DÜNYA - 26 Kasım 2025 Çarşamba 09:41 | Son Güncelleme : 26 Kasım 2025 Çarşamba 09:50

ABD Başkanı Trump: "Barış planı maddelerinin çoğu üzerinde mutabakat sağlandı"

A
A
A
ABD Başkanı Trump: "Barış planı maddelerinin çoğu üzerinde mutabakat sağlandı"

ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna'da barış planı görüşmelerine ilişkin yaptığı açıklamada, "28 maddenin her birini ele alıyorlar ve böylece sayı 22 maddeye düşüyor. Maddelerin çoğu üzerinde mutabakat sağlandı ve aslında oldukça olumlu şekilde. Bakalım nasıl sonuçlanacak" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Şükran Günü vesilesiyle Florida'daki malikanesine gittiği sırada uçakta gazetecilere açıklama yaptı. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşı bitirmeye yönelik müzakerelere değinen Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'nin kendisini ziyaret edip etmeyeceği yönündeki soruya, "Bilmiyorum. Gelmek istiyor ama bence önce anlaşmayı sonuçlandırmalıyız. Görüşmeler iyi gidiyor. Rusya ile başladık. Rusya ile bazı görüşmelerimiz oluyor. Ukrayna da iyi gidiyor. Bu konuda oldukça memnun olduklarını düşünüyorum. Bu sürecin sonlanmasını isterim. Bir süre daha bilemeyeceğiz ama ilerleme kaydediyoruz" cevabını verdi. Daha önce 8 savaşı sona erdirdiğini ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile olan ilişkisi nedeniyle bu savaşı sona erdirmenin daha kolay olacağını düşündüğünü söyleyen Trump, "Ama muhtemelen en zor olanlardan biri bu çıktı. Taraflar arasında çok fazla nefret var" değerlendirmesinde bulundu.

"Güvenlik garantileri konusunda Avrupa ile birlikte çalışıyoruz"

Tarafların üzerinde anlaşmaya varamadığı az sayıda noktanın ne olduğu sorusuna Trump, "Bunlar sıradan şeyler" şeklinde konuştu.

Donald Trump, Ukrayna'nın Rusya'ya toprak verme ihtimaline ilişkin bir soru üzerine de, "Her iki tarafın da toprak konusunda adım atmasından ve sınırı netleştirmeye çalışmasından söz ediyorlar. Bir evin ortasından sınır geçiremezsiniz. Bir otoyolun ortasından da geçiremezsiniz. Bu yüzden bir çözüm üretmeye çalışıyorlar. Karmaşık bir süreç. Bu işler o kadar hızlı ilerlemiyor" ifadelerini kullandı.

Güvenlik garantileri konusunda ise Avrupa ile birlikte çalıştıklarını vurgulayan Trump, "Bunu Avrupa ile birlikte çözmeye çalışıyoruz. Bu konuya büyük ölçüde Avrupa dahil olacak. Avrupa ile birlikte çalışıyoruz. Avrupa mümkünse bunun sona erdiğini görmek istiyor" dedi.

"Rusya, Ukrayna'nın vermek istemediği toprakları zaten ele geçirebilir"

Trump, "İlk 28 maddelik planın Rusya'ya fazla avantaj sağladığını düşünen çok sayıda Cumhuriyetçi vardı. Bunu değiştirdiniz mi?" şeklindeki soruya da cevap verdi. Bu planın sadece bir haritadan ibaret olduğunu belirten Trump, "Hepsi bundan ibaretti. O bir plan değil, bir konseptti. Ondan yola çıkarak 28 maddenin her birini ele alıyorlar ve böylece sayı 22 maddeye düşüyor. Maddelerin çoğu üzerinde mutabakat sağlandı ve aslında oldukça olumlu şekilde. Bakalım nasıl sonuçlanacak" değerlendirmesini yaptı.

