GÜNDEM
15 tonluk bomba infilak ettirilmiş, 16 kişi ölmüştü: Dürümlü patlamasının üzerinden 10 yıl geçti, acılar geçmedi 12 Mayıs 2026 Salı - 22:26:45 Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Dürümlü mezrasında terör örgütü PKK mensuplarınca kamyona yüklenen 15 tonluk patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybettiği olayın üzerinden 10 yıl geçti. Terör örgütü PKK mensupları, 12 Mayıs 2016 tarihinde Bingöl’ün Genç ilçesine bağlı Döşekkaya köyü yakınlarında yol çalışması yapan bir firmaya ait kamyonu gasp ederek yaklaşık 15 tonluk bombayı araca yüklemiş, bomba yüklü araç içindeki PKK’lılarla birlikte Sur ilçesine bağlı Tanışık Mahallesi’ne gelmişti. Köylülerin şüphelenmesi üzerine araçtaki PKK’lılar ile köylüler arasında tartışma yaşanmış, olayın ardından teröristler bomba yüklü kamyonu Dürümlü mezrasına doğru yönlendirmişti. Köylüler tarafından takibe alındıklarını ve kaçamayacaklarını anlayan teröristler 15 ton patlayıcı yüklü kamyonu infilak ettirmiş, olayda hepsi akraba olan 16 kişi ölmüş, 26 kişi de yaralanmıştı. Patlamanın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen acılar ilk günkü tazeliğini koruyor. "Biz onları unutmayacağız" Patlamanın yıldönümünde mezarlık önünde açıklamalarda bulunan Çelebi Yaman, "Şehit ailesiyim. Burada bulunan şehitlerin tamamı benim kardeşim, kuzenlerim ve amcamdır. 12 Mayıs 2016’da terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıda hepsi şehit oldu. Bugün burada bulunmamızın sebebi onları unutmamak ve unutturmamaktır. Şehit ailelerinin sesi olan, her daim onların yanında bulunan ve onların sözüyle hareket eden Devlet Bahçeli’yi buradan saygıyla selamlıyor, teşekkürlerimi sunuyorum. Açmış olduğu bu yolda şehit aileleri olarak biz de destek vermeye devam edeceğiz, desteğimizi esirgemeyeceğiz. Söz konusu vatan ise biz her zaman vatanımızın ve devlet büyüklerimizin yanındayız. Bugün şehitlerimizin 10. yıl dönümü. Aradan sadece 10 yıl değil, 100 yıl da geçse biz onları unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi. "Değil 10 yıl, 10 bin yıl da geççe bu acı içimizden çıkmayacak" Olayda yakınlarını kaybeden Mehmet Yaman da, "Bu olayda ağabeyimi, babamı, amcamı ve dayılarımı kaybettim. Bugün olayın 10. yılı. Allah hepsine rahmet eylesin inşallah. Değil 10 yıl, 10 bin yıl geçse de bu acı içimizden çıkmayacak. Allah-u Teala bütün şehitlerimize rahmet eylesin inşallah. Bu çözüm süreciyle birlikte inşallah artık bu olaylar yaşanmaz. Umarım bir daha böyle acılar yaşanmaz. Bizim başımıza geldi, kimsenin başına gelmesin. Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın inşallah. Biz 16 şehit verdik. Allah-u Teala hepsine rahmet eylesin. Bu acı ne yapsak içimizden çıkmaz. Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a ve Devlet Bahçeli’ye selamlarımızı gönderiyoruz. Bütün ailemizin selamı var. Allah hepinizden, devletimizden razı olsun" diye konuştu. "Yeni doğan çocuklar onların isimleri ile yaşıyor" Yakınlarını kaybeden Şahin Güler ise, "12 Mayıs 2016’da Tanışık köyünde terör örgütü PKK’nın saldırısı sonucunda 16 yakınımı kaybettim. Tamamı dayımlar ve dayım çocuklarıydı. Birlikte büyüdüğümüz insanlardı. Bugün üzerinden 10 yıl geçti ama acıları hala içimizde taze. Unutmadık, unutturmayacağız. Birçoğunun ismini çocuklarımıza verdik. Yeni doğan çocukların çoğunda bugün onların isimleri yaşıyor" şeklinde konuştu.
