeni nesil harp teknolojilerinden uzay ve siber alan mücadelelerine kadar uzanan geniş bir yelpaze, kritik mineraller jeopolitiğiyle birlikte bütüncül bir analitik çerçevede değerlendirildi. Hazırlanan raporda, mevcut güvenlik paradigmasının yerini devletler arası rekabetin sertleştiği ve konvansiyonel güç unsurlarının ileri teknoloji ile iç içe geçtiği yeni bir stratejik dönemin aldığına dikkat çekildi. Bu dönüşümün yalnızca askeri kapasiteyle sınırlı kalmadığı; karar alma mekanizmalarını, ittifak yapılarını ve küresel güç dağılımını da yeniden şekillendirdiği ifade edildi. Belirsizliğin artık yönetilmesi gereken bir risk olmaktan çıkarak uluslararası rekabeti doğrudan biçimlendiren bir değişkene dönüştüğü kaydedildi. Raporun mevcut gelişmeleri tasvir etmekle yetinmeyerek geleceğin muhtemel çatışma patikalarına ilişkin stratejik bir okuma sunduğu aktarıldı. Stratejik öngörü kapasitesinin devletlerin güvenlik ve dış politika performansını belirleyen temel dinamiklerden biri haline geldiğinin de altı çizildi. Devletlerarası rekabetin yeniden yükselişi ve harp teknolojilerinin dönüşümü Raporda, 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken uluslararası sistemin tarihsel bir kırılmaya tanıklık ettiği ifade edildi. 11 Eylül sonrası dönemin düşük yoğunluklu çatışma ve terörizmle mücadele merkezli stratejik okumalarının yerini, devletler arası rekabetin sert geometrisinin aldığına işaret edildi. Uluslararası düzenin bir yandan çatışmacı köklerine dönerken, diğer yandan teknoloji jeopolitiğinin asimetrik etkileriyle yeniden şekillendiği değerlendirildi. Harp sahasına ilişkin enformasyon akışının hızla arttığı ve askeri-siyasi zeminin yeniden konvansiyonel unsurlar etrafında şekillendiği belirtildi. Zırhlı tugaylar, hava indirme tümenleri, balistik füzeler ve siber-elektronik muharebe ağlarının belirleyici unsurlar olarak öne çıktığı aktarıldı. Mevcut görünümün Soğuk Savaş’ı andıran bir disiplin taşısa da hiper harp teknolojilerinin belirleyici olduğu yeni bir döneme işaret ettiği kaydedildi. Bulut muharebe ağları, robotik harp, algoritmik harp ve yapay zekanın savaşın doğasını yeniden tanımladığına dikkat çekildi. Teknolojik dönüşümün askeri kapasitenin ötesinde jeopolitik rekabetin alanlarını genişlettiği ifade edildi. Rusya-Ukrayna savaşı ve stratejik teknolojilerin yaygınlaşması Raporda, Rusya-Ukrayna savaşının yalnızca büyük güç rekabetini değil, stratejik teknolojilerin geniş kitlelerin kullanımına açıldığı bir konjonktürü de ortaya koyduğu belirtildi. Uydu görüntülerinin artık açık kaynak istihbarat zincirinin rutin verisine dönüştüğü ve düşünce kuruluşlarının olağan girdileri haline geldiği ifade edildi. Muharip dronlarla elde edilen hedefleme verilerinin sosyal medyada yayımlanmasının yeni bir harp epistemolojisinin inşasına zemin hazırladığı kaydedildi. Bu dronların önemli bir bölümünün ticari olarak temin edilebildiği ve start-up düzeyindeki yapılar tarafından üretilebildiği aktarıldı. Rusya’nın savunma harcamalarının devlet kapitalizmi tarafından taşınabilir bir seviyede tutulduğu değerlendirildi. 