DÜNYADAN FUTBOL - 24 Nisan 2014 Perşembe 10:52

2014 Dünya Kupası maçları işte bu kanalda

A
A
A
2014 Dünya Kupası maçları işte bu kanalda

TRT Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada; 2014 Dünya Futbol Şampiyonası’nın tüm maçlarının sadece TRT'de yayınlanacağı bildirildi.

Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) Genel Müdürlüğü’nce “2014 Dünya Futbol Şampiyonası’nın tüm maçlarını TRT yayınlayacaktır. Hiçbir kanalla yayın paylaşımımız sözkonusu değildir” denildi.TRT’den yapılan açıklamada, bazı basın yayın kuruluşlarında 2014 dünya kupası futbol şampiyonası maçlarının değişik tv kanallarında yayınlanacağına dair haberler çıktığı belirtilerek şöyle denlidi:
“2014 dünya kupası futbol maçları’nın türkiye yayın hakları sadece TRT kurumuna aittir. TRT kanalları dışında dünya futbol şampiyonası maçlarını hiçbir kanal yayınlamayacaktır.

FIFA 2014 Dünya Kupası 12 Haziran - 13 Temmuz tarihleri arasında brezilya’nın 12 ayrı şehrinde (Rıo De Janerıo, Cuıaba, Sao Paulo, Portoalegre, Curıtıba, Natal, Recıfe, Beloorızonte, Brasılıa, Fortaleza, Manaus Ve Salvador) düzenlenecektir.
Söz konusu kupa kapsamında oynanacak toplam 64 karşılaşmanın 49 adedi trt 1 kanalından kalan 15 karşılaşma ise TRT Spor ve TRT HD kanallarından (ortak) canlı yayınlanacaktır. Ayrıca canlı yayınlanan karşılaşmalar daha sonra bu kanallarda tekrar yayını ile de ekrana taşınacaktır.TRT 45 kişilik bir ekip ile bütün maçları yerinden anlatacak, yerinden haber ve programlarla bir ay boyunca dünya kupası heyecanını izleyicilerimize yaşatacaktır.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı uyardı: "Astımda erken tanı önemli" Astımın hem genetik hem de çevresel faktörlerin etkisiyle gelişebileceğine dikkat çeken Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Naciye Şahin, çocukluk dönemindeki gıda alerjilerinin ilerleyen yıllarda solunum yolu hassasiyetlerine dönüşebileceğini belirterek, astımda erken tanının önemine vurgu yaptı. 5 Mayıs ‘Dünya Astım Günü’ olarak biliniyor. Dünya genelinde hastalığa dikkat çekmek amacıyla çeşitli farkındalık çalışmaları yapılıyor. Astım ise hava yolu hiperreaktivitesi ve inflamasyonu ile karakterize bir hastalık olarak bilinirken, yalnızca genetik değil çevresel faktörlerin de etkili olduğu bir klinik tablo olarak öne çıkıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Naciye Şahin, özellikle çocukluk çağında tanı koymanın her zaman kolay olmadığı belirterek, ergenlik döneminde hormonların etkisiyle vakaların önemli bir kısmının normale dönebildiği ifade etti. Şahin, astımın erken yaşlarda tanısının her zaman kolay olmadığını söyleyerek, "Bahar ayları başta olmak üzere mevsim geçişlerinde polenler, ev tozu akarları ve hayvan tüyleri astımı tetikleyebiliyor. Bu dönemlerde burun tıkanıklığı, öksürük, hapşırık ve gözlerde yaşarma gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Alerjik astımı olan çocuklarda ise hava yollarında daralma sonucu ataklar görülebiliyor" ifadelerini kullandı. "Nedensel olarak değişebiliyor" Özlem Naciye Şahin, astımın dönemsel olarak seyrinin değişebileceğini ve deri testi tekrarının birkaç yıl içinde tekrarlanabileceğini söyleyerek, "Astım, özellikle hava yolu hiperreaktivitesi ve inflamasyonu ile karakterize bir hastalık. Tamamen genetik değil. Çevresel özelliklerin de hakim olduğu, sebeplerine dayandığı bir klinik durum. Bu tablonun özellikle biz belli bir yaştan önce tanı koyamayacağımızı çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla astım tanısını özellikle çok da kolay koymak istemiyoruz. Üstelik ergenlikle birlikte, ergenlik hormonlarının etkisiyle bu olguların da yüzde 80’i eski normallerine dönüyor. Yani tamamen geçiyor. Astım kendi klinik seyrini dönem dönem değiştirebiliyor. Astım belirtileri klinik prezentasyonu ve astıma sebep olan alerjenler de nedensel olarak değişebiliyor. Çocuklarımızda gıda alerjilerinde, alerjik enterokolitlerde yani bebeğin doğumdan itibaren anne sütü içerisindeki birtakım proteinlere alerji nedeniyle ortaya çıkan bu klinik tabloda, yeni doğanla başlayan bu semptomlar için özellikle 6. aydan itibaren deri prick testleri öneriyoruz" dedi. "Alerji testlerini yapmak son derece önemli" Şahin, astımı mevsim geçişlerinin de etkilediğini belirterek, "Keza bebeklikteki gıda alerjileri ileriki dönemde hava yolu alerjilerine dönüşüyor. Özellikle 3 yaş, yani oyun çocuğu döneminden itibaren, kreşe gittiği dönemlerde bunun önceki gıda alerjisi tablosunun hava yolu alerjisi ve hava yolu reaktivitesine dönmesini bekliyoruz. Dolayısıyla erken dönem gıda alerjilerini anlamak, ileride hava yolu ve alerjen maruziyetleri açısından çocuk tanısının konulabilmesi için son derece önemli. Annelerimizin alerji hikâyelerini de çok önemsiyoruz. Özellikle bahar dönemleri, yani polen mevsimi sonbahar ve ilkbahar gibi mevsimsel alerjenlerin yoğun olduğu dönemler ya da yıl boyu süren alerjiler, örneğin ev tozu akarları veya kedi-köpek tüyü alerjisi, bu tabloyu tetikleyebiliyor. Mevsim geçişleri, okulların açılması gibi dönemlerde bu durumlar daha belirgin hâle geliyor. Bu dönemlerde burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, hapşırık, öksürük ve gözlerde yaşarma, alerjik astım varsa hava yolu reaktivitesi, yani hava yollarının düz kaslarının kasılması, ödemlenmesi ve sekresyonların lümende birikmesiyle astmatik ataklar ortaya çıkabiliyor. Alerjenler bilinmiyorsa alerji testleri yapmak son derece önemlidir" diye konuştu.
Bursa Nilüfer’in gıda modeli Bükreş’te anlatıldı Nilüfer Belediyesi, Romanya’da düzenlenen "Bükreş Gıda Sohbetleri" toplantısında tarım arazilerinin korunması ve kentsel gıda güvenliği alanındaki çalışmalarını paylaştı. Nilüfer’in 107 noktadan oluşan gıda ağı ve dijital tarım uygulamaları, kendi gıda politikasını oluşturmaya hazırlanan Bükreş için referans modellerden biri oldu. Nilüfer Belediyesi, kentsel gıda direnci ve tarım alanlarının korunması konularındaki uygulamalarını Romanya’da düzenlenen "Bükreş Gıda Sohbetleri" (Bucharest Food Conversations) konferansında aktardı. Bükreş’in gıda politikası oluşturma sürecinin ilk adımı sayılan toplantıda, Nilüfer’in tarımsal altyapısı ve gıda tedarik zincirindeki rolü paylaşıldı. Institut Français de Roumanie’de yapılan ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Eurocities ile Let’s Food Association temsilcilerinin katıldığı zirvede Nilüfer Belediyesi’ni, Sağlıklı Kentler Proje Koordinatörü ve Nilüfer Planlama ve Kalkınma Ajansı (PlaKA) Sorumlusu Mehmet Can Yılmaz temsil etti. Hızlı kentleşme ve sanayi baskısı altındaki tarım topraklarını korumanın önemine değinen Yılmaz, arazilerdeki yapılaşma riskine karşı yürütülen çalışmaları anlattı. Yılmaz, belediyenin, kırsal ile kent arasındaki bağları güçlendirmek amacıyla Hasanağa Gıda Merkezi ve Nilüfer Bostan satış noktaları üzerinden üretimi doğrudan kentliyle buluşturduğunu ve sürdürülebilir bir ekonomik model oluşturduklarını ifade etti. 107 noktada gıda ağı Sistemin, 64 mahalle komitesi ve Nilüfer