DÜNYA - 02 Nisan 2026 Perşembe 07:21 | Son Güncelleme : 02 Nisan 2026 Perşembe 07:24

ABD Başkanı Trump: "2-3 hafta boyunca İran’a çok sert darbeler indireceğiz"

A
A
A
ABD Başkanı Trump: "2-3 hafta boyunca İran’a çok sert darbeler indireceğiz"

ABD Başkanı Donald Trump, ABD ordusunun İran’da hızlı, kararlı ve ezici zaferler elde ettiğini belirterek, "Stratejik hedeflerin tamamlanmak üzere olduğunu büyük bir memnuniyetle söyleyebilirim" dedi. İran operasyonunun bir süre daha devam edeceğinin altını çizen Trump, "Önümüzdeki 2-3 hafta boyunca İran’a çok sert darbeler indireceğiz" ifadelerini kullandı. Trump, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrole ihtiyacı olan ülkelere, petrolü ABD’den alma çağrısı yaptı.

ABD Başkanı Donald Trump, merakla beklenen ulusa sesleniş konuşmasını gerçekleştirdi. Konuşmasına, NASA'nın 1972'den bu yana Ay'ın çevresine gerçekleştirdiği ilk insanlı yolculuk olan Artemis II görevinde yer alan astronotları tebrik ederek başlayan Trump, ABD’nin İran’a karşı başlattığı Destansı Öfke Operasyonu’nun üzerinden 1 ay geçtiğini hatırlattı. ABD ordusunun savaş alanında hızlı, kararlı ve ezici zaferler elde ettiğini öne süren Trump, "Bu gece itibarıyla, İran donanması yok olmuş durumda. Hava kuvvetleri harabeye döndü. Ve o terörist rejimin liderlerinin çoğu artık ölü" dedi.

"Düşmanlarımız kaybediyor, biz kazanıyoruz"

İran’a saldırıların kendisi konuştuğu sırada dahi sürdüğünü vurgulayan Trump, "Füze ve insansız hava aracı fırlatma yetenekleri ciddi şekilde kısıtlandı. Silah fabrikaları ve füze rampaları paramparça ediliyor, geriye çok azı kaldı. Savaş tarihinde hiçbir düşman birkaç hafta içinde böylesine büyük çaplı kayıplar yaşamamıştır. Düşmanlarımız kaybediyor ve biz her zamankinden çok daha büyük bir şekilde kazanıyoruz" diye konuştu.

"Orta Doğu’ya bağımlı değiliz"

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılarak ABD’ye getirildiği operasyonu hatırlatan Trump, "Askerlerimize Venezuela'yı dakikalar içinde ele geçirme konusunda gösterdikleri muazzam başarı için de teşekkür etmek istiyorum. Bu tüm dünyada herkes tarafından saygıyla karşılandı" şeklinde konuştu. İlk görev döneminde ABD ordusunu yeniden inşa ettiği iddiasını yineleyen Trump, "Şu an dünyanın en güçlü ordusuna sahibiz. Şimdi Venezuela ile, ortak girişim partnerlerimizle birlikte çalışıyoruz. ABD’den sonraki en büyük ikinci petrol rezervi olan devasa miktardaki petrol ve gazın üretimi ile satışında son derece iyi anlaşıyoruz. Orta Doğu'ya bağımlı değiliz, ama yine de yardım etmek için oradayız. Orada olmak zorunda değiliz, petrollerine ya da sahip oldukları hiçbir şeye ihtiyacımız yok, sadece müttefiklerimize yardım ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

"İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceğim"

İran’a karşı başlatılan Destansı Öfke Operasyonu’nun Amerika'nın ve özgür dünyanın güvenliği için gerekli olduğunu öne süren Trump, "2015 yılında başkanlık kampanyamı duyurduğum ilk günden beri, İran'ın nükleer bir silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğime yemin etmiştim. Bu rejim 47 yıldır ‘Amerika'ya ölüm, İsrail'e ölüm’ sloganları atıyordu" dedi. İran rejiminin çok sayıda ABD askerinin yanı sıra, ülkedeki protestolara katılan 45 bin İranlıyı öldürdüğünü iddia eden Trump, "Bu teröristlerin nükleer silahlara sahip olması katlanılamaz bir tehdit olurdu. Rejim, nükleer bir kalkanın arkasından terör, baskı ve toplu katliam kampanyalarını özgürce yürütebilirdi. Bunun olmasına asla izin vermeyeceğim. Geçmiş başkanlarımızın hiçbiri de izin vermemeliydi. Bu durum 47 yıldır devam ediyor ve ben göreve gelmeden çok önce halledilmiş olmalıydı" ifadelerini kullandı.

"Hiçbir başkanın cesaret edemediğini yaptım"

İlk görev döneminden itibaren İran’ın nükleer silah arayışını durdurmak için çok sayıda adım attığını hatırlatan Trump, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü eski komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesi ve Barack Obama döneminde yapılan İran nükleer anlaşmasının feshedilmesini bunlara örnek gösterdi. Bu adımları atmaması halinde İran’ın çoktan nükleer silahlara sahip olabileceğini savunan Trump, "O zaman çok farklı bir dünya olurdu. Benim ve değerli uzmanların görüşüne göre, o anlaşmayı feshetmeseydim şu an bir Orta Doğu veya bir İsrail olmazdı. Bunu yapmaktan büyük onur duydum, çünkü başından beri son derece kötü bir anlaşmaydı. Temelde başka hiçbir başkanın yapmaya cesaret edemediği şeyi yaptım. Onlar hatalar yaptılar ve ben bunları düzeltiyorum" değerlendirmesinde bulundu.