2022’den bu yana Rus savunma harcamalarının direnç gösterdiği ve harp ekonomisinin sürdürülebilirliğine işaret ettiği belirtildi. Rusya’nın ikinci bir cephe açabilecek askeri-endüstriyel kapasiteye sahip olduğuna dair analizlere yer verildi. Küresel fay hatları ve stratejik kutuplaşmalar Raporda, Asya-Pasifik cephesindeki risklerin küresel stratejik denklemin ağırlık merkezini belirsizleştirdiği ifade edildi. Tayvan çevresinde çıkacak bir savaşın ekonomik maliyetinin 10 trilyon doları aşabileceğine yönelik hesaplamalara dikkat çekildi. ABD’nin stratejik önceliklerinin Batı Yarım Küre dominasyonu ve Asya-Pasifik’te caydırıcılığın tahkimi doğrultusunda kaydığı belirtildi. Avrupa’nın kendi askeri kapasitesini inşa edebilmek için yüz milyarlarca dolarlık ilave savunma harcamasına ihtiyaç duyacağı değerlendirildi. ABD’nin Avrupa müdafaasından çekildiği senaryolarda konvansiyonel kuvvetler için gerekli tedarik bütçesinin 1 trilyon doları aşabileceği kaydedildi. CRINK olarak adlandırılan Çin-Rusya-İran-Kuzey Kore ekseninin klasik bir ittifak şemasına oturmayan esnek bir güvenlik ekosistemi oluşturduğu ifade edildi. İran-İsrail hattında nükleer meseleler ve balistik füze envanteri bağlamında diplomatik bir formülün henüz bulunamadığı belirtildi. Muhtemel bir İran-İsrail savaşının hidrokarbon piyasaları üzerinden küresel ekonomik krize ve ciddi göç dalgalarına yol açabileceği değerlendirildi. Türkiye’nin direnç kapasitesi ve özerk kabiliyetleri Raporda, Türkiye’nin jeopolitik konumu ve son 20 yılda yaşanan krizlerin odağında yer alması nedeniyle küresel belirsizlik ortamının etkilerini erken hissettiği ifade edildi. Bu süreçte yaşanan çatışma ve istikrarsızlıkların Türkiye’nin güçlü bir direnç geliştirmesine imkan sağladığı kaydedildi. Türkiye’nin bu direnç sayesinde kendi istikrarını muhafaza ettiği ve bir istikrar odağı olarak öne çıktığı belirtildi. Komşu bölgelerin güvenliğine ve istikrarına katkı sunan etkili bir paydaş konumuna geldiği aktarıldı. Geleneksel müttefiklerin son 10 yılda güvenlik ve savunma alanında beklenen ölçekte katkı sunmadığı, bu durumun Türkiye’nin özerk kabiliyetlerini geliştirme çabalarını ivmelendirdiği vurgulandı. Savunma, istihbarat, güvenlik ve diplomasi alanlarında geliştirilen kapasitenin Türkiye’yi yeni küresel jeopolitik atmosfere görece daha hazırlıklı kıldığı vurgulandı. Türkiye’nin güçlü yönlerini avantaja dönüştürmesi ve riskleri kurumsal kapasitesini pekiştirerek karşılaması halinde önümüzdeki dönemde de kriz ve belirsizlikler karşısında istikrarlı ve güçlü kalacağı değerlendirildi.
