KÜLTÜR SANAT - 20 Eylül 2020 Pazar 13:19

5 yılda 5 bin 500 yıllık tarihi ortaya çıkardılar

A
A
A
5 yılda 5 bin 500 yıllık tarihi ortaya çıkardılar

17 yıl önce kazı çalışmalarına başlanan, yapılan kazılarda M.Ö 1. yüzyıllardan M.S 8. yüzyıla kadar kullanıldığı tahmin edilen ve "Karadeniz’in Zeugması" olarak adlandırılan Karabük’ün Eskipazar ilçesindeki Hadrianaupolis Antik Kenti’nin geçmişinin, son 5 yıldaki kazı çalışmalarıyla M.Ö 3500'lü yıllara kadar dayandığı ortaya çıktı.

Eskipazar ilçesinin 3 kilometre doğusunda bulunan Hadrianaupolis Antik Kenti’nde 2003’te başlatılan kazı çalışmaları Kastamonu Müzesi başkanlığında Karabük Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ersin Çelikbaş’ın koordinatörlüğünde sürdürülüyor. Antik kente at, boğa, fil, panter, geyik, tavus kuşu gibi birçok hayvanın tasvir edildiği mozaikler yer alıyor. 12 kilometrekare alanı içine alan bölgede iki hamam, iki kilise yapısı, bir savunma yapısı, kaya mezarları, tiyatro, bir kemerli ve kubbeli yapı, anıtsal kültik niş, sur, villa, diğer anıtsal binalar ile bazı kült alanları gibi 14 dağınık kamu ve diğer tür yapılar yer alıyor. Antik kentteki kazı çalışmalarında ayrıca kaya mezarı içinde iskeletler, antik döneme ait para, kemik toka ve bir unguentarium (gözyaşı şişesi), 2. yüzyıla ait mezar, 1800 yıllık adak levhası gün yüzüne çıkarıldı.

"Geçmişi 5 bin 500 yılına kadar gitti"
2017 yılında kazısı başlayan ve halen devam eden "Kilise C" yapısının altında Erken Roma dönemine ait yapı ortaya çıktı. Kilisenin altından başka bir yapının çıkmasıyla Hadrianaupolis Antik Kenti'nin kuruluşunun M.Ö 1. yüzyıldan daha da eski olduğu, M.Ö 3500 yılına kadar gittiği tespit edildi.

5 yılda 5 bin 500 yıllık tarihi ortaya çıkardılar

Kazı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Ersin Çelikbaş, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada kazıların 12 aylık dönemle yapıldığını söyledi. Hadrianoupolis’te yapılacak çalışmaların uzun soluklu olduğunu, uzun soluklu kazıların da bilimsel ve turistik açıdan getirisi olacağını ifade eden Çelikbaş, "Hadrianoupolis kazı ekibi tarafından bilimsel kazılara devam edilirken, diğer taraftan kazılan alanların projeleri gerçekleştirilerek ziyarete açılması amaçlanmaktadır. Hava şartları el verdiği sürece devam etmesini planlıyoruz. Hadrianoupolis kazısının meyvelerini almaya başladık. Özellikle bilimsel açıdan çok önemli bulgulara rastladık. 17 yıldır Hadrianoupolis’te çalışmalar devam ediyor, yapılan çalışmalarda bizden önce önemli bilgilere ulaşmışlardı. Bizim farklı noktalarda yaptığımız çalışmalar daha farklı bilgilere ulaşmamızı sağladı. Bugüne kadar yapılan yayınlarda Hadrianoupolis'in 2 bin 100 yıllık, yani M.Ö 1. yüzyıl Geç Hellenistik'e ait bir dönemde ilk kurulma evresinin olduğu söyleniyordu. Bu yılki kazılar bize Hadrianoupolis coğrafyasında, kentinde yerleşimin Geç Kalkolitik dönemde başladığını gösterdi. Bu da günümüzden yaklaşık 5 bin 500 yıl öncesini işaret etmektedir. Hadrianoupolis'in tarihi bilinenin 3 bin yıl daha gerisine, geçmişine gittik. Bunu somut verilerle destekledik. Güney nekroplünde yapmış olduğumuz çalışmalarda Geç Kalkolitik döneme ait olabileceğini tahmin ettiğimiz ‘sunu çukurları’ ve bunların içerisinde seramik buluntular ortaya çıktı" dedi.