"Rejim her türlü anlaşma girişimini reddetti"

İran konusunda ilk tercihinin her zaman diplomasi olduğunu vurgulayan Trump, "Ancak rejim nükleer silah arayışına kararlı şekilde devam etti ve her türlü anlaşma girişimini reddetti. Bu nedenle Haziran ayında, İran'ın kilit nükleer tesislerine yönelik bir saldırı emri verdim. Gece Yarısı Çekici Operasyonu yapıldı. Kimse daha önce böyle bir şey görmemişti. O muazzam B-2 bombardıman uçakları harika bir iş çıkardı. Nükleer tesislerini tamamen yerle bir ettik. Rejim, nükleer programını tamamen farklı bir yerde yeniden inşa etmeye çalışarak, nükleer silah sevdasından vazgeçme niyetinde olmadıklarını açıkça belli etti. Ayrıca hızla devasa bir balistik füze stoku oluşturuyorlardı. Amerikan topraklarına, Avrupa'ya ve dünyadaki hemen hemen her yere ulaşabilecek füzelere sahip olacaklardı" diye konuştu.

"Nükleer silahın eşiğindeydiler"

İran’ın mümkün olduğunca fazla ve uzun menzile sahip füzeler üretme hedefi güttüğünü kaydeden Trump, "Üstelik kimsenin sahip olduklarına inanmadığı bazı silahlara sahiptiler. Bunu öğrendik ve hepsini ortadan kaldırdık. Kimsenin onları durdurmaya cesaret edemeyeceğini düşündüler ve daha önce kimsenin görmediği bir nükleer silah için hazırlık yaptılar. Bunun tam eşiğindeydiler. Yıllarca herkes İran'ın nükleer silahlara sahip olamayacağını söyledi. Ama en nihayetinde, zamanı geldiğinde harekete geçmeye istekli değilseniz bunlar sadece boş laflardır" şeklinde konuştu.

Trump, İran’ın büyük darbe aldığını vurguladı

İran’a yönelik saldırıların amacının rejimin ABD’yi tehdit etme veya sınırları dışında güç sergileme kabiliyetini ortadan kaldırmak olduğunu söyleyen Trump, "Bu, şu anda tamamen yok edilmiş olan İran donanmasını ortadan kaldırmak demektir. Hava kuvvetlerine ve füze programlarına daha önce hiç görülmemiş seviyelerde zarar vermek ve savunma sanayi üslerini yok etmek demektir. Donanmaları bitti, hava kuvvetleri bitti, füzeleri tükenmek üzere ya da etkisiz hale getirildi. Birlikte ele alındığında bu hamleler İran ordusunu felç edecek ve onlara nükleer bomba yapma imkanını asla tanımayacak" diye konuştu.

Trump’tan Körfez ülkelerine destek

ABD ordusunun İran’da büyük başarılara imza attığını tekrarlayan Trump, "Bu gece, stratejik hedeflerin tamamlanmak üzere olduğunu büyük bir memnuniyetle söyleyebilirim" dedi. İran saldırılarına karşı İsrail ve Körfez ülkelerinin yanında olduklarını vurgulayan Trump, "İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Bahreyn harika bir duruş sergilediler. Onların hiçbir şekilde zarar görmelerine ya da yenilgiye uğramalarına izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

"Benzin fiyatlarındaki artış kısa vadeli"

Birçok ABD’linin artan benzin fiyatlarından endişe duyduğunu hatırlatan Trump, "Bu kısa vadeli artış, tamamen İran rejiminin çevre ülkelerde, bu çatışmalarla hiçbir ilgisi olmayan komşu ülkelere düzenlediği terör saldırılarının bir sonucudur. Bu da İran'a nükleer silahlar konusunda asla güvenilemeyeceğinin bir başka somut kanıtıdır" dedi. ABD tarihindeki en güçlü ekonomiyi inşa ettiğini öne süren Trump, "Tüm bunlar bizi için için kaynayan o kanserden, yani nükleer İran'dan kurtulacak bir konuma getirdi. Ne ile karşılaşacaklarını hiç bilmiyorlardı, bunu asla hayal edememişlerdi" değerlendirmesinde bulundu.

"Hürmüz Boğazı’ndan petrol almıyoruz ve almayacağız"

ABD’nin bol miktarda petrol ve gaza sahip olduğunun altını çizen Trump, "Benim liderliğim altında, Venezuela'dan aldığımız milyonlarca varilden bahsetmesek bile, gezegendeki bir numaralı petrol ve gaz üreticisiyiz. Trump yönetiminin politikaları sayesinde Suudi Arabistan ve Rusya'nın toplamından daha fazla üretim yapıyoruz. Ve bu rakam yakında çok daha yüksek olacak. Dünyanın hiçbir yerinde bizimki gibi bir enerji potansiyeli yok ve gelecek için harika bir durumdayız. ABD Hürmüz Boğazı üzerinden neredeyse hiç petrol ithal etmiyor ve gelecekte de almayacağız. Buna ihtiyacımız olmadı ve olmayacak" şeklinde konuştu.

Trump’tan Hürmüz Boğazı konusunda sorumluluk alma çağrısı

İran’ı yenilgiye uğrattıklarını öne süren Trump, "İran'ı mağlup ve tamamen yerle bir ettik. Askeri, ekonomik ve diğer her bakımdan mahvoldular" dedi. Hürmüz Boğazı’ndan gelen petrole ihtiyaç duyan ülkelerin boğazın güvenliği konusunda sorumluluk alması gerektiğini söyleyen Trump, "Bu işin sorumluluğunu üstlenmeliler. Hürmüz Boğazı’na sahip çıkmalı ve kıymetini bilmeliler. Biz elbette yardımcı olacağız, ancak umutsuzca ihtiyaç duydukları petrolü koruma konusunda öncülüğü onlar yapmalı" diye konuştu. İran savaşında ABD’ye destek vermeyen ülkelere seslenen Trump, "Onlara bir önerim var: Birincisi, petrolü ABD’den alın. Bizde bolca var. İkincisi ise, biraz gecikmiş de olsa cesaretinizi toplayın, Hürmüz Boğazı’na gidin ve orayı koruyup kullanın. Bunu daha önce, biz istediğimizde bizimle birlikte yapmalıydınız. İran şu an yerle bir edildi. İşin en zor kısmı bitti, yani artık sizin için kolay olmalı" dedi.