Kent Konseyi’nin dahil olduğu katılımcı bir yapıyla şekillendiğini belirten Yılmaz; tohum kütüphanesinden aşevlerine, kompost tesisinden çocuklara yönelik "Bostan Kaşifleri" eğitimlerine kadar 107 noktada faaliyet gösterdiklerini vurguladı. Toplantıda ayrıca, Nilüfer Belediyesi’nin test aşamasındaki tarım-gıda mobil uygulaması ile toprak kullanım haritaları ve analiz raporlarını içeren dijital altyapısı hakkında katılımcılara bilgi verildi. Yılmaz sunumunda, "Bu sistem, kadın derneklerinden mahalle komitelerine kadar tüm Nilüferlilerin desteğiyle oluşturulan kolektif bir yapıdır. Belediye olarak hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği dirençli bir kent için sistemdeki eksiklikleri gidermeye devam ediyoruz. Bu ekosistem, emek ve zaman verildiğinde yerel yönetimlerin neleri başarabileceğinin bir göstergesidir" ifadelerini kullandı.
Gaziantep Hububatı ‘süper hücre’ vurdu Gaziantep’te hafta sonu etkili olan ’süper hücre’ hayatı adeta felç ederken, hububat ekili binlerce dönüm arazi zarar gördü. Kent genelinde etkili olan ve süper hücre olarak adlandırılan doğal afet, tarım alanlarında hasara yol açtı. Hafta sonu bazı bölgelerde fındık ve bazı bölgelerde de ceviz büyüklüğündeki dolu ile etkili olan fırtına, Antep fıstığı, buğday, nohut ve arpa gibi ekili alanlarda zarara neden oldu. Etkili olan yağmur ve dolu eşliğindeki fırtına nedeniyle fıstık bahçeleri ciddi hasar gördü, birçok ağaç kökünden söküldü ve hububat ekili arazilerde de büyük zarar meydana geldi. Şiddetli fırtına, dolu ve beraberindeki yağış, başak yapma sürecindeki hububat bahçelerinde buğday ile arpayı yere yatırdı. "Buğdaylarımız yere yattı" Gaziantep Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Cuma Yiğit, kent genelinde etkili olan yağmur, dolu ve fırtınanın etkisiyle hububat ekili tarlaların büyük zarar gördüğünü belirtti. Başak yapma sürecinde olan arpa ve buğdayın kırılarak yere yattığını belirten Yiğit, "Çiftçilerimiz sağ olsunlar, ürün ekip biçmek için büyük gayret gösteriyorlar. Fakat buğday bahçelerinde buğdayların tamamı yere yatmış. Bu buğdayın geri kalkma imkanı yok. Bu ürün ne hasat verir ne de samanı işe yarar. Ürünlerin alt kısmında da küflenme oluşmuş. Sürekli yağış olduğu için ilaçlama da yapamayız. Her sene çiftçimiz, kuraklık, dolu veya şiddetli rüzgar nedeniyle zarara uğramaktadır. Geçen sene don oldu, ürünlerimizi zirai don vurdu. Bu sene yağış çok olduğundan dolayı buğdaylarımız yere yattı ve fıstıklarımızı dolu vurdu" dedi. "Bu seneki mahsul gitti" Çiftçinin zararının büyük olduğunu belirten Yiğit, "Çiftçilerimiz zarara rağmen yine de üretimden, ekip biçmekten vazgeçmiyor ve vazgeçmemesi lazım. Ekip biçmeye devam edeceğiz. İnşallah çiftçilerimize yetkililerimiz destek olur. Bereketli bir yıl diye sevindik, yağışımız çok oldu diye seviniyorduk. Fakat bu sene de böyle oldu. Çiftçilerimize çok geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yere yatan buğday toplansa da bir işe yaramaz. Çünkü mahsul olmaz, samanı da küflenir ve bu ürünü kurtarma imkanımız yoktur. Çünkü ürün kırıldığı için geri kalkıp düzelme şansı yoktur. Bu seneki mahsul gitti" ifadelerini kullandı. Yere yatan buğdaylardan bir beklentilerinin olamayacağını belirten çiftçi Yusuf Ok ise, "Çiftçi olarak büyük zarar yaşadık. Bu seneki mahsulümüz yok oldu. Ben sertifikalı tohum aldım ve gübre attım. Ama ürünümüzü fırtına ve dolu vurdu. Buğdaylarımız yerle bir oldu. O kadar çabamız ve emeğimiz yok oldu. Çiftçi olarak mağduruz" diye konuştu.