12 Mayıs 2026 Salı - 22:07 15 tonluk bomba infilak ettirilmiş, 16 kişi ölmüştü: Dürümlü patlamasının üzerinden 10 yıl geçti, acılar geçmedi Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Dürümlü mezrasında terör örgütü PKK mensuplarınca kamyona yüklenen 15 tonluk patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybettiği olayın üzerinden 10 yıl geçti. Terör örgütü PKK mensupları, 12 Mayıs 2016 tarihinde Bingöl’ün Genç ilçesine bağlı Döşekkaya köyü yakınlarında yol çalışması yapan bir firmaya ait kamyonu gasp ederek yaklaşık 15 tonluk bombayı araca yüklemiş, bomba yüklü araç içindeki PKK’lılarla birlikte Sur ilçesine bağlı Tanışık Mahallesi’ne gelmişti. Köylülerin şüphelenmesi üzerine araçtaki PKK’lılar ile köylüler arasında tartışma yaşanmış, olayın ardından teröristler bomba yüklü kamyonu Dürümlü mezrasına doğru yönlendirmişti. Köylüler tarafından takibe alındıklarını ve kaçamayacaklarını anlayan teröristler 15 ton patlayıcı yüklü kamyonu infilak ettirmiş, olayda hepsi akraba olan 16 kişi ölmüş, 26 kişi de yaralanmıştı. Patlamanın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen acılar ilk günkü tazeliğini koruyor. ‘’Biz onları unutmayacağız’’ Patlamanın yıldönümünde mezarlık önünde açıklamalarda bulunan Çelebi Yaman, ‘’Şehit ailesiyim. Burada bulunan şehitlerin tamamı benim kardeşim, kuzenlerim ve amcamdır. 12 Mayıs 2016’da terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıda hepsi şehit oldu. Bugün burada bulunmamızın sebebi onları unutmamak ve unutturmamaktır. Şehit ailelerinin sesi olan, her daim onların yanında bulunan ve onların sözüyle hareket eden Devlet Bahçeli’yi buradan saygıyla selamlıyor, teşekkürlerimi sunuyorum. Açmış olduğu bu yolda şehit aileleri olarak biz de destek vermeye devam edeceğiz, desteğimizi esirgemeyeceğiz. Söz konusu vatan ise biz her zaman vatanımızın ve devlet büyüklerimizin yanındayız. Bugün şehitlerimizin 10. yıl dönümü. Aradan sadece 10 yıl değil, 100 yıl da geçse biz onları unutmayacağız, unutturmayacağız’’ dedi. ‘’Değil 10 yıl, 10 bin yıl da geççe bu acı içimizden çıkmayacak’’ Olayda yakınlarını kaybeden Mehmet Yaman da ‘’Bu olayda ağabeyimi, babamı, amcamı ve dayılarımı kaybettim. Bugün olayın 10. yılı. Allah hepsine rahmet eylesin inşallah. Değil 10 yıl, 10 bin yıl geçse de bu acı içimizden çıkmayacak. Allah-u Teala bütün şehitlerimize rahmet eylesin inşallah. Bu çözüm süreciyle birlikte inşallah artık bu olaylar yaşanmaz. Umarım bir daha böyle acılar yaşanmaz. Bizim başımıza geldi, kimsenin başına gelmesin. Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın inşallah. Biz 16 şehit verdik. Allah-u Teala hepsine rahmet eylesin. Bu acı ne yapsak içimizden çıkmaz. Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a ve Devlet Bahçeli’ye selamlarımızı gönderiyoruz. Bütün ailemizin selamı var. Allah hepinizden, devletimizden razı olsun’’ diye konuştu. ‘’Yeni doğan çocuklar onların isimleri ile yaşıyor’’ Yakınlarını kaybeden Şahin Güler ise ‘’12 Mayıs 2016’da Tanışık köyünde terör örgütü PKK’nın saldırısı sonucunda 16 yakınımı kaybettim. Tamamı dayımlar ve dayım çocuklarıydı. Birlikte büyüdüğümüz insanlardı. Bugün üzerinden 10 yıl geçti ama acıları hala içimizde taze. Unutmadık, unutturmayacağız. Birçoğunun ismini çocuklarımıza verdik. Yeni doğan çocukların çoğunda bugün onların isimleri yaşıyor’’ şeklinde konuştu.