"Kilise Erken Roma dönemine ait bir yapının üzerine inşa edilmiş"
Hadrianoupolis'in daha eski bir yerleşim yeri olduğunun bu yıl yapılan çalışmalarla kanıtlandığını, Hadrianoupolis'in böyle bir geçmişe sahip olmasında coğrafi konumun da çok önemli olduğunu aktaran Çelikbaş, "Çok verimli bir arazi üzerine bir vadi içerisinde konumlanmış durumda. Hadrianoupolis'teki yapılar teraslandırılmış düzlük alanlarda yer almakta, bir vadi içerisinde olması sebebiyle. Dolayısıyla en erken dönemden M.S 8. yüzyılın sonlarına kadar Hadrianoupolis sürekli bir yerleşim görmüş. Bu yerleşimler yeni açılan noktalarda değil, var olan teraslandırılmış alanların tekrar üzerine yapılarak devam ettirilmiştir. Kilise yapısı kendisinden daha önceki döneme ait 'Erken Roma' diyeceğimiz bir döneme ait yapının üzerine inşa edilmiş. Bu seneki yapmış olduğumuz kazılarda da bunu tespit ettik. Tüm bu verileri bir araya getirdiğimizde Hadrianoupolis'in jeopolitik konumu, coğrafyası, iklimi, sahip olduğu bitki örtüsü bunları bir araya getirdiğimiz zaman Hadrianoupolis'in ne kadar önemli bir kent olduğunu görmekteyiz. Hadrianoupolis sadece Geç Antik dönemde değil, erken dönemlerinde de önemli bir merkez durumundaydı. Hadrianoupolis Teritoryası içerisinde elde ettiğimiz M.S 2. yüzyıl yazıtında Hadrianoupolis'in bölgenin en önemli pazar noktası olduğu tespiti yazısına ulaşmıştık. Dini açıdan da çok önemli bir yer Hıristiyanlık alemi açısından. Hadrianoupolis önemli bir hac merkezi olarak antik dönemde saygı görmüş. Bizden önceki ve bu sene yaptığımız kazılarda da Hıristiyanlık dönemine ait önemli verilere ulaştık. Bu konuda çalışmalara devam ediyoruz" diye konuştu.

5 yılda 5 bin 500 yıllık tarihi ortaya çıkardılar

"Stylos Alypius'un mezarı Hadrianoupolis'te"
Hadrianoupolis'teki çalışmaların sadece Anadolu'nun değil, tüm dünyanın ilgisini çektiğini vurgulayan Çelikbaş, şunları kaydetti:

"Burada Hıristiyanlık dünyası açısından 'Stylos Alypius' isminde önemli bir zat yaşamış. Stylos Alypius ile ilgili antik kaynaklar bir erkek ve bir kız manastırının ona atfedildiğini belirtiyor, antik kaynaklarda burada vefat ettiğinden bahsediliyor. Stylos Alypius ile ilgili somut verilere ulaşacak olursak gerçekten çok etkileyici ve dikkat çekeceğinden eminiz."

"50 bin nüfuslu önemli bir şehir"
Hadrianoupolis'te en önemli alanlardan birisinin de 'Güney Nekropol" olarak adlandırılan alan olduğunu belirten Çelikbaş, "Güney Nekropol’ü kaya mezarlarından oluşan bir alan, burada yapmış olduğumuz çalışmalarda nekropolün özellikle yoğun olarak M.S 2. yüzyılda, daha sonrasında 4. yüzyılda ve son olarak 6. yüzyılda yoğun olarak kullanım gördüğünü görmekteyiz. Bu nekropoldeki erken dönem mezarlarının içerisinde daha sonraki dönemlerde de gömü yapılıyor ki, bu nüfusla alakalı bir durum. Hadrianoupolis'in nüfusuyla ilgili verilere baktığımız zaman 50 binin altında olmaması gerektiğini tahmin ediyoruz. Teritoryası çok geniş, yaklaşık 12 kilometrelik bir alanı etkisi altına almış bir kentten bahsediyoruz yerleşim anlamında. Ekibimizle yapmış olduğumuz görüşmelerde, Hadrianoupolis'in ölü gömme geleneklerine bakmamız lazım. Bir nekropol kazısına başlarsak eğer Hadrianoupolis'in popülasyonu ve yoğunluğuyla alakalı bilgilere de sahip olacağımızı düşünerek bu yönde çalışmalara başladık. Bu noktada Stylos Alypius'un mezarını da bulmaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor ve şu ana kadar ulaşamasak bile önemli bir kısa zaman içerisinde Stylos Alypius ile ilgili somut verilere ulaşacağımıza inanıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