"Çatışma bittiğinde, Hürmüz Boğazı açılacak"

Hürmüz Boğazı’ndaki krizin uzun sürmeyeceğine işaret eden Trump, "Her halükarda, bu çatışma bittiğinde, Hürmüz Boğazı kendiliğinden açılacaktır. Çünkü ülkeyi yeniden inşa etmeye çalışmak için ellerinde olan tek şey petrol ve onu satmak isteyecekler. Akış yeniden başlayacak, benzin fiyatları hızla düşecek, hisse senedi fiyatları tekrar yükselecek. Ki borsalarımız zaten çok da düşmedi, son birkaç gündür harika günler geçiriyorlar. Aslında düşündüğümden çok daha iyi durumdalar; fakat o korkunç tehditten kurtulmak için İran üzerinden o zorlu yola çıkmak zorundaydık" değerlendirmesini yaptı.

"Rejim fiilen değişmiş oldu"

İran operasyonunun bir süre daha devam edeceğinin altını çizen Trump, "Destansı Öfke Operasyonu'nun başından beri, hedeflerimize tam olarak ulaşana kadar durmayacağımızı açıkça belirttim. Kaydettiğimiz büyük ilerleme sayesinde, bu gece şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Amerika'nın tüm askeri hedeflerini kısa süre içinde tamamlama yolundayız. Önümüzdeki 2-3 hafta boyunca İran’a çok sert darbeler indireceğiz. Onları ait oldukları Taş Devri'ne geri göndereceğiz. Bu arada görüşmeler de devam ediyor. Rejim değişikliği hiçbir zaman hedefimiz olmadı, ancak asıl liderlerinin tamamının ölümü nedeniyle rejim fiilen değişmiş oldu. Hepsi öldü. Yeni grup daha az radikal ve çok daha makul" ifadelerini kullandı.

"Anlaşma olmazsa, elektrik santrallerini vuracağız"

Şimdiye dek herhangi bir anlaşma yapılmadığını hatırlatan Trump, "Ama biz kilit hedeflere ulaştık. Eğer anlaşma olmazsa, her bir elektrik santralini çok sert ve muhtemelen eş zamanlı olarak vuracağız. En kolay hedef olmasına rağmen henüz petrol tesislerini vurmadık; çünkü bu onlara hayatta kalma ya da yeniden inşa için ufacık bile bir şans bırakmazdı. Ama istersek vurabiliriz ve anında yok olurlar. Buna karşı yapabilecekleri hiçbir şey yok. Uçaksavar teçhizatları yok. Radarları yüzde yüz imha edildi. Askeri güç olarak durdurulamaz durumdayız" dedi.

"Nükleer hamlesi yaparlarsa tekrar vururuz"

İran’ın nükleer tesislerinin de ağır darbe aldığını vurgulayan Trump, "Nükleer tozun yakınına bile yaklaşmaları aylar sürer. Orayı yoğun uydu gözetimi ve kontrolü altında tutuyoruz; o yönde tek bir hamle yaptıklarını görürsek onları füzelerle tekrar ve çok sert vururuz. Tüm kartlar bizim elimizde, onların elinde hiçbir şey yok. Bu çatışmayı doğru bir perspektifte değerlendirmemiz çok önemli" dedi.

"Bu, çocuklarınızın ve torunlarınızın geleceğine yapılan tarihi bir yatırım"

Yakın tarihte gerçekleşen tüm büyük savaşların ne kadar uzun sürdüğünü anlatan Trump, "Biz ise son derece güçlü bir askeri operasyonun içindeyiz. Sadece 32 gündür buradayız ve o ülke artık gerçekten hiçbir tehdit oluşturmuyor. Orta Doğu'nun kabadayısıydılar ve artık kabadayı falan değiller. Bu, çocuklarınızın ve torunlarınızın geleceğine yapılan tarihi bir yatırımdır" ifadelerini kullandı.

"ABD daha güvenli ve güçlü olacak"