12 Mayıs 2026 Salı - 21:44 İstanbul Valisi Gül: "Son üç senede sizlerin de destekleriyle 7 milyon 300 bin ilave kitap temin ettik" İstanbul Valiliği tarafından "Ben Okuyorum, İstanbul Okuyor" projesi kapsamında, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün koordinasyonunda düzenlenen "Aileler Yarışıyor" kitap okuma yarışmasında ödüller sahiplerini buldu. İstanbul Valiliği tarafından okuma alışkanlığını aile bireyleri arasında yaygınlaştırmak amacıyla 39 ilçede düzenlenen "Ben Okuyorum, İstanbul Okuyor" projesinin ödül töreni yapıldı. "Aileler Yarışıyor" Kitap Okuma Yarışmasına toplam 5 bin 43 veli katıldı. Necip Fazıl Kısakürek’in "İstanbul’a Hasret" adlı eserini okuyan velilere yönelik ilçe finalistlerinin belirlendiği yarışma, şubat ayında 39 ilçede yapıldı. İlçelerinde derece yapan velilerin katıldığı il sınavı ise Beşir Ayvazoğlu’nun "Dersaadet’in Kalbi" adlı eserinden 14 Nisan’da Cağaloğlu Anadolu Lisesinde yapıldı. Bahçelievler’de düzenlenen ödül programına Vali Davut Gül, İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, Necip Fazıl Kısakürek’in torunu Emrah Kısakürek, yarışmada derece alan aileler ve çok sayıda davetli katıldı. Vali Gül, yarışmada derece alıp birinci olan Tuba Öztürk, ikinci olanlar Durmuş Demir, Kayhan Çay, üçüncü olanlar Cevdet Çelik, Merve Mahan, Tuğçe Şahin ve Ramazan Zerenay’e ödüllerini takdim etti. Programda konuşan Vali Gül, "Sayın Cumhurbaşkanımızın bir talimatı var. Bunu zaman zaman dile getiriyoruz. Her toplantıda il valilerine ‘Kendi çocuğunuz için istediğiniz her şeyi, bütün çocuklar için isteyin’ diyor. Dolayısıyla da bizim İstanbul’da yaklaşık 3 milyon öğrenciye bakış açımız tamamen bu ölçüde. Kendi çocuğumuz olarak görüyoruz. Kendi çocuğumuzun iyiliği için ne düşünüyorsak bütün öğrencilerimiz için onu yapmak istiyoruz. Bağımlılıktan koruduğumuz çocuklarımızın özgüveninin geliştiği, spor yapan, kitap okuyan, yeteneğine göre bir enstrüman çalan, öğrenci meclislerimiz aracılığıyla karar süreçlerine katılan, ‘Hayır’ diyebilen, ruhen, bedenen gelişmiş çocuklar olsun istiyoruz. Bunu nasıl yapacağız? Sihirli değneğimiz yok. Bir şekilde sizlerle birlikte, veliler olarak, öğretmenlerimiz olarak, idareciler olarak herkesin kendi açısından bir tarafından tutarak bu meseleyi çözebiliriz" ifadelerini kullandı. ‘Ben Okuyorum, İstanbul Okuyor’ projesiyle ilgili Vali Gül, "Bunun için de öncelikle kitap sayımızda başladık. İstanbul’umuzda yaklaşık 6 buçuk milyon kitap vardı. Ve ‘Ben Okuyorum, İstanbul Okuyor’ kitap okuma projemizle, yeni temin ettiğimiz kitaplarla yaklaşık 7 milyon 300 bin kitap temin etmiş olduk. Bu şu demek, yaklaşık 100 yılda biriktirdiğimiz 6 buçuk milyon kitap vardı. Son üç senede hep birlikte sizlerin de destekleriyle 7 milyon 300 bin ilave kitap temin ettik. Yani kitap sayımız yüzde yüzden daha fazla artmış oldu. Kitapları temin ettik. Öğrencilerimiz okumaya başladılar. Bu sefer şöyle bir ihtiyaç ortaya çıktı. Çocuklarımız yazarlarla buluşmak istedi. Kitap fuarlarına gitmek istedi. İstanbul’umuzda her yıl büyük kitap fuarları yapılıyor. Ama şehir çok büyük. 