DİĞER SPORLAR - 04 Mart 2015 Çarşamba 10:33

10 yıldır gol yemiyorlar

A
A
A
10 yıldır gol yemiyorlar

İzmir Büyükşehir Belediyesi Sualtı Ragbisi Kadın Takımı’nın bileği bükülmüyor.Türkiye Şampiyonası’nda rakip filelere gol olup yağan İzmirli kadınlar, tam 10. kez gol yemeden şampiyonluğa ulaştı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iki kupa kazandığı şampiyonada erkek takımı ise üçüncülük elde etti.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Sualtı Ragbisi Erkek ve Kadın Takımları, Türkiye Şampiyonası’nda iki kupa birden kazandı. Ege Üniversitesi Sermed Akgün Kapalı Olimpik Yüzme Havuzu’nda yapılan şampiyonada fırtına gibi esen İzmirli kadınlar, rakip filelere 29 gol atarken hiç gol yemedi. 9 takımın katıldığı şampiyonada mavi-beyazlılar Manisa Gençlik ve Ege Üniversitesi 50. Yıl’ı 8-0, Gaziantep Gazispor’u da 5-0’lık sonuçlarla yenerek adını finale yazdırdı. Şampiyonluk maçında Kocaeli Deniz Yıldızları'nı 8-0’lık sonuçla yenen mavi-beyazlılar, üst üste 10. kez gol yemeden şampiyonluğa ulaştı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Erkek Sualtı Ragbisi Takımı ise şampiyonada oynadığı 5 maçta 3 galibiyet 2 mağlubiyet aldı. Marmara ve Ege Sualtı’nı 8-0’lık sonuçla geçen mavi-beyazlılar, Mavi Ege’ye 1-0 ve Ege Üniversitesi’ne ise 2-0’lık sonuçlarla yenilerek final şansını kaçırdı. Üçüncülük maçında ise ODTÜ’YÜ 8-0 yenen İzmir Büyükşehir Belediyesi Sualtı Ragbisi Erkek Takımı şampiyonayı üçüncü tamamladı.

Türkiye Şampiyonası’ndan iki kupa kazandıklarını için mutlu olduklarını belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi Sualtı Ragbisi Antrenörü Didem Özdem, “Erkeklerimiz bu sezon üçüncülük elde etti. Bayan takımımız ise üst üste 10. kez gol yemeden şampiyonluğa ulaşarak sevincimizi arttırdı. Bu başarılı sonuçların ardından Kasım ayında Almanya’da yapılacak olan Şampiyon Kulüpler Kupası’nda yer alma hakkı kazandık. Şimdiden bu önemli turnuva için hazırlanıyoruz” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Harley kültürüne karşılık Türk tasarımcıdan BÖRÜ motosiklet geldi Yeni chopper modeli BÖRÜ, özel organizasyonla gün yüzüne çıktı. Etkinlikte BÖRÜ sahipleri kendi şase numaralarını seçerek rezervasyon süreçlerini tamamladı. 001 numaralı ilk şase Oktay Kaynarca tarafından alınırken, 0023 numaralı şase ise Berk Oktay adına ayrıldı. TT Custom tarafından geliştirilen yeni chopper modeli BÖRÜ, düzenlenen özel organizasyonla tanıtıldı. BÖRÜ sahipleri kendi şase numaralarını seçerek rezervasyon süreçlerini tamamladı. 001 numaralı şase de Kurtlar Vadisi’nin Çakır’ı Oktay Kaynarca tarafından alınırken, 0023 numaralı şase ise Berk Oktay adına ayrıldı. Buluşmada kullanıcılar Tarhan Telli ile bir araya gelerek kendi şase numaralarını belirledi. Yoğun ilgi nedeniyle 2027 yılının ikinci 6 ayına kadar olan tüm BÖRÜ modellerinin sahiplenildiği açıklandı. Üretim ve teslimat süreçleri, seçilen şase numarası sıralamasına göre ilerleyecek. Normal satış bedeli 1 milyon 599 bin TL olan özel üretim model, lansmana özel olarak ilk 21 adet için 888 bin TL fiyat ayrıcalığıyla satışa sunuldu ve 10 dakika içinde motosikletler sahiplerini buldu. Etkinlikte konuşan Tarhan Telli, "BÖRÜ sadece bir motosiklet değil, yılların emeği ve custom kültürünün gerçeğe dönüşmüş halidir. 2027 yılının ilk altı ayına kadar planlanan tüm TT Custom BÖRÜ üretimleri sahiplenildi ve üretim haklarının tamamen satıldı. Bu bizim için büyük bir gurur. Türkiye’nin markası olmak ve bu kadar güçlü şekilde sahiplenilmek bizleri çok mutlu etti. Türk insanı tarih boyunca sadece savaş meydanlarında değil; üretimde, sanatta, ticarette ve hayallerinin peşinden giderken de gücünü tüm dünyaya göstermiştir. BÖRÜ de tam olarak bu ruhun yansımasıdır. Bir motosikletten fazlası Bir duruş, bir karakter, bir kimliktir’’ dedi. Berk Oktay ise 023 numaralı TT Custom BÖRÜ şasesini tercih ettiğini, bu sayının uğurlu rakam olduğunu ve basketbol oynadığı dönemlerde Michael Jordan’ın formasından etkilenerek bu numaraya özel bir bağ kurduğunu ifade etti. Eti Bisküvileri Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emir Turan, Tarhan Telli ile olan uzun yıllara dayanan çocukluk arkadaşlığının ardından, 013 numaralı özel TT Custom BÖRÜ siparişini kendisine ayırttığını açıkladı.