Tüm dünyanın ABD’yi imrenerek izlediğini öne süren Trump, "ABD ordusunun mükemmelliğine inanamıyorlar. Her bir Amerikalı, İran tehdidinden ve nükleer şantajdan kurtulduğumuz o günü dört gözle bekleyebilir. Attığımız adımlar sayesinde, İran'ın Amerika'ya ve dünyaya yönelik süregelen korkunç tehdidini tamamen sona erdirmenin eşiğindeyiz. Size şunu söyleyeyim; dünya bizi izliyor ve bunu başardığımızda, her şey bittiğinde, ABD her zamankinden çok daha güvenli, çok daha güçlü, çok daha müreffeh ve çok daha büyük olacak" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Umut Meraş: "Beşiktaş’a transfer olduktan sonra bir kere bile A Milli Takım’a çağırılmadım" Bir dönem A Milli Takım ve Beşiktaş forması da giyen Eyüpsporlu futbolcu Umut Meraş, Le Havre’de futbol oynarken her milli takım kampına davet edildiğini, ancak siyah-beyazlılarla sözleşme imzaladıktan sonra bir daha çağrılmadığını ve bunun kendisi için çok enteresan bir durum olduğunu söyledi. Trendyol Süper Lig ekiplerinden Eyüpspor’un deneyimli sol beki Umut Meraş, A Milli Takım’da geçirdiği süreçten Beşiktaş günlerine, Fransa’da Le Havre formasıyla yaşadığı tecrübelerden Eyüpspor’daki hedeflerine, A Milli Takım’ın 2026 FIFA Dünya Kupası’na katılması ve kariyerine kadar birçok konuda İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. "Oyun anlamında şu andaki konumumuzu hak etmiyoruz" Eyüpspor ile bu sezon sergiledikleri performansı değerlendirerek sözlerine başlayan Umut Meraş, "Arda hocayla birlikte geçen sene 1 puanla Avrupa’yı kaçırmıştık. Arda hocanın ayrılmasından sonra yeni hocalarımız geldi. İki üç tane hoca değişti takımımızda. Bu takımın gidişatını etkiledi. Çünkü her hocanın bir farklı stili var; antrenman metodu olsun, sahada istedikleri olsun. Ona alışmakta biraz zorlandık. Çok giden oyuncu oldu, çok arkadaşlarımız ayrıldı. Onların yerine gelen arkadaşlarımız da eski oynadığımız oyuna adapte olmakta zorlandılar. O yüzden lige kötü başladık. Sonrasında Atilla hoca var, Umut hoca var onun yardımcısı. İkisi zaten Arda Turan’ın taktiğini bilen, onunla birlikte çalışmış, bizim sistemimize daha uygun antrenmanlar yaptırıyorlar. Sıralamada biraz kötü olsak da oyun anlamında gerçekten şu andaki konumumuzu hak etmiyoruz. Şimdi önümüzde Antalyaspor maçı var. Milli arada da çok iyi çalıştık. Bu maçı kazanıp inşallah önümüzdeki maçlarda yukarıya doğru ilerlemeyi istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Bu zorlu süreçte inşallah bu potadan çıkacağımızı düşünüyorum" Kalan haftalarda takım olarak ellerinden gelen performansı sergileyerek ligde kalmak istediklerine değinen Meraş, "İkinci devrede takım toparlandı. 15 tane yeni oyuncu katıldı aramıza. Tabii bunlarla birlikte bir anda kimyayı yakalamak zor oluyor. O yüzden biraz hem sistemin oturması gerekiyor hem oyuncuların birbirine alışma süreci var. Bu milli ara bize iyi geldi. Takımın çoğu genç çocuklar, hepsi gayret içerisinde. Hocalarımız keza sabah akşam çalışıyorlar, bizi hazırlıyorlar. Her maça final olarak bakıyoruz. Antalyaspor maçına finalin finali olarak bakıyorum. Kesin kazanmamız gerekiyor. Kazanacağımızı da düşünüyorum. Hem arkadaşlarıma güveniyorum hem kendime güveniyorum hem takıma güveniyorum. Bu zorlu süreçte inşallah bu potadan çıkacağımızı düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Eyüpspor’un uzun süre Süper Lig’de kalması gerektiğinden yanayım" 30 yaşındaki oyuncu, Eyüpspor’un İstanbul’da güzel bir camia olduğunu sözlerine ekleyerek, "Şu anda stadımız olmadığından dolayı taraftarlar fazla maça gelemiyor ama bir stat projesi var, o olursa ben takımın İstanbul’a, Süper Lig’e yakışacağını düşünüyorum. Uzun süre kalması gerektiğinden yanayım. Bunun için de elimden gelen her şeyi yapıyorum. Şu anda 30 yaşına girdim. Takım genç olduğu için ağabey rolündeyim. Yardımcı olmaya, tecrübelerimizi aktarmaya çalışıyoruz. Ben onlardan bir şeyler öğreniyorum çünkü onlar genç, enerjileri yüksek. Ben onlara hep söylüyorum, ’Bu gemiyi kenara yanaştırmamız gerekiyor’. Dümende de bazı oyuncular var. Biz elimizi taşın altına koyduk, gitmedik, ayrılmadık kulüpten, burayı bırakmadık. İnşallah sene sonu da bu işi başarabilirsek kariyerimdeki en büyük başarılardan bir tanesi olacak" diye konuştu. "Sinirlendim ve Fransa’ya transfer oldum" Le Havre’ye transferi ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Umut Meraş, "Bursaspor’a transfer olmuştum. Bursa’da A Milli Takım’a gittikten sonra Süper Lig’den benimle ilgilenen takımlar vardı. Beşiktaş vardı o dönemde, Galatasaray vardı, Trabzonspor vardı. Bir seçim yapmam gerekiyordu. O dönemde Beşiktaş’a biraz daha sıcak bakıyordum. Beşiktaş transferimin bazı nedenlerden dolayı önü kesildi. Ben de sinirlendim açıkçası. Eskiden Bursaspor’da çalışan Paul Le Guen hoca Fransa’da çalışıyordu. Televizyondan Bursaspor maçlarını takip ederken beni görüyor; ’Benim zamanımda bu oyuncu yoktu, iyi oyuncuymuş, ben bunu alabilirim’ diyor. Benim de o zaman bonservisim cüzi bir rakamdaydı. Beni aradı, ’Fransa’ya gelir misin?’ dedi. Her zaman bir Avrupa hayalim vardı, Avrupa’da bir kariyer yapmak istiyordum. İstanbul’a CEO’larını gönderdiler. Bana bir sunum yaptılar, çok kafama yattı. Çünkü oradaki insanlar gerçekten bu işe profesyonel yaklaşıyor. Bir hafta benimle ilgilendiler İstanbul’da. ’İlla imza atmana gerek yok, gel burayı gör’ diye Fransa’ya davet ettiler. Oraya ilk gittiğimde, stadın içinde kampa giriyorduk. İlk defa öyle bir şey gördüm; perdeyi bir açıyorsun, stat. O odaların hepsinde maç saatinden önce biz kalıyorduk. O beni çok etkilemişti. Bir de Real Madrid’de öyle bir sistem varmış. Dünyada iki tane var herhalde, bir tanesi benim oynadığım Le Havre Kulübü’ndeydi" dedi. "Fransa’da herkes sakin, her şeyi yavaş yaşıyorlar" Fransa günlerinin çok keyifli geçtiğinin altını çizen Umut, "Tabii Covid olmasaydı daha iyi olurdu. Çünkü Covid girince arkadaşlarım, ailem oraya gelemediler. Orada biraz zorlandım, tek kaldım çünkü. İlk gittiğimde Fransızca bilmediğim için biraz zorlandım. Çünkü oradaki insanlar İngilizce konuşmuyor; İngilizce bir şey soruyorsun, Fransızca cevap veriyorlar. Türkiye’de biz heyecanlı insanlarız, her şey hızlı olsun istiyoruz. İstanbul’da bir yere giderken ’Bir saatte hızlı hızlı gideyim’, ’Oradan hemen hızlıca halledeyim’... Bankaya gidiyorsun hızlı, her şey hızlı burada. Orada da tam tersi. Herkes sakin, her şeyi yavaş yaşıyorlar. O biraz beni zorladı. Mesela bankaya gidiyorum, iki saat sıra bekliyorum. Markete gidiyorum, iki saat sürüyor. Nasıl olacak böyle dedim. Arkadan ’hadi’ yapıp hızlandırmaya çalışıyorum ama orada kabul etmiyorlar tabii. O yavaşlığa 6-7 ay sonra alıştım, ben de onlar gibi oturup beklemeye başladım" şeklinde konuştu. "Fransa’da malzemeci bile hızlı" Umut Meraş, Fransız ve Türk futbolu arasındaki farklardan bahsederek, Fransız futbolunun daha fiziksel olduğunu dile getirdi. Tecrübeli futbolcu, "Sahada tempo ve fizik olarak çok kuvvetliler. Fransa’ya ilk gittim, antrenmana çıktım. Bir tane çocuk vardı, driplinglerde falan çok hızlıydı. Sonra diğer oyuncu da hızlıydı.. Antrenman bitti, malzemeciye baktım, malzemeci bile hızlı. Dedim ki ’Bu nasıl bir yer, herkes hızlı.’ Türkiye ile fiziksel farkı var sadece. Ama ben Türkiye liginin daha mücadeleci ve daha zor bir lig olduğunu düşünüyorum. O yüzden Süper Lig’de oynamak da kolay değil" cümlelerine yer verdi. "Yurt dışından teklif gelirse hemen giderim" Umut Meraş, "Tekrar teklif gelirse yurt dışına gider misin?" sorusunu ise, "Hemen giderim. Yarın giderim mesela (gülerek). Aslında hayalim İngiltere Premier Lig’di. Çünkü bence dünyanın en zor, en kompakt ve en keyifli ligi. Hem taraftar, hem stat, hem oyun, hem tempo anlamında.. Tabii açık konuşmak gerekirse bu hayalimi bu yaştan sonra gerçekleştirebileceğimi düşünmüyorum. Onların kriterleri var. Oraya transfer olabilmek için güncel milli olman lazım. Bütçeler zaten orada çok yüksek. Ama tabii ki de şu anda Avrupa düşüncem var tekrar" diye cevaplandırdı. "Beşiktaş camiasının benim için çok özel bir yeri var" Beşiktaş’a transfer sürecine değinen 30 yaşındaki oyuncu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bursaspor’dan Fransa’ya gitmeden Beşiktaş’a transfer oluyordum. Olmadı. 2.5 sene Fransa kariyerimden sonra tekrar Beşiktaş’a geldim. Zaten kader ağlarını örmüştü. Beşiktaş camiasının benim için gerçekten çok özel bir yeri var. Çünkü Türkiye’nin en büyük kulüplerinden bir tanesi hem taraftar anlamında hem camia anlamında. Unutulmaz maçlarım vardı; derbi maçları olsun, Şampiyonlar Ligi maçları olsun, hepsi çok keyifliydi. Tabii takım olarak o dönemde sadece Türkiye Kupası kazanabildik, lig şampiyonu olamadık. Şampiyon olamadığımız için taraftarların tabii ki de tepkisi vardı. Ben özellikle o dönemde bireysel anlamda elimden gelen her şeyi yaptım. Sonradan da kontratım bitince ayrıldım." "Beşiktaş’a transfer olduktan sonra bir kere bile Milli Takım’a çağırılmadım" Beşiktaş’a transfer olmadan önce her milli takım kampına davet edildiğini ancak Beşiktaş ile sözleşme imzaladıktan sonra hiç çağırılmadığını anlatan Umut Meraş, "Beşiktaş’a transfer oldum, imzayı attım, o günden sonra bir kere bile milli takıma gitmedim. Neden olduğunu bilmiyorum. O