"Bölgenin tarihini aydınlatmasına yönelik veriler bizi şaşırtmaya devam ediyor"
"Hadrianoupolis sürprizleriyle her zaman bizi şaşırtmaya devam ediyor" diyen Çelikbaş, şu ifadelere yer verdi:
"Hadrianoupolis'i kazdıkça buluntulardan ziyade iç paflagonyanın bilinmeyen tarihini aydınlatmak bizleri çok şaşırtıyor. Hadrianoupolis çevresi ve iç paflagonyanın yerleşim döneminin 'Erken Hellenistik' dönemde başladığını düşünüyorduk, kaya mezarları da bize veriler veriyordu ama somut bir şekilde kazıların ortaya çıkardığı veriler bizleri daha erken dönemlere götürdü. Hadrianoupolis ve çevresinin düşündüğümüzden çok daha erken iskan edildiğini, yerleşim gördüğünü görmekteyiz. Kazısına 2018'de başladığımız ve devam ettiğimiz nekropolde mezar buluntularımız devam ediyor. Bunların içerisinde sikkeler var, ölü hediyeleri, kadına ait olduğunu düşündüğümüz mezar hediyeleri var. Bunlar bu bölgede ilk olarak gördüğümüz şeyler, buluntularla daha önce karşılaşmadık. Aslında yapmış olduğumuz çalışmalarla küçük buluntular bularak şaşırtmaktan ziyade bölgenin tarihini aydınlatmasına yönelik veriler bizi şaşırtmaya devam ediyor."

17 yılda yüzde 5'lik alan kazılabildi
2013 yılında arkeoloji radar yaptırdıklarını, yeraltındaki somut verileri görme şansına sahip olduklarını ifade eden Çelikbaş, "Şu ana kadar 17 yıllık kazılan bölümler Hadrianoupolis'in yüzde 5'i bile değil. Hadrianoupolis'in tamamen ortaya çıkarılması kaç yüz yıl sürer bunu bilmemiz mümkün değil. Arkeolojik kazılar, sabır ve zaman isteyen uzun soluklu çalışmalardır. Bir arkeolog, arkeolojik bir kazı gerçekleştirirken sabırlı bir şekilde kazısına devam etmesi gerekiyor. Ortaya çıkardığımız mimari yapıları koruyarak insanların hizmetine sunmamız gerekiyor. Bizim yaptığımız bir diğer çalışma da bu. Hadrianoupolis, bir mozaik kenti. Dolayısıyla bir antik kentteki mozaik yapıların yoğun olması koruma anlamında da projelerin acilen gerçekleştirmesini zorunlu kılıyor. Hemen hemen her yapıda mozaiklere rastlamamız mümkün. Mozaiklerin ihtişamı insanları etkilemeye devam ediyor. Ancak koruma anlamında çok narin eserler, dolayısıyla ortaya çıkarıldıktan sonra korumaya alınması zorunlu" dedi.