Trump, "Sizce Ukrayna'nın Rusya'ya fazla miktarda toprak vermesi mi istendi?" sorusu üzerine ise, "Yani o topraklar, önümüzdeki birkaç ay içinde zaten Rusya'nın eline geçebilir. O zaman, 50-60 bin kişinin daha ölmesi pahasına savaşmaya devam mı etmek istersin, yoksa şimdi bir şey yapmak mı?" diye konuştu. Tarafların bu konu üzerinde müzakereyi sürdürdüğünü aktaran Trump, "Bu işi çözmeye çalışıyorlar. Bir sınır çizmek istiyorsan, otoyolun ortasından ya da bir kasabanın ortasından geçen bir sınır olmaz, işlemez. Uzun ve karmaşık bir süreç. Çok üzgünler, çünkü çok fazla insan ölüyor" dedi.

"Witkoff Rusya'ya gidecek"

Barış görüşmelerinin sonraki aşaması hakkında da değerlendirmelerde bulunan Trump, Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un önümüzdeki hafta Moskova'ya giderek, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşeceğini söyledi. Damadı Jared Kushner'ın da Witkoff'a eşlik edebileceğini belirten Trump, "Öyle zannediyorum ki; gelecek hafta Moskova'da Başkan Putin'le görüşecekler" diye konuştu. "Rusların ne tür tavizler vermesi gerekecek?" sorusunu da yanıtlayan Trump, "Aslında taviz veriyorlar. En büyük tavizleri, çatışmayı durdurmaları ve daha fazla toprak almamaları. Tekrar söyleyeyim: Ben başkan olsaydım bu savaş asla olmazdı. Böyle bir şeyin yaşanması söz konusu değildi. Bu olanlar tamamen aptallık yüzünden oldu. Çok yazık" değerlendirmesinde bulundu.

"Benim için son tarih savaşın bittiği an"

Bir soru üzerine, Ukrayna meselesinin çözümü için daha önce son tarih olarak belirlenen 27 Kasım'daki Şükran Günü'nün artık geçerli olmadığını belirten Trump, "Ne olacağını göreceğiz. Bir tarih belirlediler ve bu tarih çok yakın bir zamanda gelecek. Benim bir son tarihim yok. Benim için son tarih ne biliyor musunuz? Savaşın bittiği an. Ve şu anda herkes çatışmaktan bıkmış durumda. Çünkü çok fazla insan kaybediyorlar" dedi.

"Witkoff'un ses kaydında söyledikleri standart bir yöntem"

ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Ruslara kendisine nasıl yaklaşmaları gerektiğini söylediği ses kaydını dinleyip dinlemediği sorusuna Trump, "Hayır, duymadım. Ama bu standart bir şey. Çünkü bunu Ukrayna'ya da Rusya'ya da anlatmak zorunda. Müzakerecinin işi budur. ‘Bak, onlar bunu istiyor; onları buna ikna etmen lazım' dersin. Bu müzakerelerde çok standart bir yöntemdir. Kaydı dinlemedim ama duyduğuma göre gayet normal bir pazarlık. Muhtemelen Ukrayna'ya da aynı şeyleri söylüyordur, çünkü her iki tarafın da bir şey verip bir şey alması gerekiyor" şeklinde cevap verdi.