dönemin milli takımdaki hocalarının takdiri. Tabii ki de enteresan bir durumdu. Hiç milli takıma gitmedim ki o dönemde ilk senemde 28 maça çıkmıştım. Şampiyonlar Ligi oynuyordum ki zaten onun öncesinde de her kampa davet ediliyordum. Sonrasında milli takımda bir değişiklik oldu, o dönemde Stefan Kuntz geldi. Bir anda çağırmadı beni. İyi de gidiyorduk milli takımla, Avrupa şampiyonasına katılmıştık. Beşiktaş’a geldim. Türkiye’nin en büyük kulüplerinden bir tanesi ama bir kere bile milli takıma çağırılmadım. Çok enteresandı benim için. Hatta ben de onu sorguluyordum ’Acaba bende mi bir problem var?’ diye ama Fransa 2. Ligi’nden çağırılıp, Beşiktaş’tan çağırılmamak biraz enteresan oluyor" ifadelerini kullandı. "Beşiktaş camiasında 1 puan yenilmek gibi bir şeydir" Beşiktaş’ta oynadığı dönemde takım olarak istedikleri performansı sahaya yansıtamadıklarını dile getiren Umut, bunun sonucunda da taraftarlardan tepki aldıklarını söyledi. Taraftarların tepkilerinde haklı olduklarını vurgulayan Eyüpsporlu futbolcu, "Futbolcu her maçta sahada yüzde 100’ünü vermek zorunda. Tabii ki biz de her maçı kazanmak istiyoruz. Çünkü Beşiktaş’tasın. Beşiktaş’tayken her maça kazanmak için çıkıyorsun. Beraberlik bile kafanda yok. Direkt 3 puan.. Berabere kaldığında sanki yeniliyormuşsun gibi bir üzüntü oluyor. Çünkü Beşiktaş camiasında 1 puan yenilmek gibi bir şeydir, 3 puan almak lazım. O dönemde takım olarak istediğimiz sonuçları alamadık. Bu takımın ortamıyla da alakalıydı açıkçası. O dönemdeki takımın kurulumuyla da alakalıydı. Çünkü gelen oyuncular istediği performansları veremediler. Sadece ben değil, hiç kimse veremedi o dönemde. Bir kısmetsizlik vardı. Bazı dönemlerde böyle şeyler oluyor. Beşiktaş’a şu anda Sergen hoca geldi tekrar, bence toparladığını düşünüyorum. Eskiye doğru gidiyorlar tabii ki de. İnşallah iyi olurlar" şeklinde konuştu. "Beşiktaş’ta 6-7 tane hocayla çalıştım" Umut Meraş, Beşiktaş kariyerinde 6-7 teknik direktörle çalıştığını belirterek, "O dönemde 7-8 tane hoca değiştirdiğimiz için, bir hocayla iletişim kuruyoruz mesela 2-3 ay sonra hoca değişiyordu. Santos geldi, Şenol Güneş geldi, Valerien Ismael vardı. Şenol Güneş’ten sonra Burak Yılmaz hoca kaldı. Ben 6-7 tane hocayla çalıştım. O yüzden destek olamadılar. Çünkü biz bireysel anlamda değil de takım olarak bir yerlere çıkmak istiyorduk, başarmak istiyorduk. O yüzden teknik ekiple iletişim kuramadık" dedi. "Beşiktaş transferim zaten benim için bir çıkıştı" "Kariyerinde beklenen çıkışı yapamadığını düşünüyor musun?" sorusuna da Meraş, "Ben zaten Beşiktaş’a gelerek bir çıkış yaptığımı düşünüyorum. Tabii ki de Beşiktaş’ta benim de hayalim vardı; Avrupa’nın köklü kulüplerine gidebilmek, Beşiktaş’a para kazandırabilmek. Ama dediğim gibi o dönemin takım ortamı, sinerjisi tutmadığından dolayı başarı yakalayamadık. Bu sefer de ne oldu, bireysel anlamda kötü maçlar geçirdik hep birlikte, ben de dahil. O yüzden Beşiktaş’tan ayrılmak zorunda kaldım. Ama Beşiktaş transferim zaten benim için bir çıkıştı. Çünkü ben Fransa 2. Ligi’nde oynuyordum, Beşiktaş camiasına transfer oldum ve 3 sene orada kaldım, 60 tane maç oynadım" yanıtını verdi. "Galatasaray’ı 2-1 yendiğimiz maçtan sonra ’Derbi maçı da o kadar zor değilmiş’ demiştim" Beşiktaş’ta oynarken en unutamadığı maçın 2-1 kazandıkları Galatasaray derbisi olduğunu aktaran deneyimli futbolcu, "O maçta maçın adamı seçilmiştim. Larin’e asist yapmıştım, maçı 2-1 kazanmıştık. Kariyerimde ilk derbi maçımdı. Çok keyifliydi. Hatta o akşam eve gittikten sonra ’Derbi maçı da o kadar zor değilmiş’ demiştim. Keyifliydi, unutamam yani" diye konuştu. "Milli Takım hayalimi gerçekleştirdiğim için çok mutlu ve gururluyum" Milli Takım formasını giyme duygusunu ’Anlatılmaz yaşanır’ diye tanımlayan Umut Meraş, "Sonuç olarak kendi ülkenin bayrağını temsil ediyorsun. Bizim bayrağımız zaten şehitlerimizin kanıyla yapıldığı için çok özel bir forma. Kimseye de nasip olmuyor kolay kolay. Bana oldu Allah’ıma bin şükürler olsun. O yüzden o forma adı altında mücadele etmek her oyuncu için bir hayal. Ben de hayalimi gerçekleştirdiğim için çok mutlu ve gururluyum. Bunu yıllarca anlatacağım" ifadelerini kullandı. "Milli takımda bir aile ortamı var" Milli takımda kamp ortamının çok keyifli olduğunu aktaran Umut, "Hala zaten benim dönemimden çoğu oyuncu orada; Merih, Hakan, İrfan Can, Uğurcan, Mert Günok, Kaan Ayhan.. Herkes var yani. O yüzden ortam çok keyifli oluyor. Çünkü oraya seçilmiş oyuncuların hepsi Türkiye’de gerçekten bir başarı yakalamış veya kendi takımlarında kariyerli oyuncular. Ortam da çok keyifli oluyor, bir