16 milyon insan yaşıyor. Bir yerden bir yere gitmenin her anlamda zorlukları var. ‘Ben Okuyorum, İstanbul Okuyor’ kitap okuma projemizle, her ilçemizde kitap fuarı yapmaya başladık. Bazı ilçelerimizde yaptık. Günün sonunda 39 ilçemizin 39’unda da yapmış olacağız. Dolayısıyla da çocuğun kitap fuarını gezmesi, yazarını görmesi, okuduğu kitabın şairiyle, yazarıyla hemhal olması, onun bir söyleşisini dinlemesi çok kıymetli. Bir diğer yaptığımız iş, kitabın ailecek okunmasını istedik. Her akşam 21.00’de yarım saat telefonun, tabletin kapandığı sadece çocuğun değil, herkesin kitap okuduğu bir fotoğraf olsun istedik. Burada da iş sizlere düşüyordu. İnanıyorum ki hangi anne, babaya sorsak çocuğu için biraz önce saydığım özelliklere kavuşmasını ister ama kendimiz yapmadan, kendimiz yaşamadan, kendi hayatımızda tatbik etmeden çocuğumuza rol model olma şansımız yok. Onun için burada herkesin çok önemli katkısı var. En büyük katkı bu yarışmaya katılan, çocuklarıyla birlikte bizim bu projemizde kitap okuyan velilerimizdir. Velilerimize teşekkür ediyorum" dedi.
Sosyal risk haritalarında 35 haritadan 11’i için çalışmalar tamamlandı
22 Mart 2026 Pazar - 13:48 Sosyal risk haritalarında 35 haritadan 11’i için çalışmalar tamamlandı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülen sosyal risk haritaları kapsamında hazırlanacak 35 haritadan 11’i için çalışmalar tamamlandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın talimatı ile bakanlık tarafından yürütülen sosyal risk haritaları kapsamında hazırlanacak 35 haritadan 11’i için çalışmalar tamamlandı Bu puanların, mevcut durumu tespit etmenin yanı sıra sosyal risklerin erken belirlenmesine ve önleyici hizmetlerin güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Elde edilen veriler doğrultusunda "Aile Rehberi" ve "Çocuklar Güvende" dijital takip sistemleri kapsamında yeni bir uygulama sürecinin başlatılacağı kaydedildi. Bu kapsamda, farklı bakanlıklar ve kamu kurumlarıyla koordinasyon içinde risk düzeyi yüksek hanelere yönelik bütüncül destek mekanizmaları devreye alınacak. Dijital takip sisteminin ilk uygulanacağı iller arasında Gaziantep, Manisa, Niğde, Van, Sinop, Edirne, Aksaray, Adana, İzmir, Afyonkarahisar ve Trabzon yer alıyor. Yetkililer, sosyal risk haritalarının klasik sosyal yardım yaklaşımının ötesine geçerek veriye dayalı, hedef odaklı ve önleyici bir modelin temelini oluşturduğunu belirtti. Yeni dönemde eğitim, sağlık, istihdam ve yerel yönetimlerle entegre yürütülecek çalışmalarla ailelerin güçlendirilmesi ve çocukların korunması amaçlanıyor. Sosyal risk puanlarının sahaya yansımasıyla özellikle kırılgan gruplara yönelik erken müdahale kapasitesinin artırılması ve kamu kaynaklarının daha etkin kullanılması hedefleniyor. Bakanlık yetkilileri, illerde elde edilen deneyimlerin ardından modelin kademeli olarak tüm Türkiye’ye yaygınlaştırılacağını bildirdi. Sosyal risk haritası, bireylerin ve toplumun karşılaşabileceği sosyal risklerin veri temelli olarak analiz edilip coğrafi düzeyde görselleştirildiği bir sistem olarak öne çıkıyor. Çalışma kapsamında 648 sosyal gösterge kullanılarak il, ilçe, mahalle hatta hane bazında risk analizleri yapılıyor. Elde edilen veriler sayesinde kırılgan gruplar erken aşamada tespit edilerek koruyucu ve önleyici sosyal hizmet politikaları geliştiriliyor. Sosyal risk haritaları, klasik ’olay sonrası müdahale’ anlayışının ötesine geçerek, riskler ortaya çıkmadan önce müdahale edilmesini hedefleyen bir erken uyarı sistemi işlevi görüyor.