"Bu savaş yıllarca sürebilir ve Rusya'nın çok daha fazla insanı, çok daha fazla askeri var"
ABD Başkanı Trump, Witkoff'un fazla Rusya yanlısı olup olmadığı sorusu üzerine, "Bence hayır. Şöyle söyleyeyim. Bu savaş yıllarca sürebilir ve Rusya'nın çok daha fazla insanı, çok daha fazla askeri var. Bu yüzden Ukrayna bir anlaşma yapabilirse bu iyi bir şey olur. İki taraf için de iyi olur; dürüst olmak gerekirse, her iki taraf için de harika olur. Ama Ukrayna çok daha küçük. Nüfusu çok daha az. Çok fazla insan kaybettiler. Rusya da çok insan kaybetti ama Rusya'nın insan kaynağı çok daha büyük" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir" Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokomun sessiz ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir" dedi. VM Medical Park Pendik Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Glokomun göz içi basıncının artışıyla göz sinirine zarar veren ve tedavi edilmezse görme kaybına yol açabilen kronik bir hastalık olduğunu belirten Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom halk arasında göz tansiyonu olarak bilinir. Hastalık çoğu zaman sinsi şekilde ilerler ve erken dönemde hastalar herhangi bir belirti fark etmeyebilir. Bu nedenle glokom ‘sağlıklı gözün sessiz hırsızı’ olarak adlandırılır" dedi. ’’Görme kaybı geri döndürülemez’’ Glokomun retina ve optik siniri etkilediğini anlatan Op. Dr. İçağasıoğlu, hastalığın mekanizmasını şu sözlerle açıkladı: "Hastalık genellikle önce çevresel görmeyi etkiler. Başlangıçta hastalar görmelerinin iyi olduğunu düşünebilir, bu yüzden çoğu fark etmez. Ancak ilerledikçe görme alanı daralır ve ileri evrede tünel görme gelişebilir. Glokomda kaybolan retinal ganglion hücreleri ve optik sinir lifleri geri gelmez. Tedavinin amacı kaybedilen görmeyi geri kazandırmak değil, hastalığın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmaktır." Göz içi basıncının dalgalanmalarının da hastalıkta önemli rol oynadığını dile getiren Op. Dr. İçağasıoğlu, "Sadece ortalama basınç değil, gün içi dalgalanmalar ve özellikle gece yükselmeleri de sinir hasarını hızlandırır. Bu yüzden düzenli damla kullanımı ve takip hayati önemdedir" dedi. ’’Düzenli takip kritik önemde’’ Glokom tedavisinde düzenli kontrollerin ve ilaç uyumunun büyük önem taşıdığını belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, hastaların çoğu zaman kendilerini iyi hissettikleri için tedaviyi aksatabildiğini ifade etti. Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokom kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Göz içi basıncı kontrol altında tutulmazsa, sinir hasarı sessiz şekilde devam eder. Düzenli takip, OCT ve görme alanı testleri ile hastalığın ilerlemesini izlemek gerekir. Tedavi planı buna göre ayarlanır" şeklinde konuştu. ’’40 yaş sonrası göz muayenesi ihmal edilmemeli’’ Glokomda erken tanının görmenin korunmasında en önemli faktör olduğunu kaydeden Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokomda erken tanı görmenin korunmasında en önemli faktördür. Özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi ihmal edilmemelidir. Ailede glokom öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Bu yüzden bu kişilerin daha erken yaşlardan itibaren düzenli göz muayenesi yaptırmaları gerekir" dedi. ’’Sağlıklı yaşam alışkanlıkları göz sağlığını destekliyor’’ Günlük yaşam alışkanlıklarının göz sağlığı üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Op. Dr. İçağasıoğlu, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı önerilerini şöyle paylaştı: "Tempolu yürüyüş, hafif koşu ve yüzme gibi aerobik egzersizler göz içi basıncını birkaç birim düşürebilir ve gözün kan dolaşımını artırabilir. Ancak çok ağır kaldırma gibi basıncı artırabilecek egzersizlerden kaçınılması gerekir. Ayrıca uyku pozisyonu da önemlidir; yüzüstü uyumak veya sürekli aynı göz üzerine yatmak basıncı artırabilir. Bazı yoga hareketlerinde yapılan baş aşağı duruşlar da dikkatli uygulanmalıdır. Çok fazla kahve veya su, göz içi basıncını geçici olarak yükseltebilir. Sıvı tüketimini gün içine yaymak daha sağlıklıdır. Antioksidan açısından zengin beslenme ve sigaradan uzak durmak göz sinirini korumaya yardımcı olur." ’’Bebeklerde de görülebiliyor’’ Glokomun nadir de olsa bebeklerde görülebileceğini belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, konjenital