aile ortamı var orada. Sadece orada maçı kazanmayı düşünüyoruz çünkü ülkemizi temsil ediyoruz. O yüzden tek bir yürek oluyoruz. Çok keyifli oluyor ortamlar. Oyun oynuyoruz, müzik, dans ediyoruz, şakalaşıyoruz. İdmanlar çok keyifli geçiyor. Milli takım ortamı benim için çok keyifliydi. Dışarıdan şimdi izliyorum; Arda Gülerler, Kenanlar onlar da geldi mesela, daha keyifli" şeklinde konuştu. "Dünya Kupası’nda başarı yakalayabiliriz" A Milli Futbol Takımı’nın 24 sene sonra katılım hakkı elde ettiği Dünya Kupası’nda başarılı olacağına inandığını dile getiren Umut Meraş, "Çünkü çok yetenekli oyuncular var. Mesela ben Kenan’ı çok beğeniyorum, Arda zaten.. Hakan abi kaptanlığı yapıyor orada. Şu an sinerji de güzel. Böyle bir enerji, sinerji oluşmuşken neden olmasın? Oraya gidip orada da başarı yakalayabiliriz" dedi. "Futbolcu anlamında gerçekten çok yetenekli bir ülkeyiz" 30 yaşındaki oyuncu, son 5 yıla bakıldığında milli takımın oturmuş bir kadrosu olduğunu belirterek, "Çünkü biz futbolcu anlamında gerçekten çok yetenekli bir ülkeyiz. Sadece bunu değerlendiremediğimizi düşünüyorum. Yoksa çok yetenekli çocuklar var, arkadaşlarımız var, kardeşlerim var. Bizim bir altyapımızın olması lazım sürekli. Her dönem 10 oyuncu değişmemesi gerekiyor. Birkaç tane eklenmesi lazım ki o zaman başarı yakalayabiliyorsun. Sürekli milli takımda bir havuzun olması lazım, oyuncu eklenmesi lazım. Öyle başarı geleceğini düşünüyorum" cümlelerine yer verdi. "Sol bek mevkisinde dünyanın bir sorunu olduğunu düşünüyorum" Sadece Türkiye’nin değil dünyanın da sol bek yetiştirme konusunda sorunu olduğunu vurgulayan Umut Meraş, şunları söyledi: "Sadece Türkiye’nin değil, dünyada zaten sol bek yok. Çünkü sol ayaklı oyuncu çok zor bulunuyor. O yüzden hem sol ayaklı olup hem sol bek oynayabilmek.. Mesela sol ayaklı bir oyuncu sol kanat da oynayabilir, orta saha da oynayabilir. Genelde sol ayaklı oyuncular kendilerini sol bek bölgesinde defans olduğu için tercih etmiyor. Ben dünyanın bir sorunu olduğunu düşünüyorum." "Ferdi’nin performansını çok beğeniyorum" İngiltere Premier Lig’de Brighton & Hove Albion forması giyen milli futbolcu Ferdi Kadıoğlu’nun performansını çok beğendiğini vurgulayan Umut, "Geçen maçta gol attığı için söylemiyorum; Premier Lig’de oynuyor sonuç olarak, kendini Fenerbahçe’de de kanıtladı. Sağ ayaklı oynaması da bence onun için bir avantaj. Çünkü her topu aldığında içe dripling yapabiliyor. Bu onu rahatlatıyor baskılarda. Çünkü çizgi de bir defanstır oyuncu için, oradan sıkıştırır. Ferdi’nin öyle bir avantajı oluyor. Şu anda iyi de oynuyor" açıklamasında bulundu. Son olarak genç futbolculara tavsiyelerde bulunan Umut Meraş, "Bence kariyer anlamında şu an gayet iyi bir kariyerim var. Yani bunu başarmak için çok emek verdim. Bunun bir de arka tarafı var. O yüzden her genç oyuncuya vereceğim tavsiye; hayallerinin peşinde her zaman koşsun, hiçbir zaman bırakmasın. Olmadığı zaman da üzülmeye zamanın yok. Hemen kalkıp ayağa devam etmesi gerekiyor" diyerek sözlerini noktaladı.
Diyarbakır Diyarbakır’da otizm farkındalığı için renkli etkinlik Diyarbakır’da 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında düzenlenen etkinliklerle farkındalık oluşturdu. Diyarbakır ABA Otizm Eğitim Merkezi, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirdi. Etkinliklerde çocuklar pankartlar açarak müzikler eşliğinde yürüyüş yaptı, vatandaşların dikkatini otizme çekti. Program kapsamında boyama etkinlikleri de düzenlenirken, çocukların yaptığı resimler sergilenerek katılımcıların beğenisine sunuldu. Renkli görüntülere sahne olan etkinliklerle otizme dikkat çekilmesi amaçlandı. ABA Otizm Eğitim Merkezi Müdürü Ahmet Çaçan, her yıl olduğu gibi bu yıl da 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle etkinlikler yaptıklarını ifade etti. Çaçan, "Çocuklarımızla beraber etkinlikler yaptık, boyamalar yaptık, pamuk şekerler dağıttık, tabelalarla, mesajlarımızla Diyarbakır’da yürüyüş yaptık. Çok güzel bir gün geçti. Tabi amacımız bir gün değil, her gün bu çocukları hatırlamak. Bu amaçla beraber her yıl bu şekilde etkinliklerimizi düzenliyoruz. Otizmin rengi bu sene kırmızıydı. Bizler, öğretmenlerimiz, çocuklarımız, velilerimiz hep beraber bugün kırmızı giydik. Kırmızı temaya uygun davrandık. Otizmin bu anlamda farkındayız, onların yanındayız" şeklinde konuştu. ABA Otizm Eğitim Merkezi öğretmenlerinden Nur Sayan ise 2 Nisan Otizm Farkındalık Gününü dikkat çektiklerini söyledi. Sayan, "Bu kapsamda, farkındalık oluşturabilecek resimler özellikle seçtik. Bu resimlerle boyama yaptık, boyama etkinliği gerçekleştirdik. Daha