Arıza yapan makine İhsan Usta’nın hayatına yön verdi
22 Mart 2026 Pazar - 13:43 Arıza yapan makine İhsan Usta’nın hayatına yön verdi Aydın’ın İncirliova ilçesinde terzi çırağı olarak iş hayatına başlayan 68 yaşındaki İhsan Demir’in hayatı, sürekli arıza yapan makine sayesinde değişti. Terzilik mesleği hazır giyim ve büyük çaplı konfeksiyonlara yenik düşünce İhsan Usta, Aydın’ın en bilinen makine tamircilerinden biri oldu. Birçok markanın yetkili servisliğini de yapan İhsan Demir, "Bazen şer gibi görünen şeylerin sonucu hayra çıkabiliyor. Sürekli arızalanan makine beni farklı bir meslek sahibi yaptı" dedi. Çocukluğunda hayalindeki mesleğin yorgancılık olduğunu belirten İhsan Demir, "Bir zamanlar yorgancılık en gözde mesleklerden biriydi. İlk olarak yorgancılık yapmaya başladım. Daha sonra ciddi bir ustalık gerektiren şapka dikim işleri yaptım. Bu işler teknolojik gelişmelere yenik düşmeye başlayınca bir marka oluşturup gömlek üretimine başladım. Bu işler sırasında dikiş makinelerinden yüzüm gülmedi. Arızalananları uğraşa uğraşa kendim tamir etmeye başladım. Makineyi tamir ettiğimi gören meslektaşlarım bu defa kendi makinelerini tamir için bana getirmeye başlayınca bir anda terzilik mesleğinden dikiş makineleri tamirciliğine geçtim" diyerek sürekli arıza yapan dikiş makinesinin hayatını değiştirdiğini söyledi. Makine tamir ederken çeşitli elektrikli ve elektronik ev aletlerini de tamir etmeye başladığını belirten İhsan Demir, şu anda birçok markanın Aydın’daki yetkili bayisi olarak hizmet verdiğini ifade etti. Demir, her sektörde olduğu gibi kendi sektörlerinde de en büyük sıkıntının çırak bulamamak olduğunu kaydetti.
Vali Sözer Ramazan Bayramı’nın son günü hastane ve huzurevi ziyaretinde bulundu
22 Mart 2026 Pazar - 13:40 Vali Sözer Ramazan Bayramı’nın son günü hastane ve huzurevi ziyaretinde bulundu Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer, Ramazan Bayramı’nın son günü hastane ve huzurevi ziyaretinde bulundu. Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer, Ramazan Bayramı dolayısıyla Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni ziyaret ederek sağlık çalışanları ve tedavi gören vatandaşlarla bayramlaştı. Ziyaret kapsamında hastane birimlerini gezen Vali Sözer, görev başındaki sağlık personeliyle bir araya gelerek bayramlarını tebrik etti. İl genelinde görev yapan bin 568 sağlık personelinin bayram süresince de büyük bir özveriyle görevlerini sürdürdüğünü belirten Vali Sözer, sağlık çalışanlarına emekleri ve fedakâr çalışmaları dolayısıyla teşekkür etti. Sağlık hizmetlerinin kesintisiz devam etmesinin önemine dikkat çeken Sözer, tüm personele görevlerinde kolaylıklar diledi. Vali Faik Oktay Sözer, hastane ziyaretinin ardından eşi Zeynep Sözer ile birlikte Bilecik Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ni de ziyaret etti. Burada büyüklerle yakından ilgilenen Sözer çifti, huzurevi sakinleriyle bayramlaşarak sohbet etti. Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette büyüklerin her zaman baş tacı olduğunu ifade eden Vali Sözer, onların sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir ömür geçirmesi temennisinde bulundu. Bayramların birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını pekiştirdiğini vurgulayan Sözer, tüm büyüklerin Ramazan Bayramı’nı kutladı.