glokom hakkında şunları söyledi: "Konjenital glokomda göz içi sıvısının dışarıya akmasını sağlayan yapıların gelişiminde bozukluk olur. Bu durum göz içi basıncının yükselmesine ve göz dokularında hasara yol açabilir. Bebeklerde aşırı göz sulanması, ışıktan kaçma, gözleri sıkma ve kornea bulanıklığı en sık görülen belirtilerdir. Ayrıca göz büyüklüğünde artış ve korneada ödem görülebilir. Bu belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır." Tedavinin genellikle cerrahi yöntemlerle yapıldığını söyleyen Op. Dr. İçağasıoğlu, "Erken dönemde yapılan müdahale ile görme büyük oranda korunabilir. Geç kalınırsa optik sinir hasarı kalıcı olur" dedi. Dünya Glokom Haftası mesajı Op. Dr. İçağasıoğlu, toplumda farkındalık oluşturmanın önemine değinerek şunları paylaştı: "Glokom sessiz ilerleyen bir hastalıktır. Belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir."
Samsun OMÜ’de "Cumhuriyet ve Kadınların Siyasal Temsili" söyleşisi Samsun Ondokuz Mayıs üniversitesi (OMÜ) Merkez Kütüphanesi’nde "Cumhuriyet ve Kadınların Siyasal Temsili" adlı söyleşi düzenlendi. Düzenlenen söyleşide; İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nuray Ertürk Keskin ve Eğitim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Aydın konuşmacı olarak yer aldı. Türkiye’de kadınların ulusal ve yerel siyasetteki konumunu sayısal verilerle değerlendiren Prof. Dr. Nuray Ertürk Keskin, kadınların siyasi olarak güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksinin 2025 verilerini paylaşan Keskin, kadınların siyasal temsilinin önündeki engelleri sıralayarak bu engellerin aşılmasına yönelik önerilerini dile getirdi. Keskin, kadınların siyasette yer almaları kadar kamu politikalarına ilişkin talep ve program sahibi olmalarının da önemli olduğunu belirtti. Söyleşinin diğer konuşmacısı olan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Aydın ise Türk tarihinde ve toplumunda kadının yeri ile ilgili genel bir değerlendirme yaptıktan sonra Samsun’un ilk kadın milletvekili Ayşe Meliha Ulaş’tan bahsetti. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün ardından düzenlenen söyleşide tarihe adını ilklerle yazdıran, siyasal temsilci ve milli mücadele döneminde etkin bir faal gösteren kadınlar konuşuldu. Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi destekleriyle düzenlenen söyleşi, teşekkür belgesi takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Manisa Köprübaşı Çileği altın sezonunu yaşıyor Mart ayında kilosu 200 liraya alıcı bulan coğrafi işaretli Köprübaşı Çileği, dört mevsim süren hasadı ve yoğun talebiyle hem üreticinin yüzünü güldürüyor hem de ilçe ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Manisa’nın en küçük ilçesi olan Köprübaşı’nda coğrafi işaretli çileğin üretimi dört mevsim aralıksız devam ediyor. Tadı, aroması ve kalitesiyle dikkat çeken tescilli Köprübaşı çileğinin mart ayında kilosu 200 liradan alıcı bulması ise üreticinin yüzünü güldürdü. Tarlaya gelen bazı alıcıların çilekleri kendilerinin toplaması ise dikkat çekti. İlçede yaklaşık 4 bin dekar alanda yetiştirilen Köprübaşı çileği, yaz ve kış aylarının ardından bahar ayında da hasat edilmeye devam ediyor. Büyük emekle toplanan çilekler, Manisa’nın yanı sıra çevre il ve ilçelerdeki pazarlarda tüketiciyle buluşuyor. Mart ayında da üretimini sürdüren çilek üreticisi Selçuk Kayacan, örtü altında 6 dekar, açık alanda ise 4 dekar olmak üzere toplam 10 dekarda üretim yaptığını belirtti. Kayacan, Köprübaşı çileğinin hem açık arazide hem de sera altında yetiştirilebildiğini ifade ederek, fiyatların üreticiyi memnun ettiğini söyledi. Çileğin kilosunun 200 liradan başladığını dile getiren Kayacan, "Toptancıların ilgisi güzel. Hatta bazı alıcılar tarlaya gelip çileği kendileri topluyor. Yüzümüz gülüyor, cebimiz para görüyor. İlçemizde dört mevsim çilek hasadı yapılabiliyor. Köprübaşı çileği artık markalaşmış bir ürün" dedi. Kayacan ayrıca Köprübaşı çileğinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret belgesiyle tescillendiğini hatırlatarak, ürünün yıl boyunca aranır hale geldiğini vurguladı. Köprübaşı’nda yaklaşık 500 üreticinin 4 bin dekarlık alanda çilek yetiştirdiği öğrenilirken, kış sezonunda üretimi artırmak için tünel sera çalışmalarının sürekli artarak devam ettiği bildirildi.