sonrasında bu etkinliğimizle birlikte küçük bir sergi oluşturduk. Otizmin rengi olarak bu yıl belirlediğimiz renk kırmızı. Kırmızı temaya uygun kırmızı balonlar dağıttık çocuklarımıza. Aslında bugün bizim oluşturmak istediğimiz şey, tamamen otizmin bir farkındalık olduğu otizmin bir spektrum bozukluğu olduğu ve bu farkındalığa dikkat çekmek. Buna yönelik olarak çocuklarımızla bugün burada oyunlar oynadık, halaylar çektik, dans ettik, boyamalar yaptık, balonlu etkinliklerimiz oldu, yürüyüş yaptık. Tüm bu etkinliklerimiz, dediğimiz gibi, birazcık gürültülü oldu açıkçası. Zaten gürültülü olması bizim istediğimiz bir şeydi. Çünkü otizm var, biz buradayız. Otistik çocuklar, otizm spektrumuna sahip çocuklar da burada. Herkesin onları görmesini istiyoruz aslında. Herkesin onların farkına varmasını istiyoruz. O yüzden bugün bizim için birazcık gürültülü etkinlikler oldu. Tam da istediğimiz şekilde, çok güzel etkinlikler düzenledik bugün kurumumuzda" diye konuştu.
Kayseri TORK Modüler Yapı Sistemleri’nde stratejik ortaklık Kayseri merkezli üretim firması TORK Modüler Yapı Sistemleri şirket sahibi Bülent Ünlüsavuran ile Ankara’da faaliyet gösteren iş insanı Cemil Demirel arasında kurulan ortaklık ile büyüme yolculuğunda önemli bir eşiği geride bırakıyor. Bu stratejik iş birliği kapsamında TORK, üretim gücünü Ankara’ya taşıyarak yeni bir fabrika yatırımı ile faaliyet alanını genişletmeye hazırlanıyor. TORK Modüler Yapı Sistemleri, bugüne kadar 3 milyon metrekareyi aşan proje deneyimi ve 700’ü aşkın uzman kadrosu ile sektörde güçlü bir konum elde etti. Toplamda 100 bin metrekarelik üretim ve operasyon alanı, şirketin yüksek hacimli üretim kabiliyetini desteklerken; günlük 4.000 m prefabrik üretim kapasitesi, bin metrekare duvar üretimi ve 500 metrekare arakat döşeme üretimi ile aynı anda çok sayıda projeyi yönetebilen bir yapı ortaya koyuyor. Projelendirmeden ruhsat süreçlerine, üretimden montaja kadar tüm aşamaları kapsayan anahtar teslim proje yönetimi anlayışı ve TSEK 118 belgeli üretim güvencesi, TORK’u sektörde güvenilir bir çözüm ortağı haline getiriyor. Gerçekleşen ortaklık ile birlikte, iş insanı Cemil Demirel’in Ankara’daki yerel gücü ve saha organizasyonu, TORK’un üretim ve mühendislik tecrübesi ile birleşerek yeni bir büyüme ivmesi oluşturacak. Ankara’da kurulacak yeni fabrika ile üretim kapasitesi artırılırken, eş zamanlı olarak Ankara’da yap-sat modeliyle konut projeleri geliştirilmesi de planlanıyor. Bu kapsamda TORK, yalnızca üretim tarafında değil, aynı zamanda inşaat ve konut geliştirme alanında da aktif bir oyuncu haline gelmeyi hedefliyor. Bu ortaklık, yalnızca bir yatırım değil; aynı zamanda güçlü bir vizyon birlikteliği olarak öne çıkarken, TORK Modüler Yapı Sistemleri’nin Türkiye genelinde daha etkin, daha büyük ve daha kurumsal bir yapı haline gelmesinin önünü açıyor.
Malatya Milletvekili Ölmeztoprak: "Bu süreçte birlik ve beraberliğimiz çok önemli" AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, TBMM’deki AK Parti Grup Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin verdiği mesajların önemine dikkat çekerek, siyasette birlik ve sağduyu çağrısında bulundu. AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, TBMM’de gerçekleştirilen AK Parti Grup Toplantısı’nda yerini alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarını dinlediklerini belirten Ölmeztoprak, özellikle Ortadoğu’daki gerilime yönelik verilen mesajların dikkatle ele alınması gerektiğini ifade etti. Ölmeztoprak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasında kullandığı dilin, içinde bulunulan hassas süreçte büyük anlam taşıdığını vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "İçinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız" yönündeki yaklaşımının birlik ve beraberlik açısından önemli bir duruş ortaya koyduğunu dile getirdi. Milletvekili Ölmeztoprak, siyasetin ayrıştırıcı değil birleştirici bir dil üzerinden yürütülmesi gerektiğine işaret ederek, bu anlayışın hem iç politika hem de bölgesel gelişmeler açısından belirleyici olacağını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın A Milli Futbol Takımı için tebriklerini ilettiğini aktaran Ölmeztoprak, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan 2026 Dünya Kupası play-off finalinde Kosova’yı mağlup ederek dünya kupasına katılmaya hak kazanan milli takımımızı, Bizim Çocuklar’ı gönülden tebrik ediyorum. Bizim Çocuklar’ın her zaman olduğu gibi formayı zaferden zafere taşıyacağına, milletimizin göğsünü kabartacağına yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandığını belirtti.