Salsa’nın minik yıldızı: 10 yaşa kupa ve madalyalar doldurdu
27 Şubat 2026 Cuma - 11:13 Salsa’nın minik yıldızı: 10 yaşa kupa ve madalyalar doldurdu Bursa’da düzenlenen Karayip Salsa 2. Etap Yarışması’nda birincilik elde eden ve Isparta’da yaşayan 10 yaşındaki Belinay Savaş, 5. kez Türkiye şampiyonu olarak Isparta’ya büyük gurur yaşattı. Savaş, hedefinin milli dansçı olarak Türkiye’yi temsil etmek olduğunu söyledi. Isparta’nın 10 yaşındaki başarılı sporcusu Belinay Savaş, Bursa’da düzenlenen ve 48 sporcunun katıldığı Karayip Salsa 2. Etap Yarışması’nda rakiplerini geride bırakarak 5.kez Türkiye şampiyonu oldu. Türkiye Dans Sporları Federasyonu tarafından gerçekleştirilen organizasyonda üstün bir performans sergileyen başarılı sporcu, kategorisinde birinciliğe ulaşarak tekrardan dikkatleri üzerine çekti. Geçtiğimiz ay Ankara’da düzenlenen Karayip Dansları Salsa 1. Etap Yarışması’nda da şampiyonluk elde eden Savaş, Bursa’daki başarısıyla istikrarlı yükselişini sürdürdü. 5 yaşında başladığı Salsa’da her yıl şampiyon olarak toplamda 5 Türkiye birinciliği ve çeşitli dereceler elde eden Savaş’ın, önümüzdeki dönemde de ulusal yarışmalarda Isparta’yı temsil etmeye devam edeceği öğrenildi. "Beklentimizi aştığı için sonsuz teşekkür ediyoruz’’ Belinay Savaş’ın annesi Şeyda Savaş, kızının 2 yaşından itibaren dansa ilgi duyduğunu vurgulayarak, sınıf öğretmeni aracılığıyla dans eğitmeni Nazan Özel ile tanıştıklarını, ardından profesyonel olarak yönlendirilerek yarışmalara katıldıklarını söyledi. Salsa dansının zorluğundan bahseden Savaş, ‘‘Tabii ki her veli, her aile gibi biz de çocuğumuzun başarılı olmasını istedik. Ama bu kadarını gerçekten beklemiyorduk. Bizi çok onurlandırdı. Beklentimizi aştığı için sonsuz teşekkür ediyoruz’’ dedi. "Çok mutlu oldum ve duygulandım’’ Isparta Kadir Boylu Ortaokulu’nda 5. sınıf öğrencisi Belinay Savaş, "Beş yıldır Salsa dansla ilgileniyorum. Beşinci kez Türkiye şampiyonu oldum. Nazan hocamla birlikte çok çalışarak emeklerimin karşılığını aldım. Beşinci kez Türkiye şampiyonu olduğumda çok mutlu oldum ve duygulandım. Böyle bir başarı bekliyordum ama çok heyecanlandım’’ dedi. ‘‘Dünyayı gezip Türkiye’mi temsil etmek isterim’’ Şampiyon olduktan sonra arkadaşları ve akrabaları tarafından tebrik edildiğini ve mutluluğunu paylaştığını dile getiren Savaş, ‘‘ İlerleyen zamanlarda milli dansçı olmak istiyorum. Dünyayı gezip Türkiye’mi temsil etmek isterim. Benim gibi başarılı olmak isteyenlerin disiplinli olmaları ve çok çalışmaları gerekir. Emek verirlerse karşılığını mutlaka alırlar. Her zaman yanımda oldukları için, beni destekledikleri için anneme ve babama çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız canım ailem’’ şeklinde konuştu. "Hem bizi hem de Belinay’ı gerçekten çok etkiledi’’ İlk kez şampiyon olduğunda da beşinci kez şampiyon olduğunda da aynı hisleri yaşadığını dile getiren Savaş ‘‘Sanki ilk defa oluyormuş gibi hep mutluyuz, hep gururluyuz ve hep heyecanlıyız. Bizi en çok zorlayan konu sağlıklı beslenmesini sağlayabilmekti. Tamamen sağlıklı beslenmesi, uyku düzeni; hem dersleri, hem okulu, hem de dansı. Bunlar hem bizi hem de Belinay’ı gerçekten çok etkiledi. Ama vazgeçmedik. Sonuna kadar mücadele ettik ve çok şükür bu başarılara ulaşmaya başladık’’ şeklinde konuştu. "Her şartta onların arkalarında durmasını tavsiye ediyorum’’ Günümüz şartlarında çocukların farklı alanlara yöneldiğini ifade eden Savaş ‘‘ Ailelerin onların bu alanlara yönelmemesi için bir spor dalına, ilgisi olan bir alana yönlendirilmesini ve her şartta onların arkalarında durmasını tavsiye ediyorum. Ne olursa olsun sonuna kadar yanlarında olup, canı gönülden desteklemelerini öneriyorum. Bir çocuğun mutlaka bir sporla uğraşmasını diliyorum’’ ifadelerini kullandı. "Her şartta kızımın yanındayım’’ Sprocu kızıyla çok gurur duyduğunu söyleyen baba Ali Savaş ise kızının 5 kez Türkiye şampiyonu olmasında ziyade sınırsız dereceleri olduğunu aktararak ‘‘ Her adımında, her şartta yanındayım. Bütün desteklerim onunla. Bize bu gururları yaşattığı için ona sonsuz teşekkür ediyoruz. Gerçekten çok güzel bir duygu’’ cümlelerine yer verdi.