Ersin Turan - Yasin Erdem
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Tunceli ve Erzincan turizmine milat olacak yol için iki vali el sıkıştı Tunceli ve Erzincan turizmi için tarihi adım atılarak Munzurlar’da yol için iki vali el sıkıştı. Tunceli Valisi Şefik Aygöl ile Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, iki ilin turizm potansiyelini birleştirecek Munzur Dağları geçişli yol projesi için ortak irade ortaya koydu. Projenin hayata geçirilmesiyle Erzincan ile Tunceli Ovacık ilçesi arasındaki ulaşımın büyük ölçüde kısalması hedefleniyor. Bir yanı Erzincan’a, bir yanı Tunceli’ye bakan Munzur Dağları’ndan geçirilecek yeni yol sayesinde Karadeniz’den Doğu Anadolu’ya, Doğu’dan Güneydoğu Anadolu’ya uzanan turizm hattının güçlendirilmesi planlanıyor. Özellikle yaz aylarında milyonlarca turisti ağırlayan Erzincan ile Tunceli’nin Ovacık ilçesinin bakir doğası, yeni ulaşım ağıyla birbirine bağlanacak. Projenin tamamlanmasıyla birlikte halen yaklaşık 3,5 saat süren Erzincan-Ovacık yolunun 45 dakikaya düşmesi öngörülüyor. Terörün sona ermesiyle birlikte Munzur Dağları’nın yeniden "saklı cennet" kimliğine kavuştuğu vurgulanırken, yolun bölgesel kalkınmaya önemli katkı sağlaması bekleniyor. Tunceli Valisi Şefik Aygöl, yol projesine ilişkin yaptığı açıklamada, iki şehir arasında uzun süredir güçlü bir talep olduğunu belirterek, "Bizim bir tarafımız Ovacık, bir tarafımız Erzincan. İki şehrimiz kültürel ve doğal yapılarıyla birbirine çok benziyor. Ovacık’tan Erzincan’a ciddi bir talep var ancak ulaşım zor şartlarda sağlanıyor. Bu yol iki şehir için de büyük bir ihtiyaç. Erzincan Valimizin de uygun görmesiyle karşılıklı olarak yol çalışmalarına başlamak istiyoruz. Hayırlı olsun" dedi. Vali Aygöl, turizmin artık bölgesel bir anlayışla ele alınması gerektiğini vurgulayarak, "Bir vatandaş bir gün Erzincan’da, ertesi gün Tunceli’de, üçüncü gün Elazığ’da vakit geçirebilmeli. Malatya’dan giren bir ziyaretçi Elazığ, Tunceli ve Erzincan’ı kapsayan 4-5 günlük programlar yapabilmeli" ifadelerini kullandı. Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu ile Tunceli Valisi Şefik Aygöl yeni yol projesi için el sıkışarak önümüzdeki yaz için çalışmalara başlanılacağının müjdesini verdiler.
Erzincan Valiler Ergan Dağı’nda et döner yerine tulum peyniri döneri kesti Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu ile Tunceli Valisi Şefik Aygöl, Ergan Dağı Kayak Merkezi’ni ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Ziyaret kapsamında kayak merkezinde düzenlenen "Tulum Döneri" etkinliğine katılan valiler, Erzincan’ın coğrafi işaretli ürünü olan tulum peynirini lavaş ekmek arasında vatandaşlara ikram etti. Kayak merkezindeki ziyaretçilerle bir süre sohbet eden Vali Hamza Aydoğdu ve Vali Şefik Aygöl, etkinlikle Erzincan’ın yöresel lezzetlerinin tanıtımına dikkat çekti. Kendi elleriyle tulum peyniri ikram eden Vali Aydoğdu, Erzincan’ın gastronomi değerlerinin tanıtımına her zaman destek verdiklerini ifade etti. Ergan Dağı Kayak Merkezi’nin Erzincan’ın önemli cazibe merkezlerinden biri haline geldiğini vurgulayan Vali Aydoğdu, tüm kayak ve doğa tutkunlarını Ergan’a davet etti. Etkinlikte konuşan Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Erzincan Tulum Peyniri’nin Avrupa Birliği Coğrafi İşaretine sahip nadir ürünlerden biri olduğunu belirterek, "Döner yerine tulum peyniri daha çok ilgi gördü. Bu da bizi sevindirdi. Tulum peyniriyle yeni ürünler geliştirmeye çalışıyoruz. Amacımız Erzincan’ın gastronomisini Ergan Dağı’nda halkımızla buluşturmak" dedi. Tunceli Valisi Şefik Aygöl ise Ergan Dağı’nın geçmişte bir hayal olduğunu, bugün ise önemli bir marka haline geldiğini ifade ederek, "Bölgesel turizmi birlikte düşünmeliyiz. Erzincan, Tunceli, Elazığ ve Malatya’yı kapsayan çok günlük turizm programları yapılmalı. Bu değerler ülkemiz için çok kıymetli" diye konuştu. Vali Aygöl: "Ergan dağı hayaldi, gerçeğe dönüştü" Vali Şefik Aygöl, "Bizim bir tarafımız Ovacık bir tarafımız Erzincan. Biz Ergan dağına yabancı değiliz komşu ilimiz. 2006 yılında Erzincan’ın Otlukbeli ilçesinde Kaymakam olarak görev yapmıştım. O dönemlerde Ergan Dağı bir hayaldi. Şuan görüyorum ki bu hayal çok güzel bir şekilde gerçekleşmiş. Başta kıymetli valimiz olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Bizim Tunceli’de de bu kış sezonu oldukça kar yağışı bol geçiyor. Yanı başında Ovacık var. Ovacık Kayak Merkezi var. Ovacık Kayak Merkezi buraya göre daha mütevazi bir merkez. Bunlar ülkemiz açısından çok önemli değerler. Bugün Erzincan doğasıyla bir marka Ergan Dağı bir marka durumda. Şehirleri birlikte değerlendirmek lazım. Turizm bölgesel olarak artık çalışmak lazım. Bir gün vatandaşımız Erzincan’da vakit geçirirken ertesi gün Tunceli’de, üçüncü gün Elazığ’da vakit geçirebilmeli. Malatya’dan giren vatandaş Elazığ’dan, Tuncel’den, Erzincan’a gelebilmeli. 4 günlük 5 günlük programlar yapmalı." dedi.