Denizli Denizli’de iyilik rüzgarı, 12 binden fazla kişinin hayatına dokundu Denizli Büyükşehir Belediyesi Sevgi Eli, hayırseverler ile ihtiyaç sahipleri arasında kurduğu köprüyle 12 binden fazla kişinin hayatına dokundu. Denizlilileri iyilik hareketine ortak olmaya davet eden Başkan Çavuşoğlu, "Kullanmadığınız eşyalarınız, başkasının dünyası olabilir" dedi. Denizli’de sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerinden biri olan Denizli Büyükşehir Belediyesi Sevgi Eli, kentte dayanışma ve paylaşma kültürünü büyütmeye devam ediyor. Hayırseverler ile ihtiyaç sahipleri arasında köprü görevi yürüten Sevgi Eli, son iki yılda 8 bin 832 kişiye giyim, 3 bin 362 aileye ise ev eşyası desteği sağlayarak 12 binden fazla vatandaşın hayatına dokundu. Bu kapsamda, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Sevgi Eli, vatandaşların kullanmadığı kıyafet, beyaz eşya, mobilya gibi eşyaları bir telefonda teslim alarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor. Muhtaç durumda olan vatandaşlara umut olmak isteyen hayırseverler, bağışlamak istediği eşyalar için 0 545 378 49 59 numaralı telefondan Sevgi Eli ile iletişime geçebiliyor. "Yardımlaşma bizi birbirimize bağlayan en güçlü bağdır" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, geçen yıl kendi binasında hizmet vermeye başlayan Sevgi Eli’nin kamu kaynaklarını etkin kullanarak çok daha verimli çalıştığını söyledi. Bu verimli çalışmayla binlerce hayata dokunduklarını anlatan Başkan Çavuşoğlu, hemşehrilerini iyilik hareketine destek vermeye davet ederek, "Yardımlaşma bizi birbirimize bağlayan en güçlü bağdır. Bu anlayışla, şehrimizde birlik ve beraberlik ruhunu her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Kullanmadığınız eşyalarınız, başkasının dünyası olabilir. Gelin, ihtiyaç sahibi insanımızın yüzünü hep birlikte güldürelim" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Işıkhan: "Kurban Bayramı ikramiyelerini 17-22 Mayıs tarihleri arasında hesaplarına yatırıyoruz" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Emeklilerimizin Kurban Bayramı ikramiyelerini 17-22 Mayıs tarihleri arasında hesaplarına yatırıyoruz" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, bu sene 10’uncusu düzenlenen Uluslararası İş sağlığı ve Güvenliği Konferansı’na katıldı. ‘Geleceği Birlikte Şekillendiriyoruz, Herkes İçin Sürdürülebilir İş Sağlığı ve Güvenliği’ temasıyla gerçekleştirilen programda iş kazaları oranlarının en aza indirilmesi ve gerekli önlemlerin en üst seviyede alınması hedefledi. Burada bir konuşma gerçekleştiren Bakan Işıkhan, insan emeğinin olduğu her yerde güvenlik ihtiyacı olduğunu fakat modern anlamda iş sağlığı ve güvenliği anlayışının Sanayi Devrimi’yle birlikte çok daha görünür hale geldiğinin altının çizdi. Işıkhan, zaman içerisinde iş sağlığı ve güvenliği anlayışının ‘iş kazası olduktan sonra müdahale eden’ klasik yaklaşımdan, ‘risk oluşmadan önce önlem alan’ koruyucu ve önleyici yaklaşıma evrildiğini aktardı. Gelişmiş ülkelerin iş sağlığı ve güvenliğini yalnızca bir yükümlülük değil, sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak gördüğünün altını çizen Işıkhan, "Uluslararası Çalışma Örgütü’nün güvenli ve sağlıklı çalışma ortamını temel bir çalışma hakkı olarak kabul etmesi de bunun en güçlü göstergelerinden biridir. Türkiye olarak bizler de; bu dönüşümü yakından takip eden değil; bu dönüşümün aktif bir parçası olan ülkelerden biriyiz" şeklinde konuştu. "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışı, aynı zamanda sosyal devlet yaklaşımımızın temelidir" Işıkhan, Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin tarihi oldukça köklü olduğunu belirterek, 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi. Işıkhan, "Bu Kanun ile birlikte; kamu dahil tüm çalışanlarımız aynı koruma şemsiyesi altına alınmış, risk değerlendirmesi zorunlu hale getirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı ve işyeri hekimliği sistemi güçlendirilmiş, iş yerlerinde önleyici yaklaşım esas alınmıştır. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye; iş sağlığı ve güvenliği alanında müstakil bir kanuna sahip, uluslararası standartlarla uyumlu, kapsamlı mevzuat altyapısı bulunan ülkeler arasında yer almaktadır. Bizler, insanı merkeze alan bir medeniyet anlayışının mensuplarıyız. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışı, aynı zamanda sosyal devlet yaklaşımımızın temelidir" ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 24 yılda iş sağlığı ve güvenliği alanında da insan odaklı çok güçlü reformları hayata geçirdiklerini vurgulayan Işıkhan, Çalışanların sağlığını, güvenliğini ve insan onuruna yaraşır çalışma hakkını daima öncelikli meselelerimizden biri olarak gördüklerini ifade etti. "2026-2030 Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi ile yeni dönemin yol haritasını oluşturuyoruz" Işıkhan, gelinen noktada, artık iş sağlığı ve güvenliği alanında yalnızca işyerlerinde ortaya çıkabilecek klasik risklerin konuşulmadığını söyleyerek, "İş sağlığı ve güvenliği politikalarımızı da çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde güncelliyoruz. Bu kapsamda hazırladığımız 2026-2030 Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi ile yeni dönemin yol haritasını oluşturuyoruz. Bu belge; "sorumlu işveren, bilinçli çalışan ve etkin otorite" ilkeleri üzerine kurulmuştur. Belge kapsamında; önleyici güvenlik kültürünün güçlendirilmesi, dijital denetim sistemlerinin yaygınlaştırılması, veri temelli politika üretimi, uzaktan çalışma süreçlerinin düzenlenmesi, risk odaklı denetim modellerinin geliştirilmesi, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin erken yaşlardan itibaren yaygınlaştırılması gibi çok önemli hedefler belirledik. Yakında belgeyi kamuoyuyla paylaşacağız" ifadelerini kullandı. Özellikle çocukların güvenlik kültürünün erken yaşta oluşmasını çok önemsediklerini dikkati çeken Işıkhan, güvenlik kültürünün toplumun bütününde oluşması gerektiğine inandıklarını söyledi. "Konferansın küresel iş birliğini güçlendireceğine yürekten inanıyorum" Işıkhan, Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği alanında yalnızca kendi içinde dönüşüm yaşayan bir ülke değil, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası iş birliklerinde önemli rol üstlenen bir ülke olduğunu vurgulayarak, "Uluslararası konferanslarımız, teknik iş birliklerimiz, Avrupa Birliği projelerimiz, İslam İşbirliği Teşkilatı kapsamındaki çalışmalarımız ve uluslararası kuruluşlarla yürüttüğümüz ortak programlarımız bu anlayışın en somut göstergesidir. Bu konferansın da ülkeler arasında bilgi paylaşımını artıracağına, iyi uygulama örneklerinin yaygınlaşmasına katkı sunacağına ve küresel iş birliğini güçlendireceğine yürekten inanıyorum. Elbette önümüzde bizleri bekleyen hâlâ önemli sorumluluklar bulunmaktadır. İş kazalarını ve meslek hastalıklarını daha da azaltmak zorundayız. Özellikle çok tehlikeli sektörlerde, daha güçlü tedbirler almak zorundayız. KOBİ’lerimizin kapasitesini artırmak zorundayız. Teknolojiyi insan hayatını koruyan bir araç haline getirmek zorundayız. Ama şunu çok açık ifade etmek isterim ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu konuda güçlü bir iradeye sahiptir" ifadelerini kullandı. "Emeklilerimizin Kurban Bayramı ikramiyelerini 17-22 Mayıs tarihleri arasında hesaplarına yatırıyoruz" Konuşmasında emeklilerin Kurban Bayramı ikramiyelerinin yatırılacağı tarihleri de paylaşan Işıkhan, "Emeklilerimizin aylık ödemeleri ile Kurban Bayramı ikramiyelerini 17-22 Mayıs tarihleri arasında hesaplarına yatırıyoruz. Tüm emeklilerimizin ödemelerinin hayırlı olmasını diliyor, sağlık ve huzur içerisinde nice bayramlara ulaşmalarını temenni ediyorum. Şimdiden mübarek Kurban Bayramı’nın ülkemize, milletimize ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini diliyorum" dedi. Buna göre gelir aylıklarının ödeme günü ayın 17, 18, 19, 20, 21 ve 22’si olanların mevcut gününde; gelir aylıklarının ödeme günü ayın 23’ü ile 24’ü olanlar ayın 21 Mayıs’ta ve gelir aylıklarının ödeme günü ayın 25’i ve 26’ı olanlar ise 22 Mayıs’ta bayram ikramiyeleri ve aylıklarını alacak. Program, Bakan Işıkhan’ın konuşmasının ardından ‘İş Sağlığı ve Güvenliğinin Geleceği: Sürdürülebilir İnsan Odaklı Yaklaşımlar’ oturumuyla devam etti.