’’Kontrolsüz teknoloji kullanımı çocukların gelişimi üzerinde derin etki bırakıyor’’
27 Şubat 2026 Cuma - 11:11 ’’Kontrolsüz teknoloji kullanımı çocukların gelişimi üzerinde derin etki bırakıyor’’ Maya Okulları Rehberlik Koordinatörü Duygu Kervan Alver, kontrolsüz teknoloji kullanımının çocukların gelişimi üzerindeki derin etki bıraktığını söyledi. Maya Okulları Rehberlik Koordinatörü Duygu Kervan Alver, çocuklarda teknoloji kullanımı ile ilgili uyarılarda bulundu. Tabletlerin "susturucu", telefonların ise "dijital emzik" olarak kullanıldığı bu yeni çağda, kontrolsüz teknoloji kullanımının çocukların gelişimi üzerinde derin etki bıraktığını belirten Alver, ‘’Velilerden en çok duyduğunuz şikayet ‘çocuğum odaklanamıyor’ oluyor. Maalesef son yıllarda en zorlandığımız konu çocuklarımızın herhangi bir işe odaklanamıyor oluşu. Ekrandaki o saniyelik geçişlere, aşırı renkli ve hızlı uyarana alışan beyin, sınıftaki öğretmenin sesini veya kağıt üzerindeki bir problemi "sıkıcı" buluyor. Çocuk aslında tembel değil, beyni o kadar yüksek dopaminle beslenmiş ki, normal hayatın temposu ona çok yavaş geliyor. Sınıfta oturan ama zihni hala en son izlediği videonun hızında olan bir nesilden bahsediyoruz. Bu durum akademik başarıdan ziyade, ‘zihinsel bir gürültüye’ yol açıyor. Ekran, çocuğa istediği her şeyi anında veriyor. Gerçek hayat ise sabır gerektirir. Biz yetişkinler, sırf o an ağlamasın ya da yemeğini yesin diye ekranı bir rüşvet olarak kullandığımızda, çocuğun duygusal regülasyon becerisini elinden alıyoruz. Değer bilen bir çocuk yetiştirmek istiyorsak, ona ‘hayır’ denildiğinde bununla baş etmeyi öğretmeliyiz. Çocuk, sınırda güvende hisseder; sınırsızlık ise kaygıya neden olur’’ dedi. ’’Oyun, çocuğun hayata hazırlık provasıdır’’ Oyunun, çocuğun hayata hazırlık provası olduğunu belirten Alver, ’’Ancak kontrolsüz teknoloji, çocuğu yalnız bir tüketiciye dönüştürüyor. Akranıyla çatışma çözmeyi, paylaşmayı, yenilmeyi bilmiyorlar. Çünkü ekranda yenilince ‘tekrar başlat’ tuşu var ama arkadaşlıkta o tuş yok. Sosyal ipuçlarını okuyamayan, empatiden uzak ve en ufak bir sorunda fiziksel şiddete veya içine kapanıklığa başvuran bir nesil yetişiyor. Günümüz çocuklarının en büyük kaybı ‘can sıkıntısı’ Çünkü beceri, can sıkıntısının hemen arkasında bekler. Çocuk sıkıldığında bir oyun kurgular, bir nesneye anlam yükler, hayal kurar. Hazır paketlenmiş eğlence sunan ekranlar ise zihinsel kasları tembelleştiriyor. Kendi kendine oyun kuramayan, elindeki bir oyuncakla 10 dakika vakit geçiremeyen, sürekli dışarıdan bir uyarana ihtiyaç duyan bir nesil, özgün düşünme kabiliyetini de kaybediyor. Eve girildiği an telefonlar ortak bir kutuya bırakılmalı. Çocuk, ebeveyninin yüzünü ekranda değil, karşısında görmeli. Çocuğun ‘sıkıldım’ feryadına hemen tabletle yanıt vermeyin. Bırakın sıkılsın, o boşlukta bir resim yapmaya veya kitap karıştırmaya yönelecektir. ‘Birazdan kapat’ demek yerine kum saati veya zamanlayıcı kullanın. Çocuk sürenin somut olarak bittiğini görsün. Akşam yemeği masası ve uykudan önceki son bir saat asla ekrana dokunulmamalı. Kaliteli uyku, ertesi günün okul başarısı ve hırçınlığın azalması için şarttır. Geleceğin ‘değer bilen’ çocuklarını yetiştirmek için onlara bir ekran değil, bölünmemiş bir ‘an’ ve kaliteli bir zaman dilimi borçluyuz’’ diye konuştu.
Ramazan coşkusu kültür ve sanatla buluşuyor
27 Şubat 2026 Cuma - 11:02 Ramazan coşkusu kültür ve sanatla buluşuyor Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi Halk Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından ’Ramazan Etkinlikleri’ düzenlendi. Etkinlik, Halk Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Faris Akarsu Konser Salonu’nda gerçekleştirildi. Ramazan ayının kültürel mirasını yaşatmayı amaçlayan etkinlik kapsamında, geleneksel Karagöz-Hacivat oyunu sahnelendi. Hayali Hüseyin Demir tarafından icra edilen gölge oyunu, Ramazan gecelerinin kültürel atmosferini izleyicilere yansıtarak izleyicilerden büyük beğeni topladı. Programın devamında ise Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği ve Türk Pop Müziği repertuvarından eserler seslendirildi. Gecede Serpil Ayar, Gözde Öksüz ve Servet Akpınar solist olarak sahne alırken, orkestrayı Uğur Ünlü yönetti. Seslendirilen eserler, Ramazan ayının manevi iklimini kültür ve sanatla buluşturdu. Benzer etkinliklerin devam edeceği açıklandı Ramazan ayı boyunca sürecek etkinlik konser programında Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği ve Türk Pop Müziği repertuvarından eserler seslendirilecek. 5 Mart Perşembe günü saat 20.30’da Serpil Avar, 12 Mart Perşembe günü saat 20.30’da Gözde Öksüz, 17 Mart Salı günü saat 20.30’da ise Servet Akpınar sahne alacak. Programların orkestra şefliğini Uğur Ünlü üstlenecek. Etkinliğe; Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük, Halk Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Oytun Eren’in yanı sıra çok sayıda akademisyen, öğrenci ve davetli katıldı.
Melikgazi’nin MELKEV’i her zaman vatandaşlarının yanında
27 Şubat 2026 Cuma - 10:59 Melikgazi’nin MELKEV’i her zaman vatandaşlarının yanında Dayanışma ve paylaşma kültürünü her geçen gün artırarak ilçedeki ihtiyaç sahibi vatandaşlarının yanında olmaya devam eden Melikgazi Belediyesi, Melikgazi Kıyafet Evi (MELKEV) hizmeti ile dayanışmanın en güzel örneklerini sergiliyor. Kadın, erkek ve çocuklara yönelik ayakkabı, mont ve günlük kıyafet gibi temel giyim ürünlerinin ihtiyaç sahiplerine randevu ile verildiği MELKEV’i ziyaret eden Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, "Ramazan ayı birçok ihtiyacın karşılandığı birçok ihtiyaç sahibinin derdi ile dertlenildiği, mübarek bir ay. Bu kapsamda da Melikgazi Belediyesi olarak birçok hayırseverimizle iş birliği içerisinde çalışmalar yapıyoruz. Melikgazi kıyafet evi (MELKEV) Melikgazi Kaymakamlığımız ve Melikgazi Belediyemizin destekleri ile ihtiyaç sahibi ailelerin randevu ile gelip hem kendilerine hem çocuklarına kıyafet aldıkları bir tesis. Bu tesisimiz çok güzel ve çok nazik bir hizmet veriyor. Burada takım elbiseden, ayakkabıya kadar, çocuk kıyafetinden çorabına kadar birçok kıyafeti ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Bize en büyük desteği veren mağazalarımıza teşekkür ederim. Cenab-ı Allah hayırlarını kabul eylesin. Bizler özellikle Ramazan ayında zekât, sadaka, fitreler veriyoruz. Bu tür hayırlar da özellikle yetim çocuklarımız başta olmak üzere ihtiyaç sahibi ailelerimize büyük katkı sağlıyor. Bu tesisimiz rezervasyonla çalışıyor. Vatandaşlarımız 0530 253 91 91 numaralı WhatsApp hattımıza yazarak randevu alabilirler. Böyle güzel ve anlamlı bir tesisi Melikgazi Belediyesi olarak biz işletiyoruz. Öncelikle Melikgazi Kaymakamımız Sayın Sedat Sırrı Arısoy’a, hayırseverlerimize, başkan yardımcım, müdürüm olmak üzere emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Melikgazi’de her zaman vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.
Diyarbakır’ın "Kemal Dayısı" düğünleri özlüyor
27 Şubat 2026 Cuma - 10:54 Diyarbakır’ın "Kemal Dayısı" düğünleri özlüyor Diyarbakırlıların "Kemal Dayı" olarak tanıdığı 77 yaşındaki Kemal Tosun, 67 yıldır üzerinden çıkarmadığı renkli geleneksel kıyafetleriyle kentin simge isimlerinden biri oldu. Son bir buçuk yıldır yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle yürümekte zorlanan Tosun, en kısa sürede yeniden düğünlere katılıp halay çekmeyi hayal ediyor. Diyarbakır’da hemen herkesin "Kemal Dayı" diye bildiği 77 yaşındaki Kemal Tosun, yarım asrı aşkın süredir giydiği renkli geleneksel kıyafetleriyle dikkat çekiyor. Henüz 10 yaşındayken babasının karış hesabıyla diktirdiği renkli kıyafetleri giymeye başlayan Tosun, o günden bu yana tarzından hiç vazgeçmedi. Tam 67 yıldır aynı kültürel çizgiyi sürdüren Kemal Dayı, yıllar içinde düğünlerin, halayların ve sokakların neşesi haline geldi. Renkli şalvarı ve yöresel kıyafetleriyle katıldığı düğünlerde halayın en önünde yer alan Tosun, kentin yaşayan sembollerinden biri olarak anılıyor. Son bir buçuk yıldır yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle zor günler geçirdiğini belirten Tosun, yanlış ameliyat olduğunu iddia etti. Bu süreçten sonra yürümekte güçlük çekmeye başlayan Kemal Dayı, en çok da düğünlere gidememekten yakınıyor. Yıllarca düğün düğün gezip halay çeken, gençlerle birlikte oynayan Tosun’un en büyük hayali ise yeniden sağlığına kavuşarak düğünlere katılmak ve eski günlerdeki gibi halayın başında yer almak. Tosun, "10 yaşlarındaydım babam karış hesabı yaparak ölçümü aldı. Diyarbakır’a geldi. Bana bir şalvar bir yelek birde küçük bir kuşak yaptırıp getirdi. Bizim köyde de tesadüf düğün vardı. Giydim onları ve beni düğüne götürdü. Ben daha küçük olduğum için üzerimde kıyafetleri gören şaşırdı ve gülmeye başladı. Elime iki tane mendil verdiler bende oynamayı bilmiyordum. Rastgele oynamaya başladım. Herkes para üstüme atıyordu. Eskiden davul ve zurna tek vardı. İnsanlar para atınca bende dedim herhalde ben biliyorum o yüzden para atıyorlar. Ondan sonra ne kadar düğün olduysa beni çağırmaya başladılar. Ben de oynaya oynaya her oyunu öğrendim. Bütün ne kadar köy varsa ne kadar düğün oluyorsa herkes beni çağırıyordu. Eskiden otomobil falanda çok yoktu. Kamyonlarla gidip geliyorduk ulaşım çok zordu. Ondan sonra her yerde tanınmaya başladım. İl dışından da beni çağıranlar oluyordu. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Sivas, Antalya birçok yere gittim. Belim biraz ağarıyordu. Özel bir hastaneye gittim dediler 4 yerden bel fıtığın var bir yerde de patlamış. Bende korktum ameliyat olmayı kabul ettim. Meğer para için beni ameliyat etmiş. Para için beni bu hale soktular. Bir buçuk yıldır yürüyemiyorum, düğünlere gidemiyorum. Düğünleri çok özledim’’ diye konuştu.
Belediyenin uygun fiyata et sattığı TEK Market’in 2.’si Çerkezköy’de açıldı
27 Şubat 2026 Cuma - 10:53 Belediyenin uygun fiyata et sattığı TEK Market’in 2.’si Çerkezköy’de açıldı Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik projesi TEK Market’in ikinci şubesi, Çerkezköy’de düzenlenen törenle hizmete açıldı. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından vatandaşlara kaliteli, hesaplı ve güvenilir gıdaya erişim imkânı sunmak amacıyla hayata geçirilen TEK Market projesi büyümeye devam ediyor. Geçtiğimiz hafta Süleymanpaşa’da açılan ilk şubenin ardından ikinci TEK Market, Çerkezköy Gazi Mustafa Kemal Paşa Mahallesi’nde düzenlenen törenle açıldı. Üretici birlikleri ve kooperatiflerin ürünlerinin yanı sıra kadın üreticilerin el emeği ürünleri ile Malkara Et Kombina Tesisi’nden temin edilen et ürünlerinin de yer aldığı markette, tüketicinin bütçesinin korunması ve yerel üreticinin desteklenmesi hedefleniyor. Proje ile üreticiden tüketiciye doğrudan bir köprü kurulması amaçlanıyor. Açılış töreninde konuşan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, TEK Market’in sosyal belediyecilik vizyonunun önemli bir parçası olduğunu belirterek, göreve geldikleri günden bu yana kimseyi geride bırakmama anlayışıyla çalıştıklarını ifade etti. Yüceer, belediyeciliği yalnızca altyapı hizmetleriyle sınırlı görmediklerini, vatandaşların yaşam yükünü hafifletmeyi de asli görev kabul ettiklerini dile getirdi. Hayat pahalılığının arttığı bir dönemde temel gıdaya erişimin önemine dikkat çeken Yüceer, TEK Market’in kâr amacı taşımayan, dayanışma temelli bir halk marketi olduğunu vurguladı. Projenin hem dar gelirli vatandaşlara destek sunduğunu hem de yerel üreticinin emeğini koruduğunu belirten Yüceer, dayanışma modelini Tekirdağ genelinde yaymayı hedeflediklerini kaydetti. TEK Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Hakan Hurşit Biçer ise, TEK Market’in sosyal dayanışmayı büyüten ve yerel üreticiyi destekleyen önemli bir hizmet modeli olduğunu belirterek, teknik detaylara ilişkin bilgi verdi. Açılış törenine kurum ve kuruluş amirleri, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve siyasi parti temsilcileri, mahalle muhtarları ile çok sayıda